HER ZAMAN KUR’AN-I KERÎM İLE HEMHÂL OLMALIYIZ

2017-05-30 11:17:00
HER ZAMAN KUR’AN-I KERÎM İLE HEMHÂL OLMALIYIZ |  görsel 1

HER ZAMAN KUR’AN-I KERÎM İLE HEMHÂL OLMALIYIZ

     Müslümanlar olarak, her zaman Kur’an-ı Kerîm ile hemhâl olmalıyız. Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı Ramazan ayında, Kur’an-ı daha iyi okuyup, anlayıp yaşamak için çalışmalıyız. Bu güzel özelliğimizi Ramazan dışında da devam ettirerek, Kur’an-ı Kerimle olan irtibatımızı artırarak devamlılık kazandırmalıyız. Kuran-ı Kerim Allah (c. c.) tarafından Cebrail (a. s.) aracılığı ile Peygamberimiz Hz. Muhammed (s. a. s.)' e ilk olarak Ramazan ayı içerisinde bulunan Kadir gecesinde vahye dilmiştir. İlk vahiy Ramazan Ay’ı içerisinde Peygamberimiz Hz. Muhammed (s. a .s.)’e gönderildiği için, Ramazan ayına Kur’an Ay’ı diyebiliriz.   

     Kur’an-ı Kerim’in Mü’minlere şifa olmasına karşılık, Kâfirlerin hüsranını artması, Kâfirler’in Kur’andan uzak durması, kendisi ile Kur’an arasına mesafe koyup, düşmanlık yapmaları sebebiyledir. Kişi, Kur’an’a hangi niyetle yaklaşırsa karşılığını da, aynı şekilde bulur. Güzel yaklaşım gösterenlere olumlu, kötü yaklaşım gösterenlere de olumsuz olur.

     Âyet-i Kerimelerde: “Sizi karanlıktan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, Size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Hadîd Sûresi âyet: 9) “Şüphesiz ki bu Kur’an en doğru yola iletir;  iyi davranışlarda bulunan Mü’minlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” ( İsrâ Sûresi âyet: 9) buyrulmuştur.

     Müslümanlar Kuran-ı Kerim'i okumak, an­lamak ve yaşamakla emrolunmuşlardır. İnandığı ve Hayat Nizamı edindiği Kuran'a karşı Mü’minin ilk vazifesi, O'nu sık sık okumak, okuduğunu anlamak ve anladığını da yaşamak olmalıdır. Kuran'ın ilk emri "Oku” iken şüphe­siz Kuran'ı okuyamama diye bir mazeret olamaz. Her Müslüman Kuran'ı okumayı ken­disi bilmeli ayrıca aile fertlerine ve öğre­tebileceği kimselere öğretmelidir. Peygam­berimiz Hz. Muhammed (s. a. s.) Hadis-i Şerifle­rinde:"Sizin en hayırlınız, Kuran'-ı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir" buyurmuşlardır.

     Tatbik olunmayan bilgilerden bir menfaat edinilemeyeceği gibi, inanılan, okunan, anlaşılan, fakat yaşanmayan Kur’andan da özlenen, arzu edilen faydalar sağlanamaz. Kur’an ayında, yeniden özlenen şekliyle Kur’an’la buluşalım. Öğrendiklerimizi yaşayışımıza aktaralım.

     Nefsimize ve şeytanların vesveselerine dur demeli, Kur’an ve Sünnet ile olan bağımızı, irtibatımızı artırmalıyız. Akıl nimetimiz sayesinde imanımızı güçlendirerek taklidi imandan, tahkiki imana ulaşmalıyız. Kısacası nefis muhasebemizi yapmalıyız. Ramazan-ı Şerifteki güzel kazanımlarımızı diğer zamanlara da taşımalıyız. Ramazanda Kuran-ı Kerim tilaveti, hatimler doruk noktaya çıkmakta, ibadetlerimiz artmakta, yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örnekleri sergilenmektedir. Bu özelliklerimizin her zaman aynı anlayışta devamını sağlamalıyız.

     Kuran-ı Kerim’in doğduğu ay olan Ramazan-ı şerifte tuttuğumuz oruç, ruhun doyurulması için bedenin aç bırakılması halidir. Oruçla ruh doyurulur, beden terbiye edilir. Yeme, içme, şehevi istek ve arzuların etki alanından kurtularak arzu edilen Manevi güzelliklere oruç ile ulaşmaktayız.

    Kur’an Ay’ı, Ramazan’ı Şerifte, hayatımızı Kur’an ile yeniden inşa etmeliyiz. Kur’an’ı Okumalı, anlamalı, tercüme, meal, tefsirinden öğrenmeli ve bu öğrendiklerimizi de hayatımıza hâkim kılmalıyız. Bu özelliklere sahip olursak, arzu edilen İman’a ulaşırız. Ramazan-ı Şerifi özü itibariyle kavramalıyız. Allah (c. c.)’dan gelen ilahi mesajı iyi anlamalı ve o ilahi mesaja uygun yaşamalıyız. Bu ilahi mesajda insanoğlunun iki cihanda kurtuluşa ermesine vesile olacak emir ve yasaklar bulunmaktadır.

     İnsan, beden ve ruhtan müteşekkildir. Nasıl ki bedenin yaşaması için yemeye, içmeye v. b. ihtiyacı varsa, bunun gibi ruhun da gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhun gıdası da tam anlamıyla, Allah (c. c.)’ın Rızasına uygun işler yapıp, yasakladığı fiillerden uzak durmakla mümkündür. Bu mübarek ramazan ayında, ruhumuzu da manevi olarak arzulanan şekilde besleyelim. Oruç ibadeti sayesinde, bedenimizi imsak ve iftar arasında yeme, içme, şehevi istek ve arzularımızdan uzak tutarak arındırdığımız gibi, her daim, haramlardan uzak durup, emredilenleri yapmanın gayreti içinde bulunalım. Oruç; sabrı, dayanıklılığı, başkalarını düşünmeyi, nimetlerin önemini, yardımlaşmayı (zekât, fitre, İnfak) v.b. birçok hususu yeniden hatırlatmakta ve gündemimize getirmektedir.

     Ruhumuzun, bedenimizin, her türlü kirlilikten, arınarak, gerçek anlamda yanıp, arınmayı bu Ramazan ayında başarmak için, Kur’anla gerçek anlamda buluşalım. İbadet ve taâtlarımızla kulluk görevimizi en iyi şekilde yapalım. Güzel ahlâk sahibi Müslümanlar olarak her iki cihanda da kurtuluşa erenlerden olalım. Oruçlarımız ile bedensel ve ruhsal güzelliklere kavuşalım.

 

     Kur’an-ı Kerîm ile olan irtibatımızı artırarak,  İslâm’a uygun bir hayat yaşayalım. Tuttuğumuz Oruçlarımız sayesinde, sıhhatli bir Beden’e, ruh huzuruna erişmemizi Yüce Mevla’dan niyaz eder, dualarınızda hatırlanmak dileği ile sıhhat ve afiyetler dilerim.

     omerlutfiersoz@gmail.com

0
0
0
Yorum Yaz