KADİR GECESİ VE RAMAZAN BAYRAMI

2009-09-16 12:41:00


 

               Bu gece ihya ettiğimiz , Mübarek Kadir Gecenizi ve 20 Eylül Pazar günü idrak edeceğimiz Ramazan    Bayramınızı en kalb-i duygularımla tebrik eder,hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.

Cenab-ı Allah kadir gecesi hakkında şöyle bu­yuruyor: “Doğrusu. Biz Kur’an’ı Kadir Gecesinde indirmişizdir. Kadir Gecesinin ne olduğunu sen bi­lir misin? Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. Bu gece Melekler ve Ruhül-Kudüs (Cebrail) Rablerinin izniyle her türlü iş için İnerler. O gece fecrin doğuşuna (Tan yerinin ağarmasına) kadar bir esenliktir. (Selâmettir). (Kadir Suresi Ayet:1, 2. 3, 4,5.)

Yeryüzüne nûr saçan, Alemleri Zulmetten nur’a garkeden ve İnsanlığa ebedi saadeti bahşeyleyen, Rehberimiz Kuran’ı Azimüşşan bu Mübarek gecede nazil olmuştur.

Cenab-ı Allah âyet-i kerimesinde: “Biz Kur­an’ı Mübarek bir gecede indirdik” buyurmuştur. (Duhan Suresi ayet: 3)

Mübarek Kadir Gecesinde indirilen Kuran’ı Kerimin ahkamı ile amel etmeliyiz, Kuran’a tabi olup ona sahip çıkan İnsan, Allah’ın Rızasını ka­zanıp Cennetine, sahip çıkmayan ise Gazabına uğrayıp Cehenne­mine gider. Kuran’ı Kerim, kendisini hoş görme­yene güçlük, tabi olana kolaylıktır. Kuran’ın hükmüne uymak belâdan ve darlıktan emni­yettir. Kolay ezberlenebilir olması, zaman ve mekanın değişmesine rağmen hiçbir deği­şikliğe uğramayışı, kıyamete kadar da değiştirilemeyecek oluşu, her devirde hükümlerinin önemi ve tazeliğinin daha iyi anlaşıldığı v.b. gerçekler,  Kuran’ı Kerimin Mucizevi özelliklere sahip oluşunun açık göstergesidir.

Kadir Gecesi ile ilgili olarak bir Hadis-i Şerifte: “Aişe radiyallahu anhadan: Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) Ramazan’ın son on günlerinde Camiye kapanır İtikaf ederdi ve “Kadir Gecesini Ramazan’ın son on gününde arayınız.” buyururdu.       

Diğer bir Hadis-i Şerifte: “Aişe Radiyallahu anha’dan: Resulullah (s.a.v.) “Kadir Gecesini Ramazan’ın son ön gününün tek sayılı gecele­rinde arayınız” buyurulmuştur. Hadis-i Şeriflerden de anlaşıldığı gibi Kadir Gecesi gizlenmiştir. Bun­dan amaç daha çok gecenin değerlen­dirilmesidir. Yalnız, Alimlerin çoğunluğu Kadir Ge­cesinin Ramazan’ın 27. gecesi olduğu konusun­da görüşleri vardır. O gece amel, ibadet ve mücadele suretiyle erişilecek hayır ve sevab, onsuz bin ay kazanılacak hayır ve sevab’dan çok daha hayırlıdır. Bu gece inen Meleklerin çokluğundan arz dar gelir.Melekler Allah-u Teâlanın salih kullarına Rahmet ve Selametler getirirler. Bu gece kainat Allah’ın rahmetine mazhar olur. Aynı zamanda her taraf nur’a kavuşur. Bu gecenin özel bir ibadeti yoktur, ihlasla istenilen her ibâdet yapılır.Bu geceyi ihya için ilim öğrenmeli, mesela: Kur’an-ı kerim okumalı, ilmihal okumalı, kaza namazı kılmalı, , dua, tövbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanlar sevindirilmelidir. Kadir gecesini ihya edenin, Ramazan orucunu tutanın, haccı kabul olanın, bütün günahları affolursa da, Namaz, Oruç ve Kul borçları ödenmiş olmaz. Bunları kaza ederek, ödeyerek borçtan kurtulmak gerekir.

              

Ramazan, Oruçlunun günahlarını yakıp yok eder.Yağmur nasıl yeryüzünü temizler ve Allah’ın izniyle toprağa bereket verirse, Ramazanda insanı kötülüklerden ve günahlardan öylece yıkar ve temizler. Yapılan ibadet ve taatlarla Allah (c.c.)'ın sevgisine mazhar olan insanlar, bu güzel durumlarını devam ettirmelidirler. Rama­zan bitti diye İbadet ve taat'tan uzak durma­mak lâzımdır. Güzel davranışlarımızı devam et­tirerek, her türlü kötülüklerden gereği gibi kaçın­malıyız. Ramazan-ı Şerif dışında da Kur'an ve Sünnet çerçevesinde hayatımızı yaşamaya özen göstermeliyiz. Al­lah(c.c.)'a ve Resulü Hz. Muhammed (s.a.v.)'e karşı görevlerimizi hiç bir zaman aksatmamalıyız. Bil­meliyiz ki, ibadetlerde devamlılık esastır.

Bayram, Ramazan ayının son günü olan arefe'den sonra başlar ve üç gün sürer. Arefe gününde ve Bayram namazından sonra, kabir­leri ziyaret ederek ölülerimizi hatırlamalıyız.Çokca tefekkür etmeliyiz.Okuyacağımız surelerin ecir ve mükafatını göndermeliyiz. Bu kabir ziyaretleri ölülerimize karşı duyduğumuz sevgi ve saygının bir ifadesidir.Ayrıca kabir ziyareti, insanlara ahireti hatırlatır. Bir gün bizle­rinde mutlaka öleceğimizi hatırlatır. Aslında ölüm, dinimize göre bir yok oluş değil, gerçek manada var oluş demektir.Merhum Şair Erdem Beyazıt ;

 Ölüm ne uzak bize, ne yakın bize ölüm

 Ölümsüzlüğü tatdık ne yapsın bize ölüm.  

diyerek ölümden sonraki gerçek hayatı, ölüm­süzlüğü veciz bir şekilde zikretmiştir. Mevlâna Celaleddin-i Rumi de ölüm gecesini "Şeb-i Aruz" sevgiliye, Allah'a kavuşma olarak değerlendirmiştir. Evet ölüm kişinin gerçek manada Allah'a, kavuştuğu gündür.

Dünyada iken sevdiğimiz, saydığımız ve ziyaret ettiğimiz kimselerin kabirlerini ziyaret, on­ları unutmadığımızın, sevgi ve saygımızı devam ettirdiğimizin en açık belirtisidir. Kabir ziyareti sırasında, saygılı olmak, kabirleri çiğnememek, yüksek sesle ağlayıp feryat etmemek gerekir. Kabir ziyareti sırasında, Yasin Suresi okumak müstehabdır. Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendi­miz ölüler için okunacak Yasin ve ihlas surelerinin onları sevindireceğini, ve böylece on­ların Allah(c.c.) tarafından bağışlanacağını buyur­muştur.

Ramazan Bayramını; Orucunu tutan, ibadetlerini tam yapan Müslümanlar kutlama­ya hak kazanmıştır.Bu bayrama,bazı insanlarımız bilmeden, bazıları da bilerek inatla ve israrla Şeker Bayramı demektedirler.Bu kesinlikle yanlıştır.Oruç ay’ına Ramazan dediğimiz gibi,bayramına da kesinlikle,Ramazan Bayramı demeliyiz.

Bu müstesna gün ve gecelerde yapılan ibadetler, diğer günlere nazaran daha faziletli ve daha hayırlıdır.

Resul-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde: "Beş gece vardır ki. o gecelerde edilen dualar geri çevrilmez: 1- Receb-'in ilk Cuma gecesi (Regaib Gecesi). 2- Şaban'ın onbeşinci gecesi (Berat Gecesi). 3- Cuma Ge­cesi. 4- Ramazan Bayramı gecesi. 5- Kurban Bayramı Gecesidir" buyurmuştur.

Hadis-i Şerifden de anlaşıldığı gibi,Rama­zan Bayramı gecesinin dua ve niyazla geçirilmesinin önemi belirtilmiş olup, bu gecede yapılan duaların mutlaka kabul edileceği açıklanmıştır.

    Bayram namazı için misvak kullanmak, gusletmek ve namaza gitmeden önce tatlı bir şey yemek, en temiz ve güzel elbiselerimizi giymek, hoş koku sürünmek müstehabdır. Topluca yemekler yendikten sonra aile fertleri evde toplanır ve ailenin yaşça en büyük olanından başlanılarak bayramlaşılır. Anne ve babalar varsa ailenin diğer büyükleri küçüklere armağanlar vererek sevindirmelidirler. Ayrıca Ramazan ayında olduğu gibi,Ramazan Bay­ramında da yoksullara yardım etmek, hastaları, kimsesizleri, yakın akrabayı ziyaret etmek çok güzel bir davranıştır. Dargınların barışması, Ram­azan Bayramının en önemli özelliklerinden biri­dir. Bu sayede birlik ve beraberlik temin edilmiş olur.

Bu Mübarek Ramazan Bayramının, İslâm Aleminin birlik ve beraberliğine, uyanışına vesile ol­masını Cenab-ı Allah’tan diler, Ümmet-i Muhammedin Ramazan Bayramını kutlar, daha nice  bayramlara  sıhhat afiyet içinde eriştirmesini de Yüce Mevla’dan niyaz ederim.


www.omerlutfiersoz.blogcu.com 

 

 

 

0
0
0
Yorum Yaz