REENKARNASYON VE TENASÜH’E İNANMAK SAPIKLIKTIR

2009-01-14 13:01:00


      
Reenkarnasyon denilince, ruhun insandan insana geçmesi, başka bir bedenle dünyaya geliş, tenasühte ise, ruhun hem insana, hem de hayvan, bitki ve cansızlara geçmesi  olarak tanımlanmaktadır.

      İslam’a göre reenkarnasyon,tenasüh gibi, İnançlar kesinlikle söz konusu değildir.Bu konuda ekran ekran dolaşıp,Kuran-ı iyi bildiğini iddia eden bazı sapıklar,akıllarınca bazı ayetleri (mesela bakara 28) v.b. müfessirlerin gayet açık olarak izah ettikleri iki ölüm ve iki dirilme hususunu anlamayacak cehalete sahiptirler.Bu durumu geniş olarak ayetlerin ışığında müfessirlerin görüşlerini aktarmadan kısaca şunu söyleyebilirim:İlk insan Hz.Adem(a.s.) su ve toprak karışımı balçıktan yaratıldı.Yaratılmadan önceki durum ölü olarak değerlendirilmekte,veya ana rahmindeki çocuk oluşmadan önce yoktu bu durum ölü konumuna benzetilmiştir.Ana karnında yaratılmakla ölü konumdan diri konuma geldiği anlatılmaktadır.Ölüm ve tekrar mahşerde dirilme durumları anlatılmıştır.Bunu başka bir şekilde anlamak cahillik ve sapıklıktır.Kuran-ı bir bütün olarak değerlendirdiğimizde,kim ne kazanmışsa kendi lehine kazandığını,bir günahkarın başka bir günahkarın yükünü taşıyamayacağını,cezalarda ferdiliğin esas olduğu gerçeğini görürüz.Ayrıca  berzah aleminde yaratılmış olan tüm ruhlara Allah-u Teala:”Ben sizin Rabbiniz değimliyim” buyruğuna “kalu bela sen bizim Rabbimizsin” cevabı verilmişti.Müslüman olarak 12.yüzyıl da yaşadığını iddia edip farklı bir anne babadan  yeniden dünya ya geldiğini iddia edenlerin bu son gelişlerinde kötü olmaları sonucunda tam bir tenakuz durumu doğmaktadır.Kesinlikle yanlış ama,bir an için doğru olduğunu düşünsek bile,önceki hayatındaki iyiliklerin karşılığı nasıl mükafat görecek,veya ikinci gelişindeki yaptığı kötülüklerin sonucu tek ruha sahipken nasıl ceza görecek.Bu soruya bile verebilecekleri cevap yokken,Reenkarnasyon İslam’a uygundur denebilir mi?Hayır.Kesinlikle İslam’a uygun değildir.Bunu söyleyenler de zavallılardır.Allah(c.c.) onlara da hidayet nasip eylesin.

       Hinduizme göre insan sonu olmayan bir tenasüh zinciri içerisinde varlığını sürdürmektedir.Buna göre ölüm, bir korku aracı, bir yokluk değil, bir hâlden diğerine geçiştir. Hinduizmde bulunan karma inancına göre insan ruhunun tekrar tekrar başka bedenlerde dünyaya gelişi (tenasuh), çok eskilere dek gitmektedir.Hintlilerde, insanın öldükten sonra, ruhunun bir böceğe girdiği inancı yaygındır.


İmam-ı Rabbani; Kalbleri hasta, olan bazı kimseler, tenasühe inanıyor. Ruhlar olgunlaşmadan önce, bir bedenden ayrılınca, başka bir bedene geçer. Kemale geldikten sonra, insanlara gelmez, tenasüh yolu ile olgunlaşmış olurlar diyor ve tenasühle ilgili birçok hikayeler uyduruyorlar. Tenasühe inanan dinden çıkar kâfir olur. Tenasüh ile ruhlar kemale gelirse, Cehennem kimler için olur, kimler azap görür? Buna inanmak, Cehennemi inkâr etmek ve hatta öldükten sonra tekrar dirilmeye inanmamak olur. Çünkü onlara göre, ruhun olgunlaşmasına vasıta olan bedene ihtiyacı kalmamıştır ki, bedenle haşr olunsun.
Allahü teâlâ, din büyüklerinin ruhlarını insan şekline sokmuş, bu şekiller, insan gibi iş görmüştür. Yoksa, mübarek ruhları, başka bedenlere girmiş değildir. Bir ruhun, beden şekli alması, tenasüh değildir. Melekler ve cin de, insan şekline girip birçok şey yapıyorlar ki bu da tenasüh değildir. Tenasühe inananlar, kabir azabına ve Kıyamet gününe iman ediyorlar mı? Yazıklar olsun ki, böyle imansızlar, kendilerini din adamı tanıtmış, yayın vasıtaları ile, millete Müslümanlık öğretmeye kalkışıyorlar, gençleri, dinsiz, imansız yapmaya çalışıyorlar.

 
 ölen kimsenin ruhu başkasına geçmez. Geçtiğini bildiren hiçbir âyet veya hadis yoktur. Hiçbir âlim de böyle bir şey söylememiştir. Kur'an-ı kerimde ölüm ve dirilişle ilgili birçok âyet-i kerime vardır. Hiçbirinde ruhun başka bir insana veya başka bir mahluka geçtiğini gösteren bir ifade yoktur. Zaten Allahü teâlâ insanlara ruh hakkında kâfi bilgi vermemiştir. İsra suresinin (Sana ruh hakkında soranlara, de ki, "Ruh Rabbimin işlerindendir, size az bir bilgi verilmiştir") mealindeki 85. âyeti de ruhun mahiyetini bilmenin imkansız olduğunu gösteriyor.

 Kur’an-ı kerimde buyuruldu ki:
İlk insan çamurdan, sonrakiler, nutfeden yaratıldı. Nutfe kan pıhtısı, et olur, sonra can verilir. Herkes ölür, kıyamette dirilir. (Müminun 12-16)

Bakara suresinin (Allah sizi ölü iken diriltti. Sonra öldürecek, sonra diriltecek, nihayet Ona döndürüleceksiniz) mealindeki 28. âyetini, Beydavi ve diğer tefsirler şöyle açıklıyor:

Çocuğun ana rahminde can verilmesinden önceki hâli için ölü, can verilmesine de diriltme denmiştir. Yani insan, bir defa ana rahminde, bir de kabirden sonra diriltiliyor. İki ölü hâli vardır. Biri ana rahmindeki canlılıktan önceki durumu, bir de kabirdeki hâli. Yani hepsi iki ölüm, iki diriltmedir.

 
Duhan suresinin 56. âyet-i kerimesinde (İnsan ilk ölümden başka bir ölüm tatmaz) ifadesi, tek ölüm olduğunu açıkça gösteriyor. Kur'an-ı kerimde, (İki defa ölüp iki defa dirilmek) ifadesine benzeyen başka ifadeler de vardır. Mesela ikisi şöyledir:

(Geceleyin sizi öldüren
[ruhunuzu alan], gündüzün de ne işlediğinizi bilen; sonra belli ecel tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten [uyandıran] Odur.) [Enam 60],

Allah, eceli gelenlerin ölüm anında, eceli gelmeyenlerin de uyku esnasında ruhlarını aldığı ve bunda düşünenler için bir ders olduğu bildiriliyor. (Zümer 42)

Bu iki âyet-i kerimede, insan uyurken ruhunu Allahü teâlânın aldığı açıkça bildiriliyor. Ruhunu almakla onu öldürmüş olmuyor. Bu durumda hangi bilen kişi, (Uyuyan ölür, ruhu başkasına geçer) diyebilir? Tek ölüm ve tek dirilişin olduğunu bildiren âyet-i kerimelerden üçü şöyledir:

(İnsan önce bir şey değilken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?)
[Meryem 67]

(Resulüm,
senden önce de hiçbir beşere ebedilik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedi mi kalacaklar, her canlı ölümü tadacaktır.) [Enbiya 34, 35]

(Ölümden sonra elbette diriltileceksiniz desen, kâfirler
"bu sihir" derler.) [Hud 7]
  

 Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kabir, ya Cennet bahçesi veya Cehennem çukurudur.) [Tirmizi]

Aklın almadığı şeyleri akılla çözmeye kalkışmak çok yanlıştır. Akıl, göz gibi, din bilgileri de ışık gibidir. Göz, ışık olmadıkça, karanlıkta görmez. Göz, karanlıkta görmediği şeylere "yok" diyemez. Akıl da, maneviyatı, fizik-ötesini anlayamaz. Aklımızdan faydalanmamız için Allahü teâlâ, din ışığını gönderdi. Göz, ışık olmadan karanlıkta cisimleri göremediği gibi, din bilgileri olmadan da akıl, manevi şeyleri anlayamaz.


İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
(Cesetten ayrılan ruh, ya azaba veya nimete kavuşur. İyilerinki yükselir, kötülerinki yedi kat yerin dibine iner. Bedenden ayrılan ruh, aletsiz, vasıtasız olarak her şeyi bilir. Bunun için çeşitli nimet veya azapla karşılaşır.

Ruh bedende iken, herhangi bir uzuv, mesela insanın bir ayağı felç olsa, ruh bu ayağa tesir edemez, onu harekete geçiremez. Ölüm ise, bütün uzuvların felç olmasına benzer, ancak ruh, bedenden ayrılınca, müstakil olarak yine bilir, görür, anlar, sevinir, üzülür, bu halleri yok olmaz. Herkes dirilince, her ruh, yeniden meydana gelen cesede döner.Allah İslam’ı doğru anlayıp yaşayanlardan olmamızı nasip etsin.




 

0
0
0
Yorum Yaz