KUTSAL YOLCULUKTAKİ KARDERŞLİK ŞUÛR’U

2010-01-27 10:07:00

Malumunuz Medine’deki ibadetlerimiz ve ziyaret yerleri ile ilgili olarak yazdığım dört yazımda siz değerli okuyucularımıza kutsal mekânlardaki güzelliklerden bir nebze aktarmıştım. Bu yazımda da hac farizasını yerine getirmek için kutsal mekânlara gelen Müslüman kardeşlerimizle konuşup, ülkeleri ve genel durumlar hakkında çok güzel keyifli sohbetler yaptık.

Hac ibadeti İslam’ın beş temel şartından biridir. Bu kutsal mekânlara gelenler bu şuur içerisinde dini vecibelerini, ibadetlerini çok büyük bir zevk, huşu ve huzur içerisinde yerine getirmektedirler. Hac ibadeti ile ilgili olarak asli görevimizin yanında Müslüman kardeşlerimizle konuşup, gerekli bilgilenmeyi sağladık. Cenabı Allah (c.c.) “Müminler ancak kardeştir” (Hucurat:10) buyurmuştur. Bu sayede gerçek manada ancak müminlerin kardeş olduğunu anlamış ve görmüş olduk. 

Kutsal mekânlarda dünyanın dört bir yanından gelen, Mısır, Bangladeş, Afganistan, Pakistan, Tacikistan, İran, Suriye, Somali, Sudan, Endonezya, Avrupa, Avustralya, Amerika, Çin, Doğu Türkistan v.b. ülkelerden gelen birçok Müslüman kardeşlerimizle tanışıp, çok güzel ve yararlı konuşmalarımız oldu. Bu sayede kardeşlik şuurumuzun gereği her bir Müslüman kardeşimizin derdiyle dertlenip, haberdar olup, karşılıklı fikir alış verişlerinde bulunduk. Bu yönüyle bakıldığı zaman Hac gerçekten Müslümanların en büyük kongresidir.

 Unutamadığım ve sizlere de aktarmayı uygun gördüğüm bir sohbetimiz, Medine’de Mescid-i Nebevi’de vuku bulmuştur. Öğle namazından sonra Sivaslı olduğunu öğrendiğim genç kardeşim, yaklaşık elli yaşlarındaki bir Müslüman ile Arapça konuşuyorlardı ki, Sivaslı kardeşimizin Arapçası çok iyi olmadığından anlaşamadıklarını görünce devreye girmek zorunda kaldım. Arapça olarak nereli olduğunu sorduğum kardeşim “Mısırlıyım” dedi. İsmini sordum “Saffet” dedi. Ben de kendimi tanıttım. “Ben Hanefi mezhebine mensubum. Siz?” dedim. Kendileri de Şafi cevabını verince, ben: “ Kardeşim Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli Mezheplerinin hepsi Ehli Sünnet vel Cemaat’tir. Aralarında bir fark yoktur. Müslümanlar ancak kardeştir” âyeti kerimesini hatırlattıktan sonra, Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v): “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez onu düşmana teslim etmez. Kim mümin kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman’ı bir sıkıntıdan kurtarırsa bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslüman’ın kusurunu örterse, Allah da kıyamet günü onun kusurlarını örter” (Buhari-Mezâlim3 – Müslim Birr58) buyurmuş olduğunu ifade ettikten sonra sohbetin derinleşmesi için, malumunuz Kuran-ı Kerim Mekke ve Medine’de nazil olmuştur. Mısır’da en güzel şekilde okunmuştur. İstanbul’da da en güzel bir şekilde yazılmıştır diye bildiğimiz bilgileri aktardım. Bu sohbetin içinde, ilk önce Arapçayı nasıl konuştuğumu sorduğunda orta seviyede konuşurum  demiştim. Bu sözlerimden sonra sağ olsunlar iltifat ettiler. “Hayır, siz az değil, çok güzel, kaliteli ve seviyeli konuşuyorsunuz” dedikten sonra Sivaslı kardeşimize dönerek Mısırlı Saffet kardeşlimiz “Bak bu kardeşimiz de Türkiye’den sen neden Arapçayı iyi öğrenmedin?” dediler. Daha sonra ben kendilerine Türkiye’nin ekonomik, içtimai, siyasi v.b. nasıl olduğunu sordum. Mısırlı Saffet kardeşim öyle güzel anlattı ki, ben adeta yıllardır Türkiye’de konuştuğum bir kardeşimle konuşuyorum hissine kapıldım. Ülkemizi, Müslümanları ve tarihimizi ve günümüzü mükemmel olarak anlattı. Kendisi bir Arap olmasına rağmen, Arapların bir stratejilerinin, plan ve programlarının olmadığını, Türkiye’nin başarılarını anlattı. “Gazze; hem bizim komşumuz, hem arap, hem Müslüman. En öncelikli olarak onlara bizim sahip çıkmamız gerekirken Başbakanınız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Davosta İsrail Cumhurbaşkanı’na haddini bildirmesi “One Minute” demesi unutulmayan bir güzelliktir” dedi. Hakikaten tüm arap dünyasında Başbakanımız sevilmektedir. Bunu da çok açık bir şekilde ifade etmektedirler. Saffet kardeşim “Davosta Amr bin Musa, ne yapacağını bilmeyen bir konumda kararsız kalmıştır. Bu tavırları öncelikle bizler sergilemeliydik” diye de hayıflanmakta ve bizleri tebrik ettiğini ifade etmektedir.İngiltere’den başlayan sivil girişimin götürdüğü yardım konvoyuna günlerce Mısır’ın nasıl sıkıntı yaşattığına şahit olduk.Yardımın konvoyunun Gazze’ye gitmelerine Mısır’ın yönetiminin izin vermediği günlerde Saffet kardeşimin konuşmaları aklıma geldi.Zorda olsa alınan izin sonucu halkın ve görevlilerin ne kadar mutlu ve mütebbessim olduklarını, oraya giden Sivil Toplum Örgüt yöneticileri anlattılar.Mısır halkı, Müslümanların kardeş olduğunun bilincindeler,fakat yöneticileri sorunlu ve sorumsuz kişilerden oluşturulmuştur.Bu yaşananlardan sonra bunu bir kez daha anladık.Ümit ediyorum ki yöneticileri de en kısa zaman da istenilen,arzu edilen Liderlerden oluşur. Hakikaten bir saati aşan sohbetin sonucunda mütebbessim, mutlu olarak Mısır’lı Saffet kardeşimizle kucaklaşıp ayrıldık.

  Müslümanların  en iyi şekilde tanışmalarına vesile olan bu konuşmalardan birçoklarını aynı güzellikte diğer Ülkelerden gelen kardeşlerimizle yaptık. Bangladeşli Muhammed ile, Kırgızistanlı, hatta Çin’den, Doğu Türkistan’dan gelen kardeşlerimizle görüşüp, karşılıklı bilgiler edindik. Birbirimizin sıkıntılarına en azından dualarımızla da olsa çözümler aradık. Kardeşlik şuurunu en iyi bir şekilde kavradık. Hiçbirinin renginin siyah veya beyaz olmasının bir anlamının olmadığını, gerçeğin İslam kardeşliği olduğunu birebir yaşadık. Aynı duygu ve düşüncelerle Müslümanların birbirlerine yaptıkları duaları duydukça ayrı bir manevi mutluluk yaşadık. Bu güzel sohbetlerin her birini yazmamıza imkan yoktur. Ancak şunu söyleyebilirim: Müslümanlar birlik ve beraberliklerini en iyi şekilde sağlayıp, devam ettirirlerse, inanıyorum ki yakın gelecekte, İslam dünyasının bu güçlü, istikrarlı, müreffeh medeniyeti, diğer dünya ülkelerine de her alanda yön vererek, ışık tutarak aydınlık bir gelecek sağlayacaktır. Müslümanların yaşadığı coğrafyanın çoğunda kan ev gözyaşı vardır. Halbuki doğalgaz, petrol, maden v.b.yeraltı zenginliklerinin bir çoğu da Müslüman ülkelerde bulunmaktadır.

Bütün bu bilinen gerçeklerin çok iyi değerlendirilip, birlik ve beraberliğimizi sağlamamıza vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz eder, sıhhat ve afiyetler dilerim.

www.omerlutfiersoz.blogcu.com

0
0
0
Yorum Yaz