PEYGAMBERİMİZ HZ. MUAHAMMED (S.A.V.) EVİMİZE MİSAFİR OLSA…

2009-04-15 09:01:00

  


İçinde bulunduğumuz Kutlu Doğum Haftası münasebeti ile peygamberimizin doğumu olan 20 nisan 571 yılından bu güne kadar 1438. sene geçmiştir.Bu sene-i devriyesinde her zaman olduğu gibi onu yeniden anmanın hazzını ve şerefini yaşamaktayız.

Alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bir günlüğüne de olsa evimize misafir gelse, çok sevinip, mutlu olmakla beraber, sıkıntıya gireceğimizde aşikardır. İbadet ve taatimiz ile, her günkü  yaklaşımımız içinde, aynen diğer günlerde yaptığımız alışkanlıkları devam ettirebilir miyiz? Elbette ettiremeyiz. Sonucunda çok sıkıntı çekip, utanacağımız durumlar kendini gösterecektir diye düşünüyorum: Mesela:

Alemlere nur, huzur ve sürur getiren o yüce önderimiz, Hz. Muhammed (s.a.v.) ile beraber olduğumuz anda saatlerce TV karşısında diziden diziye geçerek izleyebilir miyiz? Konuşmalarımızdaki gıybet, dedikodu v.b. yanlışları aynen yapabilir miyiz? İbadetlerimizi bu birliktelik anında terk edebilir miyiz? Kısacası hayatımızda var olduğunu bildiğimiz yanlışlara yüzümüz kızarmadan devam edebilir miyiz? Yapılan yanlışlardan bahsedebilir miyiz? Müslümanların, faiz, içki, kumar v.b. haramların içine düştüğünü söyleyebilir miyiz?

Bu soruları çoğaltmak mümkündür. Bize düşen, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) her birimizin evine sanki her gün misafir gelmiş gibi davranıp, yaşayışımıza, söz, eylem ve davranışımıza her an, her zaman dikkat etmek olmalıdır.

“Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” hitabının muhatabı olan sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) Efendimiz, sözüyle, özüyle bizlere en güzel örnek olmuş büyük bir şahsiyettir. Çocukluk döneminde bile dürüstlük, güvenilirlik ve olması gereken tüm olumlu vasıflara sahip olmuştur. Müşrikler tarafından bile “Muhammed-ül emin” olarak anılmıştır. Dost, düşman herkes O’nun bu güzel özelliklerle dopdolu olduğu hususunda ittifak etmişlerdir.

            Bizlerde hayatımızın her döneminde peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’i örnek almalıyız. O’na tabii olmalıyız.

            Kuran ve sünnete uygun hayat yaşamalıyız. Kısacası; Allah ve Resulünün emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmalıyız. Kuran’ı Kerimi en iyi anlayan ve yorumlayan kişi muhakkak ki Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) dir. O kendi nefsinden, heva ve hevesinden konuşmaz, vahiyle konuşurdu. Vahiy olmadığı hususlarda şahsi görüşlerini ifade eder, yapılan istişarelerde sahabelerin ileri sürdüğü görüşlerin de kabul gördüğü ve uygulandığı, hendek savaşında olduğu gibi bilinen tarihi gerçeklerdir.

            Mahşer günü mahcup olmamak için, imtihanda olduğumuz dünya hayatını çok iyi değerlendirmeliyiz. Bu güne kadar ki yaptığımız hataları ve yanlışları kesinlikle zaman kaybetmeden terk etmeliyiz. Nefsimizle yapacağımız hesaplaşma sonucu büyük bir pişmanlıkla ve nasuh bir tövbe ile kulluk görevimizi bundan sonra en iyi bir şekilde yapabiliriz. Hala imtihandayız, ölüm gelmeden, Allah (c.c.) rızasını kazanmalı, Hz. Muhammed (s.a.v.) in hayatını kendimize rehber edinmeliyiz.

Bu şuur ve idrak içerisinde hayatımızın geri kalan kısmını değerlendirirsek gerçek manada kazananlardan oluruz. Çünkü, dünya hayatı ahiretin tarlasıdır. Dünya hayatında ne ekersek, ahirette onu bulacağız. Bu dünya hayatında iyiliklerle dolu bir hayat yaşayanların gerçek alemde cezaya çarptırılmaları mümkün değildir. Orada mükafatlandırılıp, nimetler içinde olunacaktır. Yanlış hayat yaşayanlar da yaptıkları yanlışların bedelini ceza olarak göreceklerdir. Mahşerde, hesap günü mahcup olmak istemiyorsak, hayatımızı kuran ve sünnete uygun yaşamalıyız. Ailemizi ve evlatlarımızı her türlü kötülüklerden uzak tutmalıyız. Nesillerimizden Allah (c.c.)’a  ibadet ve itaat edecek nesillerin gelmesi için duada bulunmalıyız. Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’ e gerçek ümmet olduğumuzu, O’nun sünnetine sarılarak göstermeliyiz ki, bir günlüğüne de olsa misafirimiz olarak geldiğinde mahcup olmayalım, gerçek alemde kurtuluşa erenlerden olalım.

            Sözler Peygamberimiz (s.a.v.)’ i anmaktan ve övmekten acizdir. Biz peygamberimizden bahsederek O’nu yüceltmiş olmuyoruz.O zaten yücedir.Sözlerimize O’nun ismini katarak yücelmek istiyoruz. Her birimizin bu yüceliğe erişmesi, duası ve niyazi ile sıhhat ve afiyetler dilerim.

 

0
0
0
Yorum Yaz