KUTSAL HAC YOLCULUĞU MEDİNE-1

2009-12-28 09:33:00

 

 

KUTSAL HAC YOLCULUĞU

MEDİNE - 1

 

       Kutsal Hac yolculuğumuz, 03 Kasım 2009 Salı günü saat 16:30’da evimin önünde komşuların, arkadaşların ve akrabaların katılımı ile babam Seyit Mehmet Ersöz’ün yaptığı dua sonrası başladı. Akabinde 17:30 da Mevlana Kültür Merkezinden Müftülüğün organize ettiği konuşmalar ve duaların sonrasında otobüslerle Ankara’ya hareket ettik

.

        Ankara Esenboğa Havaalanından saat 04:00 de Medine’ye gitmek üzere havalandık ve iki saat elli dakikalık uçuştan sonra Medine’ye ulaştık. Hava alanındaki işlemleri ikmal ettikten sonra otobüslerle kalacağımız Kıble Menazil Oteline gittik.Otele ulaştığımızda öğleden sonra saat 14:00’a yaklaşmıştı. Hemen eşyalarımızı bırakıp, abdestlerimizi aldıktan sonra, büyük bir coşku ve heyecanla Mescid-i Nebi’ye koştuk.

 

        Öğle namazımızı kıldıktan sonra kindi namazımızı bekledik. Namaz sonrası, Alemlere Rahmet olarak gönderilen peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in metfun bulunduğu bölüme, kabri şerifi ile minber arasındaki Cennet olarak müjdelediği yeşil halılar ile sınırları belirlenmiş bu mübarek mekana ilk günün ilk saatlerinde girip, namaz kılıp, dua etmek nasip oldu. Daha sonraki günlerde de ne zaman Bab-üs Selam kapısından içeri girsem bu güzel mekanda namaz kılıp, Kuran-ı Kerim okumak, Ümmet-i Muhammed için  dualar yapmak nasip oldu. Bu yüzden Cenab-ı Allah’a bu güzellikleri bizlere lütfettiği için ne kadar şükretsek azdır. Medine’de sekiz gün kalıp daha sonra Mekke’ye 12 Kasımda karayolu ile gidileceği planlandı. Ravza-ı Mutahhara’da 40 (kırk) vakit namaz kılmamız sünnet olduğu için kaldığımız süre içinde, tüm namazlarımızı, ayrı renk, dil v.b. özelliklerdeki Müslüman kardeşlerimizle omuz, omuza beraberce cemaatle kıldık. Mescid-i Nebi tertemizdi. Erkeler ve kadınlar kendilerine ayrılan yerlerde hiçbir karışıklık olmadan namazlarını huşu ve huzur içinde kıldılar. 24. kafilemizin başkanı, Yakup Koçyiğit kardeşimizdi. Kendi gurubumda 4.guruptu. Gurup hocamız da Salih Han’dı. Her ikisinden, tüm hacılarımız ve tanışıp konuştuğumuz tüm Müslümanlardan Allah (c.c.) razı olsun. Öncelikle grup hocamız otobüste kendileri konuştuktan sonra benim de konuşmamı istediler. Bunun üzerine dilimin döndüğünce ve bildiğimizi, hacı adaylarımıza aktardım. Uçakta kafile başkanımız ismimizi anons edip, bir şeyler söylememi istediğinde seve seve, Mekke ve Medine’nin önemini ve güzellikleri ile ilgili olan hususlarda, Cengiz Numanoğlu’nun “Beytullahta Ben, Ey Beytullah Yolcusu, Arafat’ta Söz Verdim” şiirleri ile ezberimde olan başka şiirlerden de karma mükemmellikleri paylaştım.

 Hakikaten bu güzelliklerin çok önemli bir iz bıraktığını sonucunda öğrendik.Kutsal beldelerde bulunduğumuz günlerde ve dönüşümüzde yoğun istek üzerine bu güzel şiirleri Uçakta gelirken de okumam için anons edildim seve seve bu güzellikleri hacılarımızla paylaştık.

           Ravza’da toplu olarak ve münferiden dualar yaptık. İbadet ve tâât içerisinde günlerimizi en mükemmel olarak değerlendirdik. Ceylani Aldemir kardeşimizin ifadesi ile manevi rantiyesi çok bol olan bu mekanda bulunuyorduk. Kabe-i Muazzama’da kılınan namazlar, diğer ibadet yerlerinde kılınanlardan yüz bin kat, Mescid-i Nebi’de kılınan (Kâbe’de kılınan hariç) diğer camilerde kılınan namazlardan bin kat daha faziletlidir. Namazda huzur ve huşu ile dopdolu olarak mükemmel bir şekilde Fatiha’dan sonraki “Amin” sözünün söylenişi, insanı çok derin manalara götürmektedir. Kasım ayının yedinci günü Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali mescitleri ile Mescid-i Gamame (Bulut) mescitlerini ziyaret ettik. Şu anda Harem’e yakın oldukları için ibadete kapalı tutulmaktadır. Mescid-i Nebevi’nin şuandaki mevcut konumu Peygamberimiz (s.a.v.)’in dönemindeki Medine’nin toplam yerleşiminden daha geniştir. Onun içindir ki bu mescitler, Mescid-i Nebiye çok yakın görünmektedirler.

Ayrıca eşimle birlikte Bilali Habeşi Mescidine gidip ibadet etme imkanımız oldu. Abdulhamit Han Cennet mekan tarafından 1900 yılında Medine’ye getirilen Tren yolunun istasyonunu ziyaret ettik. Ecdat o kadar hassas düşünmüş ki Medine’ye yaklaşan trenin raylarından çıkan ses, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’i rahatsız etmesin diye keçe ile kaplanmıştır. Ecdat sevgi ve muhabbetini mükemmel olarak sergilemiştir.

 

Kısmet olursa bu kutsal yolculuğumuzun özet anlatımını diğer yazılarımda da yazmaya devam edeceğim. Bu vesile isteyen arzu eden her Müslüman’a bu kutsal yerleri gerçek anlamda gereği gibi ziyaret edip, ibadet ve taatlerle birlikte mebrur Haclar,Umreler ve Tavaflar yapmayı Rabbim cümlemize nasip etsin. Sıhhat ve afiyetler dilerim..

 

 

www.omerlutfiersoz.blogcu.com

 

0
0
0
Yorum Yaz