CUM'A GÜNÜ VE ÖZELLİKLERİ (2)

2011-03-02 09:00:00

 

 

Malumunuz geçen haftaki yazımda ana hatlarını ifade etmeye çalıştığımın yazımın kalan bölümünü aktararak tamamlamak istiyorum. Cuma Namazının Vücup şartları dışında, altı tanede Sıhhat Şartları bulunmaktadır. Sıhhat Şartları:

 

       1- Cuma namazı kılınacak yer şehir veya şehir hükmünde olan bir yer olmalıdır. En az kırk kişinin oturduğu köyler şehir hük­müne bağlanarak, buralarda da Cuma na­mazının kılınması sahih kabul edilmiştir.

İslâm ahkâmının uygulanmadığı yerlerde Müslümanlar bir araya gelerek içlerinden bi­rini imam tayin edip Cuma namazını kılabilirler.

2- Devlet Başkanı (Halife) bulunmalı ya­hut görevlendireceği bir İmam-Hatip olmalıdır. Eğer yetkili bir kimseden izin almak imkânı olmazsa, cemaat toplanarak aralarından biri­ni imam seçip Cuma namazını kılabilirler.

Günümüzde maalesef, Cuma namazını ihmal edenler veya bir takım yanlış yorumlarla, Müslümanları, Cuma namazına cemaat ol­maktan alıkoymaya çalışanlar, iyi düşünmek mecburiyetindedirler. Günümüzde Müslü­manların çoğu kılması gereken beş vakit namazı terk etmiş durumdadırlar. Bunların büyük bir bölümü belki de sadece Cuma günleri namaza gelmektedirler. Bunları Cami Cemaati dışında bırakma yerine, diğer vakit namazlarında da Cemaat olmaları için çalışılmalıdır. Önemli olan Cemaati Camiden uzaklaştırmak değil, Camiden uzak olanları Camiye getirebilmek ve onlara Cemaat şuu­runu verebilmektir. Bu günlerde, dünya çapında Cuma namazının önemi daha iyi anla­şılmaktadır.

 

Cumanın sıhhatinin şartlarından olarak belirtilen Devlet Başkanı (Halife) bulunmak yahut bunun görevlendireceği bir İmam-Hatip ol­malıdır denilirken, Cuma namazının öne­minden dolayı zikredilmiştir. Çünkü bu na­mazı kıldırmanın çok büyük fazileti vardır. Başlangıçta böyle yapılmakla, sen kıldı­racaksın, ben kıldıracağım gibi olumsuzluk­lar olmasın diye bu şart konmuştur. Hâlbuki bir Mecelle kaidesi şöyledir: "Hakkında nas olan konularda İçtihada mesa’ yoktur" denil­mektedir. Bu kaideden de anlaşıldığı gibi Cuma namazı konusunda nas vardır. (Âyet, Hadis) Dolayısı ile Cumanın bu şartına dayanarak Cuma namazı kılınmaz de­mek doğru olmamaktadır.

3-    Öğle vakti girmiş olmalıdır. Cuma namazı zevalden önce kılınmadığı gibi, Öğle vakti çıktıktan sonrada kılınmaz.

4-    Cuma kılınacak olan bir Cami herkese açık olmalıdır. Belirli kimseleri içine alıp kapıları kilitlenen bir Camide Cuma sahih olmaz.

5-   İmamdan başka en az üç erkek ce­maat bulunmalıdır. Bu hüküm Hanefi Mezhe­bine göredir. Diğer Mezheplere göre bu sayı değişmektedir. Şafi Mezhebine göre kırk er­kek cemaat bulunmalıdır. Kadınlarla ço­cuklar Cuma Cemaatinden sayılmazlar. Mez­heplere göre belirtilen sayılardan aşağı olur­sa Cuma namazı kılınmaz. Buradan da anla­şılacağı gibi Cuma namazı aynı zamanda bir Cemaat namazıdır.

6- Cuma namazından önce hutbe okun­malıdır. Cuma'nın sahih olabilmesi için hut­benin vakit girdikten sonra ve namazdan önce okunmuş olması şarttır.

Namaz’ı bozan şeyler Cuma namazını da bozar. Bir Hadis-i Şerifte: "Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Âdem (a.s.) o gün yaratılmış, O gün Cennete ko­nulmuş, O gün Cennetten çıkarılmıştır. Kı­yamet de ancak Cuma gününde kopacaktır" buyrulmuştur.

Cuma namazından evvel mümkünse Gusül, değilse güzelce abdest almak, güzel el­bise giymek, misvak kullanmak, güzel koku ile kokulanmak, tertemiz olmak, Camide hiç bir kelamda bulunmamak, susmak gibi özelliklere sahip olmamız Peygamberimiz (s.a.s.)'in Sünnet'lerindendir.

Cuma namazına erken gitmek çok sevaplı olup bu erken gidiş, günün evvelinden başla­maktadır. Bir hadis-i şerifte belirtildiği gibi: “Cumaya erken gelmek derece derecedir, ilk gelenler bir deve, diğerleri sırasıyla bir sığır, bir koyun ve daha sonra gelenler de birer tavuk tasadduk etmiş se­vabı kazanırlar.”

 

Cuma gününde bir saat vardır ki onda yapılan dualar mutlaka kabul olur. Hadis-i Şerifte: "Cuma gününde dualarını eşref saatine rast geti­renler hayırda dilediğine kavuşurlar" buyrulmuştur. Dua’nın kabul olduğu saat Cuma gününün tamamı içine gizlenmiştir. Ancak Cuma hutbesi esnasında da duaların müstecap olacağı ihtimali de kuvvetli bir şekilde Âlimlerimizce bildirilmiştir.

  Cuma namazının iki rekât farzından ve hutbesinden önce dört rekât Sünnet kılınır. Bu sünnet hem müekked Sünettir, hem de öğlenin ilk Sünneti gibi bir selamla kılınır. Hutbe okunduktan sonra imamla iki rekât Cumanın farzı kılınır. Sonrasında ilk Sünnet gibi dört rekât daha Cumanın son Sünneti kılınır. Bu da aynı şekilde kılınır ve müekked sünnettir. Böylece tamamı 10 (on) rekât olan Cuma namazı tamamlanmış olur.

 

  Ancak günümüzde Müslüman­ların çoğu iki rekâtlık Cuma’nın farzını kıldıktan sonra çıkıp gitmektedir. Hâlbuki iki rekâtlık farz­dan sonra mutlaka son dört rekâtlık müekked Sünnetin kılınması da gerekir. Ayrıca bunun dışında bazı Âlimler ta­rafından öne sürülen ihtiyat olarak bilhassa Memleketimizde kılınan altı rekât namaz daha vardır. Dört rekâtı bir selâmla Cuma­nın son Sünnetinden sonra kılınan ve Zuhr-i Ahir adı verilen namaz ile ondan sonra kılınan iki rekât vaktin sünnetidir. Bu ih­tiyat amaçlı kılınan altı rekâtlık namazı kılmamak daha doğrudur. Bu rekâtların yerine, meşru bir mazeretten dolayı (uyku, hastalık v.b.) geçirilen, en son kazaya kalan farz namazlara niyet ederek kılmak daha uygun­dur.

 

Cenab-ı Allah,  Ümmet-i Muhammedi, Müslümanların bay­ramı olarak bahşettiği Cuma gününün önem ve değerini bilip hakkıyla ibadetlerini yapanlardan eylesin. Sıhhat ve âfiyetler dilerim.

 

 

 

 www.omerlutfiersoz.blogcu.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

0
0
0
Yorum Yaz