SEFER VE ZAFER

2018-02-12 15:33:00

SEFER VE ZAFER      Bu dünya hayatına imtihan edilmek üzere gönderilmiş bulunmaktayız. Hayatımızın her döneminde bu gerçeği bilerek kulluk görevimizi en güzel bir şekilde yerine getirmemiz gerekmektedir. Hem dünyevi ve hem de uhrevi konularda bize düşen, çok çalışmak ve sorumluluklarımızı yerine getirmek olmalıdır. Biz Müslümanlar seferden sorumluyuz. Başarı ve zafer Rabbimizden bir ikram ve bir lütuftur. Tercihlerimizi iyiden, güzelden yana, hak ve hakikat merkezli yapmak zorundayız. Tercihlerimiz hak ve hakikat merkezli olduğu ölçüde, Rabbimiz, mutlaka yardımını gönderecektir. İmtihan edildiğimizi hiçbir zaman unutmadan, Allah (c.c.) ‘a gerçek anlamda kulluk yapmalıyız.     Güzel Ülke Türkiye’miz üzerinde oynanan çirkin oyunları gören aklıselim, insanlarımız kenetlenerek, birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştırarak bütün sıkıntılarımızı aşmak için el ele vermişlerdir. Bu dayanışma gerçek anlamda takdire şayandır. Milletimizin büyük bir özveri ile dayanışması sonucu çıktığımız seferin zafer ile sonuçlanmasını Rabbimizden niyaz ediyorum.      Güzel Ülke Türkiye’miz üzerinde, içeriden ve dışarıdan hainlerin oynadıkları çirkin oyunları gören aklıselim Türk, Kürt, Laz, Çerkez v. b. insanlarımız büyük bir çoğunlukla kenetlenerek, birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştırarak, terör belasından kurtulmak için yedi düvele karşı mücadele etmektedirler. Millet olarak, Ülkemiz içinde ve dışında operasyon yapan askerimize, polisimize fiili ve kavli olarak elimizden gelen desteği mutlaka sağlamalıyız. Birlik ve beraberlik içinde mücadele ettiğimiz sürece, ... Devamı

BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE ENGELLERİ AŞARIZ

2018-02-05 10:52:00

BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE ENGELLERİ AŞARIZ     Öncelikle Allah (c. c.)’ın lütfu ve Milletimizin birlik-beraberlik ruhuna sahip olması sonucu, aşamayacağımız hiç bir engel yoktur. Birlik-beraberlik, kardeşlik ruhuna sahip olanların gerçek anlamda kurtuluşa ermeleri, tefrika belasına düşenlerin de yok olup gitmeye mahkûm olduklarını sünnetullahın bir gereği olarak tarihin sahnelerinden biliyoruz. Son günlerde, milletimize saldıran iç ve dış hainlerin girişimleri karşısında en çok ihtiyaç duyduğumuz konulardan birisi, beklide en önemlisi, birlik ve beraberliktir.      Güzel Ülke Türkiye’miz üzerinde, içeriden ve dışarıdan hainlerin oynadıkları çirkin oyunları gören aklıselim insanlarımız büyük bir çoğunlukla kenetlenerek, birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştırarak, terör belasından kurtulmak için yedi düvele karşı mücadele etmekteyiz. Millet olarak, Ülkemiz içinde ve dışında operasyon yapan askerimize, polisimize fiili ve kavli olarak elimizden gelen desteği mutlaka sağlamalıyız. Birlik ve beraberlik içinde mücadele ettiğimiz sürece, düşmanlarımız kaybetmeye mahkûmdurlar. Allah(c. c.), inananların yardımcısıdır. Sefer bizden zafer Allah (c.c.)’tandır.      Âyet-i Kerîmelerde: “Hepiniz toptan Allah’ın ipine (İslam’a) sarılın, ayrılmayın, Allah’ın size olan nimetini anın; düşmandınız, kalpleriniz arasını uzlaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar” “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düş... Devamı

HAYIRLI İŞLERDE BİRBİRİMİZLE YARIŞMALIYIZ

2018-01-29 13:31:00

                      HAYIRLI İŞLERDE BİRBİRİMİZLE YARIŞMALIYIZ        Hayırlı işlerde birbirimizle yarışmak, iyilik yapıp yardımsever olmak her Müslüman’da bulunması gereken güzel hasletlerdendir. İyi bir Mü’min olmanın önemli şartlarından birisi de, başkalarına iyilik yapmayı ve yardımcı olmayı ilke haline getirmekle mümkündür. Fertlerin maddi ve manevi alanda gelişmesi ancak hayırda, iyilikte yarışıp, kötülüklerden, günah işlemekten kaçınıp sakındırmakla mümkün olacağı bilinen hakikatlerdendir.      Allah (c. c.) âyet-i kerimelerinde: “…(Ey Mü’minler!) Siz hayır işlerde yarışın…” (Bakara Sûresi âyet: 148)   “Onlar (inananlar) Allah’a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten men ederler, hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.” (Al-i İmran Sûresi:114)        “…İyilik ve (Allah’ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah’ın cezası çetindir.” (Maide Sûresi âyet: 2) buyrulmuştur.        Hayırlı işlerde birbirimizle yardımlaşıp iyilik yapmayı teşvik eden birçok hadis-i şerif de bulunmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s. a. s) bir hadis-i şeriflerinde : “İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydası dokunandır.”  buyurmuşlardır.        Hayır, işlerinde birbirimizle yarışıp iyilik yapmanın ve yardımsever olmanın, ilk temel şartı, iyi niyet sahibi olmaktır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s. a. s.) “Ameller niyetler... Devamı

TOPRAK, EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA; VATANDIR

2018-01-22 11:32:00

TOPRAK, EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA; VATANDIR     Türkiye’mizin bağımsızlığına yıllardır kasteden, içeriden ve dışardan hain teröristlere olduğu gibi Afrinde de hadlerini Zeytin Dalı Harekatı ile bildiriyoruz. Asakir-i Mansure-i Muhammedîye dediğimiz Mehmetçiğimize zaferler nasip etmesini Rabbimizden niyaz ediyoruz.      Afrine harekat başladı çıktık sefere,       Ya Rab! Zafer nasip eyle Mehmetçiğimize.                                       Ömer Lütfi ERSÖZ      Dinimiz İslâm, namusumuz, neslimiz, mallarımız, milletimiz, vatanımız, bayrağımız ve kısacası kutsal değerlerimiz uğruna yapılan mücadele sonucunda hayatını kaybeden Müslüman kardeşlerimize şehit, yaralılarımıza da gazi ismini vermektedir. Vatan, bütün kutsal değerlerimizin toplandığı yerdir. Vatan, sadece bir toprak parçası değil, bütün değerlerimizin özgürce yaşandığı bir ortamdır. Vatan olmaksızın millet, millet olmaksızın da devlet olamaz. Bir milletin gerçek anlamda varlığı, vatanın varlığına, aynı zamanda hür ve bağımsız olmasına bağlıdır. Vatan, gerektiğinde uğrunda can verilen ve üzerinde medeniyet kurulan yerdir.  Mithat Cemal KUNTAY, bir beytinde bu gerçeği şöyle dile getirmektedir:      Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,      Toprak, eğer uğrunda ölen varsa; Vatandır.       Merhum Bilge Kral Aliya Izzetbegoviç’in dediği gibi ‘ölmeye hazır olan insanlar, ölmeye hazır olmayanlara karşı galip gelirler’ Milletimiz, birlik ve ber... Devamı

SAĞLIK ALANINDAKİ GÜZEL DEĞİŞİM VE GELİŞMELER

2018-01-15 13:45:00

SAĞLIK ALANINDAKİ GÜZEL DEĞİŞİM VE GELİŞMELER DOKTORLARIMIZIN İLGİ VE ALAKALARINA TEŞEKKÜRLER      Hakikaten, son yıllarda birçok alanda olduğu gibi sağlık alanında da çok önemli, güzel değişimler ve gelişmeler olmuştur. Özel hastanelerle birlikte, Eğitim Araştırma, Tıp Fakülteleri ve Şehir Hastanelerinde çok güzel olumlu değişim ve gelişmelere şahit oluyoruz. Adeta aralarında tatlı bir yarış yaşanmaktadır. Bu tatlı rekabetten de hastalarımız en güzel bir şekilde yararlanmaktadır.      Babam Seyit Mehmet Ersöz 2008 yılında her iki dizinden Konya Numune hastanesinde ameliyat olmuş, aparatları takılmıştı. Ameliyattan birkaç yıl sonra rahatsızlığı yeniden nüksetti ve sağ dizinden ikinci kez 2012 yılında Konya Kızılay hastanesinde ameliyat oldu. Ameliyatlarında insan vücuduna en uyumlu titanyum aparatlar takılmıştı. Birkaç sene içinde ikinci ameliyat ile takılan aparatlar sonucunda vücudunda iltihaplar oluşup, ağrıları artmaya başladı. İşinin uzmanı birçok Doktor kardeşlerimize muayene ettirip tedavisini yaptırmak istedik. Her birinin ortak görüşü sonucunda iltihaplı olan sağ ayaktaki aparatın çıkarılıp, yerine öncelikle antibiyotikli dolgu yapılıp, yaklaşık bir iki ay sonra da yapılan geçici dolgu çıkarılıp, yerine kalıcı aparatının konması gerektiği ifade edildi. Yaptığımız istişare sonucunda, bizlerde ameliyatın yapılmasına karar verdik. Geçtiğimiz yılın Şubat ayı içerisinde ameliyatın birinci safhası, yaklaşık iki ay sonra ikinci safhası da Medline (Akademi) hastanesinde gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası çekilen filmlerde aparatın konumu gayet iyi görünüyordu. Ameliyattan yaklaşık yedi ay sonra düşmeyip bir yerlere çarpmamasına rağmen artan ağrıları üzerine aparatının yerinden çıktığını çeki... Devamı

ŞARTLARINA RİAYET EDEREK DUA ETMENİN ÖNEMİ

2018-01-08 15:39:00

                            ŞARTLARINA RİAYET EDEREK DUA ETMENİN ÖNEMİ        Duanın şartlarına riayet ederek dua etmenin önemi çok büyüktür. Duanın kabulü için, duanın şartlarına sebeplerine, erkânlarına uyarak samimi bir şekilde Allah (c. c.)’tan istenmelidir. Günahlar duanın kabulüne engel olmaktadır. O’nun içindir ki, Nasuh bir tövbe ve istiğfardan sonrası dua yapılmalıdır. Duanın kabulü için abdestli olarak,  temiz bir lisan ile verilen sadakalardan sonra haram şeyleri istemeyip, helâl ve meşru olan şeyleri Rabbimizden istemek en güzelidir. Gizli yapılan dua daha hayırlıdır. Müslüman, Hulusi kalp ile içinden gelerek dil dökerek Allah(c.c.)’tan isteklerini talep etmelidir. Samimi olarak yapılan dua mutlaka kabul olunur.        Âyeti kerimelerde: “(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!” (Furkan Sûresi âyet:77) “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez.”  (Araf Sûresi âyet: 55) “(Onlar mı hayırlı) yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve (başındaki) sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hâkimleri kılan mı? Allah'tan başka bir ilâh mı var! Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz!” (Neml Sûresi âyet:62) “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min ... Devamı

İMAN, İBADETİN KAYNAĞI, İBADET İSE İMANIN GIDASIDIR

2018-01-02 11:20:00

İMAN, İBADETİN KAYNAĞI, İBADET İSE İMANIN GIDASIDIR        İman ile İbadet arasında sıkı bir ilişki vardır: İman, ibadetin kaynağı ve sebebidir. İbadet ise, İmanın desteği, gıdası ve muhafazasıdır. İbadetler yapıldıkça iman kuvvetlenir, ibadetler terk edildiği zaman da zayıflar.      İman sözlükte; tasdik etmek, onaylamak, kabullenmek, itimat etmek, gönülden benimsemek gibi anlamlara gelmektedir. Terim olarak İman; “Allah‘tan başka İlâh yoktur, Muhammed, Allah’ın elçisidir gerçeğini, Kelime-i Tevhîdi yani, “Lâ İlâhe İllallah, Muhammedurrasulullah’ı” Kalp ile tasdik, dil ile ikrardan ibarettir. “İbadet” kelime olarak: “Kulluk, Allah’a kulluk etme” anlamına gelir. İslami bir terim olarak ibadet; Allah’ın emirlerine uymak. O’nun rızasını kazanmak gayesiyle yapılan her türlü iyi hareket” demektir. İbadet, namaz kılmak, oruç tutmak, rızkını helal ve meşru yollardan kazanmak vb. emirleri yerine getirmeyi ifade eder. Yapılan her şey yeter ki Allah(c.c.)’ın rızasına uygun olsun ve o niyetle yapılsın! Bu şekilde değil de, bilerek çıkar sağlamak için yapılan ibadetlerin hiçbir değeri yoktur. Böyle ibadetler Allah katında makbul değildir. İbadet; imanın uygulaması, doğru ve hak olduğuna inanılan esasların günlük hayatta yaşanmasıdır. İbadetler, beden ve ruhlarımızı disipline eder, hareketlerimizi ölçülü hale getirmemizi sağlar. Bunun sonucunda da güzel ahlaka ulaşırız.      Allah (c.c.)’ın bize sayısız iyilik ve nimetleri vardır. Bizi yoktan yaratan, bize hayat bahşeden, kâinatı emrimize veren, akıl gibi güzel ve özel bir ikram lütfedip, eşrefi mahlukat olarak yaratan Allah(c.c.)’dır. Allah(c.c.) bizlerden sadece; Verdiği büt&... Devamı

ŞANS OYUNLARI VE YILBAŞI KUTLAMALARI HARAMDIR

2017-12-25 17:00:00

   ŞANS OYUNLARI VE YILBAŞI KUTLAMALARI HARAMDIR       İslâm; şans faktörüne dayalı olan her türlü tertip ve oyunları yasaklanmıştır. Müslüman, hayatını helâller dairesinde yaşayıp, bütün haramlardan kaçınmak zorundadır.      Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar’ın şans oyunları ile ilgili olarak geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu açıklamayı siz değerli okuyucularıma aktarmak istiyorum:      “Diyanet İşleri Başkanlığı Din işleri Yüksek Kurulu; ‘Şans faktörüne dayalı olan piyango, toto, iddia, müşterek bahis, ganyan gibi tertip ve oyunlar kumardır ve haramdır. Bu tür kumarların, geniş kitlelerin iştirak etmesi sebebi ile zararı daha da yaygın olmaktadır.’ Bir şeyin helâl-haram oluşu herkesin yapmasından belirlenmez. Helâli-haramı din belirler. Haramı yapan kişi sonuçlarına katlanır. Herkes piyango alıyor bende alayım anlayışı yanlıştır. Helâl rızık çok önemlidir. Şans oyunları emeksiz kazanç olduğu için haramdır. Piyango, şans oyunları da kumar olduğu için haramdır.  Milli piyango alırken, para çıkarsa o parayla hayır yaparım diyenler büyük bir hataya düşmektedirler. Kirli suyla abdest alınmaz.”      Piyango ve benzeri haramların kesinlikle Millisi olamaz. Bir şeyin Milli olması demek, milletin inancına ve değerlerine uygun olması demektir. İslâm’a ve milletimizin değerlerine uymayan, her türlü haram işler de yasaklanmalı, çalışıp, alın teri ile kazanmanın önemi öğretilmelidir. İnanıyorum ki, yetkililerimiz bugüne kadar birçok problemi çözdüğü gibi, devlet eliyle yapılan bütün şans oyunlarını da kaldırarak, var olan yanlıştan vazgeçm... Devamı

KUR’AN- KERÎM, BUNALIMLARIN ŞİFA KAYNAĞIDIR

2017-12-18 11:39:00

KUR’AN- KERÎM BUNALIMLARIN ŞİFA KAYNAĞIDIR       İnsan beden ve ruhtan müteşekkildir. Nasıl ki bedenin yaşaması için yemeye, içmeye ihtiyacı varsa, bunun gibi ruhun da manevi gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhun gıdası da tam anlamıyla Allah (c.c.)’ın rızasına uygun işler yapıp, yasakladığı fiillerden uzak durmakla mümkündür.      Âyet-i Kerimede: ”Biz, Kur’andan öyle bir şey indiriyoruz ki O, Mü’minler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.” ( İsra Sûresi âyet: 82) buyrulmuştur. Mü’min, Kur’an’dan feyz almasını bildiği için, bu maksatla okumakta, dinlemekte ve yaşayışını O’na uygun olarak emirleri yapıp, yasaklananlardan da kaçınmaktadır. Bu güzel ve olumlu yaklaşım sonucu, bu özelliklerle dopdolu olan Mü’min’in kendisine Kur’anı Kerim âyetleri şifa ve rahmet olmaktadır. Mü’mine şifa olmasına karşılık, Zalimin hüsranının artması, O’nun Kur’andan uzak durması, kendisi ile Kur’an arasına mesafe koyup, düşmanlık yapması sebebiyledir. Nasıl ki Doktorun yazdığı ilacı hasta kullanmaz da sonucunda hastalığı artarsa, zaliminde hüsranının artması, ilaçtan uzak duran hastanın durumu gibi, Kur’andan ve Sünnetten uzak durması, hüsranının artmasına vesile olmaktadır.      Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimiz Kuran'a göre hayatımızı yaşamamız konusunda şöyle buyurmaktadır: "Kuran, maddi ve manevî bunalımların en hayırlı şifa kaynağıdır" "Kuran'a sarılınız. O'nu hayat rehberi tanıyınız. Çünkü O, Allah'ın kelâmıdır". Kur’an-ı Kerîm’i okuyup, anlayıp emirlerini yerine getirip, yasaklarından da kaçınırsak, kulluk g... Devamı

ŞEB-İ ARÛS (DÜĞÜN GECESİ)

2017-12-14 14:32:00

ŞEB-İ ARÛS (DÜĞÜN GECESİ)        Malumunuz Celâleddîn-i Rûmî, 17 Aralık 1273 tarihinde Rahmeti rahmana kavuşmuştur. Bu yıl Hakka vuslatının 744. yıldönümüdür.  Cenab-ı Allah (c. c.)’a duyduğu aşktan dolayı, ölümünü, Şeb-i Arûs (düğün gecesi), gerçek sevgiliye kavuşma olarak değerlendirmiştir. Bu yüzden de Hz. Pir’in, Ölüm gecesi günü, bu ruha uygun olarak düğün gecesi mutluluğunda, Manevi Güzelliklerle dopdolu olarak değerlendirilmektedir.       Celaleddin-i Rûmi, ölümü; kişinin aslına dönüşü olarak tanımlamış, İnsanın kaynağının ilâhi bir cevher olması hasebiyle "Allah'a dönüş" olarak telâkki etmiştir. Bir başka ifadeyle ölüm, "Cismin ortadan kalkması değil, Allah'a doğru uçmasıdır." "Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan" der. Kendinin ölüm ve vuslat anlayışını, Kur'an-ı Kerim'in bir âyetinin ışığı altında tetkik edip anlamak mümkündür: "Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra ancak bize döndürüleceksiniz" (el-Ankebût, 29/57).        Ölüm gecesini düğün gecesi olarak değerlendirmesini derinlemesine düşündüğümüz zaman ne kadar anlamlı olduğunu anlarız. Kişi çok sevdiği baba, anne, eş, çocuklarından, mevki, makam, para, şan şöhret, dünya ve içinde ne varsa her birinden, Allah’ı en çok sevmek zorundadır. İşte bu anlamda, kişi dünyada iken düğün gecesinde eşine kavuşmakla nasıl mutlu olursa; gerçek sevgiliye de ölümle kavuşulmaktadır. Onun içindir ki,  Celaleddin-i Rûmi, Öl&uum... Devamı

KUDÜS YENİDEN FETHEDİLMEYİ BEKLEMEKTEDİR

2017-12-14 14:32:00

KUDÜS YENİDEN FETHEDİLMEYİ BEKLEMEKTEDİR        Malumunuz geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın “Kudüs’ü resmen İsrail’in başkenti olarak tanıma zamanı gelmiştir.Tel Aviv’deki büyükelçiliğimizin Kudüs’e taşınması talimatını verdim” açıklaması sonucunda Türkiyemiz başta olmak üzere bir çok ülkeden organize olunmuş büyük tepkiler gelmektedir.        Kudüs, İstanbul'un,Konya'nın, Sivas'ın, Diyarbakır'ın Kardeşi ve dostudur. Hatta insanlığın çoğunluğunun kutsalıdır.Herkes barış içinde yaşamalıyken maalesef, savaşın fitili yakılmıştır.Kudüs, bizim gözümüzün nurudur.Kırmızı çizgimizdir. Kudüs’ü terör devleti İsrail’in, ABD’nin  insafına terk edemeyiz ve etmeyeceğiz. Mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.       Birçok Peygamberin Tevhid mücadelesine ev sahipliği yapmış olan üç semavi dinin Kıblesi olmuş, çevresi mübarek kılınmış Mescid-i Aksâ Kudüs’te bulunmaktadır.Katar’a yaptırım uygulamak için efelenen iki yüzlü zavallı Suudi Arabistan ve bazı Arap Ülkelerinin liderlerinden bu konuda ses çıkmadığı gibi Kukla zavallı Müftülerin fetvaları ile İsrail ile savaşmanın caiz olmadığı yalakalıklarına başlamışlardır. Bütün Mazlumlara sahip çıkan, dünya beşten büyük diyen, zalimlerin yüzüne sen zalimsin diyebilen Türkiye’mizin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Milletimizin büyük bir çoğunluğu bu hususta tepkilerini açıkça ifade etmişlerdir.  Sadece tepki göstermekle yetinilmemiş,Birleşmiş milletler kararlarını hiçe sayan Kud&uum... Devamı

ALLAH (C.C.)’IN SAĞLAM İPİ, İSLÂM’A SARILMALIYIZ

2017-12-14 14:30:00

ALLAH (C.C.)’IN SAĞLAM İPİ, İSLÂM’A SARILMALIYIZ          Allah (c.c.)’ın sağlam ipi, İslâm’a sarılmamız biz Müslümanların ana görevidir. Güç ve kuvvet, âlemlerin, zerreden kürreye her şey’in yaratıcısı Allah (c.c.)’a aittir. Rabbimizden başka Otorite ve güç yoktur. Korkulardan korkmadan, korkuları korkutarak, sadece ve sadece Allah (c.c.)’ tan korkmamız gerekmektedir.       Âyet-i Kerîmelerde: “Hepiniz toptan Allah’ın ipine (İslam’a) sarılın, ayrılmayın, Allah’ın size olan nimetini anın; düşmandınız, kalpleriniz arasını uzlaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar” “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran Sûresi âyet:103, 105)     “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hucurat Sûresi âyet:10) buyrulmuştur.      Korkulardan korkanı, korkular er geç bulur;      Ancak Allah’tan korkan, korkulardan kurtulur…                                                       Cengiz Numanoğlu      Allah (c.c.)’ın sağlam ip... Devamı

MEVLİD-İ NEBÎ HZ. MUHAMMED (S.A.S.) EFENDİMİZİN ROL MODEL ÖRNEK

2017-11-28 10:36:00

MEVLİD-İ NEBÎ HZ. MUHAMMED (S.A.S.) EFENDİMİZİN ROL MODEL ÖRNEK HAYATI      Çarşambayı Perşembeye bağlayan 29/30 Kasım gecesi, Mübarek Mevlîd Kandilidir. Mükemmel canlı örnek, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), dünyayı bu gece şereflendirmiştir. Peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.s.) 20 Nisan (12 Rebiul Evvel) 571 yılında Mekke de dünyaya gelmiştir. Doğumu vesilesiyle her zaman olduğu gibi O’nu yeniden anmanın hazzını ve şerefini yaşamaktayız. Muhammedül Emin Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin  rol model örnek  hayatını öğrenerek hayatımızı O’nun gösterdiği doğrultuda yaşamalıyız.        Âyet-i Kerîmelerde:   “(Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ Sûresi âyet:107)”  “Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed Sûresi âyet:33) “(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Ali İmran Sûresi âyet:31 “Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.” “Allah'ın izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil (Rehber) olarak ( gönderdik).”(Ahzâb Sûresi âtyet:45-46)“Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler,  şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ Sûresi âyet:69) “Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret g&uu... Devamı

ÖĞRETMENLERİMİZİN 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ CANI GÖNÜLDEN...

2017-11-22 10:32:00

ÖĞRETMENLERİMİZİN 24 KASIM  ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ CANI GÖNÜLDEN KUTLUYORUM          Eğitim-Öğretim, bir milletin ilerlemesinde, cehaletin giderilmesinde en etkin ve en vazgeçilmez bir yöntemdir. Gençlerimizi eğitip yarınlara hazırlamak Öğretmenlerimizin asli görevleridir. Öğretmenlerimiz, elleri öpülmesi gereken güzel insanlardır. Bu güzel insanları, her zaman hatırlayıp hayırla yâd etmek durumundayız. Sembolikte olsa, Öğretmenlerimizin, yılda bir defa maddi ve manevi ihtiyaçlarının konuşulup, hatırlanıp çözümüne yardımcı olunması da güzeldir. Uzunca bir dönem Öğretmen olarak görev yapmış bir kardeşleri olarak, Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler gününü canı gönülden kutluyorum.       İslam, ilim alanında devamlı olarak ilerlemeyi bütün Müslümanlara farz kılmıştır. Zira İslam’ın nazarında insanlığı yücelten ve ayakta tutan yegâne unsur ilimdir. Dinimiz İslam, okumaya, araştırmaya, düşünmeye büyük yer ve önem vermiştir. Allah (c. c.) ilk emrinde “Seni yaratan Rabbinin adıyla oku.”  (El- Âlak Sûresi âyet:1) buyurmuştur. İnsanları ilme teşvik eden şu Ayeti-i Kerime ne kadar geniş bir anlam taşır : “(Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.” (Zümer Sûresi âyet:9)     Peygamberimiz Hz. Muhammed (s. a. s.) ilmin yüce değerini şu şekilde ifade buyurmuştur: “ İlim, İslam’ın hayatı ve ... Devamı

İNSAN, BAŞIBOŞ BIRAKILMAMIŞTIR

2017-11-13 11:45:00

İNSAN, BAŞIBOŞ BIRAKILMAMIŞTIR      İnsanın yaratılıp dünyaya gönderilmesinin ana gayesi kulluk yapması içindir. Bu dünyaya imtihan için gönderilmiş bulunmaktayız. İmtihanda olduğumuzu her zaman hatırlamalı, İbadetleri yaparak kulluk görevimizin farkında olmalıyız. Başıboş bırakılmadığımız her halimizin ve davranışımızın, adeta video kameraya çekildiğini unutmamalıyız. Kiramen kâtibin meleklerince her anımızın yazıldığı, yaptığımız işlerin amellerin zerre miktarı da olsa karşımıza Ahiret yurdunda çıkarılacağını her zaman hatırlayıp, güzel ahlâk sahibi olarak yaşamalıyız. Bu dünyaya, başıboş olarak gönderilmeyip, imtihan için gönderildiğimiz gerçeği Kur’an ve Sünnet’te açıkça haber verilmiştir.     İnsan hayatını anlamlı kılan, ona değer katan temel özellik, insanın bir vazife ve sorumluluk varlığı oluşudur. Bu sebeple, vazifelerini ihmal eden ve sorumsuz bir hayat yaşayan insanlar, gerçek anlamda insanlık değerini yitirmiş olurlar. Bu dünyada bir kısım insanlar, insanlığının gereği olan vazifeleri ihmal etmiş ve bunların sorumluluğundan kurtulmuş olabilirler. İlâhî sorumluluktan kurtulmak ve Allah’ın huzurunda hesap vermekten kaçmak hiç kimse için mümkün değildir. Bunun aksini düşünmek, ahlâk nizamını ve bu nizamın temeli olan mutlak adaleti inkâr etmek sonucuna götürür.      Âyet-i Kerîmelerde: “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!” (Kıyame Sûresi âyet:36) “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?  Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalan... Devamı

TOKAT KİTAP GÜNLERİ FUARI

2017-11-06 14:09:00

TOKAT KİTAP GÜNLERİ FUARI      Tokat Belediyesi, 31 Ekim- 08 Kasım 2017 tarihleri arasında, Cumhuriyet Meydanında kurulan Çadırda, Birincisini gerçekleştirdikleri ‘Tokat Kitap Günleri’ Fuarı kapsamında, birbirinden değerli Yazarları, Söyleşi ve İmza Günleri ile Kitapseverle buluşturdu. Bu vesile ile Tokat Belediye Başkanı Sayın Eyüp Eroğlu’ na, Organizatör Ahmet Ali Ortadeveci’ ye, davete icabet eden Yayınevi, Yazar, Okuyucu ve emeği geçen bütün kardeşlerimize kalb-i şükranlarımı sunarım.     Tokat Kitap Günleri Fuarına, 85 Yayın evi, 101 Yazar katılarak 167 etkinlik gerçekleştirilmiştir. Çok yoğun bir okuyucu katılımı ile birlikte, Söyleşiler, İmza Günleri yapılmıştır. Konya’mızdan Tokat Kitap Fuarına; Prof. Dr. Caner Arabacı, Ahmet Aka; Ömer Lütfi Ersöz, Melahat Ürkmez, KızımSema Ersöz, Ayşe Ünüvar, Hüzeyme Yeşim Koçak, Sahura Yağmur Arıcan, Ergün Öztürk, Seyit Ali Eser,Cemil Paslı, Ömer Aslan,İsmail Detseli gibi birbirinden değerli gazeteci, yazar,  akademisyen kardeşlerimiz katılmıştır.      Kitap okumak gerçekten çok önemli bir özellik olmakla birlikte, okunacak kitapların seçimi daha da önemlidir. Çünkü kitaplar insanlar üzerinde iyi ya da kötü tesirler bırakırlar. Dinimiz İslam’ın ilk emri “oku” olmuştur. Âyet-i Kerimelerde: “Yaratan Rabbinin adıyla oku” (Alak süresi: ayet:1) “…(Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?...”  buyurulmuştur. Okumak ve öğrenmek beşikten mezara kadardır.       Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)’in Bedir Savaşında elde ettiği esirlerin bazılarını Müslüman &... Devamı

KUR’AN İLE SÜNNET, TOHUM İLE TOPRAK GİBİDİR

2017-10-30 10:29:00

KUR’AN İLE SÜNNET, TOHUM İLE TOPRAK GİBİDİR           Son dönemlerde bize Kuran yeter diyerek Sünnete düşman olan, Sünneti devre dışı bırakmaya çalışan zavallılar türemiştir. Kuran-ı Kerimde beş vakit namazdan bahsedilmekte olup, kaç rekât ve nasıl kılınacağını ise Sünnet ’ten öğrenmekteyiz. Sünnet, devre dışı olursa, namaz gibi en önemli bir ibadeti bile yerine getirme imkânından Müslümanları mahrum bırakırız. Hatta Zekât, Hac v.b. ibadetler de Sünnet’e tabi olunmadan yapılamaz. Buna hiç kimsenin hakkı da yetkisi de yoktur. Tabiri caizse, Kuran-ı Kerim İslam’ın anayasasıdır. Sünnette yasaları hükmündedir.      Kur’an ile Sünnet birlikteliği, tohum ile toprak veya et ile tırnak gibidir. İnsanlık tarihi incelendiğinde hiçbir İlâhî Kitap, Peygamber siz gönderilmemiştir. Bundan dolayı, Allah(c.c.)’ın gönderdiği Kitabı, aramızdan seçtiği Peygamberinin aracılığına başvurmadan anlamaya çalışmak ya da Vahiy siz bir Peygamber telakkisi oluşturmak yanlış bir din anlayışının ortaya çıkmasına yol açacaktır. Hadis siz din, Peygamber siz din demektir. Bu da yeni bir din icat etmek anlamına gelir. Müslüman, kesinlikle Sünnete düşmanlık edemez, O’nu devre dışı bırakamaz. Vahiy denilince ilk akla gelen Kur’an’dır. Ancak; hadisin/sünnetin de Vahiy ile önemli bir ilgisinin olduğu da aşikârdır.      İslâm, Kur’an ve Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin sünneti olmak üzere iki temel kaynağa dayanmaktadır. Dinin sahibi olan Allah(c.c.), Kur’an’ı gönderirken Peygamberini de, İslâm’ın insanlar tarafından nasıl yaşanacağını göstermesi için görevlendirmiştir. S&u... Devamı

SABIR VE TEVEKKÜLÜN ÖNEMİ

2017-10-23 10:33:00

SABIR VE TEVEKKÜLÜN ÖNEMİ       Bu dünyaya İmtihan edilmek üzere gönderildik. Biz Mü’minler; İslâm’ın emirlerini yapıp, yasak ettiklerinden de kaçınmalıyız. Yaratılış gayemizin amacı kulluktur.Bundan dolayıdır ki; bazen korku, bazen ölüm, açlık, mallarımızın ve ürünlerimizin eksiltilmesi, yok edilmesi, fakirlik, zenginlik v. b.  sebeplerle imtihan ediliriz. İmtihanımızı kazanmak için sıkıntılarımızın olduğu dönemde isyan etmeden, nimetlerin bol verildiği dönemlerde de israf etmeden, Ya Rabbi! bu güzellikleri imkânları verende alan da sensin diyerek, Sabır ve Tevekkül ile birlikte teslimiyet göstermeliyiz.      Sabır nedir? Sözlük Manası:Tahammül etmek, Zorluklara karşı dayanmak, belâ ve musibetler anında şikâyetçi olmamak gibi anlamlara gelmektedir. Dini anlamda Sabır ise; Allah (c. c.)’tan gelen, belâ ve musibetlere karşı isyan etmeden şükür ve Rıza ile karşılayabilmektir. Ayrıca ibadetleri yaparken, nefsin ve şeytanın yanlışa yönlendirmelerine karşı durabilmek demektir.Tevekkül; Kişinin sebeplere sarılarak yapabileceği ve yapması gerekenleri yaptıktan sonra gücünü aşan hususlarda, neticenin hayırlı ve bereketli olmasını  Güç ve Kudreti Sonsuz  olan Allah(c.c.)’tan dilemesidir.Yüce Allah(c.c.)’ın hikmetli iradesine tam teslim olmak ve hakkımızdaki takdirine rıza göstermek, Müslümanın asli kulluk görevidir.      Kalbin Allah(c.c.)’a tam itimad ve güven duyması  bu anlamda çok önemlidir.Güven ve itimad olmazsa, tevekkülden söz edilemez. Kalp, gönül,  Allah(c.c.)’tan baş‏kası‎na açık bırakılamaz.Ancak ve ancak Allah(c.c.)’dan yardım istenir ... Devamı

GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ

2017-10-16 15:02:00

GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ      Bir milletin ilerlemesinde Maddi ve Manevi güzelliklere sahip olmasındaki en etkili gücün Eğitim-Öğretinden geçtiği aşikârdır. Geleceğimizin teminatı gençlerimizin okullarımızda Öğretmenlerimiz tarafından en iyi şekilde sahip çıkılarak, bilgili, güzel ahlâk sahibi olarak yetiştirilmeleri en büyük arzumuzdur. Ancak; ebeveynlere, Sivil Toplum Kuruluşlarına da büyük görevler düşmektedir. Her birimiz bugüne kadarki, maddi ve manevi yardımlarımızı artırarak, geleceğimizin teminatı gençlerimize sahip çıkmalıyız.      Türkiye’mizde, son yıllarda, maddi ve manevi çok güzel hizmetler yapılmıştır. Özgürlüklerin önü açılmış,  kardeşliğin temini için adımlar atılmış, insanlarımızın her birine değer verilmiş, Meslek Lisesi Mezunlarına uygulanan; Katsayı adaletsizliği  giderilmiş, Meslek Liselerinin Orta Kısımları açılmış, Hafızlık ile ilgili engeller kaldırılmış, Kesintisiz eğitim, kesintili hale dönüştürülmüş, Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Hayatı ve Temel Dini Bilgiler seçmeli ders olarak, Orta Okul ve Liselere konulmuş, Yıllardır kanayan bir yaraya, neşter vurulup, Başörtüsü yasağı kaldırılarak, bütün kamu kurum ve kuruluşlarında serbest bırakılmıştır. Ders Kitaplarının içeriği elden geçirilmiş ve halen elden geçirilmeye devam etmektedir. Değerlerimiz ile çelişen, yanlı ve yanlış bilgiler ayıklanmaktadır.      Tam arzu edilen şekliyle sıkıntılarımızı aştığımız zaman, hem Ortaöğretimde, hem de Üniversiteye girişte sınavların kaldırılmasının da bir zorunluluk olduğuna inanıyorum. İlk kademe sonunda öğrencinin yetenek ve kapasitesine uy... Devamı

AKSED, ÖRNEK BİR CAMİ DERNEĞİDİR

2017-10-09 11:19:00

AKSED, ÖRNEK BİR CAMİ DERNEĞİDİR     Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunmuş, bilge insan Merhum Aliya İzzetbegoviç ismi, Konya’mızın Selçuklu İlçesi Hacı Kaymak Mahallesindeki Cami de yaşatılmaktadır. Kısa adı; AKSED olan, Aliya İzzet Begoviç Kültür-Sanat Ve Eğitim Derneği Başkanı İbrahim Günay Kardeşimizdir. Camilerimiz, yeniden aslına uygun olarak merkeze alınmalıdır. Böyle bir girişimi Dernek Başkanı İbrahim Günay Kardeşimiz, görevi devraldığı 2015 yılının başından itibaren farkındalık oluşturarak yaptığı güzel çalışmalarla göstermiş bulunmaktadır.      Bilge Kral; Aliya İzzet Begoviç’in hedefi: Müslümanların İslamlaşması, Sloganı ise: İnanmak ve Mücadele etmek üzerine kurulmuştur. Bu Mümtaz mücadele abidesi merhum Aliya İzzet Begoviç’in güzel sözlerinden bir kaçını sizlere aktarmak istiyorum: “Savaş, ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir” “ Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Kitaba( Kur’an)’a uyacağız.” “Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü İslâm, benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir.”      Âyet-i Kerîmede: “Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.”(TevbeSûresiâyet:18)buyrulmuştur.     Kâmil İman sahibi güzel kardeşlerimiz, Allah’ın Mescitlerini, Camileri hem inşa, hem de ihya ederler. Mü’min, imkân d&... Devamı

FİTNE, YALAN VE İFTİRANIN TEHLİKELERİ

2017-10-02 12:36:00

FİTNE, YALAN VE İFTİRANIN TEHLİKELERİ       Fitne, Yalan ve İftira son derece tehlikeli, toplumu tahrip edici özellikleri olan olumsuzluklardandır. Fitne; karışıklık, kargaşa, savaş, anarşi; din ve vicdan hürriyetine karşı baskı demektir. İftira;kasıtlı ve asılsız olarak suç yükleme, kara çalma, bühtan gibi anlamlara gelmektedir.  Yalan; doğru olmayan, gerçeğe uymayan, uydurma söz gibi anlamlara gelmektedir. Fitne, Yalan ve İftira sonucunda insanlar arasındaki sevgi ve dostluk bağları yok olur; dayanışma gücü ortadan kalkar. İnsanlar birbirine güven duymaz olurlar. Bu güvensizlik, bir toplumun sosyal hayatını tamamen felce uğratan yıkıcı bir etki yapar. Fitne, Yalan ve İftira, toplumdaki güzellikleri yakıp bitiren bir ateş gibidir. Bununla beraber yalan yere şahitlik yapmakta en büyük günahlardandır.       Allah(c. c.), âyeti-i kerimelerinde şöyle buyurur: “…Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür…” “…Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır…” (Bakara Sûresi âyet:191,217) “İyilikte ve fenalıktan kaçınmada birbirinize yardımcı olunuz. Günah işlemek ve aşırılığa düşmekte yardımlaşmayınız” (Maide Sûresi âyet: 2)      Fitne, Yalan, İftira ve Yalan yere Şahitlik v. b. kötü davranışlar, Müslüman da bulunmaması gereken özelliklerdendir. Yalan ve İftira ile gerçekler gizlenmekte şahsi menfaatler ön plana çıkarılmaktadır. Olmayan bir şey sanki olmuş gibi anlatılmaktadır. Hayatta insanoğlunun çeşitli arzu ve beklentileri vardır. Bu beklentilerine bazen erişemeyebilir. Böyle bir durumda, bazı İnsanlar kendi kaderlerine razı olurken; bir kısım insanlar da arzu ettiklerini zorla eld... Devamı

İMAN VE SALİH AMELLERİN ÖNEMİ

2017-09-25 10:06:00

İMAN VE SALİH AMELLERİN ÖNEMİ        İslâm’ın beş temel şartlarından ilki, İslâm dininin İnanç yönünü, diğerleri de temel ibadetlerini teşkil eder. İman; İnanmak, İnanç anlamına gelmektedir. Kelime-i Şehadet, İslâm’ın beş temel şartının birincisi ve en önemlisidir. Kelime-i Şehadet, Kelime-i Tevhîd; İslâm’a girişin temel şartıdır. Diğer ibadetler bu temel üzerine bina edilir. Kelime–i Şahadet: “Eşhedü enlâ ilâhe illellah ve eşhedü enne Muhammed en abdühü ve Rasuluh” demektir. Anlamı: “Ben şahitlik eder, inanırım ki, Allah(c.c.)’tan başka İlâh yoktur. Ve yine şahitlik eder, inanırım ki, Muhammed (s.a.s.) Allah(c.c.)’ın kulu ve elçisidir.” Kelime-i Tevhid; Lâ İlâhe İllallâh Muhammedür Resulullah. Anlamı: Allah‘tan başka İlâh yoktur, Muhammed (s.a.s.),Allah’ın Resulüdür. Kelime-i Şehadeti, Kelime-i Tevhid’i, dil ile söyleyip, kalp ile de tasdik etmek gerekir. Kelime-i Şehadeti, Kelime-i Tevhid’i; kendi hür iradesi sonucunda, dili ile söyleyip, kalb-i ile de tasdik eden Müslüman olur.      İnsanın gerçek anlamda kurtuluşu, mutluluğu için, öncelikle sağlam bir İman’a sahip olması ve İmanın gerektirdiği şekilde Salih amellerle dolu bir hayat yaşaması gerekmektedir. İman çok önemli bir özellik olmakla birlikte, Salih amellerle desteklenmeyen İman’ın korunması, muhafazası da çok zordur. İman ile birlikte Salih amellerde gerekir. Çünkü İman’ı besleyen, güçlendiren ana unsur Salih amellerdir. Dünya hayatına imtihan edilmek üzere gönderildik. Yaratılış gayemizin amacı kulluktur. Bundan dolayıdır ki; korku, ölüm, açlık, mallarımızın ve ... Devamı

KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI

2017-09-19 10:48:00

                      KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI        Malumunuz 21 Eylül 2017 Perşembe gününden itibaren Hicri 1438. Yıl tamamlanacak ve 1439. yıla gireceğiz. Bu vesile ile Hicri Yılımızı  tebrik eder, Alem-i İslam’ın kurtuluşuna vesile olmasını Allah (c. c.)’dan niyaz ederim. Peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.s) ,Mekke-i Mükerremeden Medîne-i  Münevvere ye hicret ettiği 622 Mîlâdi yılı  Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer(r.a.)'ın halifeliği döneminde, Hz. Ali (r.a.)'ın teklifiyle bu yolculuk, Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul  edilmiş ve isim olarak “Hicrî Yıl” denilmiştir. Mîlâdî takvimde Güneşin hareketleri esas alınmış, Hicri Takvimde ise Kamer (ay)’ın hareketi esâs alındığı için , “Hicrî Yıl olarak isimlendirilmiştir.      Hicrî Yıl da, Mîlâdî, Yıl gibi 12 ay esâsına dayanır. Kameri aylar: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce’dir.      Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin Peygamber olarak gönderilmesi sonucu, karanlık yerini aydınlığa, zulüm yerini adalete, kararan gönüller, vicdanlar, merhamete, İman nuruyla kavuşmuşlardır. Ancak bu nurdan rahatsız olan Müşrikler, Efendimizi öldürmek istiyorlardı ve her geçen gün Müslümanlara eza ve cefalarını artırmaktaydılar. Yaklaşık olarak Mekke de on üç yıllık bir mücadeleden sonra hicret emri gelmiştir. Âyet-i Kerîmede: “ Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirl... Devamı

KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI

2017-09-19 10:48:00

                      KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI        Malumunuz 21 Eylül 2017 Perşembe gününden itibaren Hicri 1438. Yıl tamamlanacak ve 1439. yıla gireceğiz. Bu vesile ile Hicri Yılımızı  tebrik eder, Alem-i İslam’ın kurtuluşuna vesile olmasını Allah (c. c.)’dan niyaz ederim. Peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.s) ,Mekke-i Mükerremeden Medîne-i  Münevvere ye hicret ettiği 622 Mîlâdi yılı  Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer(r.a.)'ın halifeliği döneminde, Hz. Ali (r.a.)'ın teklifiyle bu yolculuk, Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul  edilmiş ve isim olarak “Hicrî Yıl” denilmiştir. Mîlâdî takvimde Güneşin hareketleri esas alınmış, Hicri Takvimde ise Kamer (ay)’ın hareketi esâs alındığı için , “Hicrî Yıl olarak isimlendirilmiştir.      Hicrî Yıl da, Mîlâdî, Yıl gibi 12 ay esâsına dayanır. Kameri aylar: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce’dir.      Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin Peygamber olarak gönderilmesi sonucu, karanlık yerini aydınlığa, zulüm yerini adalete, kararan gönüller, vicdanlar, merhamete, İman nuruyla kavuşmuşlardır. Ancak bu nurdan rahatsız olan Müşrikler, Efendimizi öldürmek istiyorlardı ve her geçen gün Müslümanlara eza ve cefalarını artırmaktaydılar. Yaklaşık olarak Mekke de on üç yıllık bir mücadeleden sonra hicret emri gelmiştir. Âyet-i Kerîmede: “ Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirl... Devamı

KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI

2017-09-19 10:48:00

                      KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI        Malumunuz 21 Eylül 2017 Perşembe gününden itibaren Hicri 1438. Yıl tamamlanacak ve 1439. yıla gireceğiz. Bu vesile ile Hicri Yılımızı  tebrik eder, Alem-i İslam’ın kurtuluşuna vesile olmasını Allah (c. c.)’dan niyaz ederim. Peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.s) ,Mekke-i Mükerremeden Medîne-i  Münevvere ye hicret ettiği 622 Mîlâdi yılı  Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer(r.a.)'ın halifeliği döneminde, Hz. Ali (r.a.)'ın teklifiyle bu yolculuk, Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul  edilmiş ve isim olarak “Hicrî Yıl” denilmiştir. Mîlâdî takvimde Güneşin hareketleri esas alınmış, Hicri Takvimde ise Kamer (ay)’ın hareketi esâs alındığı için , “Hicrî Yıl olarak isimlendirilmiştir.      Hicrî Yıl da, Mîlâdî, Yıl gibi 12 ay esâsına dayanır. Kameri aylar: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce’dir.      Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin Peygamber olarak gönderilmesi sonucu, karanlık yerini aydınlığa, zulüm yerini adalete, kararan gönüller, vicdanlar, merhamete, İman nuruyla kavuşmuşlardır. Ancak bu nurdan rahatsız olan Müşrikler, Efendimizi öldürmek istiyorlardı ve her geçen gün Müslümanlara eza ve cefalarını artırmaktaydılar. Yaklaşık olarak Mekke de on üç yıllık bir mücadeleden sonra hicret emri gelmiştir. Âyet-i Kerîmede: “ Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirl... Devamı

KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI

2017-09-19 10:48:00

                      KUTLU YOLCULUK HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI        Malumunuz 21 Eylül 2017 Perşembe gününden itibaren Hicri 1438. Yıl tamamlanacak ve 1439. yıla gireceğiz. Bu vesile ile Hicri Yılımızı  tebrik eder, Alem-i İslam’ın kurtuluşuna vesile olmasını Allah (c. c.)’dan niyaz ederim. Peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.s) ,Mekke-i Mükerremeden Medîne-i  Münevvere ye hicret ettiği 622 Mîlâdi yılı  Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer(r.a.)'ın halifeliği döneminde, Hz. Ali (r.a.)'ın teklifiyle bu yolculuk, Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul  edilmiş ve isim olarak “Hicrî Yıl” denilmiştir. Mîlâdî takvimde Güneşin hareketleri esas alınmış, Hicri Takvimde ise Kamer (ay)’ın hareketi esâs alındığı için , “Hicrî Yıl olarak isimlendirilmiştir.      Hicrî Yıl da, Mîlâdî, Yıl gibi 12 ay esâsına dayanır. Kameri aylar: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce’dir.      Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin Peygamber olarak gönderilmesi sonucu, karanlık yerini aydınlığa, zulüm yerini adalete, kararan gönüller, vicdanlar, merhamete, İman nuruyla kavuşmuşlardır. Ancak bu nurdan rahatsız olan Müşrikler, Efendimizi öldürmek istiyorlardı ve her geçen gün Müslümanlara eza ve cefalarını artırmaktaydılar. Yaklaşık olarak Mekke de on üç yıllık bir mücadeleden sonra hicret emri gelmiştir. Âyet-i Kerîmede: “ Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirl... Devamı

ADALET

2017-09-11 12:09:00

ADALET      Adalet; her hak sahibine hakkını verme, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelmektedir. Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adalet ile sağlanmaktadır. Adalet’in olmadığı yerde Zulüm vardır. Zulüm, Adalet’in zıddıdır.    Zulüm aslı itibari ile haddi aşmak ve bir şeyi olması gereken yerden farklı bir yere koymak anlamına gelmektedir. Aynı kökten gelen Zulmet (Çoğulu Zulumât) aydınlığın ve nurun zıddıdır. Haksızlık, hakkı yerine koymama, baskı, şiddet, hak yeme, eziyet ve işkence gibi anlamlara da gelmektedir. Zulüm ıstılahta; adaletsizlik, düşmanlık, hakkı engellemek, gayri meşru bir şekilde değiştirmek, noksanlaştırmak suretiyle adaletten sapmak diye tanımlanmıştır.         Âyet-i Kerîmelerde: “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”  (Nahl Sûresi âyet:90) Allah Teâlâ bu âyette dünya nizamını sağlayan üç esası emrediyor; buna karşılık üç çirkin davranışı da yasaklıyor.       Emrettiği esaslar: Adalet, ihsan ve akrabaya yardımdır. Yasakladıkları ise: Fuhuş, münker ve zulümdür. Adalet:Her şeyi tam olarak yerine getirmek, herkesin hakkını vermek ve ölçülü davranmak demektir. İhsan:İyilik etmek, hayır yapmak, bağışta bulunmak ve emredilen şeyi gerektiği gibi yerine getirmek demektir. İbadette ihsan: Allah’ı görür gibi ibadet etmektir. Akrabaya yardım:Uzak ve yakın akrabaya iyilik etmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara karşı iyi davranmak demektir. Fahşâ:Yalan, iftira ve zina gibi söz veya fiille işlenen günah ve çirkinliklerdir. ... Devamı

ZULÜM İLE ABAD OLANIN AHİRİ BERBAT OLUR

2017-09-05 11:53:00

ZULÜM İLE ABAD OLANIN AHİRİ BERBAT OLUR     Adalet; her hak sahibine hakkını vermek olarak tanımlanmıştır. Zulüm ise Adalet’in zıddıdır.Zulüm; haddi aşmak ve bir şeyi olması gereken yerden farklı bir yere koymak anlamına gelmektedir. Zulüm kökünden gelen Zulmet, (Çoğulu Zulumât) aydınlığın ve nurun zıddıdır. Haksızlık, hakkı yerine koymama, baskı, şiddet, hak yeme, eziyet ve işkence gibi anlamlara da gelmektedir. Zulüm ıstılahta; adaletsizlik, düşmanlık, hakkı engellemek, gayri meşru bir şekilde değiştirmek, noksanlaştırmak suretiyle adaletten sapmak diye tanımlanmıştır.      Zulüm, alimler tarafından üç ana konu başlığında ele alınmıştır. 1-İnsanın Allah'a karşı işlediği Zulüm. 2-İnsanların birbirlerine karşı işledikleri Zulüm. 3- İnsanın kendi nefsine karşı işlediği Zulüm. Allah’ın hükmü adalet, onun zıddı zulümdür. Zulüm yapanlara da, Zalim denir. Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerde; Allah (c. c.)’ın Zalimleri sevmediği açıkça haber verilmiştir. Ayetlerin ışığında Konuyu aydınlatmaya çalışacağım. Ayet-i Kerimelerde; “Allah kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi! İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir apışıp kaldı. Allah zalim kimseleri hidayete erdirmez.”(Bakara Sûresi âyet:258) “İnkâr edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları (başka) bir yola iletecek de değildir. Ancak orada ebedî kalmak üzere cehennem onları yoluna (iletecektir). Bu da Allah'a çok kola... Devamı

ARİFE, KURBAN VE KURBAN BAYRAMI

2017-09-05 11:51:00

ARİFE, KURBAN VE KURBAN BAYRAMI      Malumunuz Perşembe günü arife, Cuma günüde Kurban Bayramının birinci günüdür. Teşrik tekbiri; arife günü sabah namazında başlar ve dördüncü bayram ikindi namazı sonrası 23 (Yirmi üç vakit), “Allahu Ekber, Allahu Ekber, La ilahe illallahu Vallahu Ekber, Allahu Ekber ve Lillahilhamd” denilerek ikmal edilir. Arife, bilinen gün anlamına gelmektedir. Bayramı müjdeleyen, bayramdan önceki gündür. Arife, Bayram ve fırsat bulduğumuz zaman dilimlerinde kabirleri ziyaret edip, çokça tefekkür etmeliyiz. Kabir ziyareti, insanlara ahireti hatırlatır. Bu ziyaretler vesilesi ile bir gün mutlaka öleceğimizi hatırlamış oluruz. Bu hatırlama aslında hayatımızı daima güzel ahlak esaslarına göre yaşamamız gerektiğini de beraberinde getirir. Dünyanın imtihan yeri olduğu, dolayısı ile bu imtihanda mutlaka başarılı olmamız gerektiği anlayışı bizlerde hâkim olmalıdır. Aslında ölüm, dinimize göre bir yok oluş değil, gerçek manada var oluşun başlangıcıdır.      Kurban İbadeti, cimriliğimizi tedavi ettiği gibi, Cömert olmamızı sağlar. İhtiyaç sahiplerini düşünüp yardım etme duygusuna sahip olmamızı sağladığı için, merhamet duygumuzu coşturur. Vermeyi, paylaşmayı, gerçek anlamda gönülden yaşamamıza imkân sağlar. Kurbanımızın etinden, ihtiyaç sahiplerine verdikçe, çok özlü ve önemli dualar almamız kaçınılmaz olur. Kur’ban; İhlâsımızı, Samimiyetimizi, sadakatimizi, teslimiyetimizi gösterir. Kurban, insanlıkla yaşıt en eski, ama eskimeyen, her yıl yenilenen, Allah (c.c.)’ın Rızasına eriştiren bir ibadettir. Rabbimiz, Kurban keserek yoksul ve düşkünleri gözetmeyi her birimize lütfeylesin. &n... Devamı