SABIR

2009-07-29 11:58:00


Sabır, kulun gücünü aşan, başa  gelen bela ve musibetlere tahammül edip, sebat  göstermesidir. İnsan, başına gelecek acılara katlanarak ve meşakkatlere karşı da direnerek, Allah (c.c.)’a kulluk görevini en iyi şekilde yerine getirip, bu güzel özelliğini hayatının her anında devam ettirmelidir.

Ayet-i kerimelerde: “Ey iman edenler! Sabredin;(düşman karşısında) sebat gösterin, (cihat için) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah’tan korkun ki başarıya erişesiniz” (Ali-İmran süresi. Ayet:200)

“Onlar öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer, başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar” (Hac süresi. Ayet: 35)

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber) sabredenleri müjdele!” (Bakara süresi: Ayet: 155)

“Asra (yüzyıl-ikindi vakti) yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak, İman edip, iyi ameller işleyenler,birbirlerine Hakkı ve Sabrı tavsiye edeneler müstesnadır” (Asr süresi Ayet:123)

“Ey iman edenler: Sabır ve Namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah, muhakkak sabredenlerle beraberdir” (Bakara süresi. Ayet: 153)

(Sabır ve namaz, nefsin kötü arzularına karşı en büyük silahtır.)

“And olsun ki senden önceki peygamberlerde yalanlanmıştı. Onlar, yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetişti. Allah’ın kelimelerini (kanunlarını) değiştirebilecek hiçbir kimse yoktur.Muhakkak ki Peygamberlerin haberlerinden bazısı sana geldi”(En-am Süresi. Ayet:34)

“Sabret! Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme, kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma!” (Nahl süresi. Ayet:127) buyurulmuştur.

Sabır konusundaki ayetlerden konunun önemini anlıyoruz. Başımıza gelebilecek olan sıkıntılardan dolayı, Rabbimize olan itaatimiz devam etmeli, asla isyana tevessül etmemeliyiz.. Bu sıkıntılı günlerine sabredenlerin kurtuluşa ereceklerini, Peygamber kıssalarından okuyup, anlayıp öğrenmekteyiz.

Bir Hadis-i Şerifte Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.): “En üstün ibadet sıkıntıya sabretmektir” buyurmuştur. (Tirmizi)

İnsanoğlu bu dünyaya imtihan için gönderilmiştir. İmtihanı başarılı olarak tamamlayabilmemiz, İman edip, İmanımızın gereğini Salih Ameller işleyerek, Hakkı ve Sabrı tavsiye etmekle birlikte, her birimiz, münferiden bu özellikleri hayatımıza hakim kılmalıyız.

Sabır konusu hakikaten zaman zaman yanlış anlaşılıp, yorumlanmaktadır. Allah (c.c.)’dan gelen kulun önleyemediğine sabredilmelidir. Hastalık, felaket (deprem,sel yangın v.b.) arzu edilmez ama başımıza geldiğinde ise sabır göstermeliyiz. Çünkü bu bir imtihandır. Fakat kullardan sadır olan, kötü söz ve davranışlara karşı “sabırlı davranıyorum” diyerek duyarsız kalınamaz.Bir yanlış, bir haksızlık, adaletsizlik v.b. varsa, ona karşı tepki göstermeliyiz. Çünkü Hadis-i Şerifte buyurulduğu gibi, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” yanlışa tavrımızı ölçülü koymalı, onu benimsemediğimizi ifade etmeliyiz.Yanlışı Ya elimizle,gücümüz yetmezse dilimizle düzeltmeliyiz.Ona da gücümüz yetmezse kalben buğz etmeliyiz.Kalben buğuz etmek de İmanın en zayıf olduğunu gösterir.Hiç değilse dilimizle yanlışları belirtmeliyiz.Nerede sabır göstermemiz gerektiğini iyi bilmeliyiz.

Cenab-ı Allah Hz. Eyyüp (a.s.)’ın sabır ve metanetini örnek alarak bizlere göstermek istediğinden O’nu çetin bir imtihana tabi tuttu. Önce bütün malını-mülkünü elinden aldı. Çocukları bir bir vefat etti. Bu sıkıntılı dönemlerinde en ufak bir şikayette bulunmuyor, sabır ve şükürle yaşantısını sürdürüyordu.

Daha sonra Allah (c.c.), Hz. Eyyüp (a.s.)’a çok ağır bir hastalık verdi. Bu hastalığına da sabır gösterip, kulluk vazifesine devam etmiştir.

Hastalığı daha da artmış vücudu kurtlanmıştı. Allah (c.c.)’a kulluk vazifesini yapamadıktan sonra yaşamanın bir anlamı yoktur. Bu yüzden ellerini açıp. Şöyle dua etmiştir. “Ya Rabbi! Hastalığım artık bana zarar vermeye başladı. Kalben kulluk görevimi yapmama, dil ile seni zikretmeme mani oluyor. İbadetsiz yaşayamam. Halimi senin merhametine havale ediyorum” Allah (c.c.) O’nun bu samimi duasını kabul etti. Ondan ayağını yere vurmasını, oradan çıkacak su ile yıkanmasını ve o suyu içmesini söyledi. Bunları yapınca Allah (c.c.) O’na eski zenginliğinden daha büyük zenginlik ve çok evlat verdi.

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) de büyük sıkıntılar çekti. Ama hiç şikayetçi olmadı. Doğmadan babasını, 6 yaşında annesini kaybetti. Eşi Hz.Hatice ve  yedi çocuğundan Hz. Fatıma dışında diğer çocuklarının da ölümüne şahit oldu. Müşriklerin eza ve cefaları vb. birçok sıkıntıyı yaşadı. Ama hiçbir zaman Allah (c.c.)’ın Rahmetinden ümidini kesmedi. Sabır ve metanetini gösterdi. Sonucunda da gerçek manada kurtuluşa ve başarıya ashabı ile ulaştılar.

Bizler, bizim için örnek şahsiyet olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in gösterdiği sabrı göstermek için gayret etmeliyiz. Hayatımızın her anı imtihanla doludur. İçinde bulunduğumuz imtihanları Sabır ve Metanet ile başarıp, Rabbimizin Rızasına kavuşmamızı ümit ediyor,dualarınızda hatırlanmak düşüncesiyle sıhhat ve afiyetler diliyorum…

0
0
0
Yorum Yaz