Kutsal Hac Yolculuğu Mekke-2

2010-01-20 10:11:00

Malumunuz Kutsal Hac yolculuğumuzla ilgili olarak Medine ve Mekke’ye ait bilgileri aktarırken bugünkü yazımın dışında üç yazı kaleme almıştım. Ziyaret ettiğim mekanları ve hacı olmamız için gerekli olan farzları yerine getirdiğimiz günleri bu yazımda siz değerli okuyucularıma aktarmak istiyorum.

 

Bu görevleri yerine getirirken farz, vacip, sünnet v.b. hususlara azami gayret göstermiş olup, Hanefi mezhebinin görüşleri ve Ehl-i Sünnet mezheplerden olan Şafii, Maliki, Hanbeli mezheplerinden de yararlandık. Hepsinin ittifak ettiği hususlara göre genel anlamda ibadetlerimizi yapmaya gayret ettik.Farzların dışındaki bazı Vacip ve Sünnetlerin uygulanmasında Hanefi mezhebinin görüşüne uygun olarak yarine getiremediğimiz  bir kısım ibadetlerimizi, diğer  Ehl-i Sünnet mezhep görüşlerine uyarak tamamladığımız hususlarda  olmuştur.

 

Mekke’de kaldığımız süre içinde Kabe’ye çok yakın olan bu günlerde kütüphane olarak düzenlenmiş ama açık olmayan, Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)’in doğduğu evi ziyaret ettik. Hz.Hatice validemizin de metfun bulunduğu Cenneti Mualla mezarlığını ziyaret ettik. Aynen Cennet-ül Baki’de olduğu gibi kimin nerede metfun olduğu belli değildi. Sadece Hz.Hatice validemizin kabrinin olduğu yer çerçeve şeklinde belirlenmişti.

 

Aşağı bölümde açılmış boş durumda onlarca mezar gördük. Bu açılan kabirlere zaman zaman definlerin yapıldığı, yaklaşık beş on sene sonra oradaki kemiklerin başka bölüme aktarılarak aynı kabre başka cenazelerin defnedildiği bilgisine ulaştık. Okuduğumuz sûreleri bağışlayıp, dualarımızı yaptıktan sonra, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in cinlere namaz kıldırdığı yerde bulunan  cin mescidini ziyaret ettik.

 

Daha sonraki günlerde Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s)’in hicrette kaldığı Sevr mağarasının bulunduğu Sevr dağına ve ilk vahyin geldiği Hira Mağarası’nın bulunduğu Cebel-i Nur’a gittik. Bu dağlar herkesin kolayca çıkabildiği yerler olmadığı için kafile ile gidildiğinden bu mekanları yâkınen ziyaret edemedik. Bu mekanların ziyaretlerini ayrıntılı olarak bir umre ile taçlandırmak gerekir diye düşünüyorum. Sevr mağarasında daha önceki umre ziyaretinde bir gece kalan aynı gruptaki Hacı ağabeyimiz Ali Köşger’in anlattığı güzellikleri sizinle de paylaşmak istedim. Hacı Ali Köşger, Sevr mağarasında çok mükemmel bir şekilde her tarafın gül koktuğunu, bu güzelliği iki arkadaşıyla bizzat yaşadığını anlattı. Bu güzellikleri o ortamda yaşamak gerekir. Hicret için Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.) en yakın sadık arkadaşı ile Mekke’den Medine’ye hicret için yola çıktığında, öncelikle Mekke’nin aksi istikametine giderek, farklı bir yöntem ortaya koymuştur. Onları koruyan Cenab-ı Hak’tır. Allah (c.c.) anında onları Medine’ye de gönderirdi. Güç ve kuvvet O’na mahsustur. Buradan çıkaracağımız en önemli ders şudur: Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) ve beraberindeki sadık arkadaşı Hz. Ebubekir ile Müşriklerin arasındaki engel sadece  bir örümcek ağından ibaretti.Allah (c.c.) koruyan, kollayan her şeye gücü yeten güç ve kuvvet sahibidir.  Malumunuz örümcek ağı çok dayanıksız bir ağdır. Kolayca bozulabilir. Allah(c.c.) koruyucu, var eden ve yok edendir. İsterse kulunu bir örümcek ağıyla da korur.Hicrette bu özellik söz konusu olmuştur.

 

Arafe gününden bir önceki gün olan Tervin günü saat 15:00 den itibaren otelden ayrılmayınız denmişti. Arafat’a çıkılacaktı. Hacıların tamamı üç guruba ayrılmıştı. Bizim kafile 3. gurup olarak çıkacaktı. Ancak o gün saat 14:00 civarında başlayan sanki bardaktan boşalırcasına yağan yağmur, birinci gurubun gidişini ertelemişti. Tam da bu sırada hanıma dedim ki: “Bizim Arafe günü sabah namazından önce gitmemiz mümkün görünmüyor, hazırlan bu yağmurda Kabe’ye tavafa gidiyoruz” dedim. O günlerde otobüsler iptal olduğu için diğer tünellerden Kabe’ye giden bir taksiyi durdurarak, onunla gittik. Hamdolsun hem yağmurdan hem de manevi anlamda rahmetten çok büyük oranda nasibimizi aldık. Tavafımızı bu güzel havada yaptık. Mekke’ye geldiğimiz gün otobüsün termometresi 41’i gösteriyordu. İlk günden yandık, tervin gününde de büyük bir rahmete gark olduk.Adeta üşüdük. Arafat vakfesi öncesinde tüm fiziki mekanlarla bedenlerimiz temizlendi. Arafat vakfesi, ziyaret tavafı ve diğer ibadetlerle de ruhlarımız aydınlandı. Günahlardan arındık. Arafe günü sabah namazından sonra otobüslerle Arafat’a intikal ettik. Bizlere ayrılan 11 nolu mektebe tahsis edilen çadırlarımıza yerleştik. Yapılan ibadet dua ve niyazdan sonra, öğle namazı vaktinde Cem-i Takdim yaparak hem öğle namazını hem de ikindi namazını peş peşe kıldık. Sonrasında Arafat Vakfesi için yapılan duaya iştirak ettik. Haccın bu önemli farzını böylece yerine getirmiş olduk. Akşam saat: 20:30 civarında otobüslerle Arafat’tan Müzdelife’ye hareket ettik. Müzdelifede Cem-i Tehir yaparak akşam namazını da yatsı namazı vaktinde peş peşe kıldık. Vacip olan Müzdelife vakfesini yaptıktan sonra yürüyerek Mina’ya, şeytan taşlama mahalline (yaklaşık 8 km) ulaştık. Gece 01:00 civarında ilk gün sadece büyük şeytana 7 (yedi) taş attık. Bayramın 1.günü saat 10:00 civarında tıraş olarak ihramdan çıktık. Sonrasında bayramın ilk günü Cuma olduğu için Kabe’ye Cuma namazına gittik. Namaz sonrası çok yoğun olduğu için ikinci kattan ziyaret tavafımızı yaptık. Böylece haccın diğer önemli bir farzını da yerine getirerek hacı olduk.

Ziyaret tavafı sonrası kıldığımız tavaf namazından sonra, safa ve merve tepeleri arasındaki yedi şavt’lık Say’ımızı da yaptık. Sonrasında tıraş olarak ihramdan çıktık.

 

Bayramın ikinci günü küçük şeytana 7, orta şeytana 7, büyük şeytana 7 olmak üzere 21 taşı “Şeytan ve taraftarlarına rağmen, Allah’ın ismi ile Allah en büyüktür” diyerek attık. Üçüncü bayram gününde aynı şekilde 21 taşı atarak şeytan taşlama görevimizi tamamlamış olduk.

Bayramın beşinci günü tenim mescidine giderek ihrama girip, ihram namazını kıldıktan sonra, umre için niyet edip, telbiye getirdikten sonra Kabe’ye gidip tavafımızı yapıp, tavaf namazımızı kıldıktan sonra Safa ve Merve tepelerinde Say’ı yaptık. Sonrasında tıraş olarak ihramdan çıktık.

 

Aralık ayının ikinci gününde sabah saatlerinde veda tavafını yaptık. Namazımızı kıldıktan sonra çok acıklı ve hüzünlü bir şekilde bakmaya doyamadığımız Kabe’den ayrıldık. Aynı gün akşam saatlerinde hazırlıkları tamamladık. Gece 02:00’da otobüslerle Cidde’ye hareket ettik. Cidde havaalanından Ankara’ya uçakla, Ankara’dan da otobüs ile Konya’ya 04 Aralık gecesi gelerek bu mübarek ve mukaddes yolculuğu tamamlamış olduk.

 

 

Bu kutsal yolculuk süresince çok güzel dostluklar elde ettik. Dünya Müslümanlarından birçokları ile tanışıp konuştuk. Ülkemizden çok sevdiğimiz hacı arkadaşı kardeşlerimizle çok güzel tavaflar,ibadetler,sohbetler v.b. iyiliklerde beraber olduk. Allah (c.c.) cümlemize daha nice Umreler, Haclar, Tavaflar yapmayı nasip etsin. Sıhhat ve afiyetler dilerim.

www.omerlutfiersoz.blogcu.com

0
0
0
Yorum Yaz