SAĞLIK ALANINDAKİ GÜZEL DEĞİŞİM VE GELİŞMELER

2018-01-15 13:45:00

SAĞLIK ALANINDAKİ GÜZEL DEĞİŞİM VE GELİŞMELER DOKTORLARIMIZIN İLGİ VE ALAKALARINA TEŞEKKÜRLER      Hakikaten, son yıllarda birçok alanda olduğu gibi sağlık alanında da çok önemli, güzel değişimler ve gelişmeler olmuştur. Özel hastanelerle birlikte, Eğitim Araştırma, Tıp Fakülteleri ve Şehir Hastanelerinde çok güzel olumlu değişim ve gelişmelere şahit oluyoruz. Adeta aralarında tatlı bir yarış yaşanmaktadır. Bu tatlı rekabetten de hastalarımız en güzel bir şekilde yararlanmaktadır.      Babam Seyit Mehmet Ersöz 2008 yılında her iki dizinden Konya Numune hastanesinde ameliyat olmuş, aparatları takılmıştı. Ameliyattan birkaç yıl sonra rahatsızlığı yeniden nüksetti ve sağ dizinden ikinci kez 2012 yılında Konya Kızılay hastanesinde ameliyat oldu. Ameliyatlarında insan vücuduna en uyumlu titanyum aparatlar takılmıştı. Birkaç sene içinde ikinci ameliyat ile takılan aparatlar sonucunda vücudunda iltihaplar oluşup, ağrıları artmaya başladı. İşinin uzmanı birçok Doktor kardeşlerimize muayene ettirip tedavisini yaptırmak istedik. Her birinin ortak görüşü sonucunda iltihaplı olan sağ ayaktaki aparatın çıkarılıp, yerine öncelikle antibiyotikli dolgu yapılıp, yaklaşık bir iki ay sonra da yapılan geçici dolgu çıkarılıp, yerine kalıcı aparatının konması gerektiği ifade edildi. Yaptığımız istişare sonucunda, bizlerde ameliyatın yapılmasına karar verdik. Geçtiğimiz yılın Şubat ayı içerisinde ameliyatın birinci safhası, yaklaşık iki ay sonra ikinci safhası da Medline (Akademi) hastanesinde gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası çekilen filmlerde aparatın konumu gayet iyi görünüyordu. Ameliyattan yaklaşık yedi ay sonra düşmeyip bir yerlere çarpmamasına rağmen artan ağrıları üzerine aparatının yerinden çıktığını çeki... Devamı

ŞARTLARINA RİAYET EDEREK DUA ETMENİN ÖNEMİ

2018-01-08 15:39:00

                            ŞARTLARINA RİAYET EDEREK DUA ETMENİN ÖNEMİ        Duanın şartlarına riayet ederek dua etmenin önemi çok büyüktür. Duanın kabulü için, duanın şartlarına sebeplerine, erkânlarına uyarak samimi bir şekilde Allah (c. c.)’tan istenmelidir. Günahlar duanın kabulüne engel olmaktadır. O’nun içindir ki, Nasuh bir tövbe ve istiğfardan sonrası dua yapılmalıdır. Duanın kabulü için abdestli olarak,  temiz bir lisan ile verilen sadakalardan sonra haram şeyleri istemeyip, helâl ve meşru olan şeyleri Rabbimizden istemek en güzelidir. Gizli yapılan dua daha hayırlıdır. Müslüman, Hulusi kalp ile içinden gelerek dil dökerek Allah(c.c.)’tan isteklerini talep etmelidir. Samimi olarak yapılan dua mutlaka kabul olunur.        Âyeti kerimelerde: “(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!” (Furkan Sûresi âyet:77) “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez.”  (Araf Sûresi âyet: 55) “(Onlar mı hayırlı) yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve (başındaki) sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hâkimleri kılan mı? Allah'tan başka bir ilâh mı var! Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz!” (Neml Sûresi âyet:62) “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min ... Devamı

İMAN, İBADETİN KAYNAĞI, İBADET İSE İMANIN GIDASIDIR

2018-01-02 11:20:00

İMAN, İBADETİN KAYNAĞI, İBADET İSE İMANIN GIDASIDIR        İman ile İbadet arasında sıkı bir ilişki vardır: İman, ibadetin kaynağı ve sebebidir. İbadet ise, İmanın desteği, gıdası ve muhafazasıdır. İbadetler yapıldıkça iman kuvvetlenir, ibadetler terk edildiği zaman da zayıflar.      İman sözlükte; tasdik etmek, onaylamak, kabullenmek, itimat etmek, gönülden benimsemek gibi anlamlara gelmektedir. Terim olarak İman; “Allah‘tan başka İlâh yoktur, Muhammed, Allah’ın elçisidir gerçeğini, Kelime-i Tevhîdi yani, “Lâ İlâhe İllallah, Muhammedurrasulullah’ı” Kalp ile tasdik, dil ile ikrardan ibarettir. “İbadet” kelime olarak: “Kulluk, Allah’a kulluk etme” anlamına gelir. İslami bir terim olarak ibadet; Allah’ın emirlerine uymak. O’nun rızasını kazanmak gayesiyle yapılan her türlü iyi hareket” demektir. İbadet, namaz kılmak, oruç tutmak, rızkını helal ve meşru yollardan kazanmak vb. emirleri yerine getirmeyi ifade eder. Yapılan her şey yeter ki Allah(c.c.)’ın rızasına uygun olsun ve o niyetle yapılsın! Bu şekilde değil de, bilerek çıkar sağlamak için yapılan ibadetlerin hiçbir değeri yoktur. Böyle ibadetler Allah katında makbul değildir. İbadet; imanın uygulaması, doğru ve hak olduğuna inanılan esasların günlük hayatta yaşanmasıdır. İbadetler, beden ve ruhlarımızı disipline eder, hareketlerimizi ölçülü hale getirmemizi sağlar. Bunun sonucunda da güzel ahlaka ulaşırız.      Allah (c.c.)’ın bize sayısız iyilik ve nimetleri vardır. Bizi yoktan yaratan, bize hayat bahşeden, kâinatı emrimize veren, akıl gibi güzel ve özel bir ikram lütfedip, eşrefi mahlukat olarak yaratan Allah(c.c.)’dır. Allah(c.c.) bizlerden sadece; Verdiği büt&... Devamı

ŞANS OYUNLARI VE YILBAŞI KUTLAMALARI HARAMDIR

2017-12-25 17:00:00

   ŞANS OYUNLARI VE YILBAŞI KUTLAMALARI HARAMDIR       İslâm; şans faktörüne dayalı olan her türlü tertip ve oyunları yasaklanmıştır. Müslüman, hayatını helâller dairesinde yaşayıp, bütün haramlardan kaçınmak zorundadır.      Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar’ın şans oyunları ile ilgili olarak geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu açıklamayı siz değerli okuyucularıma aktarmak istiyorum:      “Diyanet İşleri Başkanlığı Din işleri Yüksek Kurulu; ‘Şans faktörüne dayalı olan piyango, toto, iddia, müşterek bahis, ganyan gibi tertip ve oyunlar kumardır ve haramdır. Bu tür kumarların, geniş kitlelerin iştirak etmesi sebebi ile zararı daha da yaygın olmaktadır.’ Bir şeyin helâl-haram oluşu herkesin yapmasından belirlenmez. Helâli-haramı din belirler. Haramı yapan kişi sonuçlarına katlanır. Herkes piyango alıyor bende alayım anlayışı yanlıştır. Helâl rızık çok önemlidir. Şans oyunları emeksiz kazanç olduğu için haramdır. Piyango, şans oyunları da kumar olduğu için haramdır.  Milli piyango alırken, para çıkarsa o parayla hayır yaparım diyenler büyük bir hataya düşmektedirler. Kirli suyla abdest alınmaz.”      Piyango ve benzeri haramların kesinlikle Millisi olamaz. Bir şeyin Milli olması demek, milletin inancına ve değerlerine uygun olması demektir. İslâm’a ve milletimizin değerlerine uymayan, her türlü haram işler de yasaklanmalı, çalışıp, alın teri ile kazanmanın önemi öğretilmelidir. İnanıyorum ki, yetkililerimiz bugüne kadar birçok problemi çözdüğü gibi, devlet eliyle yapılan bütün şans oyunlarını da kaldırarak, var olan yanlıştan vazgeçm... Devamı

KUR’AN- KERÎM, BUNALIMLARIN ŞİFA KAYNAĞIDIR

2017-12-18 11:39:00

KUR’AN- KERÎM BUNALIMLARIN ŞİFA KAYNAĞIDIR       İnsan beden ve ruhtan müteşekkildir. Nasıl ki bedenin yaşaması için yemeye, içmeye ihtiyacı varsa, bunun gibi ruhun da manevi gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhun gıdası da tam anlamıyla Allah (c.c.)’ın rızasına uygun işler yapıp, yasakladığı fiillerden uzak durmakla mümkündür.      Âyet-i Kerimede: ”Biz, Kur’andan öyle bir şey indiriyoruz ki O, Mü’minler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.” ( İsra Sûresi âyet: 82) buyrulmuştur. Mü’min, Kur’an’dan feyz almasını bildiği için, bu maksatla okumakta, dinlemekte ve yaşayışını O’na uygun olarak emirleri yapıp, yasaklananlardan da kaçınmaktadır. Bu güzel ve olumlu yaklaşım sonucu, bu özelliklerle dopdolu olan Mü’min’in kendisine Kur’anı Kerim âyetleri şifa ve rahmet olmaktadır. Mü’mine şifa olmasına karşılık, Zalimin hüsranının artması, O’nun Kur’andan uzak durması, kendisi ile Kur’an arasına mesafe koyup, düşmanlık yapması sebebiyledir. Nasıl ki Doktorun yazdığı ilacı hasta kullanmaz da sonucunda hastalığı artarsa, zaliminde hüsranının artması, ilaçtan uzak duran hastanın durumu gibi, Kur’andan ve Sünnetten uzak durması, hüsranının artmasına vesile olmaktadır.      Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimiz Kuran'a göre hayatımızı yaşamamız konusunda şöyle buyurmaktadır: "Kuran, maddi ve manevî bunalımların en hayırlı şifa kaynağıdır" "Kuran'a sarılınız. O'nu hayat rehberi tanıyınız. Çünkü O, Allah'ın kelâmıdır". Kur’an-ı Kerîm’i okuyup, anlayıp emirlerini yerine getirip, yasaklarından da kaçınırsak, kulluk g... Devamı

ŞEB-İ ARÛS (DÜĞÜN GECESİ)

2017-12-14 14:32:00

ŞEB-İ ARÛS (DÜĞÜN GECESİ)        Malumunuz Celâleddîn-i Rûmî, 17 Aralık 1273 tarihinde Rahmeti rahmana kavuşmuştur. Bu yıl Hakka vuslatının 744. yıldönümüdür.  Cenab-ı Allah (c. c.)’a duyduğu aşktan dolayı, ölümünü, Şeb-i Arûs (düğün gecesi), gerçek sevgiliye kavuşma olarak değerlendirmiştir. Bu yüzden de Hz. Pir’in, Ölüm gecesi günü, bu ruha uygun olarak düğün gecesi mutluluğunda, Manevi Güzelliklerle dopdolu olarak değerlendirilmektedir.       Celaleddin-i Rûmi, ölümü; kişinin aslına dönüşü olarak tanımlamış, İnsanın kaynağının ilâhi bir cevher olması hasebiyle "Allah'a dönüş" olarak telâkki etmiştir. Bir başka ifadeyle ölüm, "Cismin ortadan kalkması değil, Allah'a doğru uçmasıdır." "Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan" der. Kendinin ölüm ve vuslat anlayışını, Kur'an-ı Kerim'in bir âyetinin ışığı altında tetkik edip anlamak mümkündür: "Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra ancak bize döndürüleceksiniz" (el-Ankebût, 29/57).        Ölüm gecesini düğün gecesi olarak değerlendirmesini derinlemesine düşündüğümüz zaman ne kadar anlamlı olduğunu anlarız. Kişi çok sevdiği baba, anne, eş, çocuklarından, mevki, makam, para, şan şöhret, dünya ve içinde ne varsa her birinden, Allah’ı en çok sevmek zorundadır. İşte bu anlamda, kişi dünyada iken düğün gecesinde eşine kavuşmakla nasıl mutlu olursa; gerçek sevgiliye de ölümle kavuşulmaktadır. Onun içindir ki,  Celaleddin-i Rûmi, Öl&uum... Devamı

KUDÜS YENİDEN FETHEDİLMEYİ BEKLEMEKTEDİR

2017-12-14 14:32:00

KUDÜS YENİDEN FETHEDİLMEYİ BEKLEMEKTEDİR        Malumunuz geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın “Kudüs’ü resmen İsrail’in başkenti olarak tanıma zamanı gelmiştir.Tel Aviv’deki büyükelçiliğimizin Kudüs’e taşınması talimatını verdim” açıklaması sonucunda Türkiyemiz başta olmak üzere bir çok ülkeden organize olunmuş büyük tepkiler gelmektedir.        Kudüs, İstanbul'un,Konya'nın, Sivas'ın, Diyarbakır'ın Kardeşi ve dostudur. Hatta insanlığın çoğunluğunun kutsalıdır.Herkes barış içinde yaşamalıyken maalesef, savaşın fitili yakılmıştır.Kudüs, bizim gözümüzün nurudur.Kırmızı çizgimizdir. Kudüs’ü terör devleti İsrail’in, ABD’nin  insafına terk edemeyiz ve etmeyeceğiz. Mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.       Birçok Peygamberin Tevhid mücadelesine ev sahipliği yapmış olan üç semavi dinin Kıblesi olmuş, çevresi mübarek kılınmış Mescid-i Aksâ Kudüs’te bulunmaktadır.Katar’a yaptırım uygulamak için efelenen iki yüzlü zavallı Suudi Arabistan ve bazı Arap Ülkelerinin liderlerinden bu konuda ses çıkmadığı gibi Kukla zavallı Müftülerin fetvaları ile İsrail ile savaşmanın caiz olmadığı yalakalıklarına başlamışlardır. Bütün Mazlumlara sahip çıkan, dünya beşten büyük diyen, zalimlerin yüzüne sen zalimsin diyebilen Türkiye’mizin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Milletimizin büyük bir çoğunluğu bu hususta tepkilerini açıkça ifade etmişlerdir.  Sadece tepki göstermekle yetinilmemiş,Birleşmiş milletler kararlarını hiçe sayan Kud&uum... Devamı

ALLAH (C.C.)’IN SAĞLAM İPİ, İSLÂM’A SARILMALIYIZ

2017-12-14 14:30:00

ALLAH (C.C.)’IN SAĞLAM İPİ, İSLÂM’A SARILMALIYIZ          Allah (c.c.)’ın sağlam ipi, İslâm’a sarılmamız biz Müslümanların ana görevidir. Güç ve kuvvet, âlemlerin, zerreden kürreye her şey’in yaratıcısı Allah (c.c.)’a aittir. Rabbimizden başka Otorite ve güç yoktur. Korkulardan korkmadan, korkuları korkutarak, sadece ve sadece Allah (c.c.)’ tan korkmamız gerekmektedir.       Âyet-i Kerîmelerde: “Hepiniz toptan Allah’ın ipine (İslam’a) sarılın, ayrılmayın, Allah’ın size olan nimetini anın; düşmandınız, kalpleriniz arasını uzlaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar” “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran Sûresi âyet:103, 105)     “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hucurat Sûresi âyet:10) buyrulmuştur.      Korkulardan korkanı, korkular er geç bulur;      Ancak Allah’tan korkan, korkulardan kurtulur…                                                       Cengiz Numanoğlu      Allah (c.c.)’ın sağlam ip... Devamı

MEVLİD-İ NEBÎ HZ. MUHAMMED (S.A.S.) EFENDİMİZİN ROL MODEL ÖRNEK

2017-11-28 10:36:00

MEVLİD-İ NEBÎ HZ. MUHAMMED (S.A.S.) EFENDİMİZİN ROL MODEL ÖRNEK HAYATI      Çarşambayı Perşembeye bağlayan 29/30 Kasım gecesi, Mübarek Mevlîd Kandilidir. Mükemmel canlı örnek, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), dünyayı bu gece şereflendirmiştir. Peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.s.) 20 Nisan (12 Rebiul Evvel) 571 yılında Mekke de dünyaya gelmiştir. Doğumu vesilesiyle her zaman olduğu gibi O’nu yeniden anmanın hazzını ve şerefini yaşamaktayız. Muhammedül Emin Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin  rol model örnek  hayatını öğrenerek hayatımızı O’nun gösterdiği doğrultuda yaşamalıyız.        Âyet-i Kerîmelerde:   “(Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ Sûresi âyet:107)”  “Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed Sûresi âyet:33) “(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Ali İmran Sûresi âyet:31 “Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.” “Allah'ın izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil (Rehber) olarak ( gönderdik).”(Ahzâb Sûresi âtyet:45-46)“Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler,  şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ Sûresi âyet:69) “Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret g&uu... Devamı

ÖĞRETMENLERİMİZİN 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ CANI GÖNÜLDEN...

2017-11-22 10:32:00

ÖĞRETMENLERİMİZİN 24 KASIM  ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ CANI GÖNÜLDEN KUTLUYORUM          Eğitim-Öğretim, bir milletin ilerlemesinde, cehaletin giderilmesinde en etkin ve en vazgeçilmez bir yöntemdir. Gençlerimizi eğitip yarınlara hazırlamak Öğretmenlerimizin asli görevleridir. Öğretmenlerimiz, elleri öpülmesi gereken güzel insanlardır. Bu güzel insanları, her zaman hatırlayıp hayırla yâd etmek durumundayız. Sembolikte olsa, Öğretmenlerimizin, yılda bir defa maddi ve manevi ihtiyaçlarının konuşulup, hatırlanıp çözümüne yardımcı olunması da güzeldir. Uzunca bir dönem Öğretmen olarak görev yapmış bir kardeşleri olarak, Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler gününü canı gönülden kutluyorum.       İslam, ilim alanında devamlı olarak ilerlemeyi bütün Müslümanlara farz kılmıştır. Zira İslam’ın nazarında insanlığı yücelten ve ayakta tutan yegâne unsur ilimdir. Dinimiz İslam, okumaya, araştırmaya, düşünmeye büyük yer ve önem vermiştir. Allah (c. c.) ilk emrinde “Seni yaratan Rabbinin adıyla oku.”  (El- Âlak Sûresi âyet:1) buyurmuştur. İnsanları ilme teşvik eden şu Ayeti-i Kerime ne kadar geniş bir anlam taşır : “(Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.” (Zümer Sûresi âyet:9)     Peygamberimiz Hz. Muhammed (s. a. s.) ilmin yüce değerini şu şekilde ifade buyurmuştur: “ İlim, İslam’ın hayatı ve ... Devamı

TOKAT KİTAP GÜNLERİ FUARI

2017-11-06 14:09:00

TOKAT KİTAP GÜNLERİ FUARI      Tokat Belediyesi, 31 Ekim- 08 Kasım 2017 tarihleri arasında, Cumhuriyet Meydanında kurulan Çadırda, Birincisini gerçekleştirdikleri ‘Tokat Kitap Günleri’ Fuarı kapsamında, birbirinden değerli Yazarları, Söyleşi ve İmza Günleri ile Kitapseverle buluşturdu. Bu vesile ile Tokat Belediye Başkanı Sayın Eyüp Eroğlu’ na, Organizatör Ahmet Ali Ortadeveci’ ye, davete icabet eden Yayınevi, Yazar, Okuyucu ve emeği geçen bütün kardeşlerimize kalb-i şükranlarımı sunarım.     Tokat Kitap Günleri Fuarına, 85 Yayın evi, 101 Yazar katılarak 167 etkinlik gerçekleştirilmiştir. Çok yoğun bir okuyucu katılımı ile birlikte, Söyleşiler, İmza Günleri yapılmıştır. Konya’mızdan Tokat Kitap Fuarına; Prof. Dr. Caner Arabacı, Ahmet Aka; Ömer Lütfi Ersöz, Melahat Ürkmez, KızımSema Ersöz, Ayşe Ünüvar, Hüzeyme Yeşim Koçak, Sahura Yağmur Arıcan, Ergün Öztürk, Seyit Ali Eser,Cemil Paslı, Ömer Aslan,İsmail Detseli gibi birbirinden değerli gazeteci, yazar,  akademisyen kardeşlerimiz katılmıştır.      Kitap okumak gerçekten çok önemli bir özellik olmakla birlikte, okunacak kitapların seçimi daha da önemlidir. Çünkü kitaplar insanlar üzerinde iyi ya da kötü tesirler bırakırlar. Dinimiz İslam’ın ilk emri “oku” olmuştur. Âyet-i Kerimelerde: “Yaratan Rabbinin adıyla oku” (Alak süresi: ayet:1) “…(Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?...”  buyurulmuştur. Okumak ve öğrenmek beşikten mezara kadardır.       Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)’in Bedir Savaşında elde ettiği esirlerin bazılarını Müslüman &... Devamı

KUR’AN İLE SÜNNET, TOHUM İLE TOPRAK GİBİDİR

2017-10-30 10:29:00

KUR’AN İLE SÜNNET, TOHUM İLE TOPRAK GİBİDİR           Son dönemlerde bize Kuran yeter diyerek Sünnete düşman olan, Sünneti devre dışı bırakmaya çalışan zavallılar türemiştir. Kuran-ı Kerimde beş vakit namazdan bahsedilmekte olup, kaç rekât ve nasıl kılınacağını ise Sünnet ’ten öğrenmekteyiz. Sünnet, devre dışı olursa, namaz gibi en önemli bir ibadeti bile yerine getirme imkânından Müslümanları mahrum bırakırız. Hatta Zekât, Hac v.b. ibadetler de Sünnet’e tabi olunmadan yapılamaz. Buna hiç kimsenin hakkı da yetkisi de yoktur. Tabiri caizse, Kuran-ı Kerim İslam’ın anayasasıdır. Sünnette yasaları hükmündedir.      Kur’an ile Sünnet birlikteliği, tohum ile toprak veya et ile tırnak gibidir. İnsanlık tarihi incelendiğinde hiçbir İlâhî Kitap, Peygamber siz gönderilmemiştir. Bundan dolayı, Allah(c.c.)’ın gönderdiği Kitabı, aramızdan seçtiği Peygamberinin aracılığına başvurmadan anlamaya çalışmak ya da Vahiy siz bir Peygamber telakkisi oluşturmak yanlış bir din anlayışının ortaya çıkmasına yol açacaktır. Hadis siz din, Peygamber siz din demektir. Bu da yeni bir din icat etmek anlamına gelir. Müslüman, kesinlikle Sünnete düşmanlık edemez, O’nu devre dışı bırakamaz. Vahiy denilince ilk akla gelen Kur’an’dır. Ancak; hadisin/sünnetin de Vahiy ile önemli bir ilgisinin olduğu da aşikârdır.      İslâm, Kur’an ve Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin sünneti olmak üzere iki temel kaynağa dayanmaktadır. Dinin sahibi olan Allah(c.c.), Kur’an’ı gönderirken Peygamberini de, İslâm’ın insanlar tarafından nasıl yaşanacağını göstermesi için görevlendirmiştir. S&u... Devamı

FİTNE, YALAN VE İFTİRANIN TEHLİKELERİ

2017-10-02 12:36:00

FİTNE, YALAN VE İFTİRANIN TEHLİKELERİ       Fitne, Yalan ve İftira son derece tehlikeli, toplumu tahrip edici özellikleri olan olumsuzluklardandır. Fitne; karışıklık, kargaşa, savaş, anarşi; din ve vicdan hürriyetine karşı baskı demektir. İftira;kasıtlı ve asılsız olarak suç yükleme, kara çalma, bühtan gibi anlamlara gelmektedir.  Yalan; doğru olmayan, gerçeğe uymayan, uydurma söz gibi anlamlara gelmektedir. Fitne, Yalan ve İftira sonucunda insanlar arasındaki sevgi ve dostluk bağları yok olur; dayanışma gücü ortadan kalkar. İnsanlar birbirine güven duymaz olurlar. Bu güvensizlik, bir toplumun sosyal hayatını tamamen felce uğratan yıkıcı bir etki yapar. Fitne, Yalan ve İftira, toplumdaki güzellikleri yakıp bitiren bir ateş gibidir. Bununla beraber yalan yere şahitlik yapmakta en büyük günahlardandır.       Allah(c. c.), âyeti-i kerimelerinde şöyle buyurur: “…Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür…” “…Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır…” (Bakara Sûresi âyet:191,217) “İyilikte ve fenalıktan kaçınmada birbirinize yardımcı olunuz. Günah işlemek ve aşırılığa düşmekte yardımlaşmayınız” (Maide Sûresi âyet: 2)      Fitne, Yalan, İftira ve Yalan yere Şahitlik v. b. kötü davranışlar, Müslüman da bulunmaması gereken özelliklerdendir. Yalan ve İftira ile gerçekler gizlenmekte şahsi menfaatler ön plana çıkarılmaktadır. Olmayan bir şey sanki olmuş gibi anlatılmaktadır. Hayatta insanoğlunun çeşitli arzu ve beklentileri vardır. Bu beklentilerine bazen erişemeyebilir. Böyle bir durumda, bazı İnsanlar kendi kaderlerine razı olurken; bir kısım insanlar da arzu ettiklerini zorla eld... Devamı

İMAN VE SALİH AMELLERİN ÖNEMİ

2017-09-25 10:06:00

İMAN VE SALİH AMELLERİN ÖNEMİ        İslâm’ın beş temel şartlarından ilki, İslâm dininin İnanç yönünü, diğerleri de temel ibadetlerini teşkil eder. İman; İnanmak, İnanç anlamına gelmektedir. Kelime-i Şehadet, İslâm’ın beş temel şartının birincisi ve en önemlisidir. Kelime-i Şehadet, Kelime-i Tevhîd; İslâm’a girişin temel şartıdır. Diğer ibadetler bu temel üzerine bina edilir. Kelime–i Şahadet: “Eşhedü enlâ ilâhe illellah ve eşhedü enne Muhammed en abdühü ve Rasuluh” demektir. Anlamı: “Ben şahitlik eder, inanırım ki, Allah(c.c.)’tan başka İlâh yoktur. Ve yine şahitlik eder, inanırım ki, Muhammed (s.a.s.) Allah(c.c.)’ın kulu ve elçisidir.” Kelime-i Tevhid; Lâ İlâhe İllallâh Muhammedür Resulullah. Anlamı: Allah‘tan başka İlâh yoktur, Muhammed (s.a.s.),Allah’ın Resulüdür. Kelime-i Şehadeti, Kelime-i Tevhid’i, dil ile söyleyip, kalp ile de tasdik etmek gerekir. Kelime-i Şehadeti, Kelime-i Tevhid’i; kendi hür iradesi sonucunda, dili ile söyleyip, kalb-i ile de tasdik eden Müslüman olur.      İnsanın gerçek anlamda kurtuluşu, mutluluğu için, öncelikle sağlam bir İman’a sahip olması ve İmanın gerektirdiği şekilde Salih amellerle dolu bir hayat yaşaması gerekmektedir. İman çok önemli bir özellik olmakla birlikte, Salih amellerle desteklenmeyen İman’ın korunması, muhafazası da çok zordur. İman ile birlikte Salih amellerde gerekir. Çünkü İman’ı besleyen, güçlendiren ana unsur Salih amellerdir. Dünya hayatına imtihan edilmek üzere gönderildik. Yaratılış gayemizin amacı kulluktur. Bundan dolayıdır ki; korku, ölüm, açlık, mallarımızın ve ... Devamı

ADALET

2017-09-11 12:09:00

ADALET      Adalet; her hak sahibine hakkını verme, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelmektedir. Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adalet ile sağlanmaktadır. Adalet’in olmadığı yerde Zulüm vardır. Zulüm, Adalet’in zıddıdır.    Zulüm aslı itibari ile haddi aşmak ve bir şeyi olması gereken yerden farklı bir yere koymak anlamına gelmektedir. Aynı kökten gelen Zulmet (Çoğulu Zulumât) aydınlığın ve nurun zıddıdır. Haksızlık, hakkı yerine koymama, baskı, şiddet, hak yeme, eziyet ve işkence gibi anlamlara da gelmektedir. Zulüm ıstılahta; adaletsizlik, düşmanlık, hakkı engellemek, gayri meşru bir şekilde değiştirmek, noksanlaştırmak suretiyle adaletten sapmak diye tanımlanmıştır.         Âyet-i Kerîmelerde: “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”  (Nahl Sûresi âyet:90) Allah Teâlâ bu âyette dünya nizamını sağlayan üç esası emrediyor; buna karşılık üç çirkin davranışı da yasaklıyor.       Emrettiği esaslar: Adalet, ihsan ve akrabaya yardımdır. Yasakladıkları ise: Fuhuş, münker ve zulümdür. Adalet:Her şeyi tam olarak yerine getirmek, herkesin hakkını vermek ve ölçülü davranmak demektir. İhsan:İyilik etmek, hayır yapmak, bağışta bulunmak ve emredilen şeyi gerektiği gibi yerine getirmek demektir. İbadette ihsan: Allah’ı görür gibi ibadet etmektir. Akrabaya yardım:Uzak ve yakın akrabaya iyilik etmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara karşı iyi davranmak demektir. Fahşâ:Yalan, iftira ve zina gibi söz veya fiille işlenen günah ve çirkinliklerdir. ... Devamı

ZULÜM İLE ABAD OLANIN AHİRİ BERBAT OLUR

2017-09-05 11:53:00

ZULÜM İLE ABAD OLANIN AHİRİ BERBAT OLUR     Adalet; her hak sahibine hakkını vermek olarak tanımlanmıştır. Zulüm ise Adalet’in zıddıdır.Zulüm; haddi aşmak ve bir şeyi olması gereken yerden farklı bir yere koymak anlamına gelmektedir. Zulüm kökünden gelen Zulmet, (Çoğulu Zulumât) aydınlığın ve nurun zıddıdır. Haksızlık, hakkı yerine koymama, baskı, şiddet, hak yeme, eziyet ve işkence gibi anlamlara da gelmektedir. Zulüm ıstılahta; adaletsizlik, düşmanlık, hakkı engellemek, gayri meşru bir şekilde değiştirmek, noksanlaştırmak suretiyle adaletten sapmak diye tanımlanmıştır.      Zulüm, alimler tarafından üç ana konu başlığında ele alınmıştır. 1-İnsanın Allah'a karşı işlediği Zulüm. 2-İnsanların birbirlerine karşı işledikleri Zulüm. 3- İnsanın kendi nefsine karşı işlediği Zulüm. Allah’ın hükmü adalet, onun zıddı zulümdür. Zulüm yapanlara da, Zalim denir. Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerde; Allah (c. c.)’ın Zalimleri sevmediği açıkça haber verilmiştir. Ayetlerin ışığında Konuyu aydınlatmaya çalışacağım. Ayet-i Kerimelerde; “Allah kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi! İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir apışıp kaldı. Allah zalim kimseleri hidayete erdirmez.”(Bakara Sûresi âyet:258) “İnkâr edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları (başka) bir yola iletecek de değildir. Ancak orada ebedî kalmak üzere cehennem onları yoluna (iletecektir). Bu da Allah'a çok kola... Devamı

ARİFE, KURBAN VE KURBAN BAYRAMI

2017-09-05 11:51:00

ARİFE, KURBAN VE KURBAN BAYRAMI      Malumunuz Perşembe günü arife, Cuma günüde Kurban Bayramının birinci günüdür. Teşrik tekbiri; arife günü sabah namazında başlar ve dördüncü bayram ikindi namazı sonrası 23 (Yirmi üç vakit), “Allahu Ekber, Allahu Ekber, La ilahe illallahu Vallahu Ekber, Allahu Ekber ve Lillahilhamd” denilerek ikmal edilir. Arife, bilinen gün anlamına gelmektedir. Bayramı müjdeleyen, bayramdan önceki gündür. Arife, Bayram ve fırsat bulduğumuz zaman dilimlerinde kabirleri ziyaret edip, çokça tefekkür etmeliyiz. Kabir ziyareti, insanlara ahireti hatırlatır. Bu ziyaretler vesilesi ile bir gün mutlaka öleceğimizi hatırlamış oluruz. Bu hatırlama aslında hayatımızı daima güzel ahlak esaslarına göre yaşamamız gerektiğini de beraberinde getirir. Dünyanın imtihan yeri olduğu, dolayısı ile bu imtihanda mutlaka başarılı olmamız gerektiği anlayışı bizlerde hâkim olmalıdır. Aslında ölüm, dinimize göre bir yok oluş değil, gerçek manada var oluşun başlangıcıdır.      Kurban İbadeti, cimriliğimizi tedavi ettiği gibi, Cömert olmamızı sağlar. İhtiyaç sahiplerini düşünüp yardım etme duygusuna sahip olmamızı sağladığı için, merhamet duygumuzu coşturur. Vermeyi, paylaşmayı, gerçek anlamda gönülden yaşamamıza imkân sağlar. Kurbanımızın etinden, ihtiyaç sahiplerine verdikçe, çok özlü ve önemli dualar almamız kaçınılmaz olur. Kur’ban; İhlâsımızı, Samimiyetimizi, sadakatimizi, teslimiyetimizi gösterir. Kurban, insanlıkla yaşıt en eski, ama eskimeyen, her yıl yenilenen, Allah (c.c.)’ın Rızasına eriştiren bir ibadettir. Rabbimiz, Kurban keserek yoksul ve düşkünleri gözetmeyi her birimize lütfeylesin. &n... Devamı

FİTRE, ARİFE GÜNÜ VE RAMAZAN BAYRAMI

2017-06-22 11:16:00

FİTRE, ARİFE GÜNÜ VE RAMAZAN BAYRAMI      Evveli Rahmet, ortası Mağfiret ve sonu da Cehennemden azad olmak olan Ramazan-ı Şerif, 24 Haziran Cumartesi günü son bulacak ve kısmet olursa 25 Haziran Pazar günüde Mübarek Ramazan Bayramı başlayacaktır. Bu vesile ile bütün Müslüman Kardeşlerimin, içinde bulunduğumuz Ramazan-ı Şerfilerini, idrak edeceğimiz arife gününü ve Ramazan Bayramını en içten dileklerimle tebrik ederim. Sıhhat, âfiyet ve mutluluklar içerisinde daha nice bayramlara ulaştırmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ederim.      Rahmeti Rahmana kavuşan aile fertlerimizin, ehl-i iman’ın kabirlerini ziyaret edip, tefekkür etmeli, Yasin-i şerifler, Fatihalar okunup ecir ve mükâfatlarını bağışlamalıyız. Kabir ziyaretleri ölülerimize karşı duyduğumuz sevgi ve saygının bir ifadesidir. Ayrıca kabir ziyareti, insanlara ahireti hatırlatır. Bu ziyaretler vesilesi ile bir gün mutlaka öleceğimizi hatırlamış oluruz. Bu hatırlama aslında hayatımızı daima güzel ahlak esaslarına göre yaşamamız gerektiğini de beraberinde getirir. Dünyanın imtihan yeri olduğu, dolayısı ile bu imtihanda mutlaka başarılı olmamız gerektiği anlayışı bizlerde hâkim olmalıdır. Aslında ölüm, dinimize göre bir yok oluş değil, gerçek manada var oluşun başlangıcıdır.      Dünyada iken sevdiğimiz, saydığımız ve ziyaret ettiğimiz kimselerin kabirlerini ziyaret, onları unutmadığımızın, sevgi ve saygımızı devam ettirdiğimizin en açık belirtisidir. Kabir ziyareti sırasında, saygılı olmak, kabirleri çiğnememek, yüksek sesle ağlayıp feryat etmemek gerekir.      Ramazan Bayramını; Orucunu tutan, ibadetlerini tam yapan Müslümanlar kutlamaya hak kazanmıştır. Bazı insanlarımız bilmeden, bazıları da... Devamı

Gençleri Zararlı Alışkanlıklardan Korumak İçin :Çalışmalıyız

2016-03-01 09:25:00

GENÇLERİ ZARARLI ALIŞKANLIKLARDAN KORUMAK İÇİN ÇALIŞMALIYIZ      Malumunuz 1-7 Mart tarihleri Yeşilay Haftası olarak kutlanmaktadır. Yeşilay, sigara, içki, uyuşturucu v.b. diğer zararlı alışkanlıklar ile mücadele eden, insanımızı ve özellikle de gençleri, bahse konu olumsuzluklardan koruyup, kurtarmak için çalışan, Kamuya Yararlı bir Cemiyettir.      Yeşilay’ın çalışmaları, memleketimizin her tarafında faydalı olan, Ülke ve toplumumuz menfaatine hizmet eden çok yararlı gönüllü, sivil bir kuruluştur. Aslında her birimiz, birer Yeşilay gönüllüsü olmalıyız. Öncelikle kendi evlâtlarımızı ve aynı zamanda yakından uzağa ilkesince de, insanlarımıza, özelliklede gençlere ulaşarak her türlü zararlı alışkanlıklardan uzak durmalarını sağlayıp, ahlâklı, dürüst fertler olarak yetiştirmeliyiz.      Madde bağımlılığı, neredeyse insanlık tarihi kadar eski olup, bu güne gelen ve insanlığın sağlığını bozan, tehdit eden, dünyanın en önemli sorunlarından biridir. Sağlıklı olmak; beden, ruh ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlanmaktadır. Bahse konu bu tanımı tamamen yok edip, bozabilen ana unsur madde bağımlılığıdır. Madde bağımlılığı, kişiyi bedenen bozmakta, vücuda fizyolojik yönden büyük zararlar vermekte, ruhen çökertmektedir. Madde bağımlıları, psikiyatri kliniklerinde tedavi edilmektedirler. Sağlığı bozulan fertlerin sosyal yönden de; aile içinde ve arkadaşlarla ilişkilerinin bozuk olması kaçınılmaz bir sonuçtur.      Bütün sağlık problemlerinde olduğu gibi, madde bağımlılığında tedavi maliyetleri, korunma maliyetlerinden çok yüksektir. Yaşam boyu madde kullanım oranları Erkeklerde % 3,5 Kadınlarda % 2,6 ol... Devamı

GEÇEN YILLARA ÜZÜLÜP, GELECEĞİMİZİ DEĞERLENDİRMELİYİZ

2013-01-02 10:41:00
GEÇEN YILLARA ÜZÜLÜP, GELECEĞİMİZİ DEĞERLENDİRMELİYİZ |  görsel 1

  GEÇEN YILLARA ÜZÜLÜP, GELECEĞİMİZİ DEĞERLENDİRMELİYİZ Maalesef, Müslümanım diyen bazı İnsanlarımız bir yıl’ın tamamlanıp, yeni bir yıl’ın başlamasını çılgınca sevinerek kutlayabilmektedirler. Halbuki Müslüman geçen zamanlarını, yıllarını iyi değerlendiremediği için kendi nefsini hesaba çekmeli, yanlışlarını terk etmeye vesile kılmalıdır. Çünkü her geçen yıl ölüme ve kıyamete yaklaştığımız bilinen  bir gerçektir.Her geçen yıl imtihan dünyasındaki kalacağımız süre azaldığına göre sevinilecek bir tarafı yoktur.Fakat değerlendirilemeden geçirdiğimiz bütün yıllar için gerçek anlamda üzülmeliyiz. Üzülmeliyiz ki, bu  pişmanlığımız, bu tövbemiz temizlenmemize vesile olsun. Hakikaten, İslam gibi güzel bir nimete sahip olduğumuz için ne kadar şükretsek azdır. Tüm kusur ve noksanlıklarımıza rağmen Hamdolsun Müslümanız. İslam’ın kadrini kıymetini dünyada iken tam anlamı ile bilmeli, hesap gününden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz ki kurtuluşa erebilelim. Kıyamet Süresinde: “Kıyamet gününe yemin ederim. Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim ki (diriltilip hesaba çekileceksiniz.) insan kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanır? Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter. Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister. “Kıyamet günü ne zamanmış?” diye sorar. İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneş ile ay bir araya getirildiği zaman! O gün insan “kaçacak yer neresi!” diyecektir. Hayır hayır! (kaçıp) sığınacak yer yoktur! O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur. O gün... Devamı

HZ. MEVLÂNA’NIN YEDİ SIRRI VE HZ.MEVLÂNA’DA İLÂHİ AŞK KİTAPLARI

2012-12-26 08:40:00
HZ. MEVLÂNA’NIN YEDİ SIRRI VE HZ.MEVLÂNA’DA İLÂHİ AŞK KİTAPLARI |  görsel 1

     Yeni Konya Gazetemizin köşe yazarlarından olan, Değerli Kardeşim Kazım Öztürk bey geçtiğimiz günlerde ziyaretime gelerek,Hz.Mevlâna’nın Yedi Sırrı ve Hz. Mevlâna’da ilâhi aşk kitaplarını imzalayıp zatıma takdim ettiler.Bu nazik davranışından dolayı değerli kardeşimi en içten dileklerimle kutlar,daha nice böyle güzel Kitaplar’a imza atmasını Rabbimden niyaz ederim. Kazım Öztürk; 1949 yılında Konya’da doğdu. İlkokul ve İmam hatip lisesini Konya’da bitirdi. İzmir Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun oldu.  Ülkemizin çeşitli yerlerinde ve Yurt dışında; eğitimcilik ve yöneticilik yaptı. Çeşitli Dernek ve Vakıflarda; Başkanlık,Kurucu Başkanlık, Başkan Yardımcılığı, Basın Danışmanlığı, Dergilerde: Genel yayın Yönetmenliği görevleri ifa etmiştir. Kazım Öztürk’ün:Çocuklarımıza Pratik Dini Bilgiler, Konya'da Dini hayat, Mevlana'nın Tefekkür Dünyası, İsrail İhaneti ve Gazze, Şems-i Tebrizi'nin Evrensel Mesajları, Hz. Mevlana'nın Evrensel Mesajları. İbn-i Arabi'nin Evrensel Mesajları, Hz. Mevlana'da İlahi Aşk Hz.Mevlâna’nın Yedi Sırrı isimli toplam dokuz eseri yayımlanmıştır. Bir çok gazete, dergi, internet sitelerinde Makaleleri Yayımlanmış olup, birçok Radyo ve Televizyon programları da mevcuttur. Hz. Mevlâna’nın Yedi Sırrı kitabın’a , Güneş gibi olŞefkatte,Merhamette,Gece gibi ol ayıpları örtmekte,Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte,Ölü gibi ol öfkede,asabiyette,Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette,Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol , Hz. Mevlâna’nın Yedi Öğüdü ile giriş yapmıştır. Halden âlâ halsizliğim,sözden âlâ sessizliğim,Ya Rabbi! Ben seni... Devamı

HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI

2012-11-14 18:24:00
HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI |  görsel 1

Malumunuz, 15 Kasım 2012 Perşembe gününden itibaren Hicri 1433. Yıl tamamlanmış ve 01 Muharrem 1434. yıla girmiş olacağız. Bu vesile ile idrak edeceğimiz Hicri Yılbaşınızı tebrik ederim. Hicretten 17 yıl sonra Hz Ömer (r.a.)’ınhalifeliği döneminde Hz Ali (r.a.)’ınteklifiyle; Peygamberimizin Hz. Muhammed(s.a.s)’in ,Mekke-i MükerremedenMedîne-iMünevvereye hicret ettiği 622 Mîlâdi yılı başlangıç sayılmış ve isim olarak “Hicrî Yıl” denilmiştir. Mîlâdî takvimde Güneşin hareketleri esas alınmış,Hicri Takvimde ise Kamer (ay)’ın hareketi esâs tutulduğu için , “Hicrî Yıl, Kamerî Sene” veya “Sene-i Kameriyye” olarak isimlendirilmiştir. Hicrî sene,mîlâdî ve rûmîtârihler gibi 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer.Ayların adları: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hiccedir. Müşriklerin, Müslümanlar’a karşı uyguladıkları eza ve cefaları arttırmış olmalarından dolayı Miladi 622 yılında Müslümanların, MekkedenMedineye hicret etme izni Allah (c.c.) tarafından Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)’e verilmiştir. Âyet-i Kerimede:“Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır.” (SaffSûresi âyet:8) buyrulmuştur. Kâfirler Allah’ın dinine, kitabına ve delillerine sihir, şiir ve kehânet diyerek iftiralar uydursalar da Allah’ın dini yücelecek, kafirler istemeselerde, nurunu tamamlayacaktır.Nurununtamalanması için İslâm’ın rahatça yaşanabileceği,o’nu ... Devamı

ŞEFAÂT MESELESİ

2012-09-26 09:31:00
ŞEFAÂT MESELESİ |  görsel 1

                                    ŞEFAÂT MESELESİ Şefaât konusunda çok farklı değerlendirmelere şahit olmaktayız.Bazen ölçünün kaçırıldığını ifrat ve tefrit yaklaşımlarla açıklamaların yapıldığını görmekteyiz.Konunun açıklanması için şahsi görüşlerimden ziyade âyet-i kerimelerin ışığında siz okuyucularımı aydınlatmak istiyorum. Âyet-i Kerimelerde: “ Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.”(Bakara Sûresi âyet:255)  “Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işleri yerli yerince idare ederek arşa istiva eden Allah’dır. Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte O Rabbiniz Allah’tır. O halde O’na kulluk edin. Hâla düşünmüyor musunuz!” (Yunus Sûresi âyet:3)  “De ki: Bütün şefâat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.” (Zümer Sûresi âyet:44)  “Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Çünkü o onda dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelmiştir. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir şefaat&cce... Devamı

ÖLÜMDEN SONRA TEKRAR DİRİLMEK

2012-09-19 09:26:00
ÖLÜMDEN SONRA TEKRAR DİRİLMEK |  görsel 1

                      ÖLÜMDEN SONRA TEKRAR DİRİLMEK Alemlerin gerçek sahibi Cenab-ı Allah (c.c.), biz kullarını imtihan etmek, hangimizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir,güç,kuvvet sahibi ve çok bağışlayıcıdır.Yaratılışımızın gerçek gayesinin,Allah (c.c.)’a kulluk,ibadet ve taâtta bulunmamız gerektiği, âyet ve hadislerde açıkça bildirilmiştir. Dünya hayatı doğumla başlar, ölümle sona erer.Ölümden sonra gerçek hayatta,Ahiret yurdunda hesaba çekilmemiz için yeniden diriltileceğiz.Sonucunda bu dünya hayatında yapılanların karşılığı ahirette, mükafat veya ceza olarak mutlaka gerçekleşecektir.  Hayat, anlamsız bir var oluş olmadığı gibi ölüm de sonu hiçlik olan bir yok oluş değildir. Aksine hayat, bir hayırlı faaliyetler alanı, ölüm ise bu faaliyetlerin karşılığını bulacağımız ebedî varlık sahasına geçişi sağlayan bir dönüm noktası ve Peygamber (s.a.s.)’in de belirttiği gibi bir uyarıcıdır. Ölümden sonra tekrar dirilme ile ilgili bazı âyet-i kerimeleri aktarmak istiyorum.“İnsan der ki: «Öldüğüm zaman sahi diri olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?»İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır? Öyle ise, Rabbine andolsun ki, muhakkak surette onları şeytanlarla birlikte mahşerde toplayacağız; sonra onları diz üstü çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde hazır bulunduracağız.Sonra her milletten, rahmân olan Allah'a en çok âsi olanlar hangileri ise çekip ayıracağız.    Allah’a en çok âsi olanların ayrıl... Devamı

TEŞEKKÜR

2012-09-17 17:35:00
TEŞEKKÜR |  görsel 1

                                                    TEŞEKKÜR Merhume anneciğime, Rabbim  Cennetinde Yüce Makamlar ihsan etsin.Merhume anacığımın hastalığı esnasında gerekli fedakarlıkları yapan Selçuk Üniversitesi Selçuklu Hastanesi Dekanı Prof.Dr. Oktay Sarı bey’e,Müdürü Kudret Sabancı Bey’e,Plastik Cerrahi Bölüm Başkanı Prof.Dr. Zekeriya Tosun bey’e, emeği geçen tüm Doktorlarına,Hemşirelerine, Cenazesine katılan, taziye için gelen,telefonla arayıp taziyede bulunan Ak Parti Konya Milletvekili Harun Tüfekçi bey’e, Konya Valisi Aydın Nezih Doğan bey’e,Ak Parti Konya İl Başkanı Av.Ahmet Sorgun bey’e, Başkan Yardımcısı Mustafa Dündar bey’e,Konya Gazeteciler Cemiyet Başkanı Adem Alemdar bey’e, Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şube Başkanı Mehmet Ali Köseoğlu bey’e,Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Haşmet Okur bey’e,Genel Sekreter Yardımcıları Abdülmelik Ötegen bey’e,Ercan Uslu bey’e,Daire Başkanı, Müdür ve çalışanlarına,Meram Belediye Başkanı Serdar Kalaycı bey’e,Yazar Cengiz Numanoğlu bey’e,Konya Otobüscüler Dernek Başkanı Özkaymak Şirket Yetkilisi Özkan Özkaymak bey’e, İsmail Özkaymak Bey’e,Başkan Yardımcısı Ermenek Turizm sahibi Ulusoy sorumlusu Osman Nevzat Ünsal bey’e, Kontur Turizm Genel Müdürü Ertuğrul Sarıhan bey’e,Metro Turizm Genel Müdürü Ahmet Yılmaz bey’e,Meram Turizm sahibi Bilal Demirtaş bey’e,Lüks Aksel Müdürü Arif Kart bey’e,Lüks Konya Yazıhane sahibi Resul Arslan bey’e,Semet yazıhane sahibi Mehmet Sarı bey’e,Esnaf Kemal Pekkutucu bey’e,S.Ü... Devamı

CANIM ANNECİĞİM,MEKANIN CENNET OLSUN

2012-09-12 00:08:00
CANIM ANNECİĞİM,MEKANIN CENNET OLSUN |  görsel 1

                               CANIM ANNECİĞİM,MEKÂNIN CENNET OLSUN      Ölüm insanı gerçekten derinden etkileyen bir gerçektir.04 Eylül 2012 Salı günü sabah saat 06.00 sularında Annemi kaybettik.Gerçekten Annem’in ölümü bizleri derinden etkilemiştir.Rahatsızlığı sebebiyle tedavisi için 12 Temmuz 2012 günü Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesine kaldırılmıştı.Yapılan tetkikler sonucu akciğerine pıhtı attığı, emboli rahatsızlığı olduğu teşhisi konuldu.Yaklaşık olarak iki haftalık tedavisi sonrası genel olarak iyileşme oldu.Konya ya evine, 26 Temmuz da  dönmüş bazı sıkıntıları olmakla birlikte kendi işini görecek konuma gelmişti.04 Ağustos  akşam saatlerinde abdest almak için girdiği banyodan ayağı kayıp düşmesi sonucunda sağ kol ve sağ kalça kırılması sonucu Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi hastanesinin öncelikle aciline,sonrasında Ortopedi bölümüne,durumu ağırlaşınca Reanimasyon Yoğun bakım ünitesine kaldırıldı.Tedaviye olumlu sonuç vermesi sonucu yeniden Ortopediye, bir gün sonra kötüleşince yeniden yoğun bakıma alındı.Yoğun bakımlık durumdan çıkınca tedavisi için 22 Ağustos günü akciğerdeki yoğun enfeksiyonun tedavisi için göğüs bölümüne nakledildi.04 Eylül Salı günüde Hakkın Rahmetine kavuştu.        Büyük bir üzüntü içinde olmıza rağmen, bizleri gerçekten sakinleştirip huzurlu kılan çok önemli güzelliklere de Merhum anacığımın vefatından kısa süre önce şahit olduk. Hastanede kardeşlerim ve bazı yakınlarımızl... Devamı

HARAMLARDAN İÇKİ VE KUMAR

2012-08-29 09:35:00
HARAMLARDAN İÇKİ VE KUMAR |  görsel 1

    Toplumlardaki sosyal huzursuzluğun ana sebeplerinden bazıları,Allah (c.c.)’ın yasakladığı içki ve kumardır.İnsanı yaratılış gayesinden uzak tutan İçki, Kumar, Zina v.b.  haramlar, insan hayatını sıkıntıya sokan, aile ve toplumda huzursuzluk çıkarılmasına vesile olan pisliklerdir. Bu ve benzeri haramların tamamı İlâhi dinlerin her birinde de haram kılınmıştır. İslâm’dan önce Araplarda çok yaygın bir şarap,içki içme alışkanlığı bulunduğu için, Allah Teâlâ; içkiyi  yavaş yavaş tedirici olarak  yasaklamıştır. Âyet-i Kerimelerde:“Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gıdalar edinirsiniz. İşte bunlarda da aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır”.(Nahl Sûresi âyet:67)    Âyette geçen «seker» kelimesi, sarhoşluk veren şey, yani içki demektir. Bu âyet Mekke’de inmiştir ki, henüz o zaman içki haram kılınmış değildi. Bununla beraber burada içkinin «güzel rızık»tan ayrı zikredilmesi, Kur’an-ı Kerim’in , o zaman dahi içkiyi hoş bir şey saymadığını gösterir. Böylece bir bakıma içkinin iyi bir rızık olmadığına dolaylı olarak işaret buyurulmuştur. Bundan sonra, sırasıyla, içkide bazı zahirî faydalar yanında büyük bir kötülük bulunduğunu (Bakara, 215), sarhoş olarak namaz kılmanın haram olduğunu (Nisâ, 43) ve nihayet içkinin şeytanın işlerinden bir murdar olduğunu bildiren ve içki içmeyi yasaklayan (Mâide, 90-91) âyetler gelmiştir. “Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha bü... Devamı