HESAP GÜNÜNDEN ÖNCE KENDİMİZİ HESABA ÇEKMELİYİZ.

2009-10-14 10:35:00


 

 

Öncelikle İslam gibi güzel bir nimete sahip olduğumuz için ne kadar şükretsek azdır.Tüm kusur ve noksanlıklarımıza rağmen Hamdolsun Müslümanız. İslam’ın kadrini kıymetini dünyada iken tam anlamı ile bilmeli, hesap gününden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz ki kurtuluşa erebilelim.

Kıyamet Süresinde: “Kıyamet gününe yemin ederim. Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim ki (diriltilip hesaba çekileceksiniz.) insan kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanır? Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter. Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister. “Kıyamet günü ne zamanmış?” diye sorar. İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneş ile ay bir araya getirildiği zaman! O gün insan “kaçacak yer neresi!” diyecektir. Hayır hayır! (kaçıp) sığınacak yer yoktur! O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur. O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir. Artık insan kendi kendinin şahididir. İsterse özürlerini sayıp döksün. Hayır! doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyor, ahireti bırakıyorsunuz. Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parlayacaktır. Rablerine bakacaklardır. ( O’nu göreceklerdir) yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır” (Ayet:1-24) buyurulmuştur.

Kıyametin dehşetli anı bir çok sûrede haber verilmiştir. İnfitar, Tekvir, Abese sürelerindeki ayetlerden bazılarını aktarmak suretiyle gerekli bilgilendirmeyi amaçlıyorum. Bu vesile ile hiç değilse, unuttuğumuz dünyevileştiğimiz günlerde, yeniden kıyameti, ahireti, hesabı düşünüp, hayatımızı güzel yaşamamıza vesile olmak istiyorum.

Kıyametin kopma sahnesini haber veren ayetler insanı çok derinden etkileyip düşündürmektedir.

Tekvir süresinde: “Güneş katlanıp dürüldüğünde, yıldızlar (kararıp) döküldüğünde, dağlar (sallanıp) yürütüldüğünde, vahşi hayvanlar bir araya getirildiğinde, denizler kaynatıldığında, ruhlar (bedenle) birleştirildiğinde, diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günah sebebi ile öldürüldüğü sorulduğunda,  (Amellerin yazılı olduğu) defterler açıldığında, gökyüzü sıyrılıp alındığında,Cehennem tutuşturulduğunda ve Cennet yaklaştırıldığında, kişi neler getirdiğini öğrenmiş olacaktır. (Ayet:1-14) buyurulmuştur.

Hakikaten ayetlerde bahsedilen güneşin ışık göndermeyip, dürülüşü, gökyüzünün yarılıp parçalanmasını, yıldızların dökülüp,dağların yerinden oynatılıp,hallaç pamuğu gibi atılmasını, denizlerin kaynaması v.b. tabloyu düşündüğümüz zaman kıyametin kopma anından önce dünyanın korkunç bir durumda olacağı aşikardır. Bu tabloyu tahayyül etmek bile her birimizi sıkıntıya sokmaktadır.Bu sıkıntımızı İmanımızın gereği olan Salih amelleri yapıp,haramlardan uzak durarak yok edebiliriz.

Kıyamet gününün dehşetinden dolayı herkes kendi derdine düşecektir. Kişi en yakınından bile kaçacaktır. Hiçbir kimsenin kimseye fayda sağlamayacağı o hesap gününde kurtuluşa ermek istiyorsak, bu imtihan dünyasını çok iyi değerlendirmeli, Allah (c.c.)’ın ve Resulü Hz.Muhammed ( s.a.v.)’ın emirlerini yapıp, yasaklarından da kaçınmalıyız. Ancak, bu sayede huzurlu ve mutlu olup,kurtuluşa erebiliriz.

Ayetlerde: “Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, işte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır. O gün bir takım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir. Yine o gün bir takım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kafirlerdir, günahkarlardır.”(Abese Sûresi ayet:33-42) buyurulmuştur.

 Allah (c.c.) cümlemizi; bu dünya hayatını hakkıyla değerlendirip, gerçek alemde, hesap gününde, kurtuluşa erenlerden, yüzü aydınlık olanlardan eylesin. Sıhhat ve afiyetler dilerim.

 www.omerlutfiersoz.blogcu.com

0
0
0
Yorum Yaz