RAMAZAN’IN RAHMETİNDEN MÜSTEFİD OLMALIYIZ

2017-05-26 09:59:00
RAMAZAN’IN RAHMETİNDEN MÜSTEFİD OLMALIYIZ |  görsel 1

RAMAZAN’IN RAHMETİNDEN MÜSTEFİD OLMALIYIZ

      Üç ayların sonuncusu, kendisinde Kur'an-ı Kerim’in İndirildiği, bin aydan daha hayırlı olan, Kadir Gecesinin bulunduğu, Oruç Ay'ı olan Ramazanı Şerif günlerine kavuşmuş bulunuyoruz. İçinde bulunduğumuz Rahmet günlerinin değerini bilerek, kirlenen gönüllerimizi, temizlemek için bu özel günlerden gereği gibi faydalanmalıyız. Ramazan: Yanmak manasına olup bu ay’a bu İsmin verilmesine sebep Ramazanda Allah-u Teâla’nın kullarının içlerinin açlık ve susuzluktan yanması, bunun karşılığı olarak günahlarının yanması ve gönüllerinin kötü işlerden temizlenmesi manası murat olunur. Oruç, namaz gibi bedeni ibadetlerden başka zekât ve hususiyle fitre gibi mali ibadetlerin de bu ayda yoğun olarak yapılması sebebiyle İçtimai yardım ayı demek de gerçekten anlamlı olur.

     Cenab-ı Allah (c.c.) âyet-i kerimesinde: ” Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakiri doyuracak fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir.”  (Bakara Suresi âyet :183, 184,185) buyurmuştur.

     Dinde güçlük yoktur. Allah orucu emretmiştir. Oruç tutma şartları bulunan kimseler oruç tutarlar. Hastalık, yolculuk gibi geçici bir engelden ötürü oruç tutamayan, sonra kaza eder. İhtiyarlık ve iyileşmeyen müzmin hastalık gibi devamlı özrü olanlar fidye verirler. Her türlü zahmete rağmen kendi arzusu ile gönülden oruç tutan ve hayır yapanlar övülmüştür.

     Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s..) Efendimiz Hadisi Şeriflerinde: "Ramazan'ın evveli Rahmet, Ortası mağfiret, sonu da cehennemden azâd olmaktır."  buyurmuşlardır. Bizler bu ayın önemini idrak ederek, Cenab-ı Hakkın Rahmet ve mağfiretine nail olup, cehennemden azad olmaya çalışmalıyız. Geçen Ramazan'dan bu Ramazana kadar ki bir sene içinde Allah-u Teâla’nın Rızasına uygun acaba ne yaptık? Ne gibi kıymetli emirleri yapmayıp bıraktık? Yahut hangi haramları işledik?  Her geçen gün, hayat defterimizden bir yaprak kopmaktadır. Her geçen günümüzün muhasebesini yapmalı, İslâm’ın emirlerini yapıp, yasaklamış olduklarından da kaçınarak rahmet günlerini çok iyi değerlendirmeliyiz. Dünya ticaretinde her tüccar sene sonunda o senenin gelir ve giderini, kârını ve zararını gösteren bir bilanço tanzim eder. Kazandıysa kârı artırmak, zarar ettiyse bunun sebeplerini gidermenin yolunu araştırır. Buna göre yeni sene için bir program hazırlar. Gerekli önlemleri alan bir tüccar gibi, bizlerde Manevi kirlerden arınmak için gerekli önlemleri almalıyız. Allah (c.c.) ve Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)’in emrettiklerini yapıp, yasaklarından kaçınarak Manevi bilançomuzu kârlı hale getirmeliyiz.

     Âhiret ticaretimizin muvazenesi için de sene başı Ramazanın ilk günleridir. İyice düşünüp Rabbimizi sena ederek kulluk görevimizi yaparsak öylece devam ederiz. Kusurlarımızdan dolayı tövbe etmeliyiz. Bu mübarek ayı ganimet bilerek gaflet uykusundan uyanmalıyız. Bir senenin günahları ile kirlenmiş kalplerimizi bol bol tövbe ve istiğfar ederek Rabbimizin Rahmeti ile yıkamaya çalışmalıyız. İftar sofrasının başında geçirdiğimiz dakikalardaki mağfiret dileklerimiz muhakkak kabul olur. Sahur sofrası da böyledir. Böylelikle arınmış kalplerle yapacağımız ibadetler de Rabbimizin katında kabul olur. Şu fani dünyanın mahkemelerinde muhakeme olunurken insanlar nasıl heyecanlar geçirirler. Bunları düşünmeliyiz ki Mahkeme-i Kübra da hesaba çekildiğimiz de sıkıntı duymamamız için imtihanda olduğumuz bu dünya hayatımızı iyi, güzel yaşayalım ve kurtuluşa erebilelim.

     Bazı imtihan ve teftişlerde insanlar ter dökmektedirler. Ya Allah-u Teâla’nın huzurunda muhakeme olmak, hesap vermek ne kadar güçtür, işte bu dehşetli günü dünyada çok düşünerek ona göre davranmak icap eder. Mahkeme-i Kübra'nın çok zorlu hesap ve cezalarından kurtulmak, dünyadaki kulluk imtihanını kazanmakla olur. Yaptığımız ibadetler hep kendimiz içindir. Allah (c.c.)’ın yapacağımız ibadetlere kesinlikle ihtiyacı yoktur. Rahmeti çok olan Rabbimiz yapacağımız ibadetleri bahane ederek biz kullarını bağışlamak ve rahmetine gark etmek istiyor.  Oruç tutmak, sadece aç, susuz, kalmak değil, bir damladan deryaya dalabilme imkânını bulabilmektir.

   Allah (c.c.), Ramazanı Şerifi, İslam Âleminin birlik ve beraberliğine, uyanışına vesile kılsın. Ramazan’ın Rahmetinden müstefid olup, af edilip, bağışlananlardan olmamız duası ile Sıhhat ve âfiyetler dilerim.  

     omerlutfiersoz@gmail.com

0
0
0
Yorum Yaz