RAMAZAN’IN RAHMETİNDEN MÜSTEFİD OLMALIYIZ

2017-05-26 09:59:00
RAMAZAN’IN RAHMETİNDEN MÜSTEFİD OLMALIYIZ |  görsel 1

RAMAZAN’IN RAHMETİNDEN MÜSTEFİD OLMALIYIZ       Üç ayların sonuncusu, kendisinde Kur'an-ı Kerim’in İndirildiği, bin aydan daha hayırlı olan, Kadir Gecesinin bulunduğu, Oruç Ay'ı olan Ramazanı Şerif günlerine kavuşmuş bulunuyoruz. İçinde bulunduğumuz Rahmet günlerinin değerini bilerek, kirlenen gönüllerimizi, temizlemek için bu özel günlerden gereği gibi faydalanmalıyız. Ramazan: Yanmak manasına olup bu ay’a bu İsmin verilmesine sebep Ramazanda Allah-u Teâla’nın kullarının içlerinin açlık ve susuzluktan yanması, bunun karşılığı olarak günahlarının yanması ve gönüllerinin kötü işlerden temizlenmesi manası murat olunur. Oruç, namaz gibi bedeni ibadetlerden başka zekât ve hususiyle fitre gibi mali ibadetlerin de bu ayda yoğun olarak yapılması sebebiyle İçtimai yardım ayı demek de gerçekten anlamlı olur.      Cenab-ı Allah (c.c.) âyet-i kerimesinde: ” Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakiri doyuracak fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda ... Devamı

ENDÜLÜSTEN SELÇUKLUYA GELENEKSEL 13. ALTIN DOKUNUŞLA

2017-05-25 08:59:00
ENDÜLÜSTEN SELÇUKLUYA             GELENEKSEL 13. ALTIN DOKUNUŞLA |  görsel 1

                                               ENDÜLÜSTEN SELÇUKLUYA             GELENEKSEL 13. ALTIN DOKUNUŞLAR SERGİSİ VE BİLGİ ŞÖLENİ        Kısa adı KOMEK olan Konya Meslek Edindirme Kursları ile Aile Sanat ve Eğitim Merkezlerinin tekâmül kursiyerleri ve öğretmenlerinin el emeği göz nuru nadide eserlerinden oluşan Geleneksel 13. Altın Dokunuşlar Sergisi ve Bilgi Şöleni 16-23 Mayıs 2017 tarihleri arasında Mevlana Kültür Merkezinde gerçekleştirilmiştir. Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Endülüs’ten Selçukluya temasıyla açtığı Geleneksel 13. Altın Dokunuşlar Sergisi ve Bilgi Şöleni, Konya’nın Selçuklular döneminde zirve yapan kültür-sanat faaliyetlerine, yani, milli kodlarımıza dönüşün, başarının en somut adıdır.        İslâm medeniyeti tarihinde tercüme hareketleri denilince, Bağdat’ta başlayan bilim ve felsefe alanındaki tercüme faaliyeti, Endülüs’ te en yoğun şekilde sürdürülmüştür. Avrupalı Hristiyanların dine aykırı gördükleri bilim ve düşünce faaliyetlerinin yasak oluşu sebebiyle, Batı dünyası karanlık çağ’ı yaşamaktaydı. Batı’nın karanlık içinde yaşadığı bu dönemlerde genel olarak Müslümanların, özelde ise kendi içlerindeki Endülüs İslâm Mede... Devamı

MARDİN UFUK TURU

2017-05-23 10:13:00
MARDİN UFUK TURU |  görsel 1

MARDİN UFUK TURU      Konya Sivil toplum kuruluşları platformunun düzenli olarak 14 yıldır düzenlediği Ufuk Turu kurumsal bir kimlik kazanmıştır. Malumunuz 2016 Yılındaki 13. Ufuk Turu ilk defa yurt dışında Kosova Priştinada gerçekleştirilmişti.     Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu, İçişleri Bakanlığı, Konya Büyükşehir Belediyesi, Selçuklu Belediyesi ve Mardin Valiliği’nin destekleriyle organize edilen "Sivil Toplum ve Din” konulu 2017 Yılı 14. Ufuk Turu Toplantıları17-21 Mayıs tarihlerinde Mardin de gerçekleştirildi. Konya Sivil Toplum Platformu çatısı altında; Cemiyet, dernek, vakıf, sendika v. b. 175 Sivil Toplum kuruluşu bulunmaktadır.      Konya Sivil Toplum Flatformu; farklılıkları bir zenginlik olarak görüp, olmazsa olmaz ortak kazanımların muhafazasının sağlanması ve ortak değerlerimizin üzerinde ittifakın temini için önderlik edip, örnek çalışmaları yaparak marka olmayı hedeflemiş ve hedeflerini bir bir gerçekleştirmektedir.      Mardin Ufuk Turu 14. Programı Kur’an-ı Kerîm okunarak açılışı gerçekleştirildi. Sonrasında Protokol Konuşmaları ile devam etti. Ayrıca, 'İslam ve Sosyal Sorumluluk', 'Ümmet ve Milliyetçilik', 'İslam ve Cemaatler' ile 'İslam Dünyasında Dini Akımlar' ana başlıkları altında oturumlar gerçekleştirildi. Toplantıda toplam, 16 tebliğ sunuldu. Program’a Türkiye’mizin 7 bölgesinden katılım gerçekleştirilmiştir. Konya'dan 235 ve 63 şehirden 170 olmak üzere toplam 405 sivil toplum temsilcisi katılmıştır. Toplantıya katılan katılımcılarla İstişare yapılarak, bütün katılımcılara söz hakkı verilmiş, her bir katılımcının önemli olduğu hissettirilmiştir.      Mardin Mer... Devamı

TEVHÎD VE ŞİRK

2017-05-23 09:48:00
TEVHÎD VE ŞİRK |  görsel 1

TEVHÎD VE ŞİRK       Tevhîd; birlemek, Allah (c.c.)’ tan başka İlâh olmadığına inanmaktır. Bu tanım, İlâh kavramının anlamıyla yakından ilgilidir. İlâh, yaratmada eşi ve dengi olmadığı gibi, otoritesinde de eşi ve ortağı olmayandır. Hangi anlamda olursa olsun, Allah (c.c.)’ tan başkasını, bu mevkie koymak, Allah ‘ tan başkasını İlâh edinmektir. Kur’an-ı Kerîm; İlâh kavramının anlam bütünlüğünü bizlere şu şekilde öğretmektedir; İlâh’ın bir tek İlâh olduğu, Yaratanın ancak “O” olduğu, yaratamayanların, yaratan gibi olmadığı, O’nun her şeyin göklerin ve yerin sahibi, yaratıcısı, İlâh’ı olduğu gerçeğini bildirmektedir.      Şirk; ortak koşmak, ortaklık demek olup, ‘Tevhid’’in zıddıdır. Şerik ise, ortak demektir. Çoğulu Şürekâdır. Kur’an-ı Kerîm de insanlar, Tevhîd’e, yani Allah (c.c.)’ı birlemeye davet edilmişlerdir.      Âyet-i Kerîmelerde: “De ki: O, Allah birdir. Allah Sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.” (İhlâs Sûresi âyet:1-4)  “Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.” (Lokma Sûresi âyet:13) “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.” (Nisa Sûresi âyet:48) “(Yahudiler) Allah'ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (hiristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh'i (İsa'yı) rabler edindiler. Hâlbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmele... Devamı

ALLAH’IM, AZABINDAN AFFINA, GAZABINDAN RIZANA SIĞINIYORUM

2017-05-08 15:40:00
ALLAH’IM, AZABINDAN AFFINA, GAZABINDAN RIZANA SIĞINIYORUM |  görsel 1
ALLAH’IM, AZABINDAN AFFINA, GAZABINDAN RIZANA SIĞINIYORUM |  görsel 2
ALLAH’IM, AZABINDAN AFFINA, GAZABINDAN RIZANA SIĞINIYORUM |  görsel 3

                             ALLAH’IM, AZABINDAN AFFINA, GAZABINDAN RIZANA SIĞINIYORUM        Malumunuz son dönemlerde Mübarek gecelerle ilgili diğer günlerden hiçbir farkları olmadığı, o gecelerde yapılacak ibadetlerinde bid’at olduğunu ifade eden bir grup bulunmaktadır. Hâlbuki Allah (c.c.), bazı geceleri diğer gecelere üstün kılmıştır. Kadir Sûresinde Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğu ifade buyrulmuştur. Bazı günler diğer günlerden üstün kılınmıştır. Cuma Sûresinde Cuma gününün önemi vurgulanmıştır. Cuma günü diğer günlerden üstündür. Bazı aylar, diğer aylardan üstün kılınmıştır. Kendisinde Kur’an-ı Kerîm’in indirildiği Ramazan ay’ı diğer aylardan üstündür. Bazı Mekânlar diğer mekânlardan üstün kılınmıştır. Mesela: Mekke, Kâbe-i Muazzama, Medine, Ravza-i Mutahhara, Arafat v.b. yerler, diğer yerlerden, şehirlerden, Mekânlardan Üstün kılınmıştır.      Bahsettiğim gerçekler,  Kur’an-ı Kerimde açıkça ifade buyrulmuştur. Ayrıca, önemli gün ve gecelerle ilgili olarak hadis-i şeriflerde de bilgiler verilmektedir.  Bunlar tartışılamaz dini gerçeklerdir. Okuyucularımız bu önemli gün, ay ve geceleri bu bakış açıları ile değerlendirirlerse daha isabetli davranmış olurlar diye düşünüyorum. Rabbimiz, biz günahkârları affetmek için bazı gün ve geceleri kurtuluşumuza vesile kılmaktadır.          Berât Gecesi, Kameri takvimin 8. ay'ı olan Şaban'ın 15. gecesidir. 10/11 Mayıs 2017 Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece, Berât Kandilidir. Bu vesile ile B... Devamı

DÜNYADA ADALETİN TESİSİ, ZULÜMLERİN BİTİRİLMESİ İÇİN ÇALIŞMALIYI

2017-05-02 11:57:00
DÜNYADA ADALETİN TESİSİ, ZULÜMLERİN BİTİRİLMESİ İÇİN ÇALIŞMALIYI |  görsel 1
DÜNYADA ADALETİN TESİSİ, ZULÜMLERİN BİTİRİLMESİ İÇİN ÇALIŞMALIYI |  görsel 2

      DÜNYADA ADALETİN TESİSİ, ZULÜMLERİN BİTİRİLMESİ İÇİN ÇALIŞMALIYIZ      Adalet; her hak sahibine hakkını verme, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelmektedir. Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adalet ile sağlanmaktadır. Adalet’in olmadığı yerde Zulüm vardır. Zulüm, Adalet’in zıddıdır.    Zulüm aslı itibari ile haddi aşmak ve bir şeyi olması gereken yerden farklı bir yere koymak anlamına gelmektedir. Aynı kökten gelen Zulmet (Çoğulu Zulumât) aydınlığın ve nurun zıddıdır. Haksızlık, hakkı yerine koymama, baskı, şiddet, hak yeme, eziyet ve işkence gibi anlamlara da gelmektedir. Zulüm ıstılahta; adaletsizlik, düşmanlık, hakkı engellemek, gayri meşru bir şekilde değiştirmek, noksanlaştırmak suretiyle adaletten sapmak diye tanımlanmıştır.       Zulüm, âlimler tarafından üç ana konu başlığında ele alınmıştır. 1-İnsanın Allah'a karşı işlediği Zulüm. 2-İnsanların birbirlerine karşı işledikleri Zulüm. 3- İnsanın kendi nefsine karşı işlediği Zulüm. Allah’ın hükmü adalet, onun zıddı zulümdür. Zulüm yapanlara da, Zalim denir. Biz Müslümanlara düşen en önemli görev, her türlü zulüm ile mücadele ederek, adaleti tesis etmek olmalıdır.         Âyet-i Kerîmelerde: “Muhakkak ki Allah, adaleti emreder...”(Nahl Sûresi âyet:90), “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah'a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.” “…Aralarında adaletle hükmet, Allah &ac... Devamı

DAMITILMIŞ DAMLALAR’ IN ÜÇÜNCÜ BASKISI OKUYUCU İLE BULUŞTU

2017-04-13 13:46:00
DAMITILMIŞ DAMLALAR’ IN ÜÇÜNCÜ BASKISI OKUYUCU İLE BULUŞTU |  görsel 1

DAMITILMIŞ DAMLALAR’ IN ÜÇÜNCÜ BASKISI OKUYUCU İLE BULUŞTU        İslam, ilim alanında ilerlemeyi Müslümanlara farz kılan bir dindir. Böyle bir dinin mensubu olmak şereflerin en güzelidir. Dinimiz İslam okumaya, araştırmaya, düşünmeye çok büyük önem vermiştir. O’nun içindir ki, ilk emri “Oku” olmuştur. Bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağı, ilmin beşikten mezara kadar kadın erkek Müslümanlara farz olduğu, ilmin Çin de bile olsa alınması gerektiği ifade buyrulmuştur.       ‘DAMITILMIŞ DAMLALAR’ isimli eserimin birinci ve ikinci baskısı Kardelen, üçüncü baskısı ise Çimke yayınları tarafından yayımlanmıştır. Birinci baskısı 240, eserin genişletilmiş ikinci ve üçüncü baskıları ise 312 sayfadan oluşmaktadır. ‘Damıtılmış Damlalar’ eseri;Sosyal, Tarihi, Bilimsel, Dini Konu başlıklarında dört bölüme ayrılmış olup, 114 ana konu başlığı içerisinde, çok önemli ve özlü bilgiler sunulmuştur.        Kitabımın önsözünde, "Bu eserimde; Özden gelen sözlerimi aktarıp, gerçeklerle yüzleşmemize yardımcı olması düşüncesiyle, gönül köprüsü oluşturarak, şuura yolculuk yapmamızı, Damıtılmış Damlalar halinde dualarınızla birlikte hakikatlere ulaşalım istedim" diyerek özün özünü vermeye çalıştım. İnsanlığa faydalı olup,  amel defterimin öldükten sonra da kapanmamasını düşündüğüm için eserimi yayımlamış bulunuyorum.      Malumunuz hadisi şerifte: “İnsan öldükten sonra amel defteri kapanır ancak şu üç kimse müstesnadır; 1-)Sadaka-i Cariye(Hayır sa... Devamı

ZALİMLERE KARŞI, BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE MÜCADELE ETMELİYİZ

2017-04-10 17:18:00
ZALİMLERE KARŞI, BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE MÜCADELE ETMELİYİZ |  görsel 1

     ZALİMLERE KARŞI, BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE MÜCADELE ETMELİYİZ      Günümüz Müslümanlarının en çok ihtiyaç duydukları konulardan birisi, beklide en önemlisi, birlik ve beraberliktir. Birlik ve beraberlik ruhunu kaybeden toplumlar, her şeylerini kaybetmek zorunda kalırlar. Fertleri birbirine düşmüş milletler, yok olup gitmeye mahkûmdurlar. Tarih bunun en büyük şahididir. Dinimiz İslâm, birlik, beraberlik, kardeşlik hukukunu emretmiş, fitne ve tefrikanın da son derecede tehlikeli olduğunu da açıkça belirtmiştir.       Güzel Ülke Türkiye’miz üzerinde oynanan çirkin oyunları gören aklıselim sahibi olan herkes, Zalimlere, hainlere karşı kenetlenerek, birlik ve beraberlik içinde mücadele etmelidir. Son günlerde yaşadıklarımız karşısında en çok ihtiyaç duyduğumuz konulardan birisi, beklide en önemlisi, birlik ve beraberliktir. Birlik ve beraberlik ruhuna sahip olanların gerçek anlamda kurtuluşa ermeleri, tefrika belasına düşenlerin de yok olup gitmeye mahkûm oldukları bilinen tarihi gerçeklerdir.       Âyet-i Kerîmelerde: “Hepiniz toptan Allah’ın ipine (İslam’a) sarılın, ayrılmayın, Allah’ın size olan nimetini anın; düşmandınız, kalpleriniz arasını uzlaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar” “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran Sûresi âyet:103, 105)      “Mü’minler anc... Devamı

KİTAP OKUMANIN ÖNEMİ

2017-04-03 12:16:00
KİTAP OKUMANIN ÖNEMİ |  görsel 1

KİTAP OKUMANIN ÖNEMİ      Mart ayının son günleri ile Nisan ayının ilk günleri kütüphaneler haftasıdır. Kütüphaneler haftası 53. Programı çerçevesinde Konya’mızda Kültürel etkinlikler çok yoğun ve güzel başlamış halen de devam etmektedir. Konya Büyükşehir Belediyemizin düzenlediği Konya Kitap Günleri 27 Mart - 9 Nisan tarihleri arasında Mevlana Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilmektedir. Konya Kitap Günleri Programlarına verdiği destekten dolayı Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Tahir Akyürek bey’e, Kültür Ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı M.Sami Küçüktığlı’ya ve bütün emeği geçenlere kalb-i şükranlarımı sunarım.     KOP Ve EKİP42 (Eğitimde Kaliteyi İyileştirme) Projesi Kapsamında Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün Okullarımızda Organize Ettiği, Yazar- Öğrenci buluşması SÖYLEŞİ-İMZA Günü Programını Ereğli Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi Öğrencileri ile buluşarak gerçekleştirdik. Hakikaten çok özlü ve güzel bir program oldu. KOP  İdaresi Başkanımız Sayın İhsan Bostancı’ya, Başkan Yardımcısı  Halil İbrahim Tongur’a Konya İl Milli Eğitim Müdürümüz,  Mukadder Gürsoy’a, (TYB)Yazarlar Birliği Konya Şube Başkanımız Hayri Erten’e, Atilla Yaramış 'a,  Ar-Ge Sorumluları Mehmet Filiz, Özlem Kaya, Ereğli Milli Eğitim Şube Müdürü Mustafa Kiraç 'a,  Okul Müdürü Veli Ceylan 'a ve isimlerini sayamadığım bütün emeği geçenlere teşekkürlerimi sunarım.      Konya İl Kültür Ve Turizm Müdürlüğünün Kütüphaneler haftası Münasebetiyle Organize... Devamı

ÜÇ AYLAR VE REĞAİB KANDİLİ

2017-03-27 17:04:00
ÜÇ AYLAR VE REĞAİB KANDİLİ |  görsel 1

ÜÇ AYLAR VE REĞAİB KANDİLİ      Kamer’i takvimine göre yılın yedinci, sekizinci ve dokuzuncu aylarından olan, Recep, Şaban ve Ramazan aylarına verilen isim Üç Aylardır. 29 Mart Çarşamba günü, Üç Ayların başlangıcı olan Recep ayının ilk günüdür. 30/31 Mart Perşembe’yi Cuma’ ya gece de Reğaib Kandilidir.      Regaip, elde edilmesi arzu edilen şeylere ulaşabilmek için Allah’a çokça yönelme anlamına gelmektedir. Allah’ın rahmet, mağfiret ve bereketinin yoğunlukla hayatımıza inmesi, kulun da Yaratıcısına yönelerek bunları sıklıkla istemesinden dolayı bu adı almıştır.  Bu vesile ile içerisinde çok önemli geceleri barındıran mübarek üç aylarımızı ve idrak edeceğimiz Regaip kandilimizi tebrik eder, Âlem-i İslam’ın içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtuluşuna vesile olmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ederim.       İçinde bulunduğumuz Mübarek üç ayların hemen başında, Reğaib kandili ile hayatımızı Manevi anlamda güzelleştirmemize bir fırsat olduğu bilinmelidir. Bu önemli günler, geceler ve aylar, bizlere; iyilik ve güzelliklere rağbet etmeyi hatırlatmakta; hayatımızla alakalı yeni kararlar alma imkânı sunmaktadır. Mesela: Namazlarını bir türlü istediği düzene koyamamış bir Müslüman için, üç aylık zaman dilimi kaçırılmayacak bir fırsattır. Üç ay boyunca namazlarını düzenli olarak kılmaya karar verip bu disiplinden taviz vermeyen kişi, namazdan kopmama adına önemli bir adım atmış sayılır.  Gerçek anlamda şuurlu bir şekilde kılınan namaz, Müslüman’ı bütün kötülüklerden alıkoyar.       Rabbimiz bizle... Devamı

MUHACİR KARDEŞLERİMİZE, ENSAR OLABİLMEK

2017-03-20 14:00:00
MUHACİR KARDEŞLERİMİZE, ENSAR OLABİLMEK |  görsel 1

MUHACİR KARDEŞLERİMİZE, ENSAR OLABİLMEK      İnsanlıktan yoksun Zalim yöneticilerin ceberrut uygulamaları sonucunda son yıllarda, Suriye, Irak, Afganistan, Libya, Doğu Türkistan, Filistin, Mısır, Yemen, v.b. birçok ülkede zulümler artmış,  çocuk, kadın, ihtiyar demeden milyonlar, ya öldürülmüş, ya da yerinden yurdundan edilmişlerdir. Mekke’deki Müşriklerin, Müslümanlara karşı uyguladıkları eza ve cefaları arttırmış olmalarından dolayı Miladi 622 yılında Müslümanların, Mekke’den Medine’ye hicret etme izni Allah (c.c.) tarafından verilmiştir. Bu izin üzerine Mü’minler, Mekke’deki evlerini, tarlalarını bırakarak Medine ye hicret etmişlerdir. Ülkelerini terkedip, bizlere sığınan Muhacir kardeşlerimize, Yüreklerimizden taşacak büyük bir sevgi ile her sinede ölümsüz Ensar olabilmek biz Mü’minlerin asli özelliği olmalıdır.      Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlara Muhacir, Muhacirlere, Medine de maddi ve manevi yönden her türlü desteği veren, yardım eden Müslümanlara da Ensar denir. Ensar ve Muhacirlerin sergiledikleri dostluk, kardeşlik ve fedakarlıkların tarihte eşi ve benzeri yoktur. Hicret; Mekke’den Medine’ye yapılan kutsal bir yolculuktur. Bu kutsal yolculuğun önemi çok büyüktür. Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.s.) ve Ashabı, gerektiğinde, Allah (c.c.) Rızası için,  malların, canların tereddüt edilmeden, severek isteyerek verilmesi gerektiğinin en güzel örnekliğini, fedakârlıklarını göstermişlerdir. Son yıllarda, güzel Ülkemiz Türkiye; kamu kurum-kuruluşları, Sivil Toplum Kuruluşları aracılıkları ile bütün mazlumlara, mağdurlara maddi ve manevi desteği sağlamaktadırlar. Gerçek anlamda kard... Devamı

ÇANAKKALE RUHUNA SAHİP OLMANIN ÖNEMİ

2017-03-14 12:01:00
ÇANAKKALE RUHUNA SAHİP OLMANIN ÖNEMİ |  görsel 1

ÇANAKKALE RUHUNA SAHİP OLMANIN ÖNEMİ      İslâm düşmanı iç ve dış hainler,  yüz yıl önce bütün zalimlerle birlikte seferber olup, ecdadımız Osmanlıyı yıkmışlardır. Abdülhamit Han cennet mekân güzel insana karşı, her türlü hainliklerin yapıldığı gibi bugünde ihanetin her türlüsü, şer odakları tarafından sergilenmekte, güçlenen güzel ülkemiz Türkiye’yi bölüp parçalamak istemektedirler. Yakın tarihimizin o dönemlerinde yapılmak istenenlerle bugünlerde yapılmak istenen aynı şeylerdir. Zerre kadar aklı, imanı, irfanı olan insanımızın bu oynanan oyunlara alet olmadığı gibi, bozmak için mücadele etmesi gerekmektedir. Güzel ülke Türkiye’miz üzerinde oynanmak istenen,  iç ve dış hainlerin planlarına karşı, kararlılıkla birlik ve beraberlik içinde karşı koymalıyız. Güzel ülkemiz Türkiye, içerideki ve dışarıdaki bütün terör örgütleri ve dost görünümlü düşmanlarla mücadele etmektedir.      Çanakkale Savaşının 102. Seneidevriyesinde, yakın tarihimizde yaşadıklarımızdan büyük dersler çıkararak, Yedi düvelle olan mücadelemize en etkin şekilde devam etmeliyiz. Güzelim Ülke Türkiye’mizi bölmek isteyen iç ve dış bütün hainlere gereken cezalarını vermek için çalışmalıyız. Zaman ve kişiler değişse de, Ülkemiz üzerinde gözleri olan bütün hainlerin, plân ve oyunları değişmemektedir. Tarihimizden ibret almalıyız. Bu hususu, İstiklâl Marşımızın şairi Merhum Mehmet Akif ERSOY çok güzel dile getirmiştir.      Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar,      Hiç... Devamı

İSTİKLÂL MARŞI VE ZÂLİMLERLE MÜCADELE

2017-03-06 13:16:00
İSTİKLÂL MARŞI VE ZÂLİMLERLE MÜCADELE |  görsel 1

İSTİKLÂL MARŞI VE ZÂLİMLERLE MÜCADELE      İstiklal mücadelesinin en yoğun dönemlerinde, milletimizin hislerini, duygu ve düşüncelerini tam anlamıyla aktaracak bir “İstiklal Marşı” nın yazılması istenmiş ve sonucunda, Maarif Vekili Hamdullah Suphi tarafından bir müsabaka açılmıştır. Açılan bu müsabakada birinciliği elde edecek kişiye 500 (beş yüz)TL nakdi mükâfat verileceği bildirilmiştir. Ülkemizin her tarafından beş yüzden fazla şair, şiirleri ile katılmıştır. Ancak yazılan marşlar, milletimizin hissiyat ve özelliklerini tam anlamı ile yansıtmadığı düşünülmüştür. Yazılacak milli marşımızın ödüllü olmasından dolayı, Mehmet Akif Ersoy müsabakaya katılmamıştır. Zamanın maarif vekili Hamdullah Suphi, böyle bir marşın en mükemmel bir şekilde, Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılabileceğine inandığı için 05 Şubat 1921 tarihinde bir mektup yazmışlardır. Mektubunda: “Pek aziz ve muhterem Efendim, İstiklal Marşı için açılan müsabakaya iştirak buyurmamanızın sebebinin izalesi için pek çok tedbirler vardır. Zati üstada nelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri maksadın husulü için son çare olarak kalmıştır. Asıl endişenizin icabettiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin vasıtalarından mahrum bırakmamanızı rica ve bu vesile ile en derin hürmet ve muhabbeti arz ve tekrar eylerim”      Bu mektubun yazılmasından çok kısa bir süre sonra, Mehmet Akif Ersoy tarafından “İstiklal Marşı” yazılmıştır. Yazılan bu marş maarif vekili Hamdullah Suphi ve arkadaşları tarafından çok beğenilmiştir. Komisyon tarafından seçilen toplam yedi marş, kabul edilmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilmiştir. Yedi... Devamı

ALLAH (C.C.), HASTALARIMIZA ŞİFALAR LUTFEYLESİN

2017-02-27 14:19:00
ALLAH (C.C.), HASTALARIMIZA ŞİFALAR LUTFEYLESİN |  görsel 1

ALLAH (C.C.), HASTALARIMIZA ŞİFALAR LUTFEYLESİN                 Hakikaten, son yıllarda birçok alanda olduğu gibi sağlık alanında da çok önemli, güzel değişimler ve gelişmeler olmuştur. Önceleri özel hastanelere gidip muayene olabilmek birçoklarımız için hayalden öteye geçmiyordu. Özel Hastanelerde ücret farkı ödense de buna değer diye düşünüyorum. Özel hastanelerle birlikte, Eğitim Araştırma, Tıp Fakülteleri ve Şehir Hasta hanelerinde çok güzel olumlu gelişmelere şahit oluyoruz. Adeta aralarında tatlı bir yarış yaşanmaktadır. Bu tatlı rekabetten de hastalarımız en güzel bir şekilde yararlanmaktadır.             Babam Seyit Mehmet Ersöz 2008 yılında her iki dizinden ameliyat olmuştu. Ameliyattan birkaç yıl sonra yeniden rahatsızlığı nüksetti ve sağ dizinden ikinci kez 2012 yılında ameliyat oldu. Ameliyatlarında insan vücuduna en uyumlu titanyum aparatlar takılmıştı. Birkaç sene içinde ikinci ameliyat ile takılan aparatlar sonucunda vücudunda iltihaplar oluşup, ağrıları artmaya başladı. İşinin uzmanı birçok Doktor kardeşlerimize muayene ettirip tedavisini yaptırmak istedik. Her birinin ortak görüşü sonucunda iltihaplı olan sağ ayaktaki aparatın çıkarılıp, yerine öncelikle antibiyotikli dolgu yapılıp, yaklaşık bir iki ay sonra da yapılan geçici dolgu çıkarılıp, yerine kalıcı aparatının konması gerektiği ifade edildi. Birçok dostun önerisi ve öncelikle Babamın ve bizlerin tercihi ile Medline Hastanesi Ortopedi Bölümü Operatör Doktor Uğur Özkaya’ya muayene ettirdik.  Çekilen MR, filmler, yapılan tetkikler sonucunda, öncelikle sağ dizinden, akabinde de sol dizinden ... Devamı

YARDIMSEVER OLUP, YALAN, İFTİRA VE KÖTÜLÜKLERDEN UZAK DURMALIYIZ

2017-02-21 14:07:00
YARDIMSEVER OLUP, YALAN, İFTİRA VE KÖTÜLÜKLERDEN UZAK DURMALIYIZ |  görsel 1

YARDIMSEVER OLUP, YALAN, İFTİRA VE KÖTÜLÜKLERDEN UZAK DURMALIYIZ       İyilik yapmak ve yardımsever olmak her Müslüman’da bulunması gereken güzel hasletlerdendir. İyi bir insan olmanın şartı, başkalarına iyilik yapmayı ve yardımcı olmayı ilke haline getirmekle mümkündür. Fertlerin maddi ve manevi alanda gelişmesi ancak iyilik sayesinde olur.       Allah(c.c.), âyeti-i kerimelerinde şöyle buyurur: “Hayırlı işlerde birbirinizle yarışınız” (Bakara Sûresi âyet:148) “Onlar (inananlar) Allah’a ve ahiret gününe inanır, kötülükten men eder, iyiliklere koşarlar” (Al-i İmran Sûresi âyet: 114) “İyilikte ve fenalıktan kaçınmada birbirinize yardımcı olunuz. Günah işlemek ve aşırılığa düşmekte yardımlaşmayınız” (Maide Sûresi âyet: 2)      Yalan, İftira ve Yalan yere Şahitlik v.b. kötü davranışlar, Müslüman da bulunmaması gereken özelliklerdendir. Yalan ve İftira ile gerçekler gizlenmekte şahsi menfaatler ön plana çıkarılmaktadır. Olmayan bir şey sanki olmuş gibi anlatılmaktadır. Hayatta insanoğlunun çeşitli arzu ve beklentileri vardır. Bu beklentilerine bazen erişemeyebilir. Böyle bir durumda, bazı İnsanlar kendi kaderlerine razı olurken; bir kısım insanlar da arzu ettiklerini zorla elde etmeye çalışırlar.Yalan ve iftira, bir makamı, bir şeyi elde etmek veya elde etmek istediği şeyi başkalarından kıskanıp, zarar verme düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Her halükârda, dünya için önemli görülen bir şeylere sahip olma düşüncesinin neticesinde yalan söylenip, iftira yapılmaktadır.        Yalan ve İftira son derece kötü ve tahrip edici bir hadisedir. Hem ift... Devamı

EMR-İ BİL MA’RUF VE NEHY-İ ANİL MÜNKER

2017-02-13 14:13:00
EMR-İ BİL MA’RUF VE NEHY-İ ANİL MÜNKER |  görsel 1

EMR-İ BİL MA’RUF VE NEHY-İ ANİL MÜNKER      Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker (Arapça: الأمر بالمعروف و النهي عن المنكر), "İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek, sakındırmak" anlamına gelmektedir. Emr-i bil ma’ruf ve nehy-i anil-münker; İslâm davetinin, tebliğinin temelini teşkil eden, dini, ahlâki ve hukuki bir tabirdir.      İslâm’ın, iyi, doğru, güzel kabul ettiği hususlara Ma’ruf, kötü, çirkin, yanlış kabul ettiği hususlara da Münker denilir. İyilik ve kötülük kavramlarının ölçüsü Kur’an ve Sünnet’tir. Allah (c.c.) ve Resulü Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)’in iyi dedikleri iyi, kötü dedikleri de kötüdür.      Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerîm’de: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Ali İmran Sûresi âyet:104)     “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız…” (Ali İmran Sûresi âyet:110)     Müfessirler, Ali İmran 104. âyet emri uyarınca, Müslümanlar içinde, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan bir içtimaî kontrol müessesesinin bulunmasının farz-ı kifâye olduğunu belirtmişler; ancak, bu görevi üstlenen kişilerde, görevin iyi ve hakkaniyete uygun olarak yerine getirilmesini mümkün kılacak bazı şartların bulunması gerektiğine de işaret etmişlerdir. İyiliği emredip, kötülükten sakındırmak görevini hiçbir Müslüma... Devamı

MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ

2017-02-02 10:39:00
MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ |  görsel 1

MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ      Geçtiğimiz hafta sonu Birlik Vakfında, Konya İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy Kardeşimiz, Yeni Müfredat ile ilgili olarak çok güzel, özlü bilgiler verdiler. Programı organize eden, Konya Birlik Vakfı Başkanı Orhan Gündüz’e, sunumu gerçekleştiren, Konya İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy’a ve emeği geçen, katılan bütün Kardeşlerimize kalb-i şükranlarımı sunarım.      Mukadder Gürsoy Kardeşimiz, sunumunda olması gereken hususları örnekleri ile aktarıp, doyurucu bilgiler verdiler. Sunumunda özet olarak şu konulardan bahsetmişlerdir: “Türkiye’nin başta ilgili mevzuat olmak üzere eğitim sisteminin insan haklarına duyarlı ve muhtelif toplumsal kesimlerini dışlamayan bir şekilde yeniden kurgulanmasına ihtiyaç vardır. Böylece, farklılıklara saygı temelinde Anadolu da yaşayan bütün vatandaşları birbirine bağlayan ortak bir kültürün inşa edilmesi mümkündür.      Talim ve Terbiye Kurulu çok büyük oranda eğitim programlarının oluşturulması, ders kitaplarının hazırlanması ve onaylanması konularında temel aktör olduğu için özel bir Misyon üstlendiğini söyleyebiliriz. Mevcut Öğretim Programlarının İnceleme ve Değerlendirilmesi; 2016 yılı Haziran ayı itibariyle Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı sitesinde güncel halde bulunan öğretim programları genel ve özel amaçlar, içerik, kazanımlar, öğretme ve öğrenme süreci ve ölçme ve değerlendirme başlıkları altında incelenmiştir.      Programların; Temel insan hak ve özgürlükleri yeterince gözetmediği, ayrımcılık içeren hususlar olduğu, Öğrenci düzeyine... Devamı

CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ

2017-01-19 12:56:00
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ |  görsel 1

CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ      Güzel Ülke Türkiye’miz de, çok partili hayata geçildikten sonraki yıllarda yapılan anayasa değişikliği ile Parlamenter Sistem uygulanmaya başlamıştır. Geldiğimiz noktada baktığımız zaman, mevcut uygulanmakta olan sistemin olumsuzluklarının olumlu taraflarından çok fazla olduğu açıkça görülmüştür. Parlamenter Sistemin uygulandığı dönemlerde, askerler neredeyse her on yılda bir darbe yapmış, Ülkemiz maalesef yönetilemez hale getirilmiştir. Malumunuz, 1960 darbesi, 1971 Muhtırası, 1980 darbesi, 1997 Post Modern Darbesi, 2007 E Muhtıra ve 15 Temmuz 2016 Paralel Fetö Darbesi girişimi yapılmıştır.      Mevcut uygulanmakta olan sistem ile son yıllardaki başarılı çalışmalar istisna olmakta, genel olarak yönetimde istikrarı sağlamak, mevcut yapı ile zorlaşmakta, hatta bazen mümkün olmamaktadır. Mevcut sistemde koalisyonlar kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. 07 Haziran 2015 seçimlerinde de koalisyon sonucu çıkmış, Hükumeti kuracak partiler anlaşmayınca ikinci bir seçim yapmak zorunda kaldığımız bir gerçektir. Dünyadaki örneklerine baktığımız zaman, Başkanlık Sistemi’nin, Parlamenter Sistemden daha güçlü yönlerinin olduğu açıktır. Koalisyonlar dönemini bitirip, güçlü ve istikrarlı bir yönetimi oluşturduğu bilinen gerçeklerdendir.      Anayasanın değiştirilebilmesi için 367, halk oylamasına sunulabilmesi içinde asgari 330 Milletvekilinin Oyunu alması gerekmektedir. Yapılan görüşmeler sonucu, Ak Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi 18 Maddede Anayasa değişikliği yapmak için mutabakata varmışlardır. 1. ve 2. Tur ile bütün Maddelerin toptan oylamalarında Anayasa değişi... Devamı

TOPRAK, EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA; VATANDIR

2017-01-09 16:44:00
TOPRAK, EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA; VATANDIR |  görsel 1

TOPRAK, EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA; VATANDIR      Milletimiz, içeriden ve dışarıdan gelen her türlü ihanetlere karşı, birlik ve beraberlik içinde dayanışma göstererek haklı mücadelesini sürdürmektedir. Allah (c.c.)’ın yardımı Mü’minlerin üzerinedir. Birlik ve beraberlik ruhunu koruduğumuz sürece, Rabbimiz’in yardımı ile hiçbir beşeri güç Milletimizi mağlup edemeyecektir.      Müslümanlar; Vatanı, Bayrağı, Kutsal değerleri uğruna dünden daha çok bugün, kardeşlik dayanışma, birlik-beraberlik içerisinde maddi ve manevi unsurlarını seferber etmişlerdir. Bu seferberlik ruhu, güzelim Ülke Türkiye’miz üzerinde oynanmak istenen oyunun olumsuzluklarını giderecek ümidi çok net vermektedir. İçeriden ve dışarıdan güzel Ülkemiz Türkiye’ye düşmanlık eden hainlerin tuzaklarını boşa çıkarmak için, birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşlik hukukumuzu devam ettirmek zorundayız. İç ve dış hainler boş durmayacak, Provakatif bazı eylemlere yeltenmeye devam edeceklerdir. Sağlam duruşumuz devam ettiği sürece, Allah (c.c.)’ın izni ile ne yaparlarsa yapsınlar başarılı olamayacaklardır. Hamd olsun ki, Milletimiz büyük oyunu görmüş ve bozmuştur. Bir arkadaşımın geçtiğimiz hafta aktardığı ibretlik hikâyeyi siz değerli okuyucularıma aktarmak istiyorum: “Sabah, müdavimi olduğum sebze halinin karşısındaki amele kahvesine uğradım. Bir masada benimle aynı yaşlarda dört  kâğıt hurdacısı vardı, muhabbet ettik. Haleplilermiş, biri Suriye'de baas partisinin üyelerinden radikal bir solcu, biri Türkmen, biri Kürt milliyetçisi, diğeri ise Arap/Türkmen melezi ve tarikat ehliymiş. Dediler ki; Abi biz Suriye’de bırak aynı ... Devamı