MUHACİR KARDEŞLERİMİZE, ENSAR OLABİLMEK

2017-03-20 14:00:00
MUHACİR KARDEŞLERİMİZE, ENSAR OLABİLMEK |  görsel 1

MUHACİR KARDEŞLERİMİZE, ENSAR OLABİLMEK      İnsanlıktan yoksun Zalim yöneticilerin ceberrut uygulamaları sonucunda son yıllarda, Suriye, Irak, Afganistan, Libya, Doğu Türkistan, Filistin, Mısır, Yemen, v.b. birçok ülkede zulümler artmış,  çocuk, kadın, ihtiyar demeden milyonlar, ya öldürülmüş, ya da yerinden yurdundan edilmişlerdir. Mekke’deki Müşriklerin, Müslümanlara karşı uyguladıkları eza ve cefaları arttırmış olmalarından dolayı Miladi 622 yılında Müslümanların, Mekke’den Medine’ye hicret etme izni Allah (c.c.) tarafından verilmiştir. Bu izin üzerine Mü’minler, Mekke’deki evlerini, tarlalarını bırakarak Medine ye hicret etmişlerdir. Ülkelerini terkedip, bizlere sığınan Muhacir kardeşlerimize, Yüreklerimizden taşacak büyük bir sevgi ile her sinede ölümsüz Ensar olabilmek biz Mü’minlerin asli özelliği olmalıdır.      Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlara Muhacir, Muhacirlere, Medine de maddi ve manevi yönden her türlü desteği veren, yardım eden Müslümanlara da Ensar denir. Ensar ve Muhacirlerin sergiledikleri dostluk, kardeşlik ve fedakarlıkların tarihte eşi ve benzeri yoktur. Hicret; Mekke’den Medine’ye yapılan kutsal bir yolculuktur. Bu kutsal yolculuğun önemi çok büyüktür. Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.s.) ve Ashabı, gerektiğinde, Allah (c.c.) Rızası için,  malların, canların tereddüt edilmeden, severek isteyerek verilmesi gerektiğinin en güzel örnekliğini, fedakârlıklarını göstermişlerdir. Son yıllarda, güzel Ülkemiz Türkiye; kamu kurum-kuruluşları, Sivil Toplum Kuruluşları aracılıkları ile bütün mazlumlara, mağdurlara maddi ve manevi desteği sağlamaktadırlar. Gerçek anlamda kard... Devamı

ÇANAKKALE RUHUNA SAHİP OLMANIN ÖNEMİ

2017-03-14 12:01:00
ÇANAKKALE RUHUNA SAHİP OLMANIN ÖNEMİ |  görsel 1

ÇANAKKALE RUHUNA SAHİP OLMANIN ÖNEMİ      İslâm düşmanı iç ve dış hainler,  yüz yıl önce bütün zalimlerle birlikte seferber olup, ecdadımız Osmanlıyı yıkmışlardır. Abdülhamit Han cennet mekân güzel insana karşı, her türlü hainliklerin yapıldığı gibi bugünde ihanetin her türlüsü, şer odakları tarafından sergilenmekte, güçlenen güzel ülkemiz Türkiye’yi bölüp parçalamak istemektedirler. Yakın tarihimizin o dönemlerinde yapılmak istenenlerle bugünlerde yapılmak istenen aynı şeylerdir. Zerre kadar aklı, imanı, irfanı olan insanımızın bu oynanan oyunlara alet olmadığı gibi, bozmak için mücadele etmesi gerekmektedir. Güzel ülke Türkiye’miz üzerinde oynanmak istenen,  iç ve dış hainlerin planlarına karşı, kararlılıkla birlik ve beraberlik içinde karşı koymalıyız. Güzel ülkemiz Türkiye, içerideki ve dışarıdaki bütün terör örgütleri ve dost görünümlü düşmanlarla mücadele etmektedir.      Çanakkale Savaşının 102. Seneidevriyesinde, yakın tarihimizde yaşadıklarımızdan büyük dersler çıkararak, Yedi düvelle olan mücadelemize en etkin şekilde devam etmeliyiz. Güzelim Ülke Türkiye’mizi bölmek isteyen iç ve dış bütün hainlere gereken cezalarını vermek için çalışmalıyız. Zaman ve kişiler değişse de, Ülkemiz üzerinde gözleri olan bütün hainlerin, plân ve oyunları değişmemektedir. Tarihimizden ibret almalıyız. Bu hususu, İstiklâl Marşımızın şairi Merhum Mehmet Akif ERSOY çok güzel dile getirmiştir.      Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar,      Hiç... Devamı

İSTİKLÂL MARŞI VE ZÂLİMLERLE MÜCADELE

2017-03-06 13:16:00
İSTİKLÂL MARŞI VE ZÂLİMLERLE MÜCADELE |  görsel 1

İSTİKLÂL MARŞI VE ZÂLİMLERLE MÜCADELE      İstiklal mücadelesinin en yoğun dönemlerinde, milletimizin hislerini, duygu ve düşüncelerini tam anlamıyla aktaracak bir “İstiklal Marşı” nın yazılması istenmiş ve sonucunda, Maarif Vekili Hamdullah Suphi tarafından bir müsabaka açılmıştır. Açılan bu müsabakada birinciliği elde edecek kişiye 500 (beş yüz)TL nakdi mükâfat verileceği bildirilmiştir. Ülkemizin her tarafından beş yüzden fazla şair, şiirleri ile katılmıştır. Ancak yazılan marşlar, milletimizin hissiyat ve özelliklerini tam anlamı ile yansıtmadığı düşünülmüştür. Yazılacak milli marşımızın ödüllü olmasından dolayı, Mehmet Akif Ersoy müsabakaya katılmamıştır. Zamanın maarif vekili Hamdullah Suphi, böyle bir marşın en mükemmel bir şekilde, Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılabileceğine inandığı için 05 Şubat 1921 tarihinde bir mektup yazmışlardır. Mektubunda: “Pek aziz ve muhterem Efendim, İstiklal Marşı için açılan müsabakaya iştirak buyurmamanızın sebebinin izalesi için pek çok tedbirler vardır. Zati üstada nelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri maksadın husulü için son çare olarak kalmıştır. Asıl endişenizin icabettiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin vasıtalarından mahrum bırakmamanızı rica ve bu vesile ile en derin hürmet ve muhabbeti arz ve tekrar eylerim”      Bu mektubun yazılmasından çok kısa bir süre sonra, Mehmet Akif Ersoy tarafından “İstiklal Marşı” yazılmıştır. Yazılan bu marş maarif vekili Hamdullah Suphi ve arkadaşları tarafından çok beğenilmiştir. Komisyon tarafından seçilen toplam yedi marş, kabul edilmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilmiştir. Yedi... Devamı

ALLAH (C.C.), HASTALARIMIZA ŞİFALAR LUTFEYLESİN

2017-02-27 14:19:00
ALLAH (C.C.), HASTALARIMIZA ŞİFALAR LUTFEYLESİN |  görsel 1

ALLAH (C.C.), HASTALARIMIZA ŞİFALAR LUTFEYLESİN                 Hakikaten, son yıllarda birçok alanda olduğu gibi sağlık alanında da çok önemli, güzel değişimler ve gelişmeler olmuştur. Önceleri özel hastanelere gidip muayene olabilmek birçoklarımız için hayalden öteye geçmiyordu. Özel Hastanelerde ücret farkı ödense de buna değer diye düşünüyorum. Özel hastanelerle birlikte, Eğitim Araştırma, Tıp Fakülteleri ve Şehir Hasta hanelerinde çok güzel olumlu gelişmelere şahit oluyoruz. Adeta aralarında tatlı bir yarış yaşanmaktadır. Bu tatlı rekabetten de hastalarımız en güzel bir şekilde yararlanmaktadır.             Babam Seyit Mehmet Ersöz 2008 yılında her iki dizinden ameliyat olmuştu. Ameliyattan birkaç yıl sonra yeniden rahatsızlığı nüksetti ve sağ dizinden ikinci kez 2012 yılında ameliyat oldu. Ameliyatlarında insan vücuduna en uyumlu titanyum aparatlar takılmıştı. Birkaç sene içinde ikinci ameliyat ile takılan aparatlar sonucunda vücudunda iltihaplar oluşup, ağrıları artmaya başladı. İşinin uzmanı birçok Doktor kardeşlerimize muayene ettirip tedavisini yaptırmak istedik. Her birinin ortak görüşü sonucunda iltihaplı olan sağ ayaktaki aparatın çıkarılıp, yerine öncelikle antibiyotikli dolgu yapılıp, yaklaşık bir iki ay sonra da yapılan geçici dolgu çıkarılıp, yerine kalıcı aparatının konması gerektiği ifade edildi. Birçok dostun önerisi ve öncelikle Babamın ve bizlerin tercihi ile Medline Hastanesi Ortopedi Bölümü Operatör Doktor Uğur Özkaya’ya muayene ettirdik.  Çekilen MR, filmler, yapılan tetkikler sonucunda, öncelikle sağ dizinden, akabinde de sol dizinden ... Devamı

YARDIMSEVER OLUP, YALAN, İFTİRA VE KÖTÜLÜKLERDEN UZAK DURMALIYIZ

2017-02-21 14:07:00
YARDIMSEVER OLUP, YALAN, İFTİRA VE KÖTÜLÜKLERDEN UZAK DURMALIYIZ |  görsel 1

YARDIMSEVER OLUP, YALAN, İFTİRA VE KÖTÜLÜKLERDEN UZAK DURMALIYIZ       İyilik yapmak ve yardımsever olmak her Müslüman’da bulunması gereken güzel hasletlerdendir. İyi bir insan olmanın şartı, başkalarına iyilik yapmayı ve yardımcı olmayı ilke haline getirmekle mümkündür. Fertlerin maddi ve manevi alanda gelişmesi ancak iyilik sayesinde olur.       Allah(c.c.), âyeti-i kerimelerinde şöyle buyurur: “Hayırlı işlerde birbirinizle yarışınız” (Bakara Sûresi âyet:148) “Onlar (inananlar) Allah’a ve ahiret gününe inanır, kötülükten men eder, iyiliklere koşarlar” (Al-i İmran Sûresi âyet: 114) “İyilikte ve fenalıktan kaçınmada birbirinize yardımcı olunuz. Günah işlemek ve aşırılığa düşmekte yardımlaşmayınız” (Maide Sûresi âyet: 2)      Yalan, İftira ve Yalan yere Şahitlik v.b. kötü davranışlar, Müslüman da bulunmaması gereken özelliklerdendir. Yalan ve İftira ile gerçekler gizlenmekte şahsi menfaatler ön plana çıkarılmaktadır. Olmayan bir şey sanki olmuş gibi anlatılmaktadır. Hayatta insanoğlunun çeşitli arzu ve beklentileri vardır. Bu beklentilerine bazen erişemeyebilir. Böyle bir durumda, bazı İnsanlar kendi kaderlerine razı olurken; bir kısım insanlar da arzu ettiklerini zorla elde etmeye çalışırlar.Yalan ve iftira, bir makamı, bir şeyi elde etmek veya elde etmek istediği şeyi başkalarından kıskanıp, zarar verme düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Her halükârda, dünya için önemli görülen bir şeylere sahip olma düşüncesinin neticesinde yalan söylenip, iftira yapılmaktadır.        Yalan ve İftira son derece kötü ve tahrip edici bir hadisedir. Hem ift... Devamı

EMR-İ BİL MA’RUF VE NEHY-İ ANİL MÜNKER

2017-02-13 14:13:00
EMR-İ BİL MA’RUF VE NEHY-İ ANİL MÜNKER |  görsel 1

EMR-İ BİL MA’RUF VE NEHY-İ ANİL MÜNKER      Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker (Arapça: الأمر بالمعروف و النهي عن المنكر), "İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek, sakındırmak" anlamına gelmektedir. Emr-i bil ma’ruf ve nehy-i anil-münker; İslâm davetinin, tebliğinin temelini teşkil eden, dini, ahlâki ve hukuki bir tabirdir.      İslâm’ın, iyi, doğru, güzel kabul ettiği hususlara Ma’ruf, kötü, çirkin, yanlış kabul ettiği hususlara da Münker denilir. İyilik ve kötülük kavramlarının ölçüsü Kur’an ve Sünnet’tir. Allah (c.c.) ve Resulü Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)’in iyi dedikleri iyi, kötü dedikleri de kötüdür.      Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerîm’de: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Ali İmran Sûresi âyet:104)     “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız…” (Ali İmran Sûresi âyet:110)     Müfessirler, Ali İmran 104. âyet emri uyarınca, Müslümanlar içinde, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan bir içtimaî kontrol müessesesinin bulunmasının farz-ı kifâye olduğunu belirtmişler; ancak, bu görevi üstlenen kişilerde, görevin iyi ve hakkaniyete uygun olarak yerine getirilmesini mümkün kılacak bazı şartların bulunması gerektiğine de işaret etmişlerdir. İyiliği emredip, kötülükten sakındırmak görevini hiçbir Müslüma... Devamı

MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ

2017-02-02 10:39:00
MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ |  görsel 1

MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ      Geçtiğimiz hafta sonu Birlik Vakfında, Konya İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy Kardeşimiz, Yeni Müfredat ile ilgili olarak çok güzel, özlü bilgiler verdiler. Programı organize eden, Konya Birlik Vakfı Başkanı Orhan Gündüz’e, sunumu gerçekleştiren, Konya İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy’a ve emeği geçen, katılan bütün Kardeşlerimize kalb-i şükranlarımı sunarım.      Mukadder Gürsoy Kardeşimiz, sunumunda olması gereken hususları örnekleri ile aktarıp, doyurucu bilgiler verdiler. Sunumunda özet olarak şu konulardan bahsetmişlerdir: “Türkiye’nin başta ilgili mevzuat olmak üzere eğitim sisteminin insan haklarına duyarlı ve muhtelif toplumsal kesimlerini dışlamayan bir şekilde yeniden kurgulanmasına ihtiyaç vardır. Böylece, farklılıklara saygı temelinde Anadolu da yaşayan bütün vatandaşları birbirine bağlayan ortak bir kültürün inşa edilmesi mümkündür.      Talim ve Terbiye Kurulu çok büyük oranda eğitim programlarının oluşturulması, ders kitaplarının hazırlanması ve onaylanması konularında temel aktör olduğu için özel bir Misyon üstlendiğini söyleyebiliriz. Mevcut Öğretim Programlarının İnceleme ve Değerlendirilmesi; 2016 yılı Haziran ayı itibariyle Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı sitesinde güncel halde bulunan öğretim programları genel ve özel amaçlar, içerik, kazanımlar, öğretme ve öğrenme süreci ve ölçme ve değerlendirme başlıkları altında incelenmiştir.      Programların; Temel insan hak ve özgürlükleri yeterince gözetmediği, ayrımcılık içeren hususlar olduğu, Öğrenci düzeyine... Devamı

CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ

2017-01-19 12:56:00
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ |  görsel 1

CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ      Güzel Ülke Türkiye’miz de, çok partili hayata geçildikten sonraki yıllarda yapılan anayasa değişikliği ile Parlamenter Sistem uygulanmaya başlamıştır. Geldiğimiz noktada baktığımız zaman, mevcut uygulanmakta olan sistemin olumsuzluklarının olumlu taraflarından çok fazla olduğu açıkça görülmüştür. Parlamenter Sistemin uygulandığı dönemlerde, askerler neredeyse her on yılda bir darbe yapmış, Ülkemiz maalesef yönetilemez hale getirilmiştir. Malumunuz, 1960 darbesi, 1971 Muhtırası, 1980 darbesi, 1997 Post Modern Darbesi, 2007 E Muhtıra ve 15 Temmuz 2016 Paralel Fetö Darbesi girişimi yapılmıştır.      Mevcut uygulanmakta olan sistem ile son yıllardaki başarılı çalışmalar istisna olmakta, genel olarak yönetimde istikrarı sağlamak, mevcut yapı ile zorlaşmakta, hatta bazen mümkün olmamaktadır. Mevcut sistemde koalisyonlar kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. 07 Haziran 2015 seçimlerinde de koalisyon sonucu çıkmış, Hükumeti kuracak partiler anlaşmayınca ikinci bir seçim yapmak zorunda kaldığımız bir gerçektir. Dünyadaki örneklerine baktığımız zaman, Başkanlık Sistemi’nin, Parlamenter Sistemden daha güçlü yönlerinin olduğu açıktır. Koalisyonlar dönemini bitirip, güçlü ve istikrarlı bir yönetimi oluşturduğu bilinen gerçeklerdendir.      Anayasanın değiştirilebilmesi için 367, halk oylamasına sunulabilmesi içinde asgari 330 Milletvekilinin Oyunu alması gerekmektedir. Yapılan görüşmeler sonucu, Ak Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi 18 Maddede Anayasa değişikliği yapmak için mutabakata varmışlardır. 1. ve 2. Tur ile bütün Maddelerin toptan oylamalarında Anayasa değişi... Devamı

TOPRAK, EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA; VATANDIR

2017-01-09 16:44:00
TOPRAK, EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA; VATANDIR |  görsel 1

TOPRAK, EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA; VATANDIR      Milletimiz, içeriden ve dışarıdan gelen her türlü ihanetlere karşı, birlik ve beraberlik içinde dayanışma göstererek haklı mücadelesini sürdürmektedir. Allah (c.c.)’ın yardımı Mü’minlerin üzerinedir. Birlik ve beraberlik ruhunu koruduğumuz sürece, Rabbimiz’in yardımı ile hiçbir beşeri güç Milletimizi mağlup edemeyecektir.      Müslümanlar; Vatanı, Bayrağı, Kutsal değerleri uğruna dünden daha çok bugün, kardeşlik dayanışma, birlik-beraberlik içerisinde maddi ve manevi unsurlarını seferber etmişlerdir. Bu seferberlik ruhu, güzelim Ülke Türkiye’miz üzerinde oynanmak istenen oyunun olumsuzluklarını giderecek ümidi çok net vermektedir. İçeriden ve dışarıdan güzel Ülkemiz Türkiye’ye düşmanlık eden hainlerin tuzaklarını boşa çıkarmak için, birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşlik hukukumuzu devam ettirmek zorundayız. İç ve dış hainler boş durmayacak, Provakatif bazı eylemlere yeltenmeye devam edeceklerdir. Sağlam duruşumuz devam ettiği sürece, Allah (c.c.)’ın izni ile ne yaparlarsa yapsınlar başarılı olamayacaklardır. Hamd olsun ki, Milletimiz büyük oyunu görmüş ve bozmuştur. Bir arkadaşımın geçtiğimiz hafta aktardığı ibretlik hikâyeyi siz değerli okuyucularıma aktarmak istiyorum: “Sabah, müdavimi olduğum sebze halinin karşısındaki amele kahvesine uğradım. Bir masada benimle aynı yaşlarda dört  kâğıt hurdacısı vardı, muhabbet ettik. Haleplilermiş, biri Suriye'de baas partisinin üyelerinden radikal bir solcu, biri Türkmen, biri Kürt milliyetçisi, diğeri ise Arap/Türkmen melezi ve tarikat ehliymiş. Dediler ki; Abi biz Suriye’de bırak aynı ... Devamı

DİNDE ZORLAMA YOKTUR

2017-01-02 11:34:00
DİNDE ZORLAMA YOKTUR |  görsel 1

DİNDE ZORLAMA YOKTUR Son yıllarda İslâm'a, Kutsal değerlerimize ve Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)'e, olmadık iftiraları yapan, Müslümanları terörist ve cani göstererek yeni algı operasyonları peşinde olan Batı ve onların Ülkemiz içindeki Uşakları şunu bilmelidir ki, Müslümanlar asla terörist değildir, gerçek anlamda Barış’ın teminatıdır. Batının hainlikleri, terörü ve terör örgütlerini destekleyip özellikle Müslümanları öldürtmeleri saklanıp, gizlenemeyecek gerçekliktedir. Bu güne kadar, Irak'ta, Suriye de, Libya da, Filistin de, Mısır da, Doğu Türkistan ve benzeri Ülkelerde, Milyonlarca Müslüman'ın öldürülmesini Planlayıp uygulayan Riyakârlar, Dünyaya İnsanlık dersi veremezler. Biz Müslümanlar, herkesin kutsalına "Sizin dininiz size, benim dinim de banadır." (Kafirun Sûresi âyet:6) diyerek yaklaşım sergileriz. Bizler, kendi inancımıza göre yapılması gerekenlerle, kaçınılması gerekenleri yazmakta, İslâm’ı kendi hür iradesi ile seçen, Müslüman Kardeşlerimizin bilgisine sunmaktayız. Özellikle sosyal medyada bakıyorum da, Din adamları; Müslüman, Yılbaşı kutlayamaz dedikleri için büyük bir saldırıya uğramaktadırlar. Ne demeleri gerekiyordu, Müslüman olsanız bile başka İnançların benimsediği günleri onlarla kutlayın, ikiyüzlü riyakârlık yapmanızda dinen bir mani yok demeleri mi gerekiyordu? Gerçekten çok yazık… Bu anlayışları anlayamıyoruz. Biz Müslümanlar, herkesin neye inanıp inanmayacağına karışmadığımız gibi, bu konuda herhangi bir baskı da yapmayız, inancımız gereği yapamayız. İslâm zorla kabul ettirilemez, ettirilse de bir değeri olmaz. Cebir ve şiddet kesinlikle uygulanamaz. Kim ne... Devamı

KİM BİR KAVME BENZERSE O DA ONLARDANDIR

2016-12-29 10:36:00
KİM BİR KAVME BENZERSE O DA ONLARDANDIR |  görsel 1

KİM BİR KAVME BENZERSE O DA ONLARDANDIR        Müslüman; asla başka inançlara ve inançsızlıklara mensup olan, Yahudi, Hristiyan, Mecusi v.b. islâm dışı toplumlara benzemeye çalışmaz. Kendi değerlerimiz bizlere her yönden, maddi ve manevi olarak yeterli güzellikleri sunmakta, güzel ahlâk sahibi olmamızı sağlamaktadır.        Aslında, kış gün dönümünü kutlama âdeti, çeşitli Asya ve Avrupa putperest (pagan) topluluklarında vardı. Tarihî kayıtlara uygun olmadığı halde Hz. İsa´nın doğduğu gün kilise tarafından 25 Aralık´a çekildi, eskiden beri yapılmakta olan kutlamaların Hıristiyanlığa dahil edilmesi hedeflendi. Ancak zaman içinde bu kutlamaya katılan diğer kiliseler aynı tarihte birleşmedi, farklı tarihleri benimsediler. Yılbaşında yapılan Noel Yortusuna (Hıristiyanlığa mahsusu bir âyine) adı karıştırılan Noel  (Aziz Nichola, Santa Claus) aslında; yani tarihî bir şahıs olarak bir Hıristiyan azizi (ermişi) dir. Zaman içinde bu azizin tarihi kimliği değiştirilmiş, kendisiyle ilgili birçok efsâne uydurulmuş ve ilk defa 17. asırda Almanya´da Noel Yortusuna karıştırılmış, daha sonra bu uygulama Hıristiyan dünyasına yayılmıştır.         Hadis-i Şerifte: "Kim herhangi bir kavme(gruba) benzeşirse o da onlardandır." buyurulmuştur. Özellikle bu hadis-i şerif çok önemli psiko-sosyal gerçeklere işaret eder. Şeklî benzeşmenin sonucu, itikadî benzeşmeye götü­receğini anlatır. İbn Haldun da konuyla ilgili olarak önemli tarihi gerçeklere parmak basar. Mağlupların, galipleri taklit etme psi­kolojisi yaşadıklarını anlatır.      İnsan ancak sevdiği­ni, takdir edip büyük gördüğ&u... Devamı

GÖNÜL DOSTU M.ALİ KÖSEOĞLU’NA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM

2016-12-23 09:29:00
GÖNÜL DOSTU M.ALİ KÖSEOĞLU’NA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM |  görsel 1
GÖNÜL DOSTU M.ALİ KÖSEOĞLU’NA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM |  görsel 2

GÖNÜL DOSTU M.ALİ KÖSEOĞLU’NA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM          İnsanlar vardır, hayatlarımızdan gelip geçerler. Kimileri ruhumuzda,  derin sevgi izleri, kimileri de hüzünler bırakarak giderler. Kan gibi, can gibi, canan gibi güzel dostlarımızdan olan Muğla Basın İlan Kurumu Müdürü Sayın Mehmet Ali Köseoğlu kardeşimiz yaklaşık olarak beş yıla yakın bir süredir sürdürdüğü TYB Konya Şube Başkanlığı görevini, geçtiğimiz hafta sonu NEÜ İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Hayri Erten Kardeşimize devretmiştir.      Değerli Mehmet Ali Köseoğlu kardeşime; TYB Konya Şube Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak yıllardır verdiği güzel hizmetlerden dolayı kalb-i şükranlarımı sunarım. Bundan sonra da yürüteceği Başkan Yardımcılığı görevinde de başarılar diliyorum.      Malumunuz Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi1994 yılında kurulmuş olup, M. Ali Köseoğlu Kardeşimizde, o günden bugüne, yaşının yarısı kadar yaklaşık 20 yıldır emeği bulunmaktadır. Yusuf Türkalp’in Başkan olduğu 1999 yılından itibaren TYB Konya Şubesinin yönetiminde olmuş,  Ahmet Köseoğlu ve Bekir Şahin’in başkanlıklarında da başkan yardımcısı olarak yıllara yayılan hizmet yelpazesinde yer almıştır.      Başkanlığı döneminde; Türkiye Yazarlar Birliği’nin tüm uluslararası etkinliklerinin Konya’da yapılmasını sağlamıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Ahlak Şurası, Tarihî Roman ve Romanda Tarih Sempozyumu, Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi, Başka şehir ve ülkelerde gerçekleşen tüm uluslararası etkinliklere Konyalı yazar ve şairlerin davet edilmesi gibi etkinliklerdir.      Başkanlığı dönemi... Devamı

KUTSAL DEĞERLER UĞRUNA MÜCADELE EDENLERE SELAM OLSUN

2016-12-19 15:35:00
KUTSAL DEĞERLER UĞRUNA MÜCADELE EDENLERE SELAM OLSUN |  görsel 1

KUTSAL DEĞERLER UĞRUNA MÜCADELE EDENLERE SELAM OLSUN      Ecdadımızın bulunduğu büyük Coğrafyayı, yüz yıl önce bölüp parçalayan,  iç ve dış hainlerin varisleri, son yıllarda yeniden güzel Ülke Türkiye’mizi parçalamak için iş başındalar. İnsanlık büyük bir riyakârlıkla karşı karşıya bulunmaktadır. Halep’te ve birçok yerde Müslümanlar katledilmekte, insanların büyük çoğunluğu bu zulmü, hem uygulamakta, hem de seyretmektedirler.      Dünya beşten büyüktür diyerek en büyük eleştiriyi ve karşı duruşu Türkiye sürdürmektedir. Milletimizin feraseti, birlik ve beraberlik ruhu sayesinde, iç ve dış hainler Ülkemizin farklı noktalarında bomları patlatsalar da asla emellerine ulaşamayacaklardır. Çünkü Milletimiz oynanan oyunun farkına varmış ve kenetlenmiş bulunmaktadır. Vatan, Millet, Ezan, Bayrak ve kısacası kutsal değerlerimiz için mücadele eden bütün kardeşlerimize selam olsun.      Terörist hainlerin arkasında riyakâr, sahtekâr batının olduğunu çok iyi biliyoruz. Yaptıklarının bedelini kesinlikle ödeteceğiz ve ödeyecekler. Güçleri, ancak hiçbir şeyden haberi olmayan savunmasız masum insanlara yetiyor. Münafıkça, Kalleşçe saldırıyorlar. Mezhep savaşlarını körüklemek istiyorlar. Açıkça ortaya çıkan düşmanların gücü ne olursa olsun, güçlerini düşünmeden nasıl, Çanakkale geçilmez diyerek ecdadımız destanlar yazmışsa, 15 Temmuz gecesinde Milletimiz yedisinden yetmişine destanlar yazmışsa, bundan sonrada aynı kararlılıkla mücadelemiz sürecektir.      Birlik ve beraberliğimizi koru... Devamı

MÜKEMMEL CANLI ÖRNEK, EFENDİMİZ HZ. MUHAMMED(S.A.S.)’İN DOĞUMU

2016-12-07 10:23:00
MÜKEMMEL CANLI ÖRNEK, EFENDİMİZ HZ. MUHAMMED(S.A.S.)’İN DOĞUMU |  görsel 1

  MÜKEMMEL CANLI ÖRNEK, EFENDİMİZ HZ. MUHAMMED(S.A.S.)’İN DOĞUMU      Malumunuz 11/12 Aralık 2016 Pazar’ı Pazartesiye bağlayan gece, Mübarek Mevlîd Kandilidir. Mükemmel canlı örnek, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), dünyayı bu gece şereflendirmiştir. Peygamberimiz 20 Nisan (12 Rebiul-Evvel) 571 yılında Pazartesi günü sabaha karşı Mekke'de doğmuştur.       Kur’an-ı Kerîmde: “ (Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya Sûresi âyet:107)  “(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Ali İmran Sûresi âyet:31), “ Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” (Ahzâb Sûresi âyet:21) buyrulmuştur.      Ahzab Sûresinin 21. Âyet-i kerimesinde, Hz. Peygamber’in, Allah’ın hoşnutluğunu kazandıracak davranışlarda bulunmak isteyenler için mükemmel ve canlı bir örnek, en büyük fazilet numunesi olduğu anlatılmaktadır. Böylece, Resûlullah’ın, hislerine mağlup insanları memnun etmek ve onlara pratik değerden mahrum birtakım nazarî kaideler öğretmekle görevli olmayıp, onun hedefinin, insanlığa amelî kaideler öğretmek ve bu kaideleri kendi yaşayışıyla izah ve tarif etmek olduğu anlaşılmış olmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)’in tüm yönleri ile hayatı incelenirken bu nokta asla gözden uzak tutulmamalıdır.       Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)'in doğumun da bazı ... Devamı

BİRLİK VE BERABERLİK RUHU

2016-11-30 09:20:00
BİRLİK VE BERABERLİK RUHU |  görsel 1

BİRLİK VE BERABERLİK RUHU     Birlik ve beraberlik ruhuna sahip olanların gerçek anlamda kurtuluşa ermeleri, tefrika belasına düşenlerin de yok olup gitmeye mahkûm olduklarını Sünnetullahın bir gereği olarak biliyoruz. Son günlerde yaşadıklarımız karşısında en çok ihtiyaç duyduğumuz konulardan birisi, beklide en önemlisi, birlik ve beraberliktir.     Güzel Ülke Türkiye’miz üzerinde, içeriden ve dışarıdan hainlerin oynadıkları çirkin oyunları gören aklıselim insanlarımız kenetlenerek, birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştırmalı, bütün sıkıntılarımızı aşmak için birlikte mücadele etmeliyiz. Birlikte mücadele ettiğimiz sürece, düşmanlarımız kaybetmeye mahkumdurlar. Bu gerçeği fiili olarak yakın tarihimizde yedi düvele, hem Çanakkale geçilmez diyerek, hem de 15 Temmuz darbe girişiminde, Ellerinde Uçak, Helikopter, Tank, Top ve Silah olan hainlere, birlik ve beraberlik ruhunu yakalayan Milletimiz, sivil direnişi ile karşı durarak başarılı Olmuştur.Dün silahlarla yapamadıklarını, bugün ekonomik yollardan yapmaya çalışıyorlar. Paramıza ve değerlerimize sahip çıkararak bu oyunlarını da bozmalıyız. Herkes üzerine düşen görevi mutlaka yapmalıdır. Allah(c.c.), inananların yardımcısıdır.       Âyet-i Kerîmelerde: “Hepiniz toptan Allah’ın ipine (İslam’a) sarılın, ayrılmayın, Allah’ın size olan nimetini anın; düşmandınız, kalpleriniz arasını uzlaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar” “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp... Devamı

ÖĞRETMENLERİMİZ, ELLERİ ÖPÜLMESİ GEREKEN İNSANLARDIR

2016-11-21 11:18:00
ÖĞRETMENLERİMİZ, ELLERİ ÖPÜLMESİ GEREKEN İNSANLARDIR |  görsel 1
ÖĞRETMENLERİMİZ, ELLERİ ÖPÜLMESİ GEREKEN İNSANLARDIR |  görsel 2

ÖĞRETMENLERİMİZ, ELLERİ ÖPÜLMESİ GEREKEN İNSANLARDIR      Eğitim-Öğretim, bir milletin ilerlemesinde, cehaletin giderilmesinde en etkin ve en vazgeçilmez bir yöntemdir. Gençlerimizi eğitip yarınlara hazırlamak Öğretmenlerimizin asli görevleridir. Öğretmenlerimiz, elleri öpülmesi gereken güzel insanlardır. Bu güzel insanları, her zaman hatırlayıp hayırla yâd etmek durumundayız. Sembolikte olsa, Öğretmenlerimizin, yılda bir defa maddi ve manevi ihtiyaçlarının konuşulup, hatırlanıp çözümüne yardımcı olunması da güzeldir. Uzunca bir dönem Öğretmen olarak görev yapmış bir kardeşleri olarak, Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler gününü canı gönülden kutluyorum.      İslam, ilim alanında devamlı olarak ilerlemeyi bütün Müslümanlara farz kılmıştır. Zira İslam’ın nazarında insanlığı yücelten ve ayakta tutan yegâne unsur ilimdir. Dinimiz İslam, okumaya, araştırmaya, düşünmeye büyük yer ve önem vermiştir. Allah (c. c.) ilk emrinde “Seni yaratan Rabbinin adıyla oku.”  (El- Âlak Sûresi âyet:1) buyurmuştur. İnsanları ilme teşvik eden şu Ayeti-i Kerime ne kadar geniş bir anlam taşır : “(Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.” (Zümer Sûresi âyet:9)      Peygamberimiz Hz. Muhammed (s. a. s.) ilmin yüce değerini şu şekilde ifade buyurmuştur: “ İlim, İslam’ın hayatı ve imanın direğidir.” “İlim, beşikten mezara kadar bütün Müslümanlara farzdır.” “İlim, Çin’de bile olsa alınız.” “Dünyayı isteyen ilme, ahireti isteyen ilme, her ik... Devamı

Kur'an Ve Sünnet İlişkisi

2016-10-27 12:59:00
Kuran Ve Sünnet İlişkisi |  görsel 1

KUR’AN VE SÜNNET İLİŞKİSİ      TYB Konya Şubemizin İl Halk Kütüphanesinde düzenlediği 'Kur’an ve Sünnet İlişkisi' Konferansında değerli Kardeşim, NEÜ. İlahiyat Fakültesi Dekan yardımcısı Prof. Dr. Fikret Karapınar’ı büyük beğeni ile dinledik. İçerik ve üslup itibariyle çok özlü, güzel Konferansları sebebiyle Fikret Karapınar’a, bu organizeyi yapan TYB Konya Şube Başkanı M. Ali Köseoğlu’na,  emeği geçenlere, katılımcılara kalb-i Şükran’larımı sunarım.      Prof. Dr. Fikret Karapınar Konferansta ana hatları ile şu gerçekleri ifade etti: “Vahiy ile peygamberlik diğer bir ifadeyle Kur’an ile sünnet birlikteliği, et ile tırnak veya tohum ile toprak gibidir. Zira insanlık tarihi incelendiğinde hiçbir İlâhî Kitap Peygambersiz gönderilmemiştir. Bundan dolayı, Allah’ın gönderdiği Kitabı, aramızdan seçtiği Peygamberinin aracılığına başvurmadan anlamaya çalışmak ya da Vahiysiz bir Peygamber telakkisi oluşturmak yanlış bir din anlayışının ortaya çıkmasına yol açacaktır. Hadissiz din, Peygambersiz din demektir. Bu da yeni bir din icat etmek anlamına gelir. Bu yanlıştan da kesinlikle kaçınmak, uzak durmak gerekir.      Vahiy denilince ilk akla gelen Kur’an’dır. Ancak; hadisin/sünnetin de Vahiy ile önemli bir ilgisinin olduğu da aşikârdır.      İslâm, Kur’an ve Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin sünneti olmak üzere iki temel kaynağa dayanmaktadır. Dinin sahibi olan Allah, Kur’an’ı gönderirken Peygamberini de, İslâm’ın insanlar tarafından nasıl yaşanacağını göstermesi için görevlendirmiştir. Sünnet, dinin insan yaşamına formüle edilmiş biçi... Devamı

İstişarenin Önemi

2016-10-24 16:44:00
İstişarenin Önemi |  görsel 1

İSTİŞARENİN ÖNEMİ      Geçtiğimiz Cuma akşamı Hz. Pir’in hemen yanı başında; Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Sayın Abdüssettar Yarar’ın daveti üzerine, Yardımcılarının da katıldığı İstişare toplantısına basın mensubu kardeşlerimiz ile birlikte katıldık.      Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü  Sayın Abdüssettar Yarar,  Yaklaşık olarak dokuz yıl aradan sonra yeniden atandığı görevini en iyi şekilde yapmak düşüncesiyle, nerede kalmıştık demeden, beyaz, ak bir sayfa açarak güzel hizmetler yapmak istediğini ifade edip, davete katılan basın mensuplarını tek, tek dinleyip bütün önerileri not etmiştir. Gerçekten samimi, çok verimli güzel bir İstişare toplantısı gerçekleştirdik.      Basın mensupları ile yapılan toplantıda, bütün arkadaşlar çok önemli önerilerde bulundular. Şahsıma söz verildiğinde âcizane şu öneri sundum. Öncelikle böyle güzel bir istişare amaçlı toplantı düzenlemeleri sebebiyle kalb-i şükranlarımı sundum. Güzel ülke Türkiye’mizin kadim şehri Başkenti Konya’mızın Kültür ve Turizm konularında görüşlerimi, önerilerimi aktardım.      Öncelikle 7-17 Aralık  Şeb-i Arus etkinliklerinin, halkımızın taleplerine yeterli cevap verecek şekilde zenginleştirilmesinin daha olumlu sonuçlar doğuracağını,      Hz. Pîr Celaleddin-i Rûmî’nin Konya’mıza teşrifleri olan 03 Mayıs etkinliklerini bir hafta boyunca bir festival havasında yapmamız gerektiğini,      Mevlevi şehirlerin buluşmalarının gerçekleştirilmesinin önemli olduğunu,      Dünyada en çok ... Devamı