AKRABA EVLİLİĞİ

2009-03-11 09:00:00

 

 

 


       İslam’a göre ailenin aslını oluşturan evlilik çok önemsenmiştir. Müslüman erkek ve kadınların evlenecekleri kişilerde şu özellikleri aramaları gerekir. Evlenilecek kişinin iffetli, namuslu, kötülüklerden uzak duran, güzel ahlak sahibi olanları tercih edilmelidir.

            Daha önceki yazılarımdan hatırlanacağı üzere İslam’la bilimin çelişmeyeceğini, bazı dönemlerdeki çelişkilerin bilimin o alanda henüz gerçek bilgiye ulaşmadığını gösterdiğini ifade etmiştim.

            Son yıllarda yakın akraba evlilikleri konusunda değerli bilim adamlarımızın yaptıkları açıklamalarında bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmek isterim.

            Bilim adamlarımız, yakın akraba evliliği sonucunda, çocukların sakat olduğunu açıklamaktadırlar. Halbuki Kuran’ı kerimde evlenilmesi yasak (haram) olanlar açıkça belirtilmiştir.

Ayeti kerimlerde; “Geçmişte olanlar bir yana, babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayasızlıktır. İğrenç bir şeydir ve kötü bir yoldur” (İslam öncesi Arapların üvey anneleri ile evlenme şeklindeki çirkin  bir adetini ortadan kaldıran bu ayetten sonra Müslümanların, başka kimlerle evlenmelerinin caiz olmadığını açıklamak üzere şöyle buyurulur:) “Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileri ile birleştiğiniz eşlerinizden olup, evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla (nikahlanıp ta) henüz birleşmemişseniz, kızlarını almanızda size bir mahsur yoktur. Kendi sulbümüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almakta size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir. Allah çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir” (Nisa süresi – Ayet: 22.23)

Ayeti kerimde evlenilmesi haram olanlar açıkça belirtilmiştir. Amca, teyze, hala, dayı çocuklarının evlilikleri yasaklanmamıştır. Akraba olanlarla evlilik tercih edilmeyebilir. Akraba olmayanlarla evlenmek tavsiye edilebilir. Ancak, hiç kimsenin, Allah (c.c.)’ın haram kıldığına helal, helal ve mubah kıldığına da haramdır demeye haddi ve yetkisi yoktur.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in yedi çocuğundan altısı, sağlığında vefat etmiş, sadece Hz. Fatma kendi vefatlarından altı ay sonra, yirmidört yaşlarındayken vefat etmişlerdir. Kızı Hz. Fatma’yı amcası Ebu Talib’in oğlu Hz. Ali (r.a.) ile evlendirmiştir. Hz. Ali (r.a.) ve Hz. Fatma’nın evliliğinden Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.) dünyaya gelmiştir. Akraba evliliğinden Peygamberimiz  Hz. Muhammed (s.a.v.)’in nesli devam etmiştir. Diğer çocuklarından evlenenler akraba değillerdir. Zinnüreyn  sahibi Hz. Osman (r.a.) Peygamberimiz  Hz. Muhammed (s.a.v) iki kızı ile (birinin vefatından sonra diğeri ile) evlenmiştir. Ancak onlardan nesli devam etmemiştir.

Bütün bunlardan çıkartacağımız sonuç şudur: insanlar dünyaya imtihan için gönderilmişlerdir. Akraba olanların çocukları da, hiç akraba olmayanların çocukları da sağlıklı da, özürlü de olabilir. “Akraba olanların çocukları mutlaka özürlü olur, akraba olmayanların çocukları ise sağlıklı olur denemez.” Denilse bile gerçekle örtüşmez.Kısacası  herkes imtihan edilmektedir. Ben kendi ilçemde özürlü çocukları olan aileleri araştırdım ve bu ailelerden hiçbirinin akraba olmadığını öğrendim. Kendi dayım, dayısının kızı ile evli çocukları da hamdolsun gayet iyi ve sağlıklıdır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bilimin bu konuda gerçeği kavrayacak konuma gelmesi ile araba evliliğinde de durumun akraba olmayanlara göre bir farkın olmadığı gerçeği yakın gelecekte anlaşılacaktır.

Allah (c.c.) Hz. Adem (a.s.)’ı kuru balçıktan, süzme çamurdan, su ve toprak karışımından yaratmıştır. Hz. Havva validemiz de, Hz. Adem (a.s.)’ın sol eğey kemiğinden yaratmıştır. Sonra nesiller, bu iki eşten devam etmiştir.İnsanlar; gaflete düştükleri zamanda, Hz. İsa (a.s.)’ı babasız yaratmıştır.

Buradan da çıkaracağımız sonuç şudur: Allah (c.c.)’ın koyduğu kanunlar ve Sünnetullah bellidir. Allah (c.c.), “istersem insanı yoktan, topraktan, sudan, istersem kadını erkekten, istersem neslin devamını kadınla erkekten, istersem babasız yaratırım. Ben yaratmanın her çeşidini bilirim” diye; güç ve kudretini göstermiştir.Güç ve Kuvvet O’na mahsustur.Alah (c.c.)’ın kısır bıraktıklarına kim çocuk verebilir? Elbetteki kimse veremez. Ağaçtan düşen bir yaprak tanesi bile onun bilgisi dışında düşemez. Önemli olan, onun yasakladığı evliliklerden uzak durmaktır. Yasaklamadığını da yasaklama hakkımızın olmadığını bilmektir.Sonuçta bu bir tercih meselesidir.Evlenilmesi yasak olmadığı halde,kişi akraba evliliğini düşünmeyebilir.Yasak olmayan akraba evliliğini de düşünürse bunu yasaklamakta mümkün değildir.

Allah (c.c.) Ümmeti Muhammed’e meşru evliliklerle birlikte sağlıklı, huzurlu, mutlu ve ahlaklı evlatlar nasip eylesin.

 

0
0
0
Yorum Yaz