KİM BİR KAVME BENZERSE O DA ONLARDANDIR

2016-12-29 11:36:00
KİM BİR KAVME BENZERSE O DA ONLARDANDIR |  görsel 1

KİM BİR KAVME BENZERSE O DA ONLARDANDIR

 

     Müslüman; asla başka inançlara ve inançsızlıklara mensup olan, Yahudi, Hristiyan, Mecusi v.b. islâm dışı toplumlara benzemeye çalışmaz. Kendi değerlerimiz bizlere her yönden, maddi ve manevi olarak yeterli güzellikleri sunmakta, güzel ahlâk sahibi olmamızı sağlamaktadır.

 

     Aslında, kış gün dönümünü kutlama âdeti, çeşitli Asya ve Avrupa putperest (pagan) topluluklarında vardı. Tarihî kayıtlara uygun olmadığı halde Hz. İsa´nın doğduğu gün kilise tarafından 25 Aralık´a çekildi, eskiden beri yapılmakta olan kutlamaların Hıristiyanlığa dahil edilmesi hedeflendi. Ancak zaman içinde bu kutlamaya katılan diğer kiliseler aynı tarihte birleşmedi, farklı tarihleri benimsediler. Yılbaşında yapılan Noel Yortusuna (Hıristiyanlığa mahsusu bir âyine) adı karıştırılan Noel  (Aziz Nichola, Santa Claus) aslında; yani tarihî bir şahıs olarak bir Hıristiyan azizi (ermişi) dir. Zaman içinde bu azizin tarihi kimliği değiştirilmiş, kendisiyle ilgili birçok efsâne uydurulmuş ve ilk defa 17. asırda Almanya´da Noel Yortusuna karıştırılmış, daha sonra bu uygulama Hıristiyan dünyasına yayılmıştır. 

 

     Hadis-i Şerifte: "Kim herhangi bir kavme(gruba) benzeşirse o da onlardandır." buyurulmuştur.
Özellikle bu hadis-i şerif çok önemli psiko-sosyal gerçeklere işaret eder. Şeklî benzeşmenin sonucu, itikadî benzeşmeye götü­receğini anlatır. İbn Haldun da konuyla ilgili olarak önemli tarihi gerçeklere parmak basar. Mağlupların, galipleri taklit etme psi­kolojisi yaşadıklarını anlatır.

     İnsan ancak sevdiği­ni, takdir edip büyük gördüğünü taklit eder. Şeklî taklit, itikadî taklide götürür. Bu ilmi gerçeğe de dikkat çektikten sonra ge­nel bir fıkhî kaideyi hatırlatıp, mesele hakkında âlimlerimizin istin batlarını (bir kısmını verdiğimiz naslardan çıkardıkları hüküm­leri) nakledelim. İttifakla kabul edilen bu fıkhî kaide şudur:
"Müslüman'ın, bir başka dinin şiarı (alameti farikası) olan bir fi­ili kendi ihtiyarı ile yapması küfürdür."


      Yılbaşı v.b. kutlamalar, alimlerimizce başka dinlerin ve inanç sistemlerinin şiarları olarak görülmüş ve bu konudaki hü­küm ona göre verilmiştir.

     "Onla­rın çoğu şirk koşmaksızın Allah´a iman etmezler." (Yusuf Sûresi Ayet : 12/106)
Allah´a inandığını söyleyenlerin de şirk koşuyor olabileceklerini, ya da şirk koşanların da Allah´a inandıklarını söyleyebilecekleri âyet-i kerimeden açıkça anlaşılmaktadır. Arabistan halkında tek ilâh inancı vardı; ancak çeşitli şekillerde Allah'a ortak koşuyorlardı. Müşrikler "Allah’a yaklaşmak için putlara tapıyoruz derlerdi" Bu ve benzeri inanç ve anlayışların tamamının yanlışlığı vurgulanmıştır.
     Hülâsa:
    1- Yılbaşı gibi başka inançların şiarı olan günlere, o güne tazîm ve kutlama maksadıyla katılmak, aynı maksatla o günlerde tebrikleşmek ve hediyeleşmek, yine aynı maksatla hindi vb. al­mak, yemek, ziyafet çekmek, aynı maksatla bu tür kutlamalara katılmak Müslüman'a yakışmaz. Bu kutlamalara katılmış ve tövbe etmemiş bir insanın imanından, ibadetlerinin boşa gitmesinden korkulur.


    2- Yıl başı gecelerinde her türlü ahlaksızlık sanki doğruymuş gibi kendini Müslüman diye tanıtanlarca da meşru gösterilmekte, içki v.b olumsuzluklar büyük bir çılgınlık içinde tüketilmektedir. Bu asla bir Müslüman'ın özelliği olamaz. İnsanlar inançlı olmasalar bile bilimin zararlarını empirizim(deneycilik) yöntemi ile somut olarak ortaya konulan şekline göre bile içki v.b. kötü fiillerden uzak durmaları gerekir. Çünkü içki bütün kötülüklerin anasıdır. Trafik kazaları, öldürmeler, boşanmalar v.b. fert ve toplum açısından ortaya çıkan bir çok problemin asıl kaynağıdır. Müslümanların, hangi maksatla olursa olsun, o günlere mahsus herhangi bir kutlama yapmamaları gerekir.


      İçinde bulunduğumuz zaman dilimi yeni bir yıla girerken kendimizi hesaba çekmeli, kulluk görevimizi daha iyi yapmak için gayret sarf etmeliyiz. İmtihanda olduğumuz bu dünya hayatın da geçen her günümüzü ve yılımızı hakkıyla değerlendirebildik mi? Sorusuna cevap aramalıyız. Boşuna geçen günler ve yıllarımız için üzülmeli, hakkıyla değerlendirmeye gayret etmeliyiz.    

 

      Kısacası Müslüman'a yakışmayan davranışlardan kaçınıp, yapmamız gerekenleri hayatımıza hakim kılmalıyız. Sıhhat ve âfiyetler dilerim.
     omerlutfiersoz@gmail.com

 

0
0
0
Yorum Yaz