RAMAZAN KURAN’IN DOĞUM AY’IDIR

2009-09-02 16:51:00


 

        Malumunuz Kuran-ı Kerim Cenab-ı Allah (c.c.) tarafından Cebrail (a.s.) aracılığı ile Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)' e ilk olarak Ramazan ayı içerisinde bulunan Kadir gecesinde vahyedilmiştir. İlk vahiy Ramazan ayı içerisinde peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’e gönderildiği için, Ramazan ayına Kuran’ın doğum ayı diyebiliriz. 

 Ramazan-ı Şerifin bereketi, güzelliği ile birlikte Müslümanların ibadetlerindeki artış, Kuran’ın doğum ayının doğru anlaşıldığını göstermektir.Bu anlayış kulluk görevlerimizin zirveye çıkmasına da sebep olmaktadır. Çünkü Ramazan’ın evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş ay’ıdır. Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.): “Ramazanda şeytanlar bağlanır” buyurmuştur. Ramazan dışındaki zamanlarda ibadetleri noksan olan, davranışlarındaki olumsuzlukları fazla olanlar bu mübarek ay ile birlikte asli görevlerimizden olan kulluk bilincine gerçek anlamda kavuştuklarını her birimiz çevremizden gözlemlemekteyiz.Ramazan-ı Şerifte kazanılan güzel alışkanlıklar Ramazan dışındaki aylarda da devam etmelidir. Nefsimize ve şeytanların vesveselerine dur diyebilmeliyiz. Akıl nimetimiz sayesinde imanımızı güçlendirerek taklidi imandan tahkiki imana ulaşmalıyız. Kısacası nefis muhasebemizi yapmalıyız. Ramazan-ı Şerifteki güzel kazanımlarımızı diğer zamanlara da taşımalıyız. Ramazanda Kuran-ı Kerim tilaveti, hatimler doruk noktaya çıkmakta, ibadetlerimiz artmakta, yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örnekleri sergilenmektedir. Bu özelliklerimizin her zaman aynı anlayışta devamını sağlamalıyız.

 Kuran-ı Kerim’in doğduğu Ramazan-ı şerifte tuttuğumuz oruç, ruhun doyurulması için bedenin aç bırakılması halidir. Oruçla ruh doyurulur, beden terbiye edilir. Yeme, içme, şehevi istek ve arzuların etki alanından kurtularak arzu edilen konuma oruç ile ulaşmaktayız.

 Ramazan-ı şerifi, Kur’an  ay’ı  olarak bilip, hayatımızı Kur’an ile yeniden inşa etmeliyiz.Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.s.):”Sizin en hayırlınız Kur’an’ı Öğrenen ve Öğretenlerinizdir.”buyurmuşlardır.Kur’an’ı Okumalı,anlamalı,tercüme,meal,tefsirinden öğrenmeli ve bu öğrendiklerimizi de hayatımıza hakim kılmalıyız.Bu özelliklere sahip olursak,arzu edilen İman’a ulaşırız.Ramazan-ı Şerifi özü itibariyle kavramalıyız. Allah (c.c.)’ dan gelen ilahi mesajı iyi anlamalı ve o ilahi mesaja uygun yaşamalıyız. Bu ilahi mesajda insanoğlunun iki cihanda kurtuluşa ermesine vesile olacak emir ve yasaklar bulunmaktadır.

 İnsan beden ve ruhtan müteşekkildir. Nasıl ki bedenin yaşaması için yemeye, içmeye v.b. ihtiyacı varsa, bunun gibi ruhun da gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhun gıdası da tam anlamıyla Allah (c.c.)’ın rızasına uygun işler yapıp, yasakladığı fiillerden uzak durmakla mümkündür. Bu mübarek ramazan ayında ruhumuzu da manevi olarak arzulanan şekilde besleyelim. Bedenimizi imsak ve iftar arasında yeme, içme, şehevi istek ve arzularımızdan uzak tutarak arındıralım. Bu nimetlerin ne kadar önemli olduğunu anlayıp, şükretmeye devam edelim. Oruç; sabrı, dayanıklılığı, başkalarını düşünmeyi, nimetlerin önemini, yardımlaşmayı (zekat,fitre) v.b. birçok hususu yeniden hatırlatmakta ve gündemimize getirmektedir.

 Malumunuz Hz.Mevlana Celaleddin-i Rumi hayatını: “Hamdım, piştim,yandım” diye güzelce özetlemektedir. Gönlümüzün, bedenimizin, her türlü kirlilikten, arınarak, gerçek anlamda yanıp, arınmayı bu Ramazan ayında başarmayı Cenab-ı Hak cümlemize nasip etsin.

 Oruç tutan sıhhat bulur. Oruçlarımızla beden ve ruh sıhhat ve huzuruna erişmemizi Yüce Mevla’dan niyaz eder, dualarınızda hatırlanmak dileği ile sıhhat ve afiyetler dilerim.

www.omerlutfiersoz.blogcu.com

0
0
0
Yorum Yaz