BERÂTINI ALANLARDAN OLMAMIZ DUASI İLE...

2016-05-18 09:22:00
BERÂTINI ALANLARDAN OLMAMIZ DUASI İLE... |  görsel 1

BERÂTINI ALANLARDAN OLMAMIZ DUASI İLE…      Berât Gecesi, Kameri takvimin 8. ay'ı olan Şaban'ın 15. gecesidir. 21/22 Mayıs 2016 Cumartesiyi Pazar’a bağlayan gece, Berât Kandilidir. Bu vesile ile Berât Gecenizi tebrik eder, her iki cihanda kurtuluşa erenlerden olmamızı Yüce Mevla’dan niyaz ederim.      Berât kelimesi, sıkıntıdan, borçtan, suç ve cezadan kurtulmak, beri olmak anlamına ge­lir. tosir. Yani bugün 5/6 TemmuzBerât Gecesinde, günahlardan, işlenen manevi suçlardan kurtuluşumuz için ibadet-taat, dua ve niyaz içerisinde en güzel bir şekilde değerlendirmeliyiz. Berat Gecesinde, Berat edenlerden olmamızı Yüce Mevlâdan niyaz ederim. Hayatımızın her dönemini kulluk görevimizin bilinciyle geçirmeliyiz. Sadece önemli gün ve gecelerde değil, her zaman ibadetlerimizi yapmalıyız.     Berat Gecesinde, mağfirete ermek ve günahlardan temizlenmek için dua ve niyazlarımızı artırmalıyız. Yüce Allah (c.c.)’ın  bu gecede, dili ve kalbi ile kendisine yöne­lenleri, kendisinden bağışlanmalarını is­teyen Mü’minleri, affedeceğini, bağışlayacağını ümit ediyoruz. Yeter ki, Müslüman tam bir dil ve gönül bağı ile Al­lah (c.c.)'a yönelmiş olsun.      Bu gece, her insanının mukadderatının tayin edildiği bir dönüm zamanıdır. Çok feyizli, bereketli olan Berât gecesini uyanık bir şekilde geçirmemiz tavsiye olunmuştur. Gecesini ibadetle ihya eder, gündüzde de Oruçlu olursak güzel olur. Rabbimizden, bağışlanma, helâlinden geniş rızık, hastalıklarımıza şifa ve başka ne gibi dileklerimiz varsa dualarımızla istemeliyiz. Önemli gün ve gecelerde diğer günlerden daha fazla bir şekilde farzlara ilav... Devamı

KUR'AN VE SÜNNET ECZANESİNDE HER DERDE DEVÂ VARDIR

2016-05-10 10:42:00
KURAN VE SÜNNET ECZANESİNDE HER DERDE DEVÂ VARDIR |  görsel 1

KUR’AN VE SÜNNET ECZANESİNDE HER DERDE DEVÂ VARDIR      Müslümanlarının en çok ihtiyaç duydukları konulardan birisi, beklide en önemlisi, birlik ve beraberliktir. Birlik ve beraberlik ruhunu kaybeden toplumlar, her şeylerini kaybetmek zorunda kalırlar. Fertleri birbirine düşmüş milletler, yok olup gitmeye mahkûmdurlar. Tarih bunun en büyük şahididir. Dinimiz İslâm, birlik, beraberlik ve kardeşlik hukukunun önemini, fitne ve tefrikanın da son derece tehlikeli olduğunu açıkça belirtmiştir. İslâm, Tevhid (birlik ) dinidir, mensuplarının da birlik ve beraberlik içinde olmalarını emreder. Müslümanların ırk, dil, renk, bölge ve benzeri unsurlarla bölünüp parçalanmamalarını, Tevhid’in gereklerinden sayar. Kur’an ve Sünnet’te her sorunun mutlaka bir çözümü vardır. Bütün anlaşmazlıklar bu ana kaynaklara bağlı kalınarak çözüme kavuşturulmalıdır.      Kur’ân eczanesinde, her derde devâ vardır;      Son kullanma tarihi: Kıyâmete kadardır…        Cengiz Numanoğlu      Müslümanlar olarak dinimizin bu husustaki emirlerine uyup, yasaklarından kaçınırsak milletçe huzur içinde yaşayabiliriz. Bu sayede hem dünyada, hem ahirette mutlu oluruz. Âyet-i Kerîmelerde:“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.”“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her... Devamı

Mîrac Kandili

2016-05-02 14:56:00
Mîrac Kandili |  görsel 1

MÎRAC KANDİLİ      Malumunuz 03/04 Mayıs Salı’yı Çarşambaya bağlayan gece Mirac Kandili’dir. Bu vesile ile Mirac Kandilimizi tebrik eder, her iki cihanda kurtuluşa erenlerden olmamızı Yüce Mevla’dan niyaz ederim.      Mîrac; Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), Mekke döneminde bir gece, Zerreden Kürreye, her şeyin Yaratıcısının daveti üzerine gerçekleşen, sonsuz kudretinin eserlerini temaşa etmesi için önce Mescid-i Aksa’ya, oradan da semaya yaptırılan hikmet yüklü bir yolculuk ve mucizevî bir buluşmadır. Recep ayının 27.gecesi Mîrac hadisesi vuku bulmuştur. Miraç bir arınma ve Allah’a yükseliştir. Mirac’ın lügat manası, yükselmek, yukarı çıkmak anlamlarına gelir. Erdem yolculuğu, kâmilliğe yükseliş hikâyesidir. Sadece Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve varlığın düzeylerinde, hakikat göğünün katmanlarında değil, insanlığın Allah’a ulaşan yolunun duraklarında da gerçekleşmiş kutlu bir yolculuktur.       Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.) gecenin bir anında, Mescidi Aksa’dan Cenab-ı Hakkın dilediği yüksekliğe çıkarılması hadisesine Mirac denir. Bir de İsra (gece yürüyüşü) vardır ki, Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)’in Mekke-i Mükerremedeki, Mescid-i Haramdan, Mescid-i Aksaya kadar olan yolculuğuna, “gece yürüyüşü” denir. Bu, gece yürüyüşü (isra) hadisesi Kuran-ı Kerim ile sabittir. İsra Sûresin 1.âyet-i kerimesinde: “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye Muhammed kulunu Mescidi Haramdan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, noksan sıfatlardan mü... Devamı

AKL-I SELİM

2016-04-25 10:43:00
AKL-I SELİM |  görsel 1

AKL-I SELİM      Bir grup Akl-ı Selim Şuurlu Gençlik, Kur'an-ı Kerîm'i, Sünneti Seniyeye'yi, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)'in Örnek hayatını, güzel ahlâkını kendilerine rehber edinerek, Zaferin Allah (c.c.)’tan geldiği bilinci ile sefere çıkmışlardır.Bu Şuurlu Gençlik, Allah (c.c.), Rızası için çalışıp, sevgilerini ve buğuzlarını bu ana eksene uygun olarak oluşturarak hayatlarını anlamlı hale getirmenin mücadelesini vermektedirler.      Geçtiğimiz yıl, bir grup akl-ı selim, şuurlu, genç kardeşimiz bir araya gelerek; Akl-ı Selim Dergisini çıkarmışlardır.  Derginin ikinci yılında, geçtiğimiz günlerde de 5. Sayısını yayımlamışlardır. Emeği geçen genç kardeşlerimizi gönülden tebrik ederim. Gerçek anlamda takdiri hak eden dergiyi çıkaran kardeşlerimiz şu isimlerden oluşmaktadır:      “İmtiyaz Sahibi Haydar Keleş, Yazı İşleri Müdürü-Yayın Editörü Seyit Mehmet Ersöz, Dergi Komisyonu, Bünyamin Nokta, Fatih Okutan, Zeynep Sağlam, Hümeyra Tezcan, Süleyman Fatih Turhan ve Muhammed İsmail Eryılmaz.”      Akl-ı selim insanlar, er geç düze çıkarlar,     Onlar sonuçlar değil, sebeplere bakarlar… Tekme, tokat, yumruklar âcizlerin işidir, Oysa gerçek kahraman, akl-ı selim kişidir.      Akl-ı selim, fikrini, fikirlerle savunur,     Aklı elîm tekmeyle, yumruklarla avunur.                                       Cengiz Numanoğlu      &nb... Devamı

ROL MODEL, EN GÜZEL ÖRNEK, EFENDİMİZİN DOĞUMU

2016-04-19 09:49:00
ROL MODEL, EN GÜZEL ÖRNEK, EFENDİMİZİN DOĞUMU |  görsel 1

ROL MODEL, EN GÜZEL ÖRNEK, EFENDİMİZİN DOĞUMU         Rol Modelimiz, en güzel örnek, Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 20 Nisan(12 Rebiul Evvel) 571 yılında Mekke de dünyaya gelmiştir. Dünya ya teşriflerinden bu güne kadar 1445 sene geçmiştir. Bu sene-i devriyesinde her zaman olduğu gibi O’nu yeniden anmanın hazzını ve şerefini yaşamaktayız. 14–20 Nisan tarihleri arasında Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri yoğun olarak devam etmiştir.Muhammedül Emin Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin örnek ahlâkını ve hayatını öğrenerek hayatımızı O’nun gösterdiği doğrultuda yaşamalıyız.    On dört asır evvel, yine böyle bir geceydi,  Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!  Medyundur o mâsûma bütün bir beşeriyet...  Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.                                          Mehmet Akif Ersoy     Âyet-i Kerîmede:“Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” (Ahzab Sûresi âyet:21) buyurulmuştur.      Âyet-i Kerîmede, Hz. Peygamber’in, Allah’ın hoşnutluğunu kazandıracak davranışlarda bulunmak isteyenler için mükemmel ve canlı bir örnek, en büyük fazilet numunesi olduğu anlatılmaktadır. Böylece, Resûlullah’ın, hislerine mağlup insanları memnun etmek ve onlara pratik değerden mahrum birtakım nazarî kaideler öğretmekle görevli olmayıp, onun hedefinin, insanlığa amelî kaideler öğretmek ve... Devamı

Muğla Gezisi

2016-04-11 17:53:00
Muğla Gezisi |  görsel 1

MUĞLA GEZİSİ      Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi,  “Yazılacak çok şeyimiz var ”  konu başlıklı gezi programlarını 2004 yılından beridir düzenli olarak devam ettirmektedir. Geçtiğimiz hafta sonu 25. Geziyi, Kültür ve Turizm’in Başkenti Konya’dan Turizm’in Kalbi Muğla’ya düzenlemiştir. Bir yıl içerisinde düzenli olarak yapılacak programlar önceden açıklanıp bildirilmekte, programlara ilgi duyanların katılmaları istenmektedir. Gezi programları da bu kapsamda gerçekleştirilmiştir.      Geziye TYB Konya Şube  Başkanımız ve aynı zamanda Muğla Basın İlân Kurumu Müdürü Mehmet Ali Köseoğlu, bendeniz Ömer Lütfi Ersöz, Melahat Ürkmez,Hüzeyme Yeşim Koçak, Anuş Gökçe, Sadık Gökçe, Cemil Paslı, İsmail Detseli, Nihat Abayhan, Zeki Oğuz, Salih Sedat Ersöz, Yücel Kemandi, Bedir Köseoğlu, Fikret Küçükmumcu, İbrahim Can, Mustafa Öcal, Bekir Şahin, Ahmet Demirel, Kazım Öztürk, Lütfi Ayhan, Muammer Ulutürk, Abdullah Harmancı, Ulvi Kubilay Dündar, Ali Fuat Baysal, Osman Bozdemir, Mucahit İyiyolbulan, Abdulkadir Yurtsever, Atilla Yaramış, Ümit Savaş Taşkesen gibi, gazeteci, yazar, akademisyen ve aile fertlerinden oluşan 46 kişilik bir heyet katılmıştır.      Cuma günü akşam saatlerinde çıktığımız yolculuğumuz çok keyifli geçti. İsimlerini yazdığım ve yazamadığım çok değerli kardeşlerimiz birbirinden özlü ve güzel konuşmalarını yol boyunca devam ettirdi. Bu sohbetler, şakalaşmalar, toplu yapılan ibadetler dostluklarımızın pekişmesine vesile olmuştur. Saat:04.00 Sularında Muğla Köyceğiz’deki otelimize yerleştik. Kısa süreli  bir istirahatten sonra sabah kahvaltı... Devamı

REĞAİB KANDİLİ VE ÜÇ AYLAR

2016-04-06 09:27:00
REĞAİB KANDİLİ VE ÜÇ AYLAR |  görsel 1

REĞAİB KANDİLİ VE ÜÇ AYLAR      Malumunuz Kamer’i yani Ay takvimine göre yılın yedinci, sekizinci ve dokuzuncu aylarından olan, Recep, Şaban ve Ramazan aylarına verilen isim Üç Aylardır. Kısmet olursa 7/8 Nisan Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece, Üç Ayların başlangıcı olan Recep ayının ilk gecesi ve aynı zamanda ilk Cuma gecesi olduğu için de Regaip Kandilidir.  Regaip, elde edilmesi arzu edilen şeylere ulaşabilmek için Allah’a çokça yönelme anlamına gelmektedir. Allah’ın rahmet, mağfiret ve bereketinin yoğunlukla hayatımıza inmesi, kulun da Yaratıcısına yönelerek bunları sıklıkla istemesinden dolayı bu adı almıştır.  Bu vesile ile içerisinde çok önemli geceleri barındıran mübarek üç aylarımızı ve idrak edeceğimiz Regaip kandilimizi tebrik eder, Âlem-i İslam’ın içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtuluşuna vesile olmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ederim.       İçinde bulunduğumuz Mübarek üç ayların hemen başında, Reğaib kandili ile hayatımızı Manevi anlamda güzelleştirmemize bir fırsat olduğu bilinmelidir. Bu önemli günler, geceler ve aylar, bizlere; iyilik ve güzelliklere rağbet etmeyi hatırlatmakta; hayatımızla alakalı yeni kararlar alma imkânı sunmaktadır. Mesela: Namazlarını bir türlü istediği düzene koyamamış bir Müslüman için, üç aylık zaman dilimi kaçırılmayacak bir fırsattır. Üç ay boyunca namazlarını düzenli olarak kılmaya karar verip bu disiplinden taviz vermeyen kişi, namazdan kopmama adına önemli bir adım atmış sayılır. Gerçek anlamda şuurlu bir şekilde kılınan namaz, Müslüman’ı bütün kötülüklerden alıkoyar.       Rabbimiz ... Devamı

YAMAN DEDE

2016-03-28 12:08:00
YAMAN DEDE |  görsel 1

YAMAN DEDE      TYB Konya Şubemizin hafta sonu İl Halk Kütüphanesinde düzenlediği Programda; Yazar Sadık Yalsızuçanlar, Yaman Dede’yi anlattılar. Yoğun bir ilginin olduğu program, Şair, Yazar İsmail Detseli kardeşimizin Yaman Dede’nin; Gönül hun oldu şevkinden… Naat-ı Şerifini okuması ile başladı. Akabinde, Sadık Yalsızuçanlar muhteşem ve mükemmel anlatımları ile Yaman Dede’nin hayatını anlattılar.     Kayseri’nin Talas ilçesinde Rum bir ailenin çocuğu olarak 1887 yılında dünyaya geldiği, doğumundan kısa süre sonra Kastamonu’ya göç edip ilk tahsillerini orada yaptığı, daha sonra İstanbul Hukuk Fakültesini girip oradan mezun olduğunu, Yaman Dede’nin hayatı ‘Diyamandi’ Romanının yazım sürecinde yaşadıklarını ayrıntıları ile anlattı. Yaman Dede’nin asıl adının elmas anlamına gelen Diyamendi olduğunu ifade ettiler. Ayrıca Yaman Dede’nin aslında Yanar Dede olduğunu, Yakar Dede olduğunu,  Müslüman oluşunu, Allah, Peygamber aşkı ile dop dolu olduğunun hikâyesini anlattı. Yaman Dedenin, yanan bir kalb ile efkâr dolu, aynı zaman da Mevlânâ aşığı olduğunu, 42 yıl boyunca Müslüman olduğunu gizlemek zorunda kaldığını ve Müslüman olduğunu açıkladıktan sonra ise çok büyük sıkıntılar çektiğini, 1962 yılında gerçek âlem’e göç ettiğini aktardılar.      Allah, Muhamamed adını duyunca gözyaşına boğulan, bayılan var mı aranızda? Ya da hiç böyle birini gördünüz mü?  diyerek konuşmasına devam etti. Yaman Dede’nin böyle bir aşk ve muhabbet ile İslâm’a bağlı olduğunu çok güzel bir anlatımla aktardılar. Yazdığı mektupların edebî yönünün çok fazla... Devamı

TYB Konya Şubemizin 2016 Kültürel Etkinlikler Takvimi Açıklandı

2016-03-21 11:36:00
TYB Konya Şubemizin 2016 Kültürel Etkinlikler Takvimi Açıklandı |  görsel 1

TYB KONYA ŞUBEMİZİN 2016 KÜLTÜREL ETKİNLİKLER TAKVİMİ AÇIKLANDI      Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubemizin bir ferdi olmaktan dolayı ne kadar iftihar etsek azdır diye düşünüyorum. Çünkü yıllardır bıkmadan, usanmadan büyük bir sabır ve azimle Konya’mızın Kültür ve Sanat merkezi olması için çalışılmıştır. Öncü, lokomotif konumunda olan TYB Konya Şubemize emeği geçen üyesinden Başkanına her bir kardeşimi gönülden tebrik ediyorum. TYB Konya Şube Başkanımız Mehmet Ali Köseoğlu’nu da özverili, başarılı çalışmaları vesilesiyle de gönülden tebrik ediyor, başarılarının daim olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum.      Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi, her yıl Mart ayında olduğu gibi, bu yılda 2016 Kültürel Etkinlikler Takvimini yazılı ve görsel basın ile paylaştı. Açıklanan takvime göre; kültür ve sanat etkinlikleri, her hafta Cumartesi günleri saat 14.00’ de İl Halk Kütüphanesinde gerçekleştirilecektir. Her yıl olduğu gibi, bu yılki etkinliklerde birbirinden değerli, zengin, bilgilendirici, gönül dünyamızı dolduran niteliktedir.      Etkinliklere baktığımız zaman, yediden yetmişe, bütün insanımıza hitap ettiğini, toplumumuzun genelini kucakladığını, istişareler sonucu ortak aklın kullanımı ile oluşturulmuş bir program şölenini görmekteyiz.      Etkinliklerin ilki geçtiğimiz Cumartesi günü; Gençlerle Mehmet Akif Paneliyle başlamıştır. Önümüzdeki Cumartesi gününden itibaren sırasıyla şöyledir: “Bir Aşk Eri Yaman Dede (Sadık Yalsızuçanlar), Yazarlar Buluşması, Yazılacak Çok Şeyimiz Var/Muğla'ya Gidiyoruz, Türk-Rus İlişki... Devamı

YENİDEN, ÇANAKKALE RUHUNA SAHİP OLMALIYIZ

2016-03-14 11:45:00
YENİDEN, ÇANAKKALE RUHUNA SAHİP OLMALIYIZ |  görsel 1

YENİDEN, ÇANAKKALE RUHUNA SAHİP OLMALIYIZ      Dünyanın bütün zalimleri, içerideki hainlerle birlikte, ecdadımız Osmanlıyı yıkmak için seferber oldukları gibi bugünde güzel ülkemiz Türkiye’yi bölüp parçalamak için bir araya gelmektedirler. Malumunuz, Abdülhamit Han cennet mekân güzel insana karşı, her türlü hainlikleri yapmışlardır. Yakın tarihimizin o dönemlerinde yapılmak istenenlerle bugünlerde yapılmak istenen aynı şeylerdir. Zerre kadar aklı, imanı, irfanı olan insanımızın bu oynanan oyunlara alet olmadığı gibi, bozmak için mücadele etmesi gerekmektedir. Güzel ülke Türkiye’miz üzerinde oynanmak istenen,  iç ve dış hainlerin planlarına karşı, dün olduğu gibi bugünde aynı anlayışla ve kararlılıkla karşı koymalıyız. Güzel ülkemiz Türkiye, görünürde içeride PKK, dışarıda PKK’ nın uzantıları olan PYD, YPG ve benzeri terör örgütleri ile mücadele etmektedir. Gerçekte ise ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İsrail, Rusya, Çin ve hatta İran gibi ülkelerle mücadele etmektedir. Bu ülkelerin içerisinde farklı düşünenler olmakla birlikte büyük çoğunluğu, ülkemizi bölmek için bütün terör unsurlarına yardımcı olmaktadırlar.      Çanakkale Savaşının 101. Seneidevriyesinde, yakın tarihimizde yaşadıklarımızdan büyük dersler çıkararak, Yedi düvelle olan mücadelemize en etkin şekilde devam etmeliyiz. Güzelim Ülke Türkiye’mizi bölmek isteyen iç ve dış bütün hainlere gereken cezalarını vermek için çalışmalıyız. Değerli kardeşlerim, zaman ve kişiler değişse de, Ülkemiz üzerinde gözleri olan dış g&uu... Devamı

ASIM'IN NESLİNİ YETİŞTİRMEK İÇİN MÜCADELE ETMİŞ BİR GÜZEL İNSAN,

2016-03-07 15:48:00
ASIMIN NESLİNİ YETİŞTİRMEK İÇİN MÜCADELE ETMİŞ BİR GÜZEL İNSAN, |  görsel 1

ASIM’IN NESLİNİ YETİŞTİRMEK İÇİN MÜCADELE ETMİŞ BİR GÜZEL İNSAN, MEHMET AKİF ERSOY      Mehmet Akif Ersoy, yakın tarihimizin en önemli edebi şahsiyetlerinden biridir. O’nun çok önemli bir şahsiyet olması milletimizin inancını, acısını, heyecanını kalbinde duyarak, yazdığı şiirlerle gönül bağını oluşturup, hislerine tercüman olmasından kaynaklanmaktadır.      Mehmet Akif Ersoy, sağlam karakterli, olgun şahsiyeti ile Milletimizin gönlünde taht kurmuştur. Her birimize örnek bir Müslüman hayatı sergilemiştir. Çok güzel ve önemli olan eseri, SAFAHAT’ ı, kıymet bilen Milletimiz bu güne kadar sahiplenmiştir. Özlediği Asım’ın nesli gençler, inanıyorum ki, ideallerine bağlı kalarak gereken önemi verecekler ve sahip çıkmaya devam edeceklerdir. Merhum Üstad Mehmet Akif Ersoy, Çanakkale Şehitlerine isimli Şiirinin bir bölümünde Asım’ın Neslinden veciz olarak şöyle bahsetmiştir:      Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek,      İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.      Mehmet Akif Ersoy 1873 (H.1289) yılının Aralık (Şevval) Ay’ında Fatih’te Sarı güzel Mahallesinde doğmuştur. Babası Arnavutluk’un İpek Kasabasından Tahir Efendi’dir. Annesi Emine Şerife Hanım ise, aslen Buharalı bir ailedendir. Aile Buhara’dan Anadolu’ya, önce Boyabat’ta yerleşmiş, sonra da Tokat’a göçmüştür.  Öğrenim hayatına henüz dört yaşında, Fatih Muvakkithânesi’nin yanındaki ibtidaî mektepte başlamış, iki yıl sonra da Emir Buhari Mekteb-i İptidaisi’ne geçmiştir. Bir yandan Maarif Nezareti’ne bağlı bu okula giderken, bir yandan da ... Devamı

Gençleri Zararlı Alışkanlıklardan Korumak İçin :Çalışmalıyız

2016-03-01 09:25:00

GENÇLERİ ZARARLI ALIŞKANLIKLARDAN KORUMAK İÇİN ÇALIŞMALIYIZ      Malumunuz 1-7 Mart tarihleri Yeşilay Haftası olarak kutlanmaktadır. Yeşilay, sigara, içki, uyuşturucu v.b. diğer zararlı alışkanlıklar ile mücadele eden, insanımızı ve özellikle de gençleri, bahse konu olumsuzluklardan koruyup, kurtarmak için çalışan, Kamuya Yararlı bir Cemiyettir.      Yeşilay’ın çalışmaları, memleketimizin her tarafında faydalı olan, Ülke ve toplumumuz menfaatine hizmet eden çok yararlı gönüllü, sivil bir kuruluştur. Aslında her birimiz, birer Yeşilay gönüllüsü olmalıyız. Öncelikle kendi evlâtlarımızı ve aynı zamanda yakından uzağa ilkesince de, insanlarımıza, özelliklede gençlere ulaşarak her türlü zararlı alışkanlıklardan uzak durmalarını sağlayıp, ahlâklı, dürüst fertler olarak yetiştirmeliyiz.      Madde bağımlılığı, neredeyse insanlık tarihi kadar eski olup, bu güne gelen ve insanlığın sağlığını bozan, tehdit eden, dünyanın en önemli sorunlarından biridir. Sağlıklı olmak; beden, ruh ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlanmaktadır. Bahse konu bu tanımı tamamen yok edip, bozabilen ana unsur madde bağımlılığıdır. Madde bağımlılığı, kişiyi bedenen bozmakta, vücuda fizyolojik yönden büyük zararlar vermekte, ruhen çökertmektedir. Madde bağımlıları, psikiyatri kliniklerinde tedavi edilmektedirler. Sağlığı bozulan fertlerin sosyal yönden de; aile içinde ve arkadaşlarla ilişkilerinin bozuk olması kaçınılmaz bir sonuçtur.      Bütün sağlık problemlerinde olduğu gibi, madde bağımlılığında tedavi maliyetleri, korunma maliyetlerinden çok yüksektir. Yaşam boyu madde kullanım oranları Erkeklerde % 3,5 Kadınlarda % 2,6 ol... Devamı

KELİME-İ TEVHÎD'E, İSLÂM'A KİLİTLENMELİYİZ

2016-02-23 12:50:00
KELİME-İ TEVHÎDE, İSLÂMA KİLİTLENMELİYİZ |  görsel 1

KELİME-İ TEVHÎDE, İSLÂM’A KİLİTLENMELİYİZ      Kelime-i Tevhîd, Kelime-i Şehadet, İslâm’ın beş temel şartının birincisi ve en önemlisidir. Kelime-i Şehadet, Kelime-i Tevhîd; İslâm’a girişin temel şartıdır. Diğer ibadetler bu temel üzerine bina edilip, kurulur. Kelime-i Tevhîd: “Lâ İlâhe İllallah, Muhammedurrasulullah” demektir. Anlamı: “Allah ‘tan başka İlâh yoktur, Muhammed, Allah’ın elçisidir.”  Kelime–i Şahadet: “Eşhedü enlâ ilâhe illellah ve eşhedü enne Muhammed en abdühü ve Rasüluh” demektir. Anlamı: “Ben şahitlik ederim ki, Allah(c.c.)’tan başka İlâh yoktur. Ve yine şahitlik ederim ki, Hz. Muhammed (s.a.s.) Allah(c.c.)’ın kulu ve elçisidir.”  Kişi, Kelime-i Şehadeti kendi hür iradesi sonucunda, dili ile söyleyip, kalb-i ile de tasdik ederse Müslüman olmuş olur.      Müslümanlar; dünya ‘ya, maddeye, mevki ve makama değil, Kelime-i Tevhide, Allah (c.c.)’a kilitlenmek zorundadır. Bugün dünya Müslümanlarının yaşadıkları olumsuzluklar, kilitlenmeleri gerekenden uzak oluşları ve aynı zamanda dünyaya meyilli olup, dünya ya kilitlenmelerinden kaynaklanmaktadır.      Âyet-i Kerîmede:“Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.” (Ali İmran Sûresi âyet:85)        Dinin esasına taalluk eden temel prensipler, vahye dayanan bütün dinlerde aynıdır. Değişiklikler daha ziyade ibadetler ve beşerî münasebetler konusunda olup, bu değişiklikler, insan topluluklarının tekâmül etmiş olmasının bi... Devamı

ASIMIN NESLİNİ YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞMALIYIZ

2016-02-16 11:52:00
ASIMIN NESLİNİ YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞMALIYIZ |  görsel 1

ASIMIN NESLİNİ YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞMALIYIZ      Öncelikle eğitim-öğretim yılının ikinci döneminin; Öğretmen, Öğrenci ve Velilere hayırlı olmasını Yüce Mevlâdan niyaz ederim. Bir milletin ilerlemesinde Maddi ve Manevi güzelliklere sahip olmasındaki en etkili gücün Eğitim-Öğretinden geçtiği aşikârdır. Bilgiye sahip olanlar, başarıya da ulaşırlar. Eğitim ve öğretim bir milletin ilerlemesinde ve cehaletin giderilmesinde en etkin yöntemdir.   Güzel Ülkemiz Türkiye de son yıllarda çok güzel hizmetler yapılmıştır.  Özgürlüklerin önü açılmış,  kardeşliğin temini için adımlar atılmış,  barıştan yana uygulamalarla, insanlarımızın her birine değer verilmiş, Meslek Lisesi Mezunlarına uygulanan; Katsayı adaletsizliği  giderilmiş, Meslek Liselerinin Orta Kısımları açılmış, Hafızlık ile ilgili engeller kaldırılmış, Kesintisiz eğitim, kesintili hale dönüştürülmüş, Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed’in Hayatı ve Temel Dini Bilgiler seçmeli ders olarak,  Orta Okul ve Liselere konulmuş, Yıllardır kanayan bir yaraya, neşter vurulup, Başörtüsü yasağı kaldırılarak, bütün kamu kurum ve kuruluşlarında serbest bırakılmıştır.      Okullardaki seçmeli Kur'an-ı Kerim, Hz. Muhammed’in Hayatı ve Temel Dini Bilgiler derslerine müracaat için zaman daralmaktadır. Asım’ın nesli gençliği yetiştirmemiz için, hem ebeveynler, hem öğretmenlerimiz, idarecilerimiz ve toplumumuzdaki bütün duyarlı kardeşlerimize çok büyük görevler düşmektedir. Veliler, kesinlikle, bu hafta sonu Lise öğrencileri için son bulacak seçmeli ders fırsatını iyi değerlendirerek, Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamberi... Devamı

İDARECİLER, İSTİŞAREYE VE ELEŞTİRİYE AÇIK OLMALIDIRLAR

2016-02-08 15:04:00
İDARECİLER, İSTİŞAREYE VE ELEŞTİRİYE AÇIK OLMALIDIRLAR |  görsel 1

İDARECİLER, İŞTİŞAREYE VE ELEŞTİRİYE AÇIK OLMALIDIRLAR       Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.); biz Müslümanlar için en güzel örnektir. Kur’an-ı Kerîm’i en iyi anlayıp, en iyi yaşayandır.  Bizlerde, Peygamber Efendimizi örnek alarak güzel bir hayat yaşamalıyız. Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimiz, işlerini istişare ile yani danışarak yapardı. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.); herhangi bir konuda karar vermeden önce, konuyu iyi bilen kimselerle istişare ederek, fikir alış-verişinde bulunurdu. Yüksek Liderlik ve İdarecilik kabiliyetlerine sahip olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.); sahabelerini bir hükümdar anlayışı ile yönetmemiş ve istişareyi de hiçbir zaman terk etmemiştir.      Âyet-i Kerîmelerde:“…Onların işleri, aralarında danışma iledir...” (Şura Sûresi âyet:38)  Bu âyet, İslâmî idare şeklinin, Müslümanların kendi aralarından seçecekleri şûranın kararlarına dayandığına delil olarak gösterilmiştir.      “…(Ey Peygamber) iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Ali İmran Sûresi âyet:159)  Şûrâ (meşveret, danışma) prensibinin İslâmiyette önemli bir yere sahip olduğu âyette açıkça ifade edilmiştir. “Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” (Ahzab Sûresi âyet:21)  buyrulmuştur.      Âyette, Hz. Peygamber’in, Allah’ın hoşnutluğunu kazandıracak davranışlarda bulunmak ist... Devamı

BİRLİK VE BERABERLİK KURTULUŞU, TEFRİKA İSE YOK OLUŞU SAĞLAR

2016-02-02 15:27:00
BİRLİK VE BERABERLİK KURTULUŞU, TEFRİKA İSE YOK OLUŞU SAĞLAR |  görsel 1

BİRLİK VE BERABERLİK KURTULUŞU, TEFRİKA İSE YOK OLUŞU SAĞLAR      Güzel Ülkemiz Türkiye’miz üzerinde oynanan çirkin oyunları gören aklıselim insanlarımız kenetlenerek, birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştırmalı, bütün sıkıntılarımızı aşmak için birlikte mücadele etmeliyiz. Son günlerde yaşadıklarımız karşısında en çok ihtiyaç duyduğumuz konulardan birisi, beklide en önemlisi, birlik ve beraberliktir. Birlik ve beraberlik ruhuna sahip olanların gerçek anlamda kurtuluşa ermeleri, tefrika belasına düşenlerin de yok olup gitmeye mahkûm olduklarını sünnetullahın bir gereği olarak biliyoruz.           Âyet-i Kerîmelerde: “Hepiniz toptan Allah’ın ipine (İslam’a) sarılın, ayrılmayın, Allah’ın size olan nimetini anın; düşmandınız, kalpleriniz arasını uzlaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar” “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran Sûresi âyet:103, 105)      “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hucurat Sûresi âyet:10) buyrulmuştur.      Efendimiz Hz. Muhammed (s. a. s.) bizlere şu emirleri vermektedir: “Sakın, birbirinize düşman olup, buğuz etmeyiniz. Birbirinize haset etmeyiniz. Birbirinizden yüz çevirip ayrılmayınız. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.”      Günümüz Müslümanlarının ... Devamı

AİLENİN ÖNEMİ, BOŞANMA SEBEPLERİ-SONUÇLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI

2016-01-25 13:27:00
AİLENİN ÖNEMİ, BOŞANMA SEBEPLERİ-SONUÇLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI |  görsel 1

AİLENİN ÖNEMİ, BOŞANMA SEBEPLERİ-SONUÇLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI      TEYAD (Tüm Eğitimciler Yardımlaşma Araştırma Derneği) tarafından, 23 Ocak 2016 Cumartesi günü saat: 13.00’da İl Halk Kütüphanesi Konferans salonunda; “Ailenin Önemi, Boşanma Sebepleri-Sonuçları ve Çözüm Yolları” konulu, Oturum Başkanlığını yaptığım, Panel gerçekleştirildi.      Kur’ân-ı Kerim tilaveti sonrası, TEYAD Başkan vekili Nurettin Kılıç’ın açış konuşması sonrası Panel gerçekleştirildi. Panele, Başkanlığını yürüten bendeniz Ömer Lütfi Ersöz, Panelistler, Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar, KADEM Konya temsilcisi Dt. Kübra Solak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Konya İl Müdürlüğü temsilcisi Sosyolog Fatma Koca, Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şimşek, Selçuklu Halk Eğitimi Merkezi Müdür Yardımcısı Uz. Öğretmen Neslihan Aydın katılmışlardır. Hakikaten Panelistler; birbirinden güzel ve özlü bilgiler sunmuşlardır. Her birine kalb-i şükranlarımı sunarım.      Panelin Oturum Başkanı olarak başlangıçta ve en son bölümde yaptığım değerlendirme konuşmam da kısaca ana hatları ile şu hususları anlatma imkânına sahip oldum: “Evlilik ancak aile kurmak içindir. Aile, ilk olarak Cennette Yüce Yaratıcı tarafından Hz. Âdem babamızla Havva annemiz arasında kurulmuştur. Sürekli olarak, Cennetten bir huzuru ve mutluluğu içinde barındıran; temelleri, esasları, kuralları Yüce Yaratıcı tarafından belirlenmiş en önemli sosyal müessesedir. Aile, toplumun çekirdeği ve rengidir. Şekil ve âdet olarak birbirine çok benzeyen, içerik ve öz itib... Devamı

DEF-İ MAZARRAT CELB-İ MENAFİDEN EVLADIR

2016-01-15 14:29:00
DEF-İ MAZARRAT CELB-İ MENAFİDEN EVLADIR |  görsel 1

DEF-İ MAZARRAT CELB-İ MENAFİDEN EVLADIR      Def-i mazarrat, celb-i menafiden evladır, bir Mecelle Kuralıdır. Yani; Zararın önlenmesi, faydanın temininden önce gelir anlamına gelmektedir. Son günlerde güzel ülke Türkiye’mizde, yoğun bir şekilde, gözü dönmüş hain terör mensubu insanlıktan yoksun kişilerin verdikleri zararları her birimiz bilip, görmekteyiz.      Dünyanın her tarafında kan, gözyaşı yaşanmakta, birçok ülkenin meşru yönetimleri milletlerinin desteğine rağmen, baskı ve zulüm ile değiştirilmektedir. Mısırda meşru olarak halkın oyları ile Cumhurbaşkanı seçilmiş olan Muhammed Mursi, Zalim Sisi tarafından askeri darbe ile görevinden uzaklaştırılmış, ceza evine konularak, uyduruk iddianamelerle idam cezasına çarptırılmıştır. Binlerce İhvanı Müslim yöneticisi, üyesi öldürülmüştür. Suriye’de kendi halkını öldüren, baskıcı, halka rağmen iktidarda kalma hırsında olan zalim Esad’ın yaptıkları Dünya’nın egemen güçlerince de görülmemektedir. Ayrıca Irakta, Yemende, Doğu Türkistan’da, Filistin’de v.b. Müslüman coğrafyalarda büyük zulümler yapılmaktadır. Dünyanın farklı noktalarında çok büyük zulümler yaşanırken, haklı olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan; dünya beş ’ten büyüktür, One Minute diyerek dünyanın bütün zalimlerine meydan okumaktadır. Bunun içindir ki, Cumhurbaşkanımıza bedel ödetmek istemektedirler. Ne yaparlarsa yapsınlar, korkmadan ve çekinmeden bütün zalimlere karşı, mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz.      Sisi’nin, Esad’ın, ülkemizdeki hain teröristler ile bütün Zalimlerin ve yanda... Devamı

SEVDİĞİMİZ ŞEYLERİ ALLAH YOLUNDA HARCAMALIYIZ

2016-01-12 15:34:00
SEVDİĞİMİZ ŞEYLERİ ALLAH YOLUNDA HARCAMALIYIZ |  görsel 1

SEVDİĞİMİZ ŞEYLERİ ALLAH YOLUNDA HARCAMALIYIZ      İyi’ ye ermemiz, sevdiğimiz şeyleri Allah (c. c.) Rızası için, O’nun yolunda harcamamıza bağlıdır. Maddi ve manevi bütün varlığımızı Allah (c. c.) yolunda seferber edebilmeliyiz.  Âyet-i Kerimeler de:  “Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça «iyi» ye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.” (Âl-i İmran Sûresi âyet:92)         ‘İyi’ şeklinde tercüme edilen âyetteki «birr» kelimesi, hayrın, iyiliğin kemal noktası, Allah’ın rahmeti, rızası ve cenneti manalarında anlaşılmıştır. Bakara sûresinin 177. âyetinde «birr» in etraflı bir izahı verilmiştir ki, buna göre «birr», imanda, ibadette ve ahlâkta en doğru ve en güzel bir hayatı yaşamaktır. Aktardığım âyete göre böyle bir hayata ve Allah’ın lütuf ve inayetine ulaşmanın şartlarından biri, kişinin sahip olduğu ve sevip bağlandığı şeyleri Allah yolunda kullanmasıdır. Müfessirlere göre bu şeyler, servet, mevki, ilim ve beden kuvveti gibi maddi ve manevi imkânlardır.       “De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayıra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe Sûresi âyet: 39)      “(Yapacağınız hayırlar,) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.”  (Bakara Sûr... Devamı

HESABA ÇEKİLMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ HESABA ÇEKMEK

2016-01-06 09:38:00
HESABA ÇEKİLMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ HESABA ÇEKMEK |  görsel 1

HESABA ÇEKİLMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ HESABA ÇEKMEK      Müslüman, nefs muhasebesini hiç bir zaman ihmal etmemelidir. İçinde bulunduğumuz zamanı çok iyi değerlendirmeliyiz. Bir yılı geride bırakıp yeni bir yıla girmiş bulunuyoruz. Önemli olan her zaman nefs muhasebemizi yapmalı, hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmeli, kulluk görevimizi daha iyi yapmak için gayret sarf etmeliyiz. İmtihanda olduğumuz bu dünya hayatın da geçen her günümüzü ve yılımızı hakkıyla değerlendirebildik mi? sorusuna cevap aramalıyız. Boşuna geçen günler ve yıllarımız için üzülmeli, nasuh bir tevbe ile hayatımızı hakkıyla değerlendirmeye gayret etmeliyiz.      Âyet-i Kerîmelerde: “(Bununla beraber)  nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder; Rabbim acıyıp korumuş başka. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir.” (Yunus Sûresi âyet:53) “…Nefislerinizi temize çıkarmayınız.” ( Necm Sûresi âyet:32) buyrulmuştur.      Müslümanlar olarak, hayatımızı Kuran ve Sünnet'e uygun bir şekilde yaşamakla yükümlüyüz. Her zaman nefsimizle hesaplaşarak, hayatımızı güzel ahlak sahibi olarak yaşamalıyız. Biliriz ki, Nefs Muhasebesinin ihmali, iflasın işaretidir. Kâinat ve bu bütünün parçalarını teşkil eden, zerreden kürreye bütün mevcudat bir hesap ve dengeler manzumesidir. Gökyüzünün uçsuz bucaksız bir şekilde direksiz oluşu, güneşin ve diğer gezegenlerin asla hata kabul etmeyen milimetrik hesaplara dayanması, yoktan var eden, güç ve kuvvet sahibi Rabbimizin varlığını aşikâr gösterme... Devamı

Nasıl Bir Gençlik?

2016-01-04 13:35:00
Nasıl Bir Gençlik? |  görsel 1

NASIL BİR GENÇLİK?      Geçtiğimiz günlerde, KADEM Konya Temsilciliği Gençlik Komisyonu tarafından düzenlenen “Nasıl Bir Gençlik?” konu başlıklı Söyleşinin konuğu Yazar Yusuf Kaplan Beyefendi idi.Tek kelime ile belirtmek gerekirse, Söyleşi, Mükemmeldi. Öncelikle böyle güzel bir organizeyi yaptıkları için KADEM Konya Temsilcilik Başkanı Dr. Kübra Solak Hanımefendinin şahsında emeği geçen bütün kardeşlerimize ve tuttuğu notları şahsıma gönderme zahmetinde bulunan Konya Genç Memur Sen Başkanı Sayın İbrahim Çetin’e şükranlarımı sunarım.      Yazar Yusuf Kaplan konuşmasında gençliğin içinde bulunduğu durumdan kurtulması ve arzu edilen bir duruma gelmesi için gerekli olan reçetenin özünü şöyle aktarmıştır: “İslam medeniyeti hafızası hiçbir zaman dışarıdan çökertilememiştir. Peki bugünün gencine nasıl bir rol düşmektedir? Nasıl bir gençlik?      Müslümanlar Grek düşüncesiyle yüzleştiler, oradan beslendiler, Grek düşüncesini dönüştürmeye çalıştılar. Sadece Grek düşüncesini değil, temasa geçtikleri bütün medeniyet, kültür, ve dinleri, batılıların yaptığı gibi kökünü kazımadılar. İlk önce temasa, irtibata, iletişime geçtiler. Onların, kendi kültürlerini ve dinlerini yaşayabileceği bir zemin hazırladılar. Batılıların yaptığı gibi başka medeniyetlere hayat hakkı tanımayan bir dünya kurmadılar. Etkileşime geçtikleri düşünceleri, Vahyin filtresinden geçirerek onlardan nasıl yararlanabileceklerini gösterdiler. Kur'ân'dan süt emecek, Efendimizin Yolunu yol bilecek, başka her şeyi elinin tersiyle it... Devamı

EL BİR DERNEĞİ FAALİYETLERİ

2015-12-15 11:51:00
EL BİR DERNEĞİ FAALİYETLERİ |  görsel 1

EL BİR DERNEĞİNİN FAALİYETLERİ      Geçtiğimiz hafta sonu El Bir Derneğini ziyaret ettim. Hüseyin Saraç kardeşimizden yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi aldım. Sinan Cırık Kardeşimizle de birçok defa görüşüp, ihtiyaç sahibi, mağdur kardeşlerimizin neredeyse dayanılmaz derecedeki acıklı hayat hikâyelerini dinlemiştim. Bir nebzede olsa katkımız olabilir düşüncesiyle, El Bir Derneği’nin faaliyetleri hakkında, yararlı olur düşüncesi ile siz değerli okuyucularımızı bilgilendirmeyi uygun gördüm.    Her ne sebeple olursa olsun, Konya’mız, ülkemiz ve dünyadaki mağdur-mazlum insanlara yönelik maddi- manevi her türlü yardım-dayanışma ile ilgili tüm imkânları seferber etmek amacı ile faaliyet gösteren El Bir Derneği; Cihan şümul kardeşlik duygusunu gönüllere yerleştirmek için mücadele etmektedir.      El Bir  Derneği; kısa sürede Konya’mızda hizmetlerini yoğunlaştırıp adından sıkça söz ettirmiş bir dernektir. İnancı ve cinsiyeti ne olursa olsun, yapılan zulüm, haksızlık ve şiddet ile doğal afetlerden oluşan mağduriyetlerin giderilmesinde sahip olduğu bütün imkânları seferber ederek, fertleri ELBİR' liği ile iyilik yapmaya, yardımlaşmaya, dayanışmaya teşvik etmiş, barış içinde sevgi ve kardeşlik dolu bir dünya oluşturmayı hedeflemiştir. El Bir Dernek Yönetimi, fedakâr güzel insanlardan oluşmaktadır.Onursal Başkanlığını Ak Parti Konya Milletvekili Dr. Abdullah Ağralı Bey yürütmektedir. Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşmaktadır; Celal Aktaş Başkan, Sinan Cırık Başkan Yardımcısı, Mehmet Özdil Sekreter, Hüseyin Saraç Sayman, Dr. Fatih Kara Üye, Hüseyin Akdil Üye, Fehmi Tanış Üye.      Dernek Y... Devamı

MALLARIMIZ VE CANLARIMIZ KONUSUNDA İMTİHAN EDİLMEKTEYİZ

2015-12-09 09:29:00
MALLARIMIZ VE CANLARIMIZ KONUSUNDA İMTİHAN EDİLMEKTEYİZ |  görsel 1

MALLARIMIZ VE CANLARIMIZ KONUSUNDA İMTİHAN EDİLMEKTEYİZ      Bu dünya ya gönderilişimizin bir gayesi vardır. İmtihan için gönderildik. Hayatımızın her döneminde, İmanlı olarak yaşayıp, haramlardan kaçınarak helaller dairesinde, emredilenleri yaparak, ahlaklı, dürüst kişilik sahibi insanlar olmamız, Rabbimizin bizler için emrettiği hususlardır. Doğumumuzdan ölümümüze kadar, bizleri üzen, sevindiren birçok konu söz konusu olmaktadır. Önemli olan nerede, nasıl davranabileceğimizin şuurunda olmaktır.      “Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin en değerlisidir.”(Al_i İmran Sûresi  âyet:186)      Biz Müslümanlar, Nefs Muhasebemizi hiç bir zaman ihmal etmemeliyiz. Hayatımızı Kuran ve Sünnet'e uygun olarak yaşamakla yükümlüyüz. Her zaman nefsimizle hesaplaşarak, hayatımızı güzel ahlak sahibi olarak yaşamalıyız.  Günlük hayatımızdan ehemmiyetsiz kabul ettiğimiz birçok şeyi planlayıp hesaplamak suretiyle gerçekleştirmekteyiz. Meselâ: Küçük bir ticarethane sahibi bile elindeki sermayeyi, borç ve alacak dengesini korumak için sürekli muhasebesini yapar. Bunu asla ihmal etmez, bilir ki hesabın ihmali, iflasın işaretidir. Gerçek âlemde hesaba çekildiğimizde iflas etmek istemiyorsak, Kulluk görevimizi hiçbir zaman ihmal etmeden en iyi şekilde yerine getirmeliyiz.      İnsanın yaratılıp dünyaya gönderilmesinin ana gayesi kulluk yapması içindir... Devamı

GENÇLERLE BAŞBAŞA

2015-12-02 09:21:00
GENÇLERLE BAŞBAŞA |  görsel 1

GENÇLERLE BAŞBAŞA      Bugün siz değerli okuyucu kardeşlerime, büyük bir bilim adamı olan, merhum Ord. Prof. Dr. Ali Fuad  Başgil Hoca’nın Gençlerle Başbaşa kitabından aktarımlarda bulunarak, başarılı olmanın ana unsurlarını özet halinde sunmaya gayret edeceğim. Ümit ediyorum ki, gençlerimizin, bütün insanlarımızın okuma alışkanlığı kazanıp, bilgili ve başarılı olmalarına bir nebzede olsa katkı sağlarsam mutlu olacağımı ifade etmek isterim.  Bu çalışma yayınlandığı tarihten itibaren defalarca basılmış, her dönem nesillere hitap etmiştir. Birkaç nesil ötesinin zihin dünyasında yer etmiş bu çalışma güncelliğini koruyarak günümüz gençliğine de hitap etmektedir.      Bahse konu eserde gençlere dostane bir üslupla ve onlara arkadaşçasına seslenerek hayat boyu karşılaşabilecekleri sıkıntıları, olumsuzlukları; bunun yanında başarılı bir insan olmanın şartlarını, karakter, ahlak, terbiye gibi insani vasıflar anlatılmaktadır. Kitapta babacan bir üslupta gençlere öğütler veren merhum Ali Fuat Başgil Hoca, sâdece teoriden bahsetmemekte, pratiklerle de örneklendirerek konuyu açıklamaktadır. Muvaffak Olma Yolunun Tehlikeleri ve Düşmanlarının ilkinin tembellik olduğu, ikincisininde kötü arkadaş olduğunu çok özlü olarak anlatılmaktadır. Muvaffakiyetin İlk Şartının İradeli Olmaktan geçtiğini, bizim olan, olmayan hareketler, refleks, otomatik hareketler, telkinli hareketler, Şuurlu hareketler ve ahlâki İrade hususlarında aydınlatıcı bilgiler verilmektedir.      İrsî Huyların değiştirilemeyeceği, Mîzâca bağlı huyları ıslah etmenin mümkün olduğu, başarılı olmak için verimli çalışmak gerektiği ana hatları ile belirtilmiştir. Çalı... Devamı

ÖĞRETMENLERİMİZİ, 24 KASIM VESİLESİ İLE KUTLUYORUM

2015-11-23 10:39:00
ÖĞRETMENLERİMİZİ, 24 KASIM VESİLESİ İLE KUTLUYORUM |  görsel 1

ÖĞRETMENLERİMİZİ, 24 KASIM VESİLESİ İLE KUTLUYORUM      Eğitim-Öğretim, bir milletin ilerlemesinde, cehaletin giderilmesinde en etkin ve en vazgeçilmez bir yöntemdir. Gençlerimizi eğitip yarınlara hazırlamak Öğretmenlerimizin asli görevleridir. Öğretmenlerimizi her zaman hatırlayıp hayırla yâd etmek durumundayız. Ancak, sembolikte olsa yılda bir defa maddi ve manevi ihtiyaçlarının konuşulup, hatırlanıp çözümüne yardımcı olunması da güzeldir. Uzunca bir dönem Öğretmen olarak görev yapmış bir kardeşleri olarak, Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler gününü canı gönülden kutluyorum.      Gençlerimizi, milli, manevi ve ahlaki değerlerimize bağlı olarak yetiştirmek için Öğretmenlerimize büyük görevler düşmektedir. Kendi öz değerlerimizi en güzel şekilde sunmak, öğretmek durumundayız. Hem öğretmenlerimize, hem de anne-babalara, velilere büyük görevler düşmektedir.  Kendi değerlerimize yabancı olmayacak, bizleri yarınlarda en iyi şekilde temsil edebilecek gençlerimizi yetiştirmek en büyük idealimiz olmalıdır. Ahlâklı, başarılı, dindar gençler yetiştirilmesi en büyük arzumuzdur.      Öğrencilerimize, son yıllarda teknolojinin bütün imkânlarından en iyi şekilde faydalanabilmeleri için çok güzel hizmetler sunulmaktadır. Teknolojinin en iyi ve en verimli kullanılması, Öğretmenlerimizin fedakârlığı ve gayretleri ile zamanını ve teknolojik araçları bilinçli kullanan, değerlerinin farkında olan nesiller yetiştirilerek, arzu ettiğimiz çok iyi konuma yükseltileceklerdir.      İslam, ilim alanında devamlı olarak ilerlemeyi bütün Müslüma... Devamı

İSLÂM DA KÖLELİK VE CARİYELİK VARMIDIR? (2)

2015-11-16 15:09:00
İSLÂM DA KÖLELİK VE CARİYELİK VARMIDIR? (2) |  görsel 1

İSLÂM DA KÖLELİK VE CARİYELİK VARMIDIR? (2)      İlkyazımda; İslam da kesinlikle köleliğin olmadığını ana hatları ile belirtmiştim. Bu yazımda da kaldığım yerden devam ederek gerekli bilgilendirmeyi yapacağım. Ümit ederim ki yararlı olur. Savaşların kaçınılmaz sonuçları vardır. Bu sonuçlardan biriside esir almaktır. Esir almayla ilgili kuranda ki ölçü Muhammet süresi 4.  ayettir : “(savaşta) inkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın) savaş sona erince de artık ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin.” buyurulmuştur.     Bu âyeti kerime, İslam’dan önceki dönemden beri var olup devam eden mevcut köleliği dondurmuş, kölelerin hürriyetlerine kavuşturtulmalarını emretmiştir. Kölelik savaş sonucu alınan esirlerden beslenen bir kurumdu. Âyet-i Kerime, alınan esirlerin ya karşılıksız veya karşılıklı (fidye karşılığı) serbest bırakılmalarını emretmektedir. İslâm, köleliği kaldırmış ve yepyeni bir sistem oluşturmuştur. Esirlik sistemi. Fakat günümüzde maalesef, esirlik, kölelik olarak düşünüldüğü için çeşitli yanlış anlayışlar ortaya çıkmaktadır. Bu ayet ile, esirlerin köleleştirilmesi yasaklamaktadır.      Bedir savaşında ele geçirilen esirlerden bazıları fidye, bazıları da Müslümanların çocuklarına okuma-yazma öğretmeleri sonucu, bizzat Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s. a. s.) tarafından uygulanarak serbest bırakılmışlardır. İslâm dan başka hiçbir din yoktur ki, Müslümanları öldürmeye gelen azılı düşman müşrik esirleri, çocuklarının başına öğretmen tayin edilmesine izin vermiş olsun. Buna imkân ve izin veren din İsl&... Devamı

İSLÂM DA KÖLELİK VE CARİYELİK VARMIDIR?

2015-11-11 09:21:00
İSLÂM DA KÖLELİK VE CARİYELİK VARMIDIR? |  görsel 1

İSLÂM DA KÖLELİK VE CARİYELİK VARMIDIR? (1)        Köleler ve cariyeler konusunda birtakım yanlış yorumlar söz konusudur. İslam köleliği kaldırmak için, gerekli çözümü üretmiş ve sonucunda da kaldırmıştır. Ancak, savaşta elde edilenlere savaş esiri muamelesi ile de geçici statüdekilerin konumunu düzenlemiştir. Öncelikle cariyenin tanımı ile sözlerime başlamak istiyorum. Cariye: Meşru harp esiri demektir. Meşru olmayan savaşın neticesinde alınabilecek esirler, hürlerin esirleştirilmesi anlamında zulümdür ve Allah (cc)’a düşmanlıktır.        “Yeryüzünde ağır basıncaya (küfrün belini kırıncaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunması yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, hâlbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.”(Enfal Sûresi âyet:67)       Savaşın hedefi zaferdir. Fidye karşılığı geri vermek maksadıyla düşman askerlerini esir almaya çalışmak zaferi olumsuz yönde etkileyecekse bununla meşgul olmamak gerekir.      “ (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.” (Muhammed Sûresi âyet:4)       Savaşta, öncelikle, zafere ulaşmak için gereken yapılır. Düşman mağlup olunca sağ kalanlar esir alınır. Esirler ya bağışlanarak veya fidye alınarak serbest ... Devamı

ZAFER, ALLAH'TANDIR

2015-11-03 14:19:00
ZAFER, ALLAHTANDIR |  görsel 1

ZAFER, ALLAH’TANDIR      Bu dünya hayatına imtihan edilmek üzere gönderilmiş bulunmaktayız. Hayatımızın her döneminde bu gerçeği bilerek yaşamamız gerekmektedir. Hem dünyevi ve hem de uhrevi konularda bize düşen, çok çalışmak ve sorumluluklarımızı yerine getirmek olmalıdır. Kısacası bizler seferden sorumluyuz. Başarı ve zafer Rabbimizden bir ikram ve bir lütuftur. Bizler tercihlerimizi iyiden, güzelden yana yapmak durumundayız. Tercihlerimiz hak ve hakikat merkezli olduğu ölçüde, Rabbimizin yardımının geleceği aşikârdır.     Güzel Ülkemiz Türkiye’miz üzerinde oynanmak istenen çirkin oyunları gören aklıselim, Türk, Kürt, Laz, Çerkez v. b. insanlarımız kenetlenerek, birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştırarak bütün sıkıntılarımızı aşmak için el ele vermişlerdir. Bu dayanışma gerçek anlamda takdire şayandır.      Malumunuz 01 Kasım 2015 Pazar günü yapılan seçimlerle İnsanlarımız en temel ve vazgeçilmez bir hakkının gereği olarak oylarını vermişlerdir.Bu vesile ile seçim sonuçlarının; Milletimize, İslam âlemine, bütün mazlum ve mağdurlara hayırlar getirmesini Rabbimizden niyaz ediyorum.      Bundan sonraki aşamada, her birimiz elimizden gelen maddi ve manevi unsurlarımızı seferber ederek, güzelim ülkemiz Türkiye’mizin her alanda şahlanması, başarılı olması için çalışmalıyız. Birlik ve beraberlik ruhumuzu bozmak isteyenlere fırsat vermeden hizmetlerimizi en güzel şekilde yapmalıyız. Sonucunda kazanan Milletimiz olacaktır.       Başarı ve zaferden bahseden Fetih Sûresi, hicretin altıncı yılında, Ashabın çok sıkıntılı oldukları bir dönemde, Hudeybiye antlaşması dönüş&... Devamı