MÎRAÇ GECESİ

2012-06-13 12:01:22
MÎRAÇ GECESİ |  görsel 1

               Önümüzdeki Cumartesiyi Pazar’a bağlayan 16/17 Haziran gecesi Miraç Kandili’dir. Bu vesile ile Miraç Kandilinizi tebrik eder,her iki cihanda kurtuluşa erenlerden olmamızı Yüce Mevla’dan niyaz ederim.             Miraç’ın lügat manası, yükselmek, yukarı çıkmaktan kinayedir. Recep ayının 27.gecesi Miraç hadisesi vuku bulmuştur. Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.) gecenin bir anında, Mescidi Aksa’dan Cenab-ı Hakkın dilediği yüksekliğe çıkarılması hadisesine Miraç denir. Bir de İsra (gece yürüyüşü) vardır ki, Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in Mekke-i Mükerremedeki, Mescid-i Haramdan, Mescid-i Aksaya kadar olan yolculuğuna, “gece yürüyüşü” denir. Bu, gece yürüyüşü (isra) hadisesi Kuran-ı Kerim ile sabittir. İsra Sûresin 1.âyet-i kerimesinde: “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye Muhammed kulunu Mescidi Haramdan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir” buyurulmuştur.              Miraç, Mescid-i Aksa’dan başlayıp, göklere oradan da Cenab-ı Allah(c.c.)’ın dilediği yerlere Habib-i Edibini yükselterek O’na kudret ve Azametine delalet eden âyetleri göstermesidir ki, meşhur hadis-i şerif ile sabittir. Bu hadiseyi Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.) şöyle anlatmaktadır: “Öyle bir müstevaya çıkarıldım ve öyle makamlara yükseltildim ki, kainatın mukadderatını yazan kalemlerin gıcırtılarını işitiyordum&rd... Devamı

KOMŞU VE KUL HAKKI

2012-04-25 08:58:36
KOMŞU VE KUL HAKKI |  görsel 1

     Sosyal dayanışma ve yardımlaşma açısından,insanların ailesinden,akrabalarından sonra en yakın sosyal çevresi komşularıdır.Toplumu ayakta tutan,fertler arasındaki birbirini düşünebilen,üzerine düşün görevleri yapan, çevresine zarar vermeyen, varlığından huzur duyulan insanların sorumluluk bilinciyle bir arada bulunması arzu edilen en önemli özelliklerdendir.      Bahsettiğim görevlerin yapılmasındaki en önemli fertler; en yakın akraba,arkadaş ve komşulardır.Birbirinin hakkına riayet etmeyen fertlerin olduğu mekanlar yaşanmaz hale gelir.Halbuki herkes sorumluluğunu bilerek hareket ederse, mutlulukların en güzeli tesis edilmiş olur.      “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın.Ana-babaya,akrabaya,yetimlere,yoksullara,yakın komşuya ve uzak komşuya,yakın arkadaşa,yolcuya,ellerinizin altındaki bulunanlara iyi davranın”.(Nisa Sûresi âyet:36) buyrulmuştur.      Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.) hadislerinde:”Cebrail bana durmadan komşuya iyilik yapmayı tavsiye etti.Komşuyu komşuya mirasçı kılacağını zannettim.” (Riyâzü’s sâlihîn,C.1,No:300)       “Komşusu aç iken kendi karnını doyuran kimse (tam) Mü’min değildir.” (Ahlâk Hadisleri,C.1 No:112)        Ebû Hureyre (r.a.) aktarıyor“Peygamberiğmizin üç defa:”Vallahi gerçek Mü’min olamaz” diye tekrarladığını işittim.”Ya Resûlallah! Kim Mü’min olamaz?” diye sordular.”Şerrinden komşusu emin olmayan kimse” (Rîyâzüs Sâlihin,C.,No:303).        “Geniş ev,iyi komşu ve rahat binek Müslü... Devamı

KESİNTİSİZ EĞİTİMDEN KESİNTİLİ EĞİTİME ACİLEN GEÇİLMELİDİR

2012-01-25 09:34:00
KESİNTİSİZ EĞİTİMDEN KESİNTİLİ EĞİTİME ACİLEN GEÇİLMELİDİR |  görsel 1

         Milli Eğitim Bakanlığı’nın 18. Milli Eğitim Şura’sında alınan kararı uygulamaya yönelik yasal düzenleme çalışmasını memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz. Kesintisiz zorunlu 8 yıl yerine, kesintili zorunlu 12 yıl (4+4+4) eğitimi hedefleyen şura kararı hayata acilen geçirilmelidir.        Kesintisiz eğitimden kesintili eğitime geçilmesi ile birlikte  “8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim” tarihe karışacaktır. Geçtiğimiz yılın sonunda Yüksek Öğretim Kurulu’nun, meslek liseleri ile düz liseler arasındaki katsayıyı eşitleyen olumlu karar alınmıştır. Katsayı eşitsizliğinin eşitlenmesinden sonra yapılması gereken ikinci aşamada yönlendirmesi ve orta kısmı olmayan meslek liseleri eğitim programının bir işe yaramayacağı gerçeğinden hareketle zorunlu kesintisiz eğitimin kesintili hale getirilmesi olmalıdır. Çünkü 14 yaşından sonra bir gencin meslek öğrenmedeki başarısızlığı ortadadır. Bunların yanında 8 yıllık kesintisiz eğitimin çocuk eğitimine uygun  olmadığı defalarca dile getirilmiştir. 6 yaşındaki bir çocuk ile 14 yaşındaki delikanlının aynı çatı altında eğitim görmesinin mahzurları bu güne kadar yazılıp,konuşuldu, somut olarak da yanlışları görülmüştür.        Meslek liselerinin önünü kesen kesintisiz-zorunlu eğitim sonucunda Meslek Liselerinden mezun olan  evlatlarımız ne kaliteli teknik ara elmanı olabildiler,nede iyi güzel kaliteli Üniversitelere girebildiler.Bu yanlış ve haksız uygulama yönlendirmeli,kesintili eğitimle gerçek çözüme kavuşturulmalıdır. Kesintisiz eğitimin, kesintili eğitim haline getirilmesinin ve meslek eğitiminde yönlendirme sistemine geçilmesinin yararları olacağı açıktır. ... Devamı

Evrenin Sırları Ve Allah

2010-03-03 10:09:00

 Evrenin Sırları Ve Allah   Konya’mızın Manevi Mimarlarının vefat yıldönümleri münasebetiyle Sille’de düzenlenen sohbetin sonunda, İlahiyatçı yazar Abdullah Uçar kardeşimiz son çıkan “Evrenin sırları ve Allah” isimli kitabını takdim etti.Değerli kardeşimi birbirinden değerli yayımlanmış eserleri sebebiyle tebrik ettim. Bu güne kadar; Avrupa’yı aydınlatan İslam âlimleri, Kuran kursu talebelerinin el rehberi, Özet dini bilgiler, İslam âlemi neden geri kaldı?, Haçlı gururunun ezildiği yer Çanakkale, Milletimizde Peygamber sevgisi, Misyonerler (Modern Haçlılar), Terör ve İslam, Fetih ve Fatih, Aşıklar Sultanı Hz. Mevlana, Dünya’nın baş belası Siyonistler ve son kitabı Evrenin Sırları ve Allah isimli yayımlanmış eserleri mevcuttur. Evrenin sırları ve Allah isimli kitabı hakikaten okumaya değer, insanı tahkiki bir imana götürecek bilgilerle düşünce dünyamızı berraklaştıracak güzelliktedir. Kâinattaki zerreden kür reye var olan her şeyin, Allah inancına insanı götürdüğü bilgilerini örneklerle aktarmaktadır. Görmediği, duymadığı, dokunmadığı şeyler hususunda insanları İmana davet ederken, mümkün olan her türlü akli ve nakli delilleri kullanarak, mantıklarına hitap ederek, onları inkâr batağından çıkarıp, ikna pazarına getirmemiz gerektiği vurgulanmıştır. Kuran-ı Kerim’in haber verdiğine göre, Peygamberlerden bile; “Ya Rabbi! Ölüleri nasıl dirilttiğini bir göster” diyenler olmuş, Yüce Allah’ın; “İnanmıyor musun?” ikazına “İnanıyorum Ya Rabbi, ama kalbimin daha mutmain olması, hiç şüphe ve tereddüdümün kalmaması için soruyorum” diye cevap vermişlerdir. Makbul ve mahbup iman da budur. Zihnen, fikren, man... Devamı

DEPREM VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

2009-09-23 12:09:00

 Geçtiğimiz günlerde Konya’mızda 4.5 ve 4.7’lik orta şiddetli depremler meydana gelmiştir. İnsanlarımız bir panik ve korku ile dış mekanlara çıkmışlardır. Kaza ve kadere tam manası ile inanan insanlar, gerekli tedbiri aldıktan sonra tam bir teslimiyet anlayışı içinde sükunetle hareket etmelidirler. Ölüm çok sağlam kalelerde bile olsak bizleri mutlaka bulacaktır. Ölümden kurtuluş yoktur. Ölümden kurtuluş olmadığına göre, yaşayışımızı Yaratıcımızın emrine uygun hale getirmeliyiz. Deprem demek olan ZİLZAL süresinin bir diğer adı da zelzele’dir. Bu surede kıyametin kopmasından, insanların yeniden dirilip, hesap vermelerinden, herkesin iyi yada kötü yaptıklarının karşılıklarını bulacağından bahseder.Zilzal süresinde: “Yerküre kendine has sarsıntıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan “Ne oluyor buna!” dediği vakit, işte o gün yer Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır. O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için darmadağınık geri dönüp gelirler. Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim zerre miktarı şer işlemişse onu görür” buyurulmuştur. (Ayet:1-2)Müfessirler yerin ağarlığını dışarı çıkarmasını, birkaç türlü tefsir etmişlerdir. 1-İçindeki hazineleri dışarı çıkarır, fakat onlara bakan olmaz. 2-Kabirlerdeki ölüler dirilir.3-Yeraltındaki madenler, gazlar, yanar durumda olan lavlar dışarı fırlar.Kıyamet kopma anı müthiş bir hadisedir. Yaşadığımız küçük çaplı zelzelelerle mukayese etmek mümkün değildir.Konya’mızda meydana gelen orta şiddetdeki depremler vesilesi ile şu sonuçları düşünebiliriz.. Hamdolsun yaşadığımız depremler sonucu hiçbir can ve mal kaybı olmamıştır. Hakikaten sev... Devamı

AKRABA EVLİLİĞİ

2009-03-11 09:00:00

          İslam’a göre ailenin aslını oluşturan evlilik çok önemsenmiştir. Müslüman erkek ve kadınların evlenecekleri kişilerde şu özellikleri aramaları gerekir. Evlenilecek kişinin iffetli, namuslu, kötülüklerden uzak duran, güzel ahlak sahibi olanları tercih edilmelidir.             Daha önceki yazılarımdan hatırlanacağı üzere İslam’la bilimin çelişmeyeceğini, bazı dönemlerdeki çelişkilerin bilimin o alanda henüz gerçek bilgiye ulaşmadığını gösterdiğini ifade etmiştim.             Son yıllarda yakın akraba evlilikleri konusunda değerli bilim adamlarımızın yaptıkları açıklamalarında bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmek isterim.             Bilim adamlarımız, yakın akraba evliliği sonucunda, çocukların sakat olduğunu açıklamaktadırlar. Halbuki Kuran’ı kerimde evlenilmesi yasak (haram) olanlar açıkça belirtilmiştir. Ayeti kerimlerde; “Geçmişte olanlar bir yana, babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayasızlıktır. İğrenç bir şeydir ve kötü bir yoldur” (İslam öncesi Arapların üvey anneleri ile evlenme şeklindeki çirkin  bir adetini ortadan kaldıran bu ayetten sonra Müslümanların, başka kimlerle evlenmelerinin caiz olmadığını açıklamak üzere şöyle buyurulur:) “Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileri ile birleştiğiniz eşlerinizden olup, evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla (nikahl... Devamı

ÖLÜM

2007-12-26 10:38:00

Ölüm insanı gerçekten derinden etkileyen bir gerçektir. Ayet-i kerimelerde “Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döneceksiniz.” (Ankebut suresi-ayet:579 “Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. O belli bir vakte bağlanmıştır.” (Al-i İmran suresi-ayet:145) “Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size yetişecektir.” (Nisa suresi-ayet:78) “Ecelleri geldiği vakit ne bir lahza geri bırakabilirler ve ne de ileri (öne) alabilirler.” (Nahl suresi-ayet:61) buyurulmuştur.Ölüm, aramızdan ayrılan sevdiğimiz insanları hatırlamanın, onları hayırla yad etmenin ve ayrıca hayatını devam ettiren insanların kendilerini hesaba çekmenin yoğun olarak yaşandığı dönemlerdir. Ölümden etkilenip, en yakınını kaybeden nice insanların kendi davranış ve yaşayışlarına daha çok özen gösterdiği bir gerçektir. Ama zaman içinde bu düşüncelerde  de büyük erozyonlar olmaktadır.Müslüman’ım diyen bir insan kendini hesaba çekilmeden önce hesaba çekmeli, ölmeden önce kendini ölmüş gibi değerlendirmelidir. Bu hesaplaşma sonucu yaptıkları, yapması gerekirken yapmadıkları, yasaklanmış olan haramlardan ne kadar uzak durduğu konularında kendini değerlendirmelidir. Bu değerlendirmede Allah ve Resulü’nün emirlerini gerçekten yapıyor mu? veya yasaklarından kaçıyor mu?... Bu değerlendirmeler sonucu ibadetleri yapıyorum ve yasaklardan da tam anlamıyla kaçınıyorum diyebiliyorsak, iyi yoldayız ve devam etmeliyiz. Tam tersi hayatımızda ibadet yoksa, haramlardan da içtinap etmiyorsak o zaman bizim için büyük sıkıntılar var demektir.Bu imtihan dünyasında güzel amellerle iyi huylu, ahlak sahibi olanlar her iki alemde de kazanırlar.Geçtiğimiz h... Devamı