BİLİMLE İSLAM ÇELİŞİR Mİ?

2008-03-12 12:27:00

Bilimle İslam kesinlikle çelişmez. Ancak, müsbet bilim sürekli aşama kaydedip, değişken bir özellik ortaya koyar. Bilimsel araştırmalar sonucunda emprizm (deneycilik) yönetimi ile somut olarak ispat edilmiş net bilgilerle İslam kesinlikle çelişmez. İslam dini aklı, tefekkürü, okuyup araştırmayı, bilimi vb. hususları vazgeçilmez olarak tanımlamıştır. Ancak, fizik, kimya, tıp vb. bilim alanlarında teori olarak ortaya atılan bilgiler kesin bilgiye dönüşmediği sürece çelişki varmış gibi görünen hususlar olabilir. Bu çelişki bilimin o alanda henüz doğru, somut bilgilere ulaşmadığını gösterir. Bunu birkaç örnekle açıklayalım.Bilim adına pek çok bilim adamı tarihin derinliklerindeki dönemlerde, “Ay, Güneş ve Gezegenler dönmüyor” diyorlardı. Halbuki Kuran-ı Kerim her birinin bir yörüngede döndüğünü haber vermiştir. ( Enbiya:33 – Yasin:38) O dönemdeki bilimsel sonuç ile İslam’ın görüşü çelişkili olarak görülebilir. Bilim o alanda yeterli bilgi ve birikime sahip olmadığı için doğru bilgiye ulaşamamıştır. Kalkıp ta o dönemdeki bilim adamları İslam’ın ortaya koyduğu bilgiler yanlıştır, çelişki var deseydi doğru olur muydu? Hayır kesinlikle doğru olmazdı. Aradan geçen süreçte müsbet bilim, İslam’ın ortaya koyduğu en doğru ve gerçek bilgiye ulaşmış ve Kuran’ın 14 asır önce verdiği bilginin doğru olduğu tescillenmiştir.Yetmişli yılların sonuna doğru İ.H. Lisesindeki öğrencilik yıllarındaki öğrendiğim sözde bilimsel bilgilerden çelişkileri sunmak istiyorum.Kimya dersimizde “ Maddenin bölünemeyen, parçalanamayan en küçük yapı taşına Atom” denildiği öğretilmişti. Yani bilimin ortaya koyduğu gör&u... Devamı

BATILI BAZI BİLGİNLERİN İSLAM’A,KURAN’A VE PEYGAMBER

2008-04-02 12:24:00

Günümüzde İslam’a tarafsız gözlerle bakan ve İslam’ın değerlerini takdir eden batılı bilim ve fikir adamlarına rastlamaktayız. Batılı yönetici ve bilim adamlarının objektif olamayanlarının zaman zaman İslam’a ve O’nun mensubu Müslümanlara saldırdıklarını, hem tarihi belgelerden hem de günümüzdeki uygulamalardan biliyoruz. Ancak, İslam’a objektif bakabilenlerden bazılarının görüş ve düşüncelerini aktarmak istiyorum. Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.), Kuran-ı Kerim ve İslam ile görüşler şöyledir.Prens Bismark şöyle diyor:“Şunu söyleyebilirim ki, Muhammed, apayrı güçte olan bir insandır. Ey Muhammed! Seninle çağdaş olmadığım için çok üzgünüm. İnsanlık senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bir daha görmeyecektir. Huzurunda en büyük hürmetle eğilirim”Tanınmış İngiliz yazarı George Bernard Shaw da şöyle diyor:Ben Muhammedin, O muhteşem insanın hayatını inceledim. Kanaatimce O, İsa’nın karşısında olan bir kimse değil, insanlığın kurtarıcısıdır. Bazı Batılı bilginler, Kur’an hakkında şunları söylemişlerdir:Thomas Cariyle: “Kuran’ı bir kere dikkatle okursanız., O’nun özelliklerini hemen görürsünüz. Kur’an, baştan başa samimiyet ve doğrulukla doludur. Muhammed’in dünyaya bildirdiği davet, hak ve hakikattir. Goethe; “Kuran güzelliği ile insanı büyüleyen bir kitaptır”Walter scott, dinimiz hakkında şöyle diyor: “Kuran, sıkıntı içinde olanlara yardım edilmesini, savunmasız insanların korunmasını, öksüzlere şefkat gösterilmesini emreden bir kitaptır. O, düşmanlarla yapılmış olsa bile her türlü sözleşme ve anlaşmalara uyulmasını emreder. Kuran bir kral ve bir dilenciyi eşit sayar ve Allah huzurund... Devamı

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ ÇERÇEVESİNDE HAKLARIMIZI NE KADA

2008-05-07 12:01:00

Geçtiğimiz günlerde emekli hakim, saygıdeğer gönül dostu Engin Şafak bey telefon ile beni aradı. Selçuklu Belediyesi ile işbirliği çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi konusunda konferans vereceğini bildirdi. Yapılan bu nazik davete teşekkür ettim. Konferansa katılacağımı belirttim. Geçen hafta içinde bu konferans gerçekleşti. Hakikaten çok yararlı oldu. Verdiği güzel, özlü bilgilerden dolayı Engin Şafak bey’e en derin kalb-i duygu ve düşüncelerimle sevgi, saygı ve teşekkürlerimi sunuyorum. Konuşmasına; doğuştan doğal olarak sahip olduğumuz en temel ve vazgeçilmez haklarımızın olduğunu belirterek başladı. “Allah doğuştan en temel hakları vermiştir” dedi. İnsanoğlunun ifrat ve tefrit noktalarındaki yaşadığı yanlışlıklardan, zulüm ve haksızlıklardan söz etti. Bu coğrafyada yaşayan ecdadımızın asla hiçbir millete ve ferde zulmetmediği, zulme uğrayanlar kim olursa olsun, onlara kucak açıldığı, 1492 de İspanya’da engizisyona tabi tutulan Yahudilere bile sahip çıktığını anlattı. Kısacası inancımız İslam’dan aldığımız bilgi ve birikimle insan hakları noktasında çok iyi bir geçmişe sahip olduğumuz vurgulandı. Magna Carta’nın 1215 yılındaki Büyük Özgürlükler Sözleşmesi’nin, İngiltere parlamentosunun kurulmasına zemin hazırladığı, 16.yy. ve 1789 Reform ve Rönesans hareketleri sonunda dünyanın insan hakları ve temel özgürlüklerin korunmasına yönelik geldiği noktayı anlattı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 10 Aralık 1948’de ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirisi 04 kasım 1950 yılında Roma’da imzalanan sözleşmeye, ülkemizin 1954 yılında imza attığını ifade etti. Daha sonra sözleşmenin maddeleri hakkında ayrıntılı olarak bilgi verildi. Mad... Devamı

ALLAH (CC)a ve RESULÜNE İTAAT

2008-11-17 11:00:00

Allah'a ve Resulüne itaat etmek İçin öncelikle sağlam bir İmana ihtiyaç vardır.Akaid biliminde iman: hem Allah'ın varlığına ve Kemâl sıfatlarına, hem de Hz. Muhammed (S.A.V)'in hak Peygamber olduğuna ve Allah (C.C)'dan getirdiği bütün hükümlere kalbi İle İnanmak ve bu İnancı dil ile de söylemektir. Bundan dolayı İmanın iki rüknü vardır:1-Allah (C.C)'ın varlığına ve birliğine inanmak.2-Hz. Muhammed (S.A.V.)'ln Peygamber­liğine inanmaktır.Şahâdet kelimesi de bu manaları taşı­maktadır. "Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eş-hedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlühû" manası "Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur: yine şahitlik ederim ki, Hz. Muhammed, Onun kulu ve peygamberidir".Allah (C.C.)'a ve Resulü Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimize İnanan bütün Müslü­manların tam anlamıyla itaat etmeleri şart­tır. Zaten. Müslüman demek, kelime anlamı İtibariyle: Allah'a ve Resulüne teslim olan, boyun eğen ve kurtuluş yoluna giren demek­tir. O halde yaratılış gayemiz olan. kulluk görevimizi en İyi şekilde yerine getirmeliyiz. Allah ve Resulünün emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmalıyız.Cenab-u Allan âyet-i Kerimesinde: "Ey inananlar ! Allah'a ve Peygamberine İtaat edin, Kur'an-ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin, dinlemedikleri halde dinledik diyenler gibi olmayın" (1) buyurmuştur.Diğer bazı âyet-1 Kerîmelerde İse Pey­gamberimize İtaatin Allah'a itaat olduğu açıklanmıştır."Peygamber'e İtaat eden, Allah'a itaat etmiş olur, kim yüz çevirirse bilsin ki, biz seni onlara bekçi göndermedik" (2) buyurulmaktadır."Ey Muhammed! Şüphesiz sana bîât (baş eğerek ellerini vermek demektir) edenler, Al­lah'a bîât etmiş olurlar'1 (3) buyurulmuştur.Veda H... Devamı

ADALET

2008-03-05 11:56:00

Adaletin kısaca tanımını yaparak başlamak istiyorum. Kısaca her hak sahibine hakkını vermek adalettir diye tanımlayabiliriz. Adaletin olmadığı yerde ise haksızlık ve zulüm vardır. Ayet^i kerimelerde; “ Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”(Nahl.90) Allah Teala bu ayette dünya nizamını sağlayan üç asası emrediyor; buna karşılık üç çirkin davranışı da yasaklıyor. Emrettiği esaslar: Adalet başta olmak üzere ihsan ve akrabaya yardım. Yasakları ise Fuhuş, münker ve zulümdür.Bir başka ayet-i kerimede: “Ey İman edenler! Adaleti titizlilikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisa.135) buyurulmuştur. Bu ayette de, insanları adaletten ayıran iktisadi, sosyal, psikolojik sebeplerin hepsi sayılarak insanlar uyarılmış, hükmeden veya şahitlik eden kimselerin yalnızca Allah korkusunun tesiri altında hareket etmesi telkin edilmiştir.Diğer bir ayeti kerimede ise, “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah’a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir” (Maide .8) Adalet, sosyal hayatın en önemli denge unsuru ve teminatıdır.     İslam’ın adaletle ilgili ortaya koyduğu gerçekler tüm insanlık için elzem olan husu... Devamı

NEFS MUHASEBESİ

2008-02-06 10:55:00

Kainat ve bu bütünün parçalarını teşkil eden, zerreden kürreye bütün mevcudat bir hesap ve dengeler manzumesidir. Gökyüzünün uçsuz bucaksız bir şekilde direksiz oluşu, güneşin ve diğer gezegenlerin asla hata kabul etmeyen mili metrik hesaplara dayanması, yoktan var eden, güç ve kuvvet sahibi Rabbimizin varlığını aşikar göstermektedir. Kainattaki her şey Cenab-ı Allah (c.c)’ın yaratmış olduğu mükemmel eserlerdir. Günlük hayatımızdan ehemmiyetsiz kabul ettiğimiz bir çok şeyi planlayıp hesaplamak suretiyle gerçekleştirmekteyiz. Bunu bir örnekle izah edelim: Küçük bir ticarethane sahibi bile elindeki sermayeyi, borç ve alacak dengesini korumak için sürekli muhasebesini yapar. Bunu asla ihmal etmez, bilir ki hesabın ihmali, iflasın işaretidir. Ne garip tecelli ve ne acı hakikattir ki, sınırlı olan dünya hayatı için hesaplar yapan bizler, anlaşılmaz bir gafletle nefs muhasebesini terk etmekteyiz. Üzerimize düşen görevlerin mesuliyetini idrak ederek, Müslümanca yaşamaya gayret etmeliyiz. Nefs muhasebesini asla ihmal etmemeliyiz. Müslüman olarak nefsimizi; nefsi emmare, nefsi levvame, nefsi mülhimederecelerinden kurtararak en azından nefsi müdmainne ve daha üst mertebelere; nefsi raziye, nefsi marziyye, nefsi kamile derecelerine ulaştırmalıyız. Hz. Ömer (r.a.)’ın “Bugün Allah (c.c.) rızası için ne yaptın?” sorusunu  hergün kendimize sormalı, ölmeden önce ölmeli ve hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz. Kendimizi hesaba çektiğimizde, yaşayışımızı Allah (c.c.) ve Resulü Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimizin istediği ölçülere uygun buluyorsak, iyi yoldayız devam etmeliyiz. Bu tavır ve davranışlarımızla imtihanda başarılı o... Devamı

HAC VE ÖNEMİ

2008-01-30 10:53:00

Dinimiz İslam’ın beş temel esası; Kelime-i Şehadet, Namaz, Oruç, Zekat ve Hac’dır.                    Şartlarını taşıyan Müslümanların , hac ibadetlerini ömründe bir defa yapması zorunlu bir görevdir. Allah (c.c.), diğer emirleri gibi bu hac emrini de yapabilmeyi cümle Müslümanlara nasip eylesin. Bu manevi görev yapılmadan, onun önemi ve anlamı tam anlaşılıp kavranamaz. Bundan yaklaşık on yıl önce, babam Seyit Mehmet  Ersöz, hac farizasını yerine getirirken, emekli Kıdemli Kurmay Binbaşı Cengiz Numanoğlu Üstad'ın “Beytullah’da ben” isimli şirini yazıp getirmişti. Bu şiiri temize çekip çoğalttıktan sonra binleri aşan rakamlarda dostlara dağıtmıştım. Bazı köşe yazarlarımıza göndermiş ve yayınlanmasını sağlamıştım. O köşe yazarlarından bazıları bu şiirin şairi Cengiz Numanoğlu’nun   Bursa'da yaşadığını  sevenlerine bildirmişlerdi. Emekli Kurmay Binbaşımızın edebiyatı ile maneviyatını meczettiği bu şiirine geçmeden, bu günlerde tamamı ülkemize dönen hacılarımıza, dostlarımıza, hoş geldiniz derken, Haclarının makbul olmasını da yüce Mevla’dan niyaz ederim. Ayrıca bu konuda  İstiklal Marşımızın şairi merhum Mehmet Akif Ersoy’un da “Necid Çöllerinden Medineye” adlı çok güzel bir şiiri vardır. Onu da hatırlatarak, Emekli Binbaşı Cengiz Numaoğlu’nun “Beytullah’da ben” isimli şiirini aktarmak istiyorum.  BEYTULLAH'TA   BEN  Bir sancak altında kaç milyon insan,Ne tenleri benzer, ne dilde lisan...Olmuşlar... Tek yürek, tek beden de can;İnsanlığı gördüm... Beytullah'ta ben... Yedi bağın gülü, aynı destede,Yetmiş iki mil... Devamı

BİRLİK VE BERABERLİK

2008-01-23 10:52:00

Günümüz Müslümanlarının en çok ihtiyaç duydukları konulardan birisi, beklide en önemlisi, birlik ve beraberliktir.Birlik ve beraberlik ruhunu kaybeden toplumlar, her şeylerini kaybetmek zorunda kalırlar. Fertleri birbirine düşmüş milletler, yok olup gitmeye mahkumdurlar. Tarih bunun en büyük şahididir. Onun içindir ki dinimiz, birlik, beraberlik ve kardeşliğin önemini belirtmiştir. Fitne ve tefrikanın ne derecede tehlikeli olduğu da iyi bilinmelidir.Müslümanlar olarak dinimizin bu husustaki emirlerine uyup, yasaklarından kaçınırsak milletçe huzur içinde yaşayabiliriz. Bu sayede hem dünyada, hem ahirette mutlu oluruz. Cenab-ı Allah (c.c.) Hucurat suresindeki 10. ayet-i kerimede mealen “Şüphesiz, müminler birbirleri ile kardeştir; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan sakının ki size acısın.” Yine aynı surenin 13. ayet-i kerimesinde, “Doğrusu biz sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki; birbirinizi kolayca tanıyasınız, şüphesiz Allah (c.c.) katında en değerliniz; O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır” buyurmuştur. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) veda hutbesinde: “Ne Arap’ın Aceme (Arap olmayana), ne de Acem’in Arap’a (Acem olmayana) üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır. Takva ise yaşayıştır. Bu yaşayış ise; Allah(c.c.)’ın emirlerini yerine getirip, yasaklarından kaçınmaktır” buyurmuştur. Dinimiz İslam, insanları kesinlikle ırk, renk, soy ve cinsiyet ayrımına tabi tutmadan aynı anlayışla kucaklamaktadır. Birlik ve beraberliğin olmadığı yerde tefrika vardır. Tefrika, girdiği cemiyetlerde, itimat ve emniyet, hürmet ve muhabbet, şefkat ve merhamet gibi her türlü ahlaki güzellikleri ortadan kaldırır. Bu hususu İstiklal Marşımızın şairi merhum Meh... Devamı

SİGARANIN MADDİ VE MANEVİ ZARARLARI

2008-01-16 12:51:00

Sigaranın insan sağlığına maddi ve manevi yönden vermiş olduğu zararları içenler dahil herkes bilmesine rağmen, aynı yanlışa devam edilmesi düşündürücüdür. Sigaranın içerisinde dört bin çeşit zehir bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır; boya sökücü Aseton, böcek öldürücü Nikotin, roket yakıtı Metorol, otomobillerin egzozlarından çıkan zehirli gaz Karbon Monoksit, kanser yapıcı Piren, Dibenzakridin, Tolvidin, akü yapımında kullanılan Kadmiyum, gaz odalarında öldürücü olarak kullanılan Hidrojen Siyanür, temizlik maddesi Amonyak, endüstride çözücü olarak kullanılan Telven, fare zehri Arsenik, haşarat öldürücü DDT, çakmak gazı Bütan, Fenol, Naftalin v.b.dir. Ülkemizde yirmi beş milyon kişinin sigara içtiğini yirmi milyon kişinin de duman altı olup, pasifken aktif hale geçtiği bilinen gerçeklerdendir. Son günlerde de yoğun bir şekilde sigara ve zararları tartışılmaktadır. Sigara yasağı hususunda ilk olarak 4207 sayılı yasa ile Toplu taşıt araçlarında ve bazı mekanlarda içilmesi yasaklanmıştı. Bu yasağın uygulamadaki sıkıntı ve aksaklıklarını gideren yeni düzenleme ile tüm kapalı alanların yasak kapsamına alınıp tavizsiz uygulanması sonucu sigara içmeyenlere büyük yararı olmuştur. Ümit ediyorum ki yakın gelecekte sigara içme yasağına dış mekanların eklenmesi ile özel kabin içinde sigara içme mekanları yapılarak zararlarından tamamen arınırız. Ülkemizin genç nüfusunu çok iyi koruyup, sigara, içki, kumar, uyuşturucu, esrar, bali v.b. olumsuzluklardan bilgi ve birikimlerini arttırarak, bizler de iyi örnek olarak uzak tutmalıyız. Maalesef yapılan bir ankette; sigaraya kimden etkilenerek başladınız? sorusuna %82 anne-baba... Devamı

FARKLI GÖRÜŞLERLE DİYALOG VE İLETİŞİM. – 2 –

2008-01-09 10:49:00

Geçtiğimiz hafta Hakim bey ile olan fikir jimnastiği konusunda yaşadığımız hatıralardan içki ile ilgili bölümü aktarmıştım. Bugün de aynı Hakim bey ile yaşadığım diğer diyaloglardan aktarmak istiyorum.            Bir gün okulda odamda oturup, bir arkadaşımızla sohbet ettiğimiz bir anda Hakim bey geldi, içeriye davet ettim. Ancak henüz kapıdayken;-  Ömer bey, ben insanlığın Adem ve Havva’dan geldiğine inanmıyorum dedi.Ben de kendisine;- Hakim bey, buyurun oturun, Allah tüm insanlara, inanıp inanmama hürriyetini vermiştir. Dinde zorlama yoktur. İsteyen istediği inancı benimser ve o inanca göre hayatını tanzim eder dedim.Ve de “Hakim bey siz insanlığın, nereden geldiğine inanıyorsunuz?” diye bir soru tevcih ettim. Bunun üzerine epeyce durakladıktan sonra; - Nobel ödülü almış olan bir fizikçinin kitabında okumuştum da amino asitlerin bölünüp parçalanarak bu hale geldiği ile ilgili durumu materyalist düşünce ekseninde ifade etmeye çalışırken birden dedi ki;- Ya Ömerim, ne yalan söyleyeyim, buna da inanmıyorum, cevabını da bulmuş değilim dedi. Ben de;-  Hakim bey, bugüne kadar cevabını bulmakta geç kalmışsınız, yarın  daha da geç olabilir diyerek söze başladım;-  Gerçi siz bizim gibi olanları önemsemezsiniz ama biz İmam-Hatip lisesindeyken organik ve inorganik kimyayı okuduk. Yanlışım varsa düzeltin dedim. Elementlerin periyodik tablosundan söz ettim. Bugün insan vücudu dokusu, kan içindeki var olan elementler araştırılsa çok önemli gerçeklerin ortaya çıkacağını belirttim. Kan içinde demir, bakır, çinko v.b. gibi elementlerin var olduğu yapılan testlerde elde edilen gerçek bir bilgidir. İnsan vücudunda var olanların toprakt... Devamı

FARKLI GÖRÜŞLERLE DİYALOG VE İLETİŞİM. – 1

2008-01-02 10:41:00

       Diyalog ve iletişimin önemi her geçen gün daha da iyi anlaşılmaktadır. İletişim araçlarından en güzel şekilde yararlanmak ne kadar gerekli ve önemli ise; her görüş ve düşüncedeki insanlarla da iletişim içinde olmanın da bir çok faydası vardır. Kişiler bilmedikleri şeylerin düşmanıdırlar.  Tanıdıkça aradaki olumsuzluklar zaman içinde büyük dostluklara ve arkadaşlıklara dönüştüğü bilinen gerçeklerdendir.Doksanlı yıllarda Milli Eğitimde idarecilik yaptığım bir dönemde yaşadığım bir hatıramı siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istiyorum.Ateist olan bir hakim vardı. Diyalogu, münazarayı, fikir mülahazası ve iletişimi çok severdi. Hemen hemen  her gün fırsat buldukça bir araya gelir, fikir ve düşüncelerimizi karşılıklı saygı ve sevgi çerçevesinde ortaya koyardık. Öncelikli iletişimimiz okulumuzda var olan İngilizce kasetleri Hakim bey’in bizden istemesi ile başlamıştır. Daha sonra fikir ve düşüncelerimizin büyük olgunluk içerisinde ortaya konduğu dönemler yaşanmıştır. O yıllarda bulunduğumuz ilçede bir tekel binası açıldı. Hakim bey odamda, savcı bey ve öğretmen arkadaşlarında bulunduğu bir ortamda, hiç unutmam!-     Ömer bey şu ülkede rahat bir şekilde kafayı çekemiyoruz, bir cin olmuş 14.000 (ondörtbin) TL. dedi. Ben de mevzuya girmek için Hakim bey’e -     200.000 TL. olsada içen , içmeyen belli olsa dedim. Hakim bey ; -     Ya Ömerim nasıl öyle düşünürsün dedi. Bunun üzerine ben de; -     Hakim bey ben sizi ve sizin gibilerini anlamakta zorlanıyorum. Niye derseniz? bilimselliği, tıbbi verilere uymayı ve ç... Devamı

ÖLÜM

2007-12-26 10:38:00

Ölüm insanı gerçekten derinden etkileyen bir gerçektir. Ayet-i kerimelerde “Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döneceksiniz.” (Ankebut suresi-ayet:579 “Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. O belli bir vakte bağlanmıştır.” (Al-i İmran suresi-ayet:145) “Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size yetişecektir.” (Nisa suresi-ayet:78) “Ecelleri geldiği vakit ne bir lahza geri bırakabilirler ve ne de ileri (öne) alabilirler.” (Nahl suresi-ayet:61) buyurulmuştur.Ölüm, aramızdan ayrılan sevdiğimiz insanları hatırlamanın, onları hayırla yad etmenin ve ayrıca hayatını devam ettiren insanların kendilerini hesaba çekmenin yoğun olarak yaşandığı dönemlerdir. Ölümden etkilenip, en yakınını kaybeden nice insanların kendi davranış ve yaşayışlarına daha çok özen gösterdiği bir gerçektir. Ama zaman içinde bu düşüncelerde  de büyük erozyonlar olmaktadır.Müslüman’ım diyen bir insan kendini hesaba çekilmeden önce hesaba çekmeli, ölmeden önce kendini ölmüş gibi değerlendirmelidir. Bu hesaplaşma sonucu yaptıkları, yapması gerekirken yapmadıkları, yasaklanmış olan haramlardan ne kadar uzak durduğu konularında kendini değerlendirmelidir. Bu değerlendirmede Allah ve Resulü’nün emirlerini gerçekten yapıyor mu? veya yasaklarından kaçıyor mu?... Bu değerlendirmeler sonucu ibadetleri yapıyorum ve yasaklardan da tam anlamıyla kaçınıyorum diyebiliyorsak, iyi yoldayız ve devam etmeliyiz. Tam tersi hayatımızda ibadet yoksa, haramlardan da içtinap etmiyorsak o zaman bizim için büyük sıkıntılar var demektir.Bu imtihan dünyasında güzel amellerle iyi huylu, ahlak sahibi olanlar her iki alemde de kazanırlar.Geçtiğimiz h... Devamı

EĞİTİM – ÖĞRETİM, İSLAM VE İLİM

2007-12-19 10:31:00

 Eğitim ve  öğretim  bir  milletin  ilerlemesinde ve  cehaletin giderilmesinde en etkin  yöntemdir. Teknolojinin  baş  döndürücü  bir  hızla  gelişmesi  sonucunda,  eğitim ve öğretimde kullanılan araç ve gereçler de büyük değişikliklere uğramaktadır.                        Gençlerimize, milli,manevi ve  ahlaki  değerlerimize bağlı  kalacakları, bununla beraber teknolojinin bütün imkanlarından da faydalanabilme  imkanlarının sunulduğu ortamlar  arttırılmalıdır.Gerek okulda, gerekse okul dışında internetten bilgiye ulaşma  amaçlı  faydalanma imkanları, gözetim altında bulunan yerlerde olmalıdır.            İslam, ilim alanında devamlı olarak ilerlemeyi bütün Müslümanlara farz kılmıştır. Zira, İslam’ın nazarında insanlığı yücelten ve ayakta tutan yegane unsur ilimdir. Dinimiz İslam, okumaya, araştırmaya, düşünmeye büyük yer ve önem vermiştir. Allah (c.c.) ilk emrinde “Seni yaratan Rabbinin adıyla oku.” buyurmuştur. İnsanları ilme teşvik eden şu Ayeti-i Kerime ne kadar geniş bir anlam taşır : “De ki; Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer Suresi Ayet:11) “De ki; Ey Rabbim ilmimi arttır.” (Taha Suresi Ayet 114) buyurulmuştur.             Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) ilmin yüce değerini şu şekilde ifade buyurmuştur. “ İlim, İslam’ın hayatı ve imanın direğidir.” “İlim, beşikten mezara kadar bütün Müslümanlara farzdır.” “İlim, Çin’de bile olsa alınız.” “Dünyayı i... Devamı

ALLAH(C.C.)'ın Varlığı ve Birliğinin Nakli Delilleri

2008-10-15 09:30:00

Geçen haftaki yazımda, Allah-u Teâlanın varlığının akli delillerini ifade etmiştim. Bu haftaki yazımızda da, nakli delilleri aktarmaya çalışacağım. Al­lah´ın varlığını ve birliğini yani Tevhid akîdesini sizlere sunacağım.Tevhit İnancı, yani Allah-u Teâlanın bir, tek oluşu Kur´an-ı Kerimin konularından en önemlilerindendir. Cenab-ı Allah ihlâs Sûresinde: "Ey Mu­hammed: De ki o Allah birdir, tekdir. Allah her şeyden müstağni ve her şey O´na muh­taçtır. O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiç bir şey O´na denk değildir´ buyurulmuştur.(Ayet: 1,2,3,4)Diğer bir âyet-i kerime de: "Eğer yerle gökte Allah´tan başka. İlâhlar olsaydı, yer, gök bozulurdu” buyurulmuştur. (Ayet: 22 Enbiya Süresi) Rabbül Âlemin hakkında, İbrahim (A.S) ile Saltanat sahibi Nemrut mücadele ediyordu, ibrahim (A.S.) ( Nemruda) dedi ki: Benim Rabbim diriltir ve öldürür. (Nemrut) Bende diriltir ve öldürürüm deyip (Ölüm cezasına mahkum bir kişiyi affetti. İşte dirilttim dedi. Suçsuz bir kimseyi öldürüp, işte öldürdüm dedi.) İbrahim • (A.S.): Benim Rabbim güneşi doğudan doğ­durur. Senin İktidarın varsa batıdan doğdur dedi.Bunun üzerine Kafir (Nemrut) cevap bulamayıp şaşırıp kaldı. Allah (c.c.) zalim kimseleri hidayete erdirmez.” buyurulmuştur (Bakara Sûresi Ayet: 258) "Allah-u Tâladan başka ilâh olsa, her ilâh kendi yarattığı ile bir araya toplanıp karşılıklı muharebe olur ve bazısı bazısına galip gelip neticede yine bir Allah kalırdı" buyurulmuştur. (Mü´minûn Süresi Ayet: 91) Ayet-i Kerimeden de anlaşıldığı gibi Al­lah´tan başkan ilâh yoktur. Şayet Allah´(C.C)´ dan başka ilahlar olsaydı bu âlemdeki mükemmelliklerin olmaması gerekirdi. Şöyle k... Devamı