GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ

2017-10-16 15:02:00

GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ      Bir milletin ilerlemesinde Maddi ve Manevi güzelliklere sahip olmasındaki en etkili gücün Eğitim-Öğretinden geçtiği aşikârdır. Geleceğimizin teminatı gençlerimizin okullarımızda Öğretmenlerimiz tarafından en iyi şekilde sahip çıkılarak, bilgili, güzel ahlâk sahibi olarak yetiştirilmeleri en büyük arzumuzdur. Ancak; ebeveynlere, Sivil Toplum Kuruluşlarına da büyük görevler düşmektedir. Her birimiz bugüne kadarki, maddi ve manevi yardımlarımızı artırarak, geleceğimizin teminatı gençlerimize sahip çıkmalıyız.      Türkiye’mizde, son yıllarda, maddi ve manevi çok güzel hizmetler yapılmıştır. Özgürlüklerin önü açılmış,  kardeşliğin temini için adımlar atılmış, insanlarımızın her birine değer verilmiş, Meslek Lisesi Mezunlarına uygulanan; Katsayı adaletsizliği  giderilmiş, Meslek Liselerinin Orta Kısımları açılmış, Hafızlık ile ilgili engeller kaldırılmış, Kesintisiz eğitim, kesintili hale dönüştürülmüş, Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Hayatı ve Temel Dini Bilgiler seçmeli ders olarak, Orta Okul ve Liselere konulmuş, Yıllardır kanayan bir yaraya, neşter vurulup, Başörtüsü yasağı kaldırılarak, bütün kamu kurum ve kuruluşlarında serbest bırakılmıştır. Ders Kitaplarının içeriği elden geçirilmiş ve halen elden geçirilmeye devam etmektedir. Değerlerimiz ile çelişen, yanlı ve yanlış bilgiler ayıklanmaktadır.      Tam arzu edilen şekliyle sıkıntılarımızı aştığımız zaman, hem Ortaöğretimde, hem de Üniversiteye girişte sınavların kaldırılmasının da bir zorunluluk olduğuna inanıyorum. İlk kademe sonunda öğrencinin yetenek ve kapasitesine uy... Devamı

AKSED, ÖRNEK BİR CAMİ DERNEĞİDİR

2017-10-09 11:19:00

AKSED, ÖRNEK BİR CAMİ DERNEĞİDİR     Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunmuş, bilge insan Merhum Aliya İzzetbegoviç ismi, Konya’mızın Selçuklu İlçesi Hacı Kaymak Mahallesindeki Cami de yaşatılmaktadır. Kısa adı; AKSED olan, Aliya İzzet Begoviç Kültür-Sanat Ve Eğitim Derneği Başkanı İbrahim Günay Kardeşimizdir. Camilerimiz, yeniden aslına uygun olarak merkeze alınmalıdır. Böyle bir girişimi Dernek Başkanı İbrahim Günay Kardeşimiz, görevi devraldığı 2015 yılının başından itibaren farkındalık oluşturarak yaptığı güzel çalışmalarla göstermiş bulunmaktadır.      Bilge Kral; Aliya İzzet Begoviç’in hedefi: Müslümanların İslamlaşması, Sloganı ise: İnanmak ve Mücadele etmek üzerine kurulmuştur. Bu Mümtaz mücadele abidesi merhum Aliya İzzet Begoviç’in güzel sözlerinden bir kaçını sizlere aktarmak istiyorum: “Savaş, ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir” “ Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Kitaba( Kur’an)’a uyacağız.” “Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü İslâm, benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir.”      Âyet-i Kerîmede: “Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.”(TevbeSûresiâyet:18)buyrulmuştur.     Kâmil İman sahibi güzel kardeşlerimiz, Allah’ın Mescitlerini, Camileri hem inşa, hem de ihya ederler. Mü’min, imkân d&... Devamı

FİTNE, YALAN VE İFTİRANIN TEHLİKELERİ

2017-10-02 12:36:00

FİTNE, YALAN VE İFTİRANIN TEHLİKELERİ       Fitne, Yalan ve İftira son derece tehlikeli, toplumu tahrip edici özellikleri olan olumsuzluklardandır. Fitne; karışıklık, kargaşa, savaş, anarşi; din ve vicdan hürriyetine karşı baskı demektir. İftira;kasıtlı ve asılsız olarak suç yükleme, kara çalma, bühtan gibi anlamlara gelmektedir.  Yalan; doğru olmayan, gerçeğe uymayan, uydurma söz gibi anlamlara gelmektedir. Fitne, Yalan ve İftira sonucunda insanlar arasındaki sevgi ve dostluk bağları yok olur; dayanışma gücü ortadan kalkar. İnsanlar birbirine güven duymaz olurlar. Bu güvensizlik, bir toplumun sosyal hayatını tamamen felce uğratan yıkıcı bir etki yapar. Fitne, Yalan ve İftira, toplumdaki güzellikleri yakıp bitiren bir ateş gibidir. Bununla beraber yalan yere şahitlik yapmakta en büyük günahlardandır.       Allah(c. c.), âyeti-i kerimelerinde şöyle buyurur: “…Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür…” “…Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır…” (Bakara Sûresi âyet:191,217) “İyilikte ve fenalıktan kaçınmada birbirinize yardımcı olunuz. Günah işlemek ve aşırılığa düşmekte yardımlaşmayınız” (Maide Sûresi âyet: 2)      Fitne, Yalan, İftira ve Yalan yere Şahitlik v. b. kötü davranışlar, Müslüman da bulunmaması gereken özelliklerdendir. Yalan ve İftira ile gerçekler gizlenmekte şahsi menfaatler ön plana çıkarılmaktadır. Olmayan bir şey sanki olmuş gibi anlatılmaktadır. Hayatta insanoğlunun çeşitli arzu ve beklentileri vardır. Bu beklentilerine bazen erişemeyebilir. Böyle bir durumda, bazı İnsanlar kendi kaderlerine razı olurken; bir kısım insanlar da arzu ettiklerini zorla eld... Devamı

İMAN VE SALİH AMELLERİN ÖNEMİ

2017-09-25 10:06:00

İMAN VE SALİH AMELLERİN ÖNEMİ        İslâm’ın beş temel şartlarından ilki, İslâm dininin İnanç yönünü, diğerleri de temel ibadetlerini teşkil eder. İman; İnanmak, İnanç anlamına gelmektedir. Kelime-i Şehadet, İslâm’ın beş temel şartının birincisi ve en önemlisidir. Kelime-i Şehadet, Kelime-i Tevhîd; İslâm’a girişin temel şartıdır. Diğer ibadetler bu temel üzerine bina edilir. Kelime–i Şahadet: “Eşhedü enlâ ilâhe illellah ve eşhedü enne Muhammed en abdühü ve Rasuluh” demektir. Anlamı: “Ben şahitlik eder, inanırım ki, Allah(c.c.)’tan başka İlâh yoktur. Ve yine şahitlik eder, inanırım ki, Muhammed (s.a.s.) Allah(c.c.)’ın kulu ve elçisidir.” Kelime-i Tevhid; Lâ İlâhe İllallâh Muhammedür Resulullah. Anlamı: Allah‘tan başka İlâh yoktur, Muhammed (s.a.s.),Allah’ın Resulüdür. Kelime-i Şehadeti, Kelime-i Tevhid’i, dil ile söyleyip, kalp ile de tasdik etmek gerekir. Kelime-i Şehadeti, Kelime-i Tevhid’i; kendi hür iradesi sonucunda, dili ile söyleyip, kalb-i ile de tasdik eden Müslüman olur.      İnsanın gerçek anlamda kurtuluşu, mutluluğu için, öncelikle sağlam bir İman’a sahip olması ve İmanın gerektirdiği şekilde Salih amellerle dolu bir hayat yaşaması gerekmektedir. İman çok önemli bir özellik olmakla birlikte, Salih amellerle desteklenmeyen İman’ın korunması, muhafazası da çok zordur. İman ile birlikte Salih amellerde gerekir. Çünkü İman’ı besleyen, güçlendiren ana unsur Salih amellerdir. Dünya hayatına imtihan edilmek üzere gönderildik. Yaratılış gayemizin amacı kulluktur. Bundan dolayıdır ki; korku, ölüm, açlık, mallarımızın ve ... Devamı

KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI

2017-09-19 10:48:00

                      KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI        Malumunuz 21 Eylül 2017 Perşembe gününden itibaren Hicri 1438. Yıl tamamlanacak ve 1439. yıla gireceğiz. Bu vesile ile Hicri Yılımızı  tebrik eder, Alem-i İslam’ın kurtuluşuna vesile olmasını Allah (c. c.)’dan niyaz ederim. Peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.s) ,Mekke-i Mükerremeden Medîne-i  Münevvere ye hicret ettiği 622 Mîlâdi yılı  Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer(r.a.)'ın halifeliği döneminde, Hz. Ali (r.a.)'ın teklifiyle bu yolculuk, Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul  edilmiş ve isim olarak “Hicrî Yıl” denilmiştir. Mîlâdî takvimde Güneşin hareketleri esas alınmış, Hicri Takvimde ise Kamer (ay)’ın hareketi esâs alındığı için , “Hicrî Yıl olarak isimlendirilmiştir.      Hicrî Yıl da, Mîlâdî, Yıl gibi 12 ay esâsına dayanır. Kameri aylar: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce’dir.      Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin Peygamber olarak gönderilmesi sonucu, karanlık yerini aydınlığa, zulüm yerini adalete, kararan gönüller, vicdanlar, merhamete, İman nuruyla kavuşmuşlardır. Ancak bu nurdan rahatsız olan Müşrikler, Efendimizi öldürmek istiyorlardı ve her geçen gün Müslümanlara eza ve cefalarını artırmaktaydılar. Yaklaşık olarak Mekke de on üç yıllık bir mücadeleden sonra hicret emri gelmiştir. Âyet-i Kerîmede: “ Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirl... Devamı

KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI

2017-09-19 10:48:00

                      KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI        Malumunuz 21 Eylül 2017 Perşembe gününden itibaren Hicri 1438. Yıl tamamlanacak ve 1439. yıla gireceğiz. Bu vesile ile Hicri Yılımızı  tebrik eder, Alem-i İslam’ın kurtuluşuna vesile olmasını Allah (c. c.)’dan niyaz ederim. Peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.s) ,Mekke-i Mükerremeden Medîne-i  Münevvere ye hicret ettiği 622 Mîlâdi yılı  Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer(r.a.)'ın halifeliği döneminde, Hz. Ali (r.a.)'ın teklifiyle bu yolculuk, Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul  edilmiş ve isim olarak “Hicrî Yıl” denilmiştir. Mîlâdî takvimde Güneşin hareketleri esas alınmış, Hicri Takvimde ise Kamer (ay)’ın hareketi esâs alındığı için , “Hicrî Yıl olarak isimlendirilmiştir.      Hicrî Yıl da, Mîlâdî, Yıl gibi 12 ay esâsına dayanır. Kameri aylar: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce’dir.      Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin Peygamber olarak gönderilmesi sonucu, karanlık yerini aydınlığa, zulüm yerini adalete, kararan gönüller, vicdanlar, merhamete, İman nuruyla kavuşmuşlardır. Ancak bu nurdan rahatsız olan Müşrikler, Efendimizi öldürmek istiyorlardı ve her geçen gün Müslümanlara eza ve cefalarını artırmaktaydılar. Yaklaşık olarak Mekke de on üç yıllık bir mücadeleden sonra hicret emri gelmiştir. Âyet-i Kerîmede: “ Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirl... Devamı

KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI

2017-09-19 10:48:00

                      KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI        Malumunuz 21 Eylül 2017 Perşembe gününden itibaren Hicri 1438. Yıl tamamlanacak ve 1439. yıla gireceğiz. Bu vesile ile Hicri Yılımızı  tebrik eder, Alem-i İslam’ın kurtuluşuna vesile olmasını Allah (c. c.)’dan niyaz ederim. Peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.s) ,Mekke-i Mükerremeden Medîne-i  Münevvere ye hicret ettiği 622 Mîlâdi yılı  Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer(r.a.)'ın halifeliği döneminde, Hz. Ali (r.a.)'ın teklifiyle bu yolculuk, Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul  edilmiş ve isim olarak “Hicrî Yıl” denilmiştir. Mîlâdî takvimde Güneşin hareketleri esas alınmış, Hicri Takvimde ise Kamer (ay)’ın hareketi esâs alındığı için , “Hicrî Yıl olarak isimlendirilmiştir.      Hicrî Yıl da, Mîlâdî, Yıl gibi 12 ay esâsına dayanır. Kameri aylar: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce’dir.      Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin Peygamber olarak gönderilmesi sonucu, karanlık yerini aydınlığa, zulüm yerini adalete, kararan gönüller, vicdanlar, merhamete, İman nuruyla kavuşmuşlardır. Ancak bu nurdan rahatsız olan Müşrikler, Efendimizi öldürmek istiyorlardı ve her geçen gün Müslümanlara eza ve cefalarını artırmaktaydılar. Yaklaşık olarak Mekke de on üç yıllık bir mücadeleden sonra hicret emri gelmiştir. Âyet-i Kerîmede: “ Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirl... Devamı

KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI

2017-09-19 10:48:00

                      KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI        Malumunuz 21 Eylül 2017 Perşembe gününden itibaren Hicri 1438. Yıl tamamlanacak ve 1439. yıla gireceğiz. Bu vesile ile Hicri Yılımızı  tebrik eder, Alem-i İslam’ın kurtuluşuna vesile olmasını Allah (c. c.)’dan niyaz ederim. Peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.s) ,Mekke-i Mükerremeden Medîne-i  Münevvere ye hicret ettiği 622 Mîlâdi yılı  Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer(r.a.)'ın halifeliği döneminde, Hz. Ali (r.a.)'ın teklifiyle bu yolculuk, Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul  edilmiş ve isim olarak “Hicrî Yıl” denilmiştir. Mîlâdî takvimde Güneşin hareketleri esas alınmış, Hicri Takvimde ise Kamer (ay)’ın hareketi esâs alındığı için , “Hicrî Yıl olarak isimlendirilmiştir.      Hicrî Yıl da, Mîlâdî, Yıl gibi 12 ay esâsına dayanır. Kameri aylar: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce’dir.      Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin Peygamber olarak gönderilmesi sonucu, karanlık yerini aydınlığa, zulüm yerini adalete, kararan gönüller, vicdanlar, merhamete, İman nuruyla kavuşmuşlardır. Ancak bu nurdan rahatsız olan Müşrikler, Efendimizi öldürmek istiyorlardı ve her geçen gün Müslümanlara eza ve cefalarını artırmaktaydılar. Yaklaşık olarak Mekke de on üç yıllık bir mücadeleden sonra hicret emri gelmiştir. Âyet-i Kerîmede: “ Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirl... Devamı

ADALET

2017-09-11 12:09:00

ADALET      Adalet; her hak sahibine hakkını verme, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelmektedir. Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adalet ile sağlanmaktadır. Adalet’in olmadığı yerde Zulüm vardır. Zulüm, Adalet’in zıddıdır.    Zulüm aslı itibari ile haddi aşmak ve bir şeyi olması gereken yerden farklı bir yere koymak anlamına gelmektedir. Aynı kökten gelen Zulmet (Çoğulu Zulumât) aydınlığın ve nurun zıddıdır. Haksızlık, hakkı yerine koymama, baskı, şiddet, hak yeme, eziyet ve işkence gibi anlamlara da gelmektedir. Zulüm ıstılahta; adaletsizlik, düşmanlık, hakkı engellemek, gayri meşru bir şekilde değiştirmek, noksanlaştırmak suretiyle adaletten sapmak diye tanımlanmıştır.         Âyet-i Kerîmelerde: “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”  (Nahl Sûresi âyet:90) Allah Teâlâ bu âyette dünya nizamını sağlayan üç esası emrediyor; buna karşılık üç çirkin davranışı da yasaklıyor.       Emrettiği esaslar: Adalet, ihsan ve akrabaya yardımdır. Yasakladıkları ise: Fuhuş, münker ve zulümdür. Adalet:Her şeyi tam olarak yerine getirmek, herkesin hakkını vermek ve ölçülü davranmak demektir. İhsan:İyilik etmek, hayır yapmak, bağışta bulunmak ve emredilen şeyi gerektiği gibi yerine getirmek demektir. İbadette ihsan: Allah’ı görür gibi ibadet etmektir. Akrabaya yardım:Uzak ve yakın akrabaya iyilik etmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara karşı iyi davranmak demektir. Fahşâ:Yalan, iftira ve zina gibi söz veya fiille işlenen günah ve çirkinliklerdir. ... Devamı

ZULÜM İLE ABAD OLANIN AHİRİ BERBAT OLUR

2017-09-05 11:53:00

ZULÜM İLE ABAD OLANIN AHİRİ BERBAT OLUR     Adalet; her hak sahibine hakkını vermek olarak tanımlanmıştır. Zulüm ise Adalet’in zıddıdır.Zulüm; haddi aşmak ve bir şeyi olması gereken yerden farklı bir yere koymak anlamına gelmektedir. Zulüm kökünden gelen Zulmet, (Çoğulu Zulumât) aydınlığın ve nurun zıddıdır. Haksızlık, hakkı yerine koymama, baskı, şiddet, hak yeme, eziyet ve işkence gibi anlamlara da gelmektedir. Zulüm ıstılahta; adaletsizlik, düşmanlık, hakkı engellemek, gayri meşru bir şekilde değiştirmek, noksanlaştırmak suretiyle adaletten sapmak diye tanımlanmıştır.      Zulüm, alimler tarafından üç ana konu başlığında ele alınmıştır. 1-İnsanın Allah'a karşı işlediği Zulüm. 2-İnsanların birbirlerine karşı işledikleri Zulüm. 3- İnsanın kendi nefsine karşı işlediği Zulüm. Allah’ın hükmü adalet, onun zıddı zulümdür. Zulüm yapanlara da, Zalim denir. Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerde; Allah (c. c.)’ın Zalimleri sevmediği açıkça haber verilmiştir. Ayetlerin ışığında Konuyu aydınlatmaya çalışacağım. Ayet-i Kerimelerde; “Allah kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi! İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir apışıp kaldı. Allah zalim kimseleri hidayete erdirmez.”(Bakara Sûresi âyet:258) “İnkâr edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları (başka) bir yola iletecek de değildir. Ancak orada ebedî kalmak üzere cehennem onları yoluna (iletecektir). Bu da Allah'a çok kola... Devamı

ARİFE, KURBAN VE KURBAN BAYRAMI

2017-09-05 11:51:00

ARİFE, KURBAN VE KURBAN BAYRAMI      Malumunuz Perşembe günü arife, Cuma günüde Kurban Bayramının birinci günüdür. Teşrik tekbiri; arife günü sabah namazında başlar ve dördüncü bayram ikindi namazı sonrası 23 (Yirmi üç vakit), “Allahu Ekber, Allahu Ekber, La ilahe illallahu Vallahu Ekber, Allahu Ekber ve Lillahilhamd” denilerek ikmal edilir. Arife, bilinen gün anlamına gelmektedir. Bayramı müjdeleyen, bayramdan önceki gündür. Arife, Bayram ve fırsat bulduğumuz zaman dilimlerinde kabirleri ziyaret edip, çokça tefekkür etmeliyiz. Kabir ziyareti, insanlara ahireti hatırlatır. Bu ziyaretler vesilesi ile bir gün mutlaka öleceğimizi hatırlamış oluruz. Bu hatırlama aslında hayatımızı daima güzel ahlak esaslarına göre yaşamamız gerektiğini de beraberinde getirir. Dünyanın imtihan yeri olduğu, dolayısı ile bu imtihanda mutlaka başarılı olmamız gerektiği anlayışı bizlerde hâkim olmalıdır. Aslında ölüm, dinimize göre bir yok oluş değil, gerçek manada var oluşun başlangıcıdır.      Kurban İbadeti, cimriliğimizi tedavi ettiği gibi, Cömert olmamızı sağlar. İhtiyaç sahiplerini düşünüp yardım etme duygusuna sahip olmamızı sağladığı için, merhamet duygumuzu coşturur. Vermeyi, paylaşmayı, gerçek anlamda gönülden yaşamamıza imkân sağlar. Kurbanımızın etinden, ihtiyaç sahiplerine verdikçe, çok özlü ve önemli dualar almamız kaçınılmaz olur. Kur’ban; İhlâsımızı, Samimiyetimizi, sadakatimizi, teslimiyetimizi gösterir. Kurban, insanlıkla yaşıt en eski, ama eskimeyen, her yıl yenilenen, Allah (c.c.)’ın Rızasına eriştiren bir ibadettir. Rabbimiz, Kurban keserek yoksul ve düşkünleri gözetmeyi her birimize lütfeylesin. &n... Devamı

AİDİYET VE KURUMSAL KİMLİK

2017-08-21 11:57:00

AİDİYET VE KURUMSAL KİMLİK      Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 2017 Yılının başından itibaren, bütün çalışanlarının Motivasyonunu yükseltmek için, Eğitim Seminerini düzenli bir şekilde sürdürmektedir. Fakülteden dönem arkadaşım, Halil Atalay kardeşimiz; Aidiyet ve Kurumsal Kimlik konulu seminerlerinde çok özlü ve güzel bilgileri aktarmaktadır. Eğitim Seminerlerinde anlatılanlardan faydalı olacağını düşündüğüm bir özetini siz değerli okuyucularıma aktarmak istiyorum:      Her birimiz gerek aile içinde, gerekse iş hayatımızda v. b. alanlarda başarıya ulaşabilmemiz için yapılacak işleri öncelikle, tarif, takip, takviye etmemiz gerekmektedir. Gereksiz tenkit başarısızlığa sevk edeceği için kaçınılmalı, takviye ile birlikte başarı takdir edilmelidir.      Güçlü olabilmemiz için 4 G’ye ihtiyacımız vardır. 1-Güven. Her zaman güvenilir olmak zorundayız. 2-Gönüllülük. İşlerimizi yaparken severek, gönüllü yaparsak başarı kaçınılmaz olur. Gönülsüz aş, ya karın ağrıtır ya da baş. 3-Güçlü olmalıyız. Maddi ve Manevi yönden güçlü olan övgüye layık olur. 4- Gayretli olmalıyız. Kavli dualarımızın yanında, fiili dualarımızda yapmalı, gayretimizi her zaman artırmalı, aşk ve iştiyak ile birbirimizden şevk almalıyız.      MÜM; Mazeret Üretme Merkezi, BÜM; Bahane Üretme Merkezi, ÇÜM; Çözüm Üretme Merkezi. Mazeret, Bahane üretmeden, Çözüm üretmek için birlikte çalışıp başarılı olmak zorundayız. Zaman geçtikçe yüzsüzleşmeden, hataları ile yüzleşenlerden olmalıyız. Mensubiyet, mes... Devamı

TAKIM ÇALIŞMASI VE LİDERLİK BECERİLERİ EĞİTİMİ

2017-08-14 15:21:00

TAKIM ÇALIŞMASI VE LİDERLİK BECERİLERİ EĞİTİMİ      Geçtiğimiz hafta sonu Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Konya Belediyeler Birliği ile Şube Müdürü olarak görev yapan personele yönelik Afyonkarahisar da Eğitim Semineri düzenlemiştir. Takım Çalışması ve Liderlik Becerileri Eğitimi konularında çok özlü ve güzel bir Eğitim Semineri, Akademisyen Ahmet Şahin Akbulut tarafından sunulmuş olup, karşılıklı soru cevap ve katkıların sağlandığı pozitif bir eğitim semineri gerçekleştirilmiştir. Eğitim Seminerinin faydalı olacağını düşündüğüm bir özetini siz değerli okuyucularıma aktarmak istiyorum:       YÜKSEK MOTİVASYONLU TAKIMLAR  “GÜÇLÜ DALGALARIN AHENGİ”      TAKIM DEYİNCE!“En ileri teknolojide dâhil olmak üzere hiçbir şey, ortak bir hedefe ulaşmak amacıyla hayretle, hevesle çalışmakta olan insanlar kadar güçlü değildir. İster bir ordu, ister bir millet veya bir şirket olsun, insanlar ortak bir amaç için çalıştıkları ve bu amaca ulaşmalarına yardımcı olacak güce ve araçlara sahip oldukları zaman onları hiçbir şey engelleyemez.”      BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR:Verimli iş birliği, ahenkli bir takım kurulabildiği takdirde gerçekleşebilir. Yönetimde başarı aynı zamanda bir takım işidir. Verimli bir işbirliğinin temelinde takımın birbirine güveni vardır.      TAKIM OLMAK:Gruptan farklı olarak, paylaştıkları amacı elbirliğiyle en verimli şekilde gerçekleştirmeye çalışan insanların oluşturduğu bir birliktir.      TAKIM BİLİNCİ: Birbirine bağlanmış ve kenetlenmiş üyelerden oluşan takımlar “TAKIMDAŞLIK” bilincine ulaşmış demektir.  ... Devamı

MİKRODAN MAKROYA ÖZLÜ VE GÜZEL BİR SOHBET

2017-08-08 12:44:00

MİKRODAN MAKROYA ÖZLÜ VE GÜZEL BİR SOHBET        Cengiz Numanoğlu Üstadımızla, uzun bir süredir dostluğumuzun olduğunu bizi takip eden kardeşlerimiz bilmektedirler. Kitabıma “Damıtılmış Damlalar” ismini verip, Takdim yazması bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. Rabbimiz, kendilerinden ebeden Razı olsun. Değerli büyüğümüz, Üstadımız Cengiz Numanoğlu bey ile irtibatımız, görüşmemiz uzunca bir süredir süreklilik arz ederek bu günlere gelmiştir. ‘Konya Denince’ isimli Şiir’in yazılmasına vesile olmanın mutluluğunu da yaşamaktayım. Bu Şiir’in hikâyesini ekteki linkten okuyabilirsiniz.        http://www.yenikonya.com.tr/koseyazisi-2770-_Konya_Denince__iirinin_Hikayesi___.html        Geçtiğimiz hafta sonu, Üstadımız Cengiz Numanoğlu’nu Bursa’daki home ofisinde ziyaret ederek, mikrodan makroya özlü ve güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Ayrıca, Kon Tv’de önümüzdeki günlerde yayımlanacak olan ‘İz Bırakanlar’ Programı için çekimler yapıldı. Çok önemli konularda, âyetlerin ışığında açıklamalar yaparak gönüllerimizin huzur ve mutluluğa kavuştuğu bir sohbet gerçekleştirdi.        Şuûr’a erişmemiz için; Kâinat Kitabını, İnsan ve Kur’an-ı Kerîm’i anlamaya, tefekküre yönelik olarak dikkatle okunmasının çok önemli olduğunu vurgulamıştır. Bu okuma sonucunda Yaratıcımız ve Yöneticimiz olan Âlemlerin her şeyin sahibi Allah (c. c.)’a gerçek anlamda inanıp, İman edip, şirk koşmadan Tevhid merkezli davranışlarımızı, O’nun emir ve yasaklarını dikkate alarak yaşamamız gerektiğini ifade etmişlerdir. Kur’an ve Sünnet mer... Devamı

DOĞAL GÜZELLİKLER ŞEHRİ BOLU GEZİSİ

2017-08-01 11:35:00

DOĞAL GÜZELLİKLER ŞEHRİ BOLU GEZİSİ      Âyet-i Kerîmede: “De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır. Gerçekten Allah her şeye kadirdir.” ( Ankebut Sûresi âyet:20) buyrulmuştur. Rabbimizin, Yeryüzünde gezip dolaşın emri gereği; Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi,  “Yazılacak Çok Şeyimiz Var” konu başlıklı gezi programlarını her yıl düzenlemektedir. Geçtiğimiz hafta sonu, Kültür ve Turizm’in Başkenti Konya’dan,  Doğal Güzellikler Şehri Bolu’ya Gezi düzenlenmiştir. Yirmi üç yıldır, düzenli olarak Yıllık yapılacak programlar önceden açıklanıp bildirilmekte, programlara ilgi duyanların katılmaları istenmektedir. Bolu Gezi Programı da bu kapsamda gerçekleştirilmiştir.      Geziye TYB Konya Şube Başkanımız Prof. Dr. Hayri Erten, Mustafa Güçlü, bendeniz Ömer Lütfi Ersöz, Melahat Ürkmez, Saffet Yurtsever, Ahmet Çaycı,  Ak Parti Konya İl Yönetim Kurulu Üyesi Sema Ersöz, Faruk Koçak,  Hüzeyme Yeşim Koçak, Serpil Yalçınkaya, Anuş Gökçe, Sadık Gökçe,  İsmail Detseli, Mustafa Balkan, Bedir Köseoğlu, Mehmet Ali Elmacı Bekir Şahin, Ahmet Demirel, Kazım Öztürk, Muammer Ulutürk, Ahmet Kuş, Ayşe Ünüvar, Anadolu Mektebi Yazar Okumalarında aktif görev alan genç Kardeşlerimiz, Atilla Yaramış, Lütfi Ayhan gibi gazeteci, yazar, fotoğraf sanatçısı, akademisyen ve aile fertlerinden oluşan  kırk dört kişilik bir heyet katılmıştır.      Cuma günü akşam saatlerinde çıktığımız yolculuğumuz çok keyifli geçti... Devamı

MESCİD-İ AKSÂ İŞGALDEN KURTARILMALIDIR

2017-07-24 10:47:00

MESCİD-İ AKSÂ İŞGALDEN KURTARILMALIDIR      Birçok Peygamberin Tevhid mücadelesine ev sahipliği yapmış olan üç semavi dinin Kıblesi olmuş, çevresi mübarek kılınmış Mescid-i Aksâ, Peygamber katilleri tarafından işgal edilmiş bulunmaktadır. Mü’minlerin bu işgali durdurmaları için tükürmeleri yeterli olacakken, maalesef dünya Müslümanları derin uykularına devam etmektedirler. Katar’a yaptırım uygulamak için efelenen Arap Ülkelerinden ve liderlerinden bu konuda ses yoktur. Bütün Mazlumlara sahip çıkan, dünya beşten büyük diyen, zalimlerin yüzüne sen zalimsin diyebilen güzel Ülke Türkiye’miz insanı ve O’nun değerli yöneticileri bu hususta da tepkilerini açıkça ifade etmişlerdir. Zulüm ile abat olunmaz. Zulüm ile abat olanın ahiri berbat olur. Ey İsrail! Berbat olacağın günler yakındır. Yaptığınız zulümleri hiçbir zaman unutmayacağız ve unutturmayacağız. Siz Zalimleri unutmadığımız gibi, kadınıyla erkeğiyle, yedisinden yetmişine cesur, kahraman Filistinli Mücahit kardeşlerimizi de asla unutmayacağız. Ya Rabbi! Cesaretli, korkusuz, yiğit Mücahit kardeşlerimize en yakın zamanda zafer nasip eyle. Yardımını esirgeme…      Âyet-i Kerîmede: “Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsrâ Sûresi âyet:1) buyrulmuştur.      Mescid-i Aksâ Kudüs’te, yani Kuts-i Şerif’te diğer adıyla Beytü’l-Makdis’te bulunmaktadır. Binlerce yıldır bir&ccedi... Devamı

TEVEKKÜL VE SABIR

2017-07-17 15:42:00

TEVEKKÜL VE SABIR        Tevekkül, Kişinin sebeplere sarılarak yapabileceği ve yapması gerekenleri yaptıktan sonra gücünü aşan hususlarda, neticenin hayırlı ve bereketli olmasını  Güç ve Kudreti Sonsuz  olan Allah(c.c.)’tan dilemesidir.Yüce Allah(c.c.)’ın hikmetli iradesine tam teslim olmak ve hakkımızdaki takdirine rıza göstermek, Müslümanın asli kulluk görevidir.        Kalbin Allah(c.c.)’a tam itimad ve güven duyması  bu anlamda çok önemlidir.Güven ve itimad olmazsa, tevekkülden söz edilemez. Kalp, gönül,  Allah(c.c.)’tan baş‏kası‎na açık bırakılamaz.Ancak ve ancak Allah(c.c.)’dan yardım istenir ve ancak O’na tevekkül edilir.Fatiha Sûresindeki  âyeti kerîmede: “(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız” buyurulmuştur.Kul olarak her hususta meşru ve helal yoldan üzerimize düşen görevleri hakkıyla yapacağız,sonucunda da sadece ve sadece Allah(c.c.)’dan yardım dileyeceğiz.        Hiç bir gayret göstermeden tevekkül etmek yeterli değildir.Çalışıp,gayret göstermeli,tembellik yapmamalıyız.Sebepler dünyasında yaşıdığımız için sebeplere riayet etme mecburiyetindeyiz.Sizler hiç tarlasını ekmediği halde mahsül kaldıran birini gördünüz mü? Buğday ektiği tarlasından kavun-karpuz toplayan gördünüz mü? Görülmesi mümkün değildir.Yani herkes ektiğini biçmektedir.Ne ekersek, ancak onu bulduğumuz gibi bu imtihan dünyasında iyilik yapanların gerçek alemde mükafat görmeleri, kötülük yapanlarında ceza görmeleri kaçınılmazdır.Herkes yaptığının karşılığını bula... Devamı

15 TEMMUZ’U UNUTMA, UNUTTURMA!

2017-07-14 15:19:00

15 TEMMUZ’U UNUTMA, UNUTTURMA!      Güzel Ülke Türkiye’miz üzerinde yıllardır oynanan oyunlara, ihânetlere 15 Temmuz 2016 Cuma akşamı bir yenisi daha eklenmiş, bir grup gözü dönmüş hain, zalim cuntacı grup, darbe girişiminde bulunmuştur. Ancak, halkımızın meydanlara inmesi ile beklemedikleri, hesaba katmadıkları bir tepki ile karşılaşmışlardır.  Allah(c.c.)’ın Lutfu, Cumhur Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cesareti, kararlılığı sonucu ölümüne vatanseverleri meydanlara davet etmesi, Başbakanımızın, Bakanlarımızın, Hükumetimizin, Milletvekillerimizin, Milletimizin feraseti, Darbeye karşı olan askerlerimizin, polislerimizin kahramanlıkları, Siyasi Partilerin büyük çoğunluğunun karşı tavır koyuşu,  Medyanın milli iradeye güçlü desteği, farklı görüşteki bütün insanlarımızın birlikteliği, halkımızın sokaklara inerek iradesine sahip çıkarak, tankların, topların, durdurulması için ölümüne mücadelesi sonucunda, zalimlere, hainlere gerekli direniş gösterilmiş, darbecilere, darbe yapılmıştır.    15 Temmuz Darbe girişimi ile ilgili olarak geçtiğimiz yıl dört yazı yazmıştım. 15 Temmuz 2016 Darbe girişiminin hemen akabinde meydanlara çıkarak Valilik önünde ilk günden itibaren düzenli olarak darbeye karşı duruşumuzu net olarak göstermenin manevi huzurunu yaşamaktayım. Ayrıca 16/17 Temmuz Akşamı Mevlana Meydanında Konuşma yaparak duruşumuzu, net bir şekilde ortaya koymuş olduk. Rabbimiz, her türlü fitneden, iç ve dış ihanetten her birimizi korusun. Geçtiğimiz yıl yazmış olduğum yazılarım ile konuşmamın linklerini ekte sunuyorum.      http://www.yenikonya.com.tr/yazar/omer_lutfi_ersoz-30/milletimiz_bir_destan_yazmistir-3816      http:/... Devamı

ENSAR VE MUHACİR KARDEŞLİĞİNİ KORUMAMIZIN ÖNEMİ

2017-07-12 14:56:00

      ENSAR VE MUHACİR KARDEŞLİĞİNİ KORUMAMIZIN ÖNEMİ      Mekke’deki Müşriklerin, Müslümanlara karşı uyguladıkları eza ve cefaları arttırmış olmalarından dolayı Miladi 622 yılında Müslümanların, Mekke’den Medine’ye hicret etme izni Allah (c.c.) tarafından verilmiştir. Bu izin üzerine Mü’minler, Mekke’deki evlerini, tarlalarını bırakarak Medine ye hicret etmişlerdir. Günümüzde de; İnsanlıktan yoksun Zalim yöneticilerin ceberrut uygulamaları sonucunda son yıllarda, Suriye, Irak, Afganistan, Libya, Doğu Türkistan, Filistin, Mısır, Yemen, v. b. birçok ülkede zulümler artmış,  çocuk, kadın, ihtiyar demeden milyonlar, ya öldürülmüş, ya da yerinden yurdundan edilmişlerdir. Ülkelerini terk etmek zorunda kalıp, bizlere sığınan Muhacir kardeşlerimize, Yüreklerimizden taşacak büyük bir sevgi ile her sinede ölümsüz Ensar olabilmek, biz Mü’minlerin asli özelliği olmalıdır.      Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlara Muhacir, Muhacirlere, Medine de maddi ve manevi yönden her türlü desteği veren, yardım eden Müslümanlara da Ensar denir. Ensar ve Muhacirlerin sergiledikleri dostluk, kardeşlik ve fedakârlıkların tarihte eşi ve benzeri yoktur. Hicret; Mekke’den Medine’ye yapılan kutsal bir yolculuktur. Bu kutsal yolculuğun önemi çok büyüktür. Peygamberimiz Hz. Muhammed(s. a. s.) ve Ashabı, gerektiğinde, Allah (c. c.) Rızası için,  malların, canların tereddüt edilmeden, severek isteyerek verilmesi gerektiğinin en güzel örnekliğini, fedakârlıklarını göstermişlerdir. Son yıllarda, güzel Ülkemiz Türkiye; kurum–kuruluşları aracılığı ile bütün mazlumlara, mağdurlara ma... Devamı

GEVALE KALESİ (TAKKELİ DAĞ)

2017-07-03 15:04:00

GEVALE KALESİ (TAKKELİ DAĞ)      TYB Konya Şubesinin Selçuklu Belediyesi ile birlikte geçtiğimiz hafta sonu düzenlediği  “Yazılacak çok şeyimiz var, Gevale’den Konya’yı Fotoğraflıyoruz” Programı çerçevesinde, Konyalı Yazarlar, fotoğraf sanatçıları, basın mensupları ve akademisyenler ile birlikte Takkeli Dağ’a çıkma imkânına sahip olduk.  Takkeli Dağ da, Necmeddin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çaycı ve ekibi tarafından karşılanarak, yapılan Restorasyon çalışmaları hakkında bilgilendirildik. Prof. Dr. Ahmet Çaycı, Takkeli Dağ da yapılan kazı çalışmaları ve çıkarılan tarihi kalıntılar hakkında bilgiler verdi. Tarihi Gevale Kalesini gezdirerek gerekli rehberlikleri ekibi ile birlikte yaptılar. Sorulan sorulara gerekli cevapları vererek güzel bir bilgilendirme imkânı sağladılar.      İlk ziyaret yerimiz; Frigler döneminde yapıldığı tahmin edilen ve dağın yamacına oyulmuş bulunan tapınak olduğu tahmin edilen bölümüne olmuştur. Prof. Dr. Ahmet Çaycı bu alanın ilk yapılış amacının bir tapınak olduğunu tahmin ettiklerini, ancak ilerleyen zamanlarda hizmet amaçlı kullanılmış olabileceğini belirtti. Sonrasında Kalenin alt kısmında yer alan bir sarnıç ziyaret edildi. Burada verilen bilgilerde, Anadolu da Urarulardan beri görülen, kaleden gizli çıkış olarak kullanılan tünellerin bir suyoluna bağlanması geleneğinin, burada da kullanıldığını ve sarnıcın gizli bir tünel ile kaleye bağlandığını ifade etti. Sarnıca çıkan Tünel’in bir bölümünün açıldığını, diğer bölümünün ise ilerleyen günler içerisinde yapılacak olan çalışmalarla açılmaya çalışılacağı bilgisi verildi.     &... Devamı

İBADETLERİN DEVAMLI OLANI MAKBULDÜR

2017-06-28 10:53:00
İBADETLERİN DEVAMLI OLANI MAKBULDÜR |  görsel 1
İBADETLERİN DEVAMLI OLANI MAKBULDÜR |  görsel 2

İBADETLERİN DEVAMLI OLANI MAKBULDÜR      Mü’minler olarak, rahmet, mağfiret, feyz ve bereket dolu, bir Ramazan-ı Şerifi daha geride bırakmış bulunuyoruz. Büyük bir coşku ile her gün düzenli olarak, Kur’an-ı Kerîm’i Okuyup, anlayıp, hükümlerini hayatımıza tatbik ederek maddi ve manevi huzura erdik. Namazlarımızı büyük bir huşu ve huzur içinde kılmanın hazzını yaşadık. Oruç tutarak nefislerimizi terbiye etme imkânına sahip olduk. Ramazan ayı boyunca sabrı, yardımlaşmayı, zorluklara karşı dayanmayı, paylaşmayı, dayanışmayı ve kardeşliği en iyi bir şekilde uygulamalı olarak öğrendik. Dünya nimetlerinin gelip geçici, ahiret nimetleri ise kalıcıdır. Ramazan ayında yaptığımız ibadetleri ve kazandığımız güzel hasletleri, Ramazan sonrasında da devam ettirmeliyiz. İbadetlerin devamlı olanı makbuldür. İbadetlerimizi en iyi şekilde her zaman yapmakla yükümlüyüz. Farz olan amelleri, hiçbir eksiltme veya ilave yapmaksızın emredildiği şekliyle yapmakla emrolunduk. İbadetlerde devamlılık esastır.       Âyet-i Kerîmelerde:“Namaz kılanlar ki, onlar namazlarında devamlıdırlar.” (Meâric Sûresi âyet: 23), “Ölüm sana gelinceye kadar Rabbine itaat et.”(Hicr Sûresi âyet:99), “İnsanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.”(Zariyat Sûresi âyet:56) buyrulmaktadır.       İbadetlerde devamlılık Müslüman’ın asli görevidir. Sabır ve Sebat ile devam edildiği takdirde, neticede çok büyük birikimlerin meydana geleceği muhakkaktır. İbadetlerimizde devamlılığın önemi çok büyüktür. Deryaları derya yapan yağmur damlalarının sürekliliğidir. Damlalar birike birike umman olur. Peygamberimiz Hz.... Devamı

FİTRE, ARİFE GÜNÜ VE RAMAZAN BAYRAMI

2017-06-22 11:16:00

FİTRE, ARİFE GÜNÜ VE RAMAZAN BAYRAMI      Evveli Rahmet, ortası Mağfiret ve sonu da Cehennemden azad olmak olan Ramazan-ı Şerif, 24 Haziran Cumartesi günü son bulacak ve kısmet olursa 25 Haziran Pazar günüde Mübarek Ramazan Bayramı başlayacaktır. Bu vesile ile bütün Müslüman Kardeşlerimin, içinde bulunduğumuz Ramazan-ı Şerfilerini, idrak edeceğimiz arife gününü ve Ramazan Bayramını en içten dileklerimle tebrik ederim. Sıhhat, âfiyet ve mutluluklar içerisinde daha nice bayramlara ulaştırmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ederim.      Rahmeti Rahmana kavuşan aile fertlerimizin, ehl-i iman’ın kabirlerini ziyaret edip, tefekkür etmeli, Yasin-i şerifler, Fatihalar okunup ecir ve mükâfatlarını bağışlamalıyız. Kabir ziyaretleri ölülerimize karşı duyduğumuz sevgi ve saygının bir ifadesidir. Ayrıca kabir ziyareti, insanlara ahireti hatırlatır. Bu ziyaretler vesilesi ile bir gün mutlaka öleceğimizi hatırlamış oluruz. Bu hatırlama aslında hayatımızı daima güzel ahlak esaslarına göre yaşamamız gerektiğini de beraberinde getirir. Dünyanın imtihan yeri olduğu, dolayısı ile bu imtihanda mutlaka başarılı olmamız gerektiği anlayışı bizlerde hâkim olmalıdır. Aslında ölüm, dinimize göre bir yok oluş değil, gerçek manada var oluşun başlangıcıdır.      Dünyada iken sevdiğimiz, saydığımız ve ziyaret ettiğimiz kimselerin kabirlerini ziyaret, onları unutmadığımızın, sevgi ve saygımızı devam ettirdiğimizin en açık belirtisidir. Kabir ziyareti sırasında, saygılı olmak, kabirleri çiğnememek, yüksek sesle ağlayıp feryat etmemek gerekir.      Ramazan Bayramını; Orucunu tutan, ibadetlerini tam yapan Müslümanlar kutlamaya hak kazanmıştır. Bazı insanlarımız bilmeden, bazıları da... Devamı

KADİR GECESİ, BİR ÖMRE BEDELDİR

2017-06-19 11:07:00

KADİR GECESİ, BİR ÖMRE BEDELDİR       Ramazan’ın son on günü içinde gizlenmiş olmakla birlikte, Âlimlerin çoğunluğu, Bir Ömre Bedel Kadir Gecesinin Ramazan’ın 27. gecesi olduğu konusunda görüşleri vardır. Önemli olan her günümüzü Kadir Gecesi gibi değerlendirebilmektir. Önümüzdeki 21/22 Haziran Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece Mübarek Kadir Gecesidir. Bin ay, yani seksen üç yıl dört aydan daha hayırlı, esenlik dolu Kadir Gecesi, bir ömre bedeldir. Çok önemli olan bu Mübarek Kadir Gecemizi şimdiden tebrik eder, mazlum ve mağdur olan Müslüman Kardeşlerimizin ve bütün insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ederim.     Kadir kelimesinin Lügat manası; güçlü, gücü yeter, şeref ve azamet gibi anlamlara gelmektedir.  Yeryüzüne nûr saçan, Âlemleri Zulmetten aydınlığa gark ederek ebedi saâdeti bahşeyleyen, Rehberimiz Kur’an-ı Kerîm, bir ömre bedel Kadir Gecesinde indirilmeye başlanmıştır.      Allah (c. c.)  bu gece hakkında:  “ Biz onu ( Kur’an’ı) Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. O gecede Rablerinin izniyle Melekler ve Ruh (Cebrail),  her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur.Ta fecrin doğuşuna kadar.”   ( Kadir Sûresi Âyet:1-5.)      “Biz Kur’an’ı Mübarek bir gecede indirdik” buyurmuştur. (Duhan Sûresi ayet: 3)       Kolay ezberlenebilir olması, zaman ve mekânın değişmesine rağmen hiçbir değişikliğe uğramayışı, kıyamete kadar da değiştirilemeyecek oluşu, her devir... Devamı

KUR’AN AYINDA EVLATLARIMIZI KUR’ANLA BULUŞTURALIM

2017-06-12 10:08:00
KUR’AN AYINDA EVLATLARIMIZI KUR’ANLA BULUŞTURALIM |  görsel 1

KUR’AN AYINDA EVLATLARIMIZI KUR’ANLA BULUŞTURALIM      Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerîm’in ifadesiyle, evlâtlarımız, gözlerimizin nuru, kalplerimizin sürurudur. Onlar dünya hayatının süsü, imtihan edilme vesilemizdirler. Çocuklarımız, bizlere Allah (c. c.)’ın en önemli emanetlerinden biridir. Yavrularımıza Allah (c. c.)’ı, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s. a. s.)’i tanıtmak, ibadet alışkanlığı kazandırıp, güzel ahlâk sahibi olmaları için çalışmak ebeveynlerin asli görevleridir. Kur’an-ı Kerîm’i, okumak, doğru anlamak ve en güzel bir şekilde emirlerini yerine getirip, yasakladıklarından uzak durmak biz Mü’minlerin ana gayesi olmalıdır. Bizim kurtuluş reçetemiz Kur’an’dır. Kur’an ayında evlâtlarımızı, Kur’an ile buluşturalım.      Malumunuz 10 Haziran 2017 Cuma günü ilköğretim ve Ortaöğretim de eğitim-öğretimin yılı sona ermiş olup, öğrencilerimiz, yaz tatiline girmişlerdir. Öğrencilerimiz eğitim-öğretim yılı boyunca çok güzel bilgiler öğrenmişlerdir. Evlâtlarımızı yaz tatilin de, Yaz Kur’an Kurslarına göndererek dini bilgilerinin en güzel şekilde öğrenmelerini sağlayalım. Bu açıdan yaz Kur’an Kurslarının önemi çok büyüktür. Bu yaşlarda dini bilgilerini öğrenemeyenler daha sonraki yaşlarda zorlanmaktadırlar. Yavrularımızın en verimli bu zaman dilimlerini, en güzel bir şekilde dini bilgilerini öğreterek değerlendirelim. Ayrıca büyüklerimizden dini bilgilerini ve Kur’an-ı Kerimi bugüne kadar öğrenmemiş olanlar için de, Kuran Kurslarımızın, Camilerimizin varlığı büyük bir nimettir. Gereği gibi hem kış, hem de yaz döneminden gereği gibi faydalanalım. ... Devamı

MADDİ VE MANEVİ YARDIMLAŞMANIN ÖNEMİ

2017-06-05 09:57:00
MADDİ VE MANEVİ YARDIMLAŞMANIN ÖNEMİ |  görsel 1

MADDİ VE MANEVİ YARDIMLAŞMANIN ÖNEMİ      İslâm; hem maddi ve hem de manevi olarak yardımlaşmayı emretmektedir. Müslüman Kardeşlerimizin yaralarına merhem olmak için,Zekât, Sadak, Fitre, İnfak gibi maddi yardımları en yoğun olarak yapmalı, ayrıca dualarımızla, dini bilgilerimizi bilmeyen kardeşlerimize öğreterek, manevi desteğimizi zirveye çıkarıp, kendimizin ve sevdiklerimizin kurtuluşlarını sağlamak için çalışmalıyız. Mensubu olmaktan büyük bir şeref duyduğumuz İslâm; Zekât, Sadaka, Fitre, İnfak gibi maddi yardımları, ihtiyaç sahiplerine vermemizi emretmektedir. Yardımlaşma, kardeşlik duygularımızın kuvvetlenmesi, zenginle fakir arasındaki kaynaşmanın sağlanması gibi çok önemli güzellikleri içinde barındırmaktadır.      Zekât; fakirin zenginin malı üzerindeki zorunlu bir alacağıdır. Bu zorunlu verilmesi gerekenlerin dışındaki sadaka, hayır ve hasenat Cami, Okul, Kuran Kursu, Hasta hane yaptırma, Öğrenci okutma v. b. amaçlı verilen her türlü yardım infak emri gereğince yapılmaktadır. Onun içindir ki İnfak çok geniş kapsamlıdır. İnfak edenler övülmüşlerdir. İnfakta bir sınır yoktur. İsteyen malının yüzde birini, isteyen yarısını, isteyende tamamını verebilir. Bu husus kişinin imanı ile doğrudan ilişkilidir. Bu konudaki âyet-i kerimelerden bazılarını aktararak konunun önemini belirtmek istiyorum: “De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe Sûresi âyet: 39) “Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça «iyi»ye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.” (Âl-i İmran Sûresi âyet:92) “Yine sana... Devamı

HER ZAMAN KUR’AN-I KERÎM İLE HEMHÂL OLMALIYIZ

2017-05-30 11:17:00
HER ZAMAN KUR’AN-I KERÎM İLE HEMHÂL OLMALIYIZ |  görsel 1

HER ZAMAN KUR’AN-I KERÎM İLE HEMHÂL OLMALIYIZ      Müslümanlar olarak, her zaman Kur’an-ı Kerîm ile hemhâl olmalıyız. Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı Ramazan ayında, Kur’an-ı daha iyi okuyup, anlayıp yaşamak için çalışmalıyız. Bu güzel özelliğimizi Ramazan dışında da devam ettirerek, Kur’an-ı Kerimle olan irtibatımızı artırarak devamlılık kazandırmalıyız. Kuran-ı Kerim Allah (c. c.) tarafından Cebrail (a. s.) aracılığı ile Peygamberimiz Hz. Muhammed (s. a. s.)' e ilk olarak Ramazan ayı içerisinde bulunan Kadir gecesinde vahye dilmiştir. İlk vahiy Ramazan Ay’ı içerisinde Peygamberimiz Hz. Muhammed (s. a .s.)’e gönderildiği için, Ramazan ayına Kur’an Ay’ı diyebiliriz.         Kur’an-ı Kerim’in Mü’minlere şifa olmasına karşılık, Kâfirlerin hüsranını artması, Kâfirler’in Kur’andan uzak durması, kendisi ile Kur’an arasına mesafe koyup, düşmanlık yapmaları sebebiyledir. Kişi, Kur’an’a hangi niyetle yaklaşırsa karşılığını da, aynı şekilde bulur. Güzel yaklaşım gösterenlere olumlu, kötü yaklaşım gösterenlere de olumsuz olur.      Âyet-i Kerimelerde: “Sizi karanlıktan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, Size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Hadîd Sûresi âyet: 9) “Şüphesiz ki bu Kur’an en doğru yola iletir;  iyi davranışlarda bulunan Mü’minlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” ( İsrâ Sûresi âyet: 9) buyrulmuştur.      Müslümanlar Kuran-ı Kerim'i okumak, a... Devamı

RAMAZAN’IN RAHMETİNDEN MÜSTEFİD OLMALIYIZ

2017-05-26 09:59:00
RAMAZAN’IN RAHMETİNDEN MÜSTEFİD OLMALIYIZ |  görsel 1

RAMAZAN’IN RAHMETİNDEN MÜSTEFİD OLMALIYIZ       Üç ayların sonuncusu, kendisinde Kur'an-ı Kerim’in İndirildiği, bin aydan daha hayırlı olan, Kadir Gecesinin bulunduğu, Oruç Ay'ı olan Ramazanı Şerif günlerine kavuşmuş bulunuyoruz. İçinde bulunduğumuz Rahmet günlerinin değerini bilerek, kirlenen gönüllerimizi, temizlemek için bu özel günlerden gereği gibi faydalanmalıyız. Ramazan: Yanmak manasına olup bu ay’a bu İsmin verilmesine sebep Ramazanda Allah-u Teâla’nın kullarının içlerinin açlık ve susuzluktan yanması, bunun karşılığı olarak günahlarının yanması ve gönüllerinin kötü işlerden temizlenmesi manası murat olunur. Oruç, namaz gibi bedeni ibadetlerden başka zekât ve hususiyle fitre gibi mali ibadetlerin de bu ayda yoğun olarak yapılması sebebiyle İçtimai yardım ayı demek de gerçekten anlamlı olur.      Cenab-ı Allah (c.c.) âyet-i kerimesinde: ” Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakiri doyuracak fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda ... Devamı

ENDÜLÜSTEN SELÇUKLUYA GELENEKSEL 13. ALTIN DOKUNUŞLA

2017-05-25 08:59:00
ENDÜLÜSTEN SELÇUKLUYA             GELENEKSEL 13. ALTIN DOKUNUŞLA |  görsel 1

                                               ENDÜLÜSTEN SELÇUKLUYA             GELENEKSEL 13. ALTIN DOKUNUŞLAR SERGİSİ VE BİLGİ ŞÖLENİ        Kısa adı KOMEK olan Konya Meslek Edindirme Kursları ile Aile Sanat ve Eğitim Merkezlerinin tekâmül kursiyerleri ve öğretmenlerinin el emeği göz nuru nadide eserlerinden oluşan Geleneksel 13. Altın Dokunuşlar Sergisi ve Bilgi Şöleni 16-23 Mayıs 2017 tarihleri arasında Mevlana Kültür Merkezinde gerçekleştirilmiştir. Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Endülüs’ten Selçukluya temasıyla açtığı Geleneksel 13. Altın Dokunuşlar Sergisi ve Bilgi Şöleni, Konya’nın Selçuklular döneminde zirve yapan kültür-sanat faaliyetlerine, yani, milli kodlarımıza dönüşün, başarının en somut adıdır.        İslâm medeniyeti tarihinde tercüme hareketleri denilince, Bağdat’ta başlayan bilim ve felsefe alanındaki tercüme faaliyeti, Endülüs’ te en yoğun şekilde sürdürülmüştür. Avrupalı Hristiyanların dine aykırı gördükleri bilim ve düşünce faaliyetlerinin yasak oluşu sebebiyle, Batı dünyası karanlık çağ’ı yaşamaktaydı. Batı’nın karanlık içinde yaşadığı bu dönemlerde genel olarak Müslümanların, özelde ise kendi içlerindeki Endülüs İslâm Mede... Devamı