DEPREM VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

2009-09-23 12:09:00

 


Geçtiğimiz günlerde Konya’mızda 4.5 ve 4.7’lik orta şiddetli depremler meydana gelmiştir. İnsanlarımız bir panik ve korku ile dış mekanlara çıkmışlardır.

Kaza ve kadere tam manası ile inanan insanlar, gerekli tedbiri aldıktan sonra tam bir teslimiyet anlayışı içinde sükunetle hareket etmelidirler. Ölüm çok sağlam kalelerde bile olsak bizleri mutlaka bulacaktır. Ölümden kurtuluş yoktur. Ölümden kurtuluş olmadığına göre, yaşayışımızı Yaratıcımızın emrine uygun hale getirmeliyiz.

Deprem demek olan ZİLZAL süresinin bir diğer adı da zelzele’dir. Bu surede kıyametin kopmasından, insanların yeniden dirilip, hesap vermelerinden, herkesin iyi yada kötü yaptıklarının karşılıklarını bulacağından bahseder.

Zilzal süresinde: “Yerküre kendine has sarsıntıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan “Ne oluyor buna!” dediği vakit, işte o gün yer Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır. O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için darmadağınık geri dönüp gelirler. Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim zerre miktarı şer işlemişse onu görür” buyurulmuştur. (Ayet:1-2)

Müfessirler yerin ağarlığını dışarı çıkarmasını, birkaç türlü tefsir etmişlerdir. 1-İçindeki hazineleri dışarı çıkarır, fakat onlara bakan olmaz. 2-Kabirlerdeki ölüler dirilir.3-Yeraltındaki madenler, gazlar, yanar durumda olan lavlar dışarı fırlar.

Kıyamet kopma anı müthiş bir hadisedir. Yaşadığımız küçük çaplı zelzelelerle mukayese etmek mümkün değildir.

Konya’mızda meydana gelen orta şiddetdeki depremler vesilesi ile şu sonuçları düşünebiliriz.. Hamdolsun yaşadığımız depremler sonucu hiçbir can ve mal kaybı olmamıştır. Hakikaten sevindiğimiz bir sonuçtur. Mübarek Ramazan ayının içinde vukuu bulmuş olan ilahi ikazı ben şöyle yorumluyorum: “Cenab-ı Hak, ey Konya’da yaşayan kullarım, genel olarak çoğunluğunuzdan memnunum. Ama bazı kusurlarınızın da tövbe ile telafi edilmesi gerekir. Nefs Muhasebenizi her zaman yapınız ki gerçek anlamda kurtuluşa erebilesiniz.

Allah (c.c.) bazen çok sevdiği kullarına da sıkıntı verir ki, onun derecesi artsın diye!... Buna en güzel örnek, Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v.)’dir. Daha doğmadan, babasız yetim, altı yaşında annesinin ölümü, sekiz yaşında himayesindeki dedesi Abdulmüttalib’in ölümü, amcasının ölümü, eşi Hz. Hatice ve yedi çocuğundan altı tanesinin vefatını görmüş, müşriklerin eza ve cefalarına boyun eğmeden mücadele etmiştir. Alemlere Rahmet olarak gönderilmesine rağmen, bir çok sıkıntıya maruz kalmıştır. Allah (c.c.) Resulünün derecesini yükseltmek için çok çetin bir imtihandan geçirmiş ve kamil bir insan olarak dünya hayatını tamamlamıştır.

Peygamberler, Veliler, Salihler v.b. insanların başına gelen bela ve musibetleri bu nevi değerlendirmek gerekmektedir.

Ancak günümüz insanlarının bir çoklarının yaşayışı, Rıza-i Bariye uygun değildir. Bundan dolayı da bazen ilahi ikazlara muhatap olmaktayız. Başımıza gelen bela ve musibetleri, kendi ellerimizle yaptığımız yanlışların sonucu, iyilik ve güzelliklerinde Cenab-ı Allah’tan bir lütuf, ikram olduğunu ayetlerden öğrenmekteyiz.

Başımıza gelen, zelzele, sel felaketi v.b. bela ve musibetleri bu gerçekler ışığında değerlendirmeliyiz. Kendimizi hesaba çekmeli, acaba hangi hataları yaptım diye nefsimizle hesaplaşmalıyız. Herkes kendini suçlu görüp, ona çözüm bulmaya çalışırsa maksat hasıl olur diye düşünüyorum.

Bu hususta:

 

Kula bela gelmez Hak yazmadıkça,

Hak bela yazmaz, kul azmadıkça.

Hak kulundan intikam kulu eliyle alır

İlmi Hak’kı bilmeyenler,onu kul yaptı sanır.

Cümle Eşya Halık’ındır…Kul eliyle işlenir.

Emri Bari olmadıkça sanma bir çöp deprenir.

 

Mısraları konuyu güzelce özetlemektedir. Dünyanın önemli olmadığı, gözümüzden düşen damla gibi dünyanın gözümüzden düşmesi ve ahirete yönelik davranışlarımıza önem vermemiz gerektiğini anlamalıyız.

Bu dünyadaki imtihanımızı ancak Allah (c.c.) ve Resulünün emrettiklerini yapıp, yanlışlardan kaçınmakla kazanabiliriz.

Ölümden korkmayalım. Amellerimizin kötü olanlarından korkup, onları iyi, güzel hale getirmeye gayret edelim. Davranışlarımızı düzeltmek için yeni depremler beklemeyelim. Kıyamet gününün dehşetli sarsıntısını yaşamadan yaşayışımızı düzeltelim.

Allah (c.c.) cümlemize hakiki anlamda iman etmeyi ve gereğini yapmayı nasip etsin. Sıhhat ve afiyetler dilerim.

www.omerlutfiersoz.blogcu.com

0
0
0
Yorum Yaz