KONYA DENİNCE VE ÖĞRETMENLER GÜNÜ

2014-11-25 02:06:00
KONYA DENİNCE VE ÖĞRETMENLER GÜNÜ |  görsel 1

KONYA DENİNCE VE ÖĞRETMENLER GÜNÜ      Geçtiğimiz hafta siz değerli okuyucularımız için, ”Konya Denince” şiirinin hikâyesi konu başlıklı bir yazı yayınlamıştım. Bahse konu yazımda;  Konyalı kardeşlerimizin, hemşerilerimizin, Konya Denince isimli şiiri çok seveceklerine gönülden inandığımı belirtmiştim. Hakikaten, siz değerli okuyucularımız, arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, dostlarımız bu duygu ve düşüncelerimizi boşa çıkarmadınız. Bizzat ziyaret ederek, telefon açarak, mesaj ve mail göndererek, bir çok olumlu geri dönüşler aldım. Siz değerli okuyucularımıza, kardeşlerimize, arkadaşlarımıza, dostlarımıza bu vesile ile en kalb-i şükranlarımı sunarım. Rabbim, her birinizden Razı olsun.          Konya’mızın yetiştirdiği güzel insan, Şair,Yazar İsmail Detseli beyefendi, telefonla arayıp, Konya için Mükemmel bir şiirin ortaya çıkması vesilesi ile zatıma ve şiiri yazan Üstad Cengiz Numanoğluna tebrik ve teşekkürlerini belirttikten sonra, yazdığı yorumu hatırlattı. Yorumunda;”Muhterem kardeşim Ömer bey değerli şair kardeşimiz Cengiz Numanoğlu'nun Konya için yazmış olduğu şiir fevkalade güzel ve manalı olmuş, Konya’mız bu kadar övgüye tabi ki layık, şiiri yazan Cengiz bey Üstadımıza şiirinden dolayı, zat'ı alinize de bu güzel dizeleri bize aktarmanızdan dolayı çok çok teşekkür ediyor ellerinize ve kaleminize sağlık, Allah razı olsun.”  Telefon konuşmalarımızın sonunda Konya’ma Şükran ile beraber 24 Kasım Öğretmenler Gününe başlıklı yazdığı   şiirleri  hatırlatıp mailime gönderdi. Bu şiirlerin bir bölümünü siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istiyorum.         Kony... Devamı

"KONYA DENİNCE" ŞİİRİNİN HİKÂYESİ

2014-11-19 04:21:00
KONYA DENİNCE ŞİİRİNİN HİKÂYESİ |  görsel 1

“KONYA DENİNCE” ŞİİRİNİN HİKÂYESİ      Cengiz Numanoğlu Üstadımızla, dostluğumuzun olduğunu bizi takip eden kardeşlerimiz bilmektedirler. Kitabıma “Damıtılmış Damlalar” ismini verip, Takdim yazması bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. Rabbim, kendilerinden Razı olsun. Değerli büyüğümüz,Üstadımız Cengiz Numanoğlu bey ile irtibatımız, görüşmemiz süreklilik arz ederek bu günlere gelmiştir.      Aramızdaki samimiyetten, beni de kendi evlatları gibi görmelerinden olsa gerek, zaman zaman Üstaddan bazı konularda şiir yazması cüretinde bulunmuşumdur.  Bu Şehir Bursa şiirinden sonra, kendilerinden Konya ile ilgili de bir Şiir yazmasını istirham etmiştim. Malumunuz Mekke, Medine, Kudüs (Mescdi-i Aksa) ve Bursa ile ilgili Şiirler yazılıp tamamlandıktan sonra Konya ile ilgili de bir Şiir yazmasının güzel olacağını ifade etmiştim. Zaman zaman bu isteğimi Üstada bildirdim, hatta Üstadın, “Bu Şehir Bursa” Şiirini, “Bu Şehir Konya” olarak değiştirip, uyarlama cüretinde bulunduktan sonra, siz, Konya ile ilgili Şiir yazmadığınız sürece, Şiirleriniz bazı değişikliklere uğrayacaktır demiştim. Sohbetimizde, Bu Şehir Konya olarak uyarlamış olduğum, şiiri zat-ı alilerine okuduğumda da büyük bir keyifle dinlemiş ve gülümsemişlerdi. Taleplerimin artması sonrası, Konya’mızın Manevi Mimarları ile birlikte genel olarak önemli bilgileri aktarmamı istediler. Bu bilgileri Üstada gönderdim. Bu çalışmalar, hamdolsun, meyveye durdu  ve tamamlandı. Kısmet olursa bu yazımın sonunda, Konya ile ilgili yazdığı, “KONYA DENİNCE” isimli mükemmel şiiri sizlerle paylaşacağım. Konyalı kardeşlerimizin bahse konu şiiri çok seveceklerine gönülden inanıyorum. Malumunuz hiçbir şair, sipariş üzerine şiir yazmaz. Talep... Devamı

KONYA VELİLERİ KİTABI

2014-11-13 00:23:00
KONYA VELİLERİ KİTABI |  görsel 1

KONYA VELİLERİ KİTABI      Geçtiğimiz günlerde, Koyunoğlu Müzesindeki bir konferansı sonrası, Değerli Hocam Dr. Hasan Özönder bey, genişletilmiş olarak ikinci baskısı yapılmış olan Konya Velileri kitabını takdim ettiler. Öncelikle kalb-i şükranlarımı sunarım. Rabbim, Razı olsun.      Değerli Hocam Dr. Hasan Özönder bey, Konya Velileri Kitabının giriş bölümünde şu bilgileri vermektedir: “KONYA, tarihi boyunca, yerli ve yabancı seyyahların uğramadan geçemedikleri önemli bir kenttir. Onların kaleme aldıkları seyahatnâmeleri,  Konya'yı, çeşitli yönleriyle dile getirmektedirler. Şehrimizin yüzüne tutulmuş ayna durumunda olan bu eserlerde o devir  Konya’sının, idâri, askerî, mâlî, iktisâdî ve kültürel hayatı bakımından olduğu gibi, mânevî ve derûnî âlemi hakkında da çeşitli bilgiler bulmaktayız. Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinin şehre kazandırdığı camiler, mescidler, türbeler, medreseler, kütüphâneler, dergâhlar ve tekkeler, o âlemin efsunkâr havasını bu gün de temsil etmektedirler.      Konya, coğrafî konumu ve iklimi sebebiyle yüz yıllar boyunca, uçsuz-bucaksız gibi görünen bozkırların  ortasında, yolcuları serin bir kucak gibi bağrına basan, İç Anadolu'nun, transit güzergâh üzerinde bulunan önemli bir konaklama yeri, stratejik mevkidir; Şu da bir gerçektir ki Konya, ruh âleminde, gönül dünyasında sıkıntı, buhran ve fırtınalara tutulanların da, sığınağı olmuştur. Çünkü Konya, Müslüman Türk'ün elinde, nice mânâ erenlerinin otağı; ilim, irfan ve faziletin menbaı olmuştur. Nitekim, bi... Devamı

BAĞIŞLANANLARDAN OLMAK

2014-11-05 18:47:00
BAĞIŞLANANLARDAN OLMAK |  görsel 1

BAĞIŞLANANLARDAN OLMAK       Samimi bir tevbe edip, affedilen, bağışlananlardan olmamız en büyük arzumuzdur. Bu  arzumuzu gerçekleştirmek için gayret sarf etmeli, nefsin ve şeytanın bizleri, İslâm yolundan uzaklaştırma çabalarına dur diyebilmeliyiz. İnanmış Müslümanlar olarak, her birimizin noksanı, günahı, kulluk görevinin gereği gibi farkında olamaması v.b. hatalarımız olabilmektedir. Bu anlamda önemli olan, hatalarımızın farkına varıp, nasuh tevbe ile tevbe edip, Rabbimizden af edilmemizi, bağışlanmamızı istememiz gerekmektedir. Allah (c.c.), acziyetini, hatalarını bilen, istiğfar eden kulunu bağışlayacağını müjdelemiştir.       Âyet-i Kerimelerde: “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Zümer Sûresi âyet:53)    Bu âyet-i kerimede Allah’ın rahmet ve muhabbetinin sonsuzluğu ifade edilmektedir. O’nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır, her insan bu ilâhî rahmetten istifade edebilir. Ancak şu hususa dikkat etmek gerekir ki «Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin» demek, günah işlemeye devam edin, demek değildir. Bundan maksat, en günahkâr insanların bile tevbelerinin kabul edileceğini bildirmek, dolayısıyla bir an evvel kötülükten vazgeçip Allah’a dönmemizi teşvik etmektir.         “Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların &... Devamı

HER HAK SAHİBİNE HAKKINI VERMEK GEREKİR

2014-10-28 23:02:00
HER HAK SAHİBİNE HAKKINI VERMEK GEREKİR |  görsel 1

HER HAK SAHİBİNE HAKKINI VERMEK GEREKİR      Adalet; her hak sahibine hakkını vermektir. Adaletin olmadığı yerde ise haksızlık ve zulüm vardır. Ayet-î Kerimelerde;  “ Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi  emreder. Çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”(Nahl.90) Allah Teala bu ayette dünya nizamını sağlayan üç esası emrediyor; buna karşılık üç çirkin davranışı da yasaklıyor. Emrettiği esaslar: Adalet başta olmak üzere ihsan ve akrabaya yardım. Yasakları ise Fuhuş, münkir ve zulümdür.      “Ey İman edenler! Adaleti titizlilikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.(Nisa.135) buyurulmuştur. Bu ayette de, insanları adaletten ayıran iktisadi, sosyal, psikolojik sebeplerin hepsi sayılarak insanlar uyarılmış, hükmeden veya şahitlik eden kimselerin yalnızca Allah korkusunun tesiri altında hareket etmesi telkin edilmiştir.       “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah’a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir” (Maide .8) Adalet, sosyal hayatın en önemli denge unsuru ve teminatıdır. İslam’ın adaletle ilgili ortaya koyduğu gerçekler tüm insanlık için elzem olan hususlardır... Devamı

BİRLİK,BERABERLİK VE KARDEŞLİK HUKUKU

2014-10-22 19:13:00
BİRLİK,BERABERLİK VE KARDEŞLİK HUKUKU |  görsel 1

BİRLİK,BERABERLİK VE KARDEŞLİK HUKUKU      Günümüz Müslümanlarının en çok ihtiyaç duydukları konulardan birisi, beklide en önemlisi, birlik ve beraberliktir. Birlik ve beraberlik ruhunu kaybeden toplumlar, her şeylerini kaybetmek zorunda kalırlar. Fertleri birbirine düşmüş milletler, yok olup gitmeye mahkûmdurlar. Tarih bunun en büyük şahididir. Onun içindir ki dinimiz, birlik, beraberlik ve kardeşlik hukukunun önemini belirtmiş, fitne ve tefrikanın da son derecede tehlikeli olduğunu da açıkça belirtmiştir.      Müslümanlar olarak dinimizin bu husustaki emirlerine uyup, yasaklarından kaçınırsak milletçe huzur içinde yaşayabiliriz. Bu sayede hem dünyada, hem ahirette mutlu oluruz. Cenab-ı Allah (c.c.) Hucurat suresindeki 10. ayet-i kerimede mealen “Şüphesiz, Mü’minler birbirleri ile kardeştir; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan sakının ki size acısın.” Yine aynı surenin 13. ayet-i kerimesinde, “Doğrusu biz sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki; birbirinizi kolayca tanıyasınız, şüphesiz Allah (c.c.) katında en değerliniz; O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır” buyurmuştur.      Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) veda hutbesinde: “Ne Arap’ın Aceme (Arap olmayana), ne de Acem’in Arap’a (Acem olmayana) üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır. Takva ise yaşayıştır. Bu yaşayış ise; Allah(c.c.)’ın emirlerini yerine getirip, yasaklarından kaçınmaktır” buyurmuştur.      Dinimiz İslam, insanları kesinlikle ırk, renk, soy ve cinsiyet ayrımına tabi tutmadan aynı anlayışla kucaklamaktadır. Birlik ve beraberliğin olmadığı yerde tefrika vardır. Tefrika, gird... Devamı

ENSAR MUHACİR KARDEŞLİĞİ

2014-10-15 19:48:00
ENSAR MUHACİR KARDEŞLİĞİ |  görsel 1

ENSAR VE MUHACİR KARDEŞLİĞİ      Mekke’deki Müşriklerin, Müslümanlara karşı uyguladıkları eza ve cefaları arttırmış olmalarından dolayı Miladi 622 yılında Müslümanların, Mekke’den Medine’ye hicret etme izni Allah (c.c.) tarafından verilmiştir. Bu izin üzerine Mü’minler, Mekke’deki evlerini, tarlalarını bırakarak Medine ye hicret etmişlerdir.      Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlara Muhacir, Muhacirlere, Medine de maddi ve manevi yönden her türlü desteği veren, yardım eden Müslümanlara da Ensar denir. Ensar ve Muhacirlerin sergiledikleri dostluk, kardeşlik ve fedakarlıkların tarihte eşi ve benzeri yoktur. Hicret; Mekke’den Medine’ye yapılan kutsal bir yolculuktur. Bu kutsal yolculuğun önemi çok büyüktür. Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.s.) ve Ashabı, gerektiğinde, Allah (c.c.) Rızası  için,  malların, canların  tereddüt edilmeden, severek isteyerek verilmesi gerektiğinin en güzel örnekliğini, fedakarlıklarını göstermişlerdir. Son yıllarda, güzel Ülkemiz Türkiye; kurum–kuruluşları aracılığı ile bütün mazlumlara, mağdurlara maddi ve manevi desteği sağlamaktadır. Gerçek anlamda kardeş olduğumuzu, fertler olarak bizlerde göstermeliyiz. Elimizden gelen maddi ve manevi desteği sağlamalıyız. Her birimiz imtihan ediliyoruz. İmtihanı kazanmak için, maddi ve manevi yönden elimizden gelen desteği kardeşlerimize sağlamalıyız.       Âyet-i Kerimelerde: “İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yardım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır. Allah yapacaklarınızı hakkıyla görmektedir.”       “İman edip... Devamı

ARİFE,KURBAN VE KURBAN BAYRAMI

2014-10-01 19:48:00
ARİFE,KURBAN VE KURBAN BAYRAMI |  görsel 1

ARİFE, KURBAN VE KURBAN BAYRAMI      Malumunuz Önümüzdeki 03 Ekim Cuma günü arife, Cumartesi günüde Kurban Bayramının birinci günüdür. Teşrik tekbiri; arife günü sabah namazında başlar ve dördüncü bayram ikindi namazı sonrası 23 (Yirmi Üç vakit), “Allahu Ekber, Allahu Ekber, La ilahe illallahu Vallahu Ekber, Allahu Ekber ve Lillahilhamd” denilerek ikmal edilir. Arife, bilinen gün anlamına gelmektedir.Bayramı müjdeleyen, bayramdan önceki gündür. Arife, Bayram  ve fırsat bulduğumuz zaman dilimlerinde kabirleri ziyaret edip, Çokça tefekkür etmeliyiz. Okuyacağımız surelerin ecir ve mükâfatını ölmüş olan ecdadımıza göndermeliyiz. Bu kabir ziyaretleri ölülerimize karşı duyduğumuz sevgi ve saygının bir ifadesidir. Ayrıca kabir ziyareti, insanlara ahireti hatırlatır. Bu ziyaretler vesilesi ile bir gün mutlaka öleceğimizi hatırlamış oluruz. Bu hatırlama aslında hayatımızı daima güzel ahlak esaslarına göre yaşamamız gerektiğini de beraberinde getirir. Dünyanın imtihan yeri olduğu, dolayısı ile bu imtihanda mutlaka başarılı olmamız gerektiği anlayışı bizlerde hakim olmalıdır. Aslında ölüm, dinimize göre bir yok oluş değil, gerçek manada var oluşun başlangıcıdır.      Kurban İbadeti, cimriliğimizi tedavi ettiği gibi, Cömert olmamızı sağlar. İhtiyaç sahiplerini düşünüp yardım etme duygusuna sahip olmamızı sağladığı için, merhamet duygumuzu coşturur. Vermeyi, paylaşmayı, gerçek anlamda  gönülden yaşamamıza imkân sağlar. Kurbanımızın etinden, ihtiyaç sahiplerine verdikçe, çok özlü ve önemli dualar almamız kaçınılmaz olur. Kurbanlarımız; İhlâsımızı, Samimiyetimizi, sadakatimizi, teslimiyetimizi g... Devamı

BAŞBAKANIMIZ AHMET DAVUTOĞLU VE YENİ TÜRKİYE VİZYONU

2014-09-24 20:22:00
BAŞBAKANIMIZ AHMET DAVUTOĞLU VE YENİ TÜRKİYE VİZYONU |  görsel 1

BAŞBAKANIMIZ AHMET DAVUTOĞLU VE YENİ TÜRKİYE VİZYONU     Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi, geçtiğimiz hafta sonu, İl Halk Kütüphanesi salonunda, AK Parti Konya İl Başkanı Sayın Ahmet Sorgun'un konuşmacı olarak katıldığı, “Başbakan Davutoğlu ve Yeni Türkiye Vizyonu” konulu  bir konferans düzenledi. Yoğun bir katılımın olduğu programa, TYB Konya Şube Başkanı Sayın Mehmet Ali Köseoğlu, yazarlar, gazeteciler, akademisyenler, Ak Parti İl ve İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri ile vatandaşların katılımı ile gerçekleştirildi.     Program, Başbakanımız Prof. Dr. Sayın Ahmet Davutoğlu'nun hayatını konu alan kısa bir Sine vizyon gösterimi ile başladı ve sonrasında konuşmasını yapmak üzere, Ak Parti Konya İl Başkanı Sayın Ahmet Sorgun kürsüye geldi. “Konuşmasının başlangıcında, katılımcılara teşekkür ettikten sonra, 101 gündür, IŞİD’in elinde esir tutulan 49 vatandaşımızın sabah saatlerinde kurtarıldığı haberini aldık. Ne kadar şükretsek azdır. Bizlere bu güzel müjdeyi yaşatan ve büyük emek harcayan,   Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakanımız Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’na, MİT Müsteşarımız Hakan Fidan’a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu başarı etkili dış politikanın sonucudur. Bu güzel ve önemli coğrafyada yaşıyorsanız, büyük ülke olma hedefleriniz varsa, bu tür olaylara her zaman hazırlıklı olmak zorundayız.      Ahmet Sorgun  bey, Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nu yirmi yıldır tanıdığını, Stratejik Derinlik Kitabında yazdıkları fikirlerinin ana özetini, kendisinin de içinde olduğu bir ekip tarafından davet edip, organize ederek, Konya Fuar Kültür Merkezindeki Konferansında dinlediklerini anlattı. Başbakanımız Ahme... Devamı

İSLÂM'DA KADININ ONURU,İFFET VE HAYA

2014-09-17 19:03:00
İSLÂM'DA KADININ ONURU,İFFET VE HAYA |  görsel 1

İSLÂM’DA KADININ ONURU, İFFET VE HAYÂ       İnsanın, eşrefi mahlukat (yaratılmışların en şereflisi), mükerrem yaratıldığını, âyet ve hadislerden öğrenmekteyiz. Allah (c.c.), bir çok âyet-i kerimde inanan, inanmayan kadın ve erkek her birine “Ey İnsanlar…” diye hitap etmekte, bazen de  “Ey İman edenler..”  hitabı ile hem erkeklere, hem de kadınlara  ayrı ayrı  emir ve yasaklarını açıkça bildirmektedir. Kur’ân-ı Kerim’de ve Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)’in hadislerinde cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin, insan vurgusu yapılmış, yaratılışa özgü farklılıklar dolayısıyla da kadınların ibadetleri hususunda bazı özel uygulamalar ve muafiyetler söz konusu edilmiştir.            Öncelikle İslâm öncesi kadının konumunu kısaca hatırlamamız yararlı olur. Cahiliyet döneminde kadın, alınıp-satılabilen, kendisine mirastan    pay verilmeyen, hor ve hakir görülen bir durumdadır. Ayrıca Kız çocuklarını, utanç vesilesi olarak değerlendirdikleri için diri diri toprağa gömmekten çekinmemişlerdir. İnsanlığın karanlıkta olduğu böyle bir dönemde aydınlık güzellikleri haykırıp emreden İslâm gelmiştir. İslâm, kadına gerçek anlamda hakkını vermiştir. İslâm, insan olma bakımından kadını da erkek ile aynı görmüş, hem erkek, hem de kadın için emir ve yasaklara uymada eşit muhataplar kabul etmiştir. Kız çocuklarının öldürülmesini yasaklamış, kadına mirastan pay verilmesi emredilmiş, Cennet’in annelerin ayakları altında olduğu ifade buyurulmuştur. Âyetlerde:“Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır; ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara... Devamı

RİBA = FAİZ

2014-09-10 19:16:00
RİBA = FAİZ |  görsel 1

RİBA= FAİZ      Riba ile Faiz aynı içerikleri içinde barındıran kelimelerdir. Riba=Faiz sözlükte; artmak, çoğalmak, yükselmek, şişmek, fazlalaşmak gibi anlamlara gelmektedir. İslâm Terminolojisinde ise, akitlerde şart koşulmuş bulunan karşılıksız fazlalık veya ribevi mallardan aynı sınıfa dahil olanların birbirleri ile veresiye olarak satılması anlamında kullanılmaktadır. Kur’an-ı Kerîm de riba konusu dört yerde geçmektedir. İçki yasağında olduğu gibi riba da aşamalı bir şekilde yasaklanmıştır. İlk ve sonraki inen âyetlerde: “İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekâtı veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.” (Rum Sûresi âyet:39) Âyetin ilk cümlesindeki «ribâ», başlıca şu şekillerde tefsir edilmiştir:Verilen faizin kendisi, karşılığında maddi menfaat umulan herhangi bir bağış, faize verilen mal veya para. Son mana esas alındığında, âyetin, “insanların malları arasında nemalansın, artsın diye verdiğiniz...” şeklinde tercümesi uygun olur. Âyette, Müslümanları, daha sonra inen ayetlerle, kesin olarak hükme bağlanan ribâ yasağına hazırlayıcı bir ifade kullanılmıştır.      Medine döneminde nazil olan Nisâ sûresinin 160-161. âyetlerinde ise Yahudilere faizin haram kılındığı, fakat onların bunu helal sayıp faiz alıp-vermeye devam ettiği, bu yüzden de bir çok ceza ve azaba uğradıkları ve uğrayacakları haber verilerek dolaylı da olsa faiz yasağına temas edilmiş ve bu konuda Müslümanlar yönlendirilmiştir. Üçüncü aşamada, “Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki ... Devamı

ŞEVKİ ÇOBANOĞLU'NUN "BORÇ TUZAĞI VE FAİZ LOBİSİ

2014-09-03 19:36:00
ŞEVKİ ÇOBANOĞLUNUN BORÇ TUZAĞI  VE FAİZ LOBİSİ |  görsel 1

  ŞEVKİ ÇOBANOĞLU’NUN“BORÇ TUZAĞI VE FAİZ LOBİSİ”KİTABI      Geçtiğimiz günlerde şahsımı ziyaret ederek yeni baskısı çıkan “Borç Tuzağı Ve Faiz Lobisi” kitabını imzalayıp takdim etme nezaketinden dolayı, Şevki Çobanoğlu kardeşime gönülden şükranlarımı sunar, kitabının hayırlı olmasını dilerim.      Araştırmacı, Yazar  ve Şair Şevki Çobanoğlu; 3 Nisan 1953 tarihinde Kayseri ili, Özvatan ilçesi, Taşlık köyünde doğdu. İlkokulu Taşlık köyünde, Ortaokulu Özvatan ilçesinde tamamladı. Nevşehir Ticaret Lisesi’nden mezun oldu. Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme Fakültesi Maliye ve Muhasebe Bölümü’nü bitirmiştir.      Çalışma hayatına 1974 yılında başlamış. Çeşitli firmalarda muhasebeci, muhasebe müdürlüğü ve yönetici olarak çalışmıştır. Libya ve Suudi Arabistan’da iş yapan Türk inşaat firmalarında iki yıl kadar muhasebeci olarak görev almış. Faisal Finans Kurumu Şirketler Grubunda muhasebe müdürlüğü yapmış. Bir süre de serbest ticaretle uğraşmıştır.Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulunmuştur.      Ekonomi konusunda araştırmalara yönelerek, ulusal gazetelerde yazıları yayımlanmış ve kitaplar yazmıştır. Bir ekonomist olarak, ekonomi konusunda geniş araştırmalar yaparak önemli görüşler ortaya koymakla birlikte, bir halk şairi olarak da, şiirlerini sade bir dil kullanarak çok usta bir biçimde kaleme almıştır.      Şevki Çobanoğlu, hayatının büyük bölümünü memleketi Kayseri'de geçirmiştir. Tahsili ve iş haya... Devamı

BAŞBAKANLIK HAYIRLI OLSUN

2014-08-27 23:19:00

BAŞBAKANLIK HAYIRLI OLSUN      Konya’mızın Medarı iftiharı, Mütevazı, Bilge, güzel İnsan, Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Kardeşimizin Genel Başkanlığı ve Başbakanlığı hayırlı olsun. Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, hem Konya’mızın, Taşkent’in evlâdı, hem de bütün dünyanın tanıdığı, şahsiyetli, ilkeli, kaliteli, dirayetli, Selçuklu, Osmanlı aşığı, torunu, Yeni Türkiye sevdalısı bir Kardeşimizdir. Böyle güzel özellikleri olan bir değerimizin Başbakan olması bizleri ziyadesi ile mutlu etmiştir. Rabbim, başarılı olmayı, güzel hizmetler yapmayı, gerçek anlamda maddi ve manevi kalkınmayı sağlamayı nasip eylesin. Yolun açık olsun güzel insan…      Önceki dönem Konya Müsiad Şube Başkanı Aslan Korkmaz  bey, bir kaç yıl önce zatıma Ömer abi, Konya Müsiad'ın şöyle bir özelliği var diyerek yaşadıkları süreci anlatmıştı. Malumunuz İlk kurucu Başkanımız Sayın, Hüseyin Üzülmezdir. Döneminde, Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı Konuşmacı getirmişti Başbakan oldu.       Ziya Özboyacı  bey,  Başkanlığı döneminde Abdullah Gül Bey’i konuşmacı getirmişti Başbakan oldu. Hasan Angı bey, Başkanlığı döneminde Recep Tayyip Erdoğan Bey’i konuşmacı getirmişti Başbakan oldu.        Ömer abi, size itiraf ediyorum ki, Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Bey’i de ben     konuşmacı  getirmiştim. Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Bey’in Başbakanlığı şimdiden hayırlı olsun dilek ve ifadelerini 2012 yılında zatıma ifade etmişti. Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Bey’in Başbakanlığı, Konya’mıza,  Türkiye’mize ve bütün insanlığa hayırlı olsun diyorum. Öyle anlaşılıyor ki, Başbakanlık, Konya Müsiad&#... Devamı

HAFIZLIK EĞİTİMİNDE DEVRİM NİTELİĞİNDE KARAR

2014-08-20 19:24:00
HAFIZLIK EĞİTİMİNDE DEVRİM NİTELİĞİNDE KARAR |  görsel 1

HAFIZLIK EĞİTİMİ’NİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERDE KALDIRILDI      Malumunuz 28 Şubat dayatmaları sonucu milletimizin değerlerine düşmanlık yapanların gayretleri ile 8 yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitim 1997-1998 eğitim-öğretim yılında yürürlüğe konulmuştu. Yürürlüğe konulan zorunlu eğitim sonrası hafız olabilmek bir nevi engellenmiş, meslek liselerinin orta kısımları kapatılmış, meslek lisesi mezunlarının katsayı adaletsizliği sebebiyle istedikleri Üniversitelerin kaliteli bölümlerini kazanabilmeleri imkânsız hale getirilmişti.      Eğitimde yaşanan bütün bu sıkıntılardan kurtulmamız gerektiğini açık ve net olarak önceki yıllarda birkaç yazı ile ela alıp, bu konulardaki düşüncelerimi, siz değerli okuyucularımıza aktarmıştım. Ana hatları ile yazılarımda; Kesintisiz Zorunlu Eğitim, kesintili, hale getirilmeli, Katsayı eşitsizliği eşitlenmeli, Meslek Liselerinin Orta kısımları açılmalı, Hafızlık eğitiminin önündeki engeller kaldırtılmalıdır konularını içeren yazılar yazmıştım. Bu yazılarımızda bahsetmiş olduğumuz hususların çoğunluğu hamdolsun çözüme kavuşturuldu. Kesintisiz zorunlu eğitim,yeni bir düzenleme ile 4+4+4 olarak bilinen şekliyle 12 yıl zorunlu olmakla beraber kesintili, kademeli hale getirildi, Meslek liselerinin orta kısımları açıldı, Katsayı eşitsizliği eşitlendi, Kur’an-ı Kerîm ve Siyer-i Nebi bütün Orta okul ve Liselerde seçmeli ders olarak konuldu.       Kanun metninde:“ İlköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşur. Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında lise eğitimini destekleyecek şekilde ö... Devamı

BİD'AT VE HURAFELERDEN KURTULMAK GEREKİR

2014-08-13 19:45:00
BİDAT VE HURAFELERDEN KURTULMAK GEREKİR |  görsel 1
BİDAT VE HURAFELERDEN KURTULMAK GEREKİR |  görsel 2

BİD’AT VE HURAFELERDEN KURTULMAK GEREKİR      Bid’at; icat olunan, sonradan ortaya çıkan anlamına gelmektedir. Asr-ı saâdetten sonra ortaya çıkan, şer’i bir delile dayanmayan inanç, ibadet, fikir, tutum ve davranışlar için kullanılan bir terimdir.“Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’den sonra ortaya çıkan, İslâm’a, şeri delillere uygun  olmayan eksiltme veya ekleme özelliğini taşıyan her şey”  diye tarifi yapılmıştır. Kısacası; Kur’an ve Sünnet’teki  emir ve yasakların bazılarının değiştirilip yanlış uygulanması demektir. Müslümanların kesinlikle bid’at ve hurafelerden uzak kalarak, İslâm’ın emir ve yasaklarına sadık kalarak bir hayat yaşamaları arzulanan bir durumdur.     Hurafe (batıl inançlar); dinimiz İslam ile ilgi ve alakası bulunmayan, birtakım yanlış görüş, inanış ve uygulamalara verilen isimdir. Hurafelerin kimi kasıtlı olarak içimize sokulmuş, kimi de halkımızın cahilliğinden kaynaklanarak toplumumuzda maalesef yer bulmuştur. Örnek vermek gerekirse; Türbe ve tekkelere mendil bağlamak, çaput bağlamak v.b. gibi.      İslâm; bid’at ve hurafelerden uzak, Kur’an ve Sünnet merkezli evrensel bir dindir. Âyet-i Kerîmede; “Şüphesiz bu (İslâm), benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.”  (En’âm sûresi âyet:153) buyrulmuştur. Kuran-ı Kerîm’in ve Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)’in sünnetleri ile belirttiği hak yoldan ayrılmamak gerekir.      Bir hadis-i şerifte; “Her kim bizim bu işimizin (Dinimizin) içine ondan olmayan bir şeyi yeniden so... Devamı

İBADETLERDE DEVAMLILIK

2014-08-06 23:02:00
İBADETLERDE DEVAMLILIK |  görsel 1

İBADETLERDE DEVAMLILIK      Bir Ramazan ayını daha geride bırakmış bulunuyoruz. Oruç tutarak nefislerimizi terbiye ettik. Ramazan ayı boyunca sabrı, yardımlaşmayı, paylaşmayı, dayanışmayı ve kardeşliği en iyi bir şekilde öğrendik. Dünya nimetlerinin gelip geçici olduğunu, ahiret nimetlerinin ise kalıcı  ve gerçek olduğunu anlamak için çalıştık. Ramazan ayında yaptığımız ibadetleri ve kazandığımız güzel hasletleri Ramazan sonrasında da devam ettirmeliyiz. İbadetlerimizi en iyi şekilde her zaman yapmakla yükümlüyüz. Farz olan amelleri, hiçbir eksiltme veya ilave yapmaksızın emredildiği şekliyle yapmakla emrolunduk. Ancak, farz ibadetler dışındaki nafile ibadetlerin, amellerin en sevimlisi, azda olsa devamlı yapılanıdır. Kul nafile ibadetlerle Allah (c.c.)’ın sevgisine daha çok layık olur. İbadetlerin kabulünde devamlılık esastır.       Cenab-ı Allah(c.c.):“Namaz kılanlar ki, onlar namazlarında devamlıdırlar.” (Meâric Sûresi âyet: 23), “ Ölüm sana gelinceye kadar Rabbine itaat et.”(Hicr Sûresi âyet:99), “İnsanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.”(Zariyat Sûresi âyet:56) buyurmaktadır.      İbâdetlerdeki devamlılık o kadar mühimdir ki, Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) bir Hadîs-i Şerîflerinde:“Amellerin Allah Teâla’ya en sevimli olanı, az da olsa devamlı yapılanıdır.” (Müslim, Müsâfirîn, 218,Buhârî, Rikâk,(18) buyurmuştur.      Ramazan ayında oruç tuttuk, namazlarımızı da genel olarak cemaatle beraber kılmaya büyük gayretler gösterdik. Cemaatle beraber namaz kılma alışkanlığımızı ömür boyu devam ettirmeliyiz. Zira cemaatle kılınan namaz, tek başı... Devamı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE TERCİHİM,RECEP TAYYİP ERDOĞAN

2014-08-04 22:41:00
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE TERCİHİM,RECEP TAYYİP ERDOĞAN |  görsel 1

        CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE TERCİHİM, RECEP TAYYİP ERDOĞAN      Osmanlının yıkılmasından sonra İslâm Ülkelerinin başlarına, Zalim, Münafık, Emperyalist Yöneticiler getirilmiş, gerektiği zamanda bu zavallılara verilen görevler harfiyyen uygulatılmıştır.      Malumunuz geçtiğimiz yıllarda A.B.D., öncelikle kimyasal silahlar var yalanları ile Irak’ı işgal ettiler, milyonlarca insanı öldürdüler, sürgün ettiler ve aralarına nifak tohumu ektiler. Aradan geçen zaman içinde kimyasal silah yokmuş pişkinliği ile yalanlarını kendileri itiraf ettiler. Gerçekler açığa çıkarıldığında tamiri mümkün olmayan yaralar açılmıştı. Dertleri İsrail’in öncelikli olarak güvenliği, arz-ı mevud inancını gerçekleştirmesine destek ve Petrol’e el konulmasıydı. Bunlar büyük oranda gerçekleştirildi. Aradan geçen süre içerisinde, Suriye de; mezhep çatışmaları körüklendi, Zalimliği aile boyu olan Diktatörler eliyle de kanayan bir yara olarak kardeşi kardeşe öldürttüler. Suriye’deki bu acı tablo hala devam etmektedir. İnsanlık adına bütün bu yapılan Zulümlere dur demesi gerekenler neredeler? Esasen Birleşmiş Milletleri v.b. Teşkilatları göstermelik kuranlarda, gereklerini yapmayanlarda işbirlikçi Zalimlerdir.      Zaman zaman İnsan hakları ihlalleri var denilerek, saatlerce yapılan canlı yayınlarla karıştırılmak istenen güzel Ülkemiz de, göstericilere   Polisimizin orantısız güç kullandığını ifade ederek açıklama yapan Zalimler, İsrail’in sivilleri öldürmesine bile ses çıkarmamakta, iki yüzlü sahtekarlıkları açıkça ortaya çıkmaktadır. Esad Zalimi... Devamı

ARİFE GÜNÜ VE RAMAZAN BAYRAMI

2014-07-25 21:20:00
ARİFE GÜNÜ VE RAMAZAN BAYRAMI |  görsel 1

ARİFE GÜNÜ VE RAMAZAN BAYRAMI      Evveli Rahmet, ortası Mağfiret ve sonu da Cehennemden azad olmak olan Ramazan-ı Şerif, önümüzdeki Pazar günü son bulacak ve kısmetse Pazartesi günüde Mübarek Ramazan Bayramı başlayacaktır. Bu vesile ile bütün Müslüman Kardeşlerimin, içinde bulunduğumuz Cuma günlerini, idrak edeceğimiz arife gününü ve Ramazan Bayramını en içten dileklerimle tebrik ederim. Sıhhat, âfiyet ve mutluluklar içerisinde daha nice bayramlara ulaştırmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ederim.      Arife gününde ve Bayram namazından sonra, kabirleri ziyaret ederek ölülerimizi hatırlamalıyız. Çokça tefekkür etmeliyiz. Okuyacağımız surelerin ecir ve mükâfatını ölmüş olan ecdadımıza göndermeliyiz. Bu kabir ziyaretleri ölülerimize karşı duyduğumuz sevgi ve saygının bir ifadesidir. Ayrıca kabir ziyareti, insanlara ahireti hatırlatır. Bu ziyaretler vesilesi ile bir gün mutlaka öleceğimizi hatırlamış oluruz. Bu hatırlama aslında hayatımızı daima güzel ahlak esaslarına göre yaşamamız gerektiğini de beraberinde getirir. Dünyanın imtihan yeri olduğu, dolayısı ile bu imtihanda mutlaka başarılı olmamız gerektiği anlayışı bizlerde hakim olmalıdır. Aslında ölüm, dinimize göre bir yok oluş değil, gerçek manada var oluşun başlangıcıdır.      Dünyada iken sevdiğimiz, saydığımız ve ziyaret ettiğimiz kimselerin kabirlerini ziyaret, onları unutmadığımızın, sevgi ve saygımızı devam ettirdiğimizin en açık belirtisidir. Kabir ziyareti sırasında, saygılı olmak, kabirleri çiğnememek, yüksek sesle ağlayıp feryat etmemek gerekir. Kabir ziyareti sırasında, Yasin Suresi okumak güzeldir. Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimiz ölüler iç... Devamı

YARDIMLAŞMANIN ÖNEMİ

2014-07-23 20:22:00
YARDIMLAŞMANIN ÖNEMİ |  görsel 1

YARDIMLAŞMANIN ÖNEMİ İslâm; hem maddi ve hem de manevi olarak dua ile yardımlaşmayı emretmektedir. İçinde yaşadığımız şu Mübarek günlerde çok büyük imtihanlardan geçmekteyiz. Müslüman kardeşlerimiz, dünyanın dört bir yanında Zalimler tarafından acımasızca öldürülmekte, adeta yok edilmektedirler. Bu vahşetlere karşı Kardeşlerimizin yaralarına merhem olmak için,Zekât, Sadak, Fitre, İnfak gibi maddi yardımları en yoğun olarak yapmalı, ayrıca dualarımızla manevi desteğimizi zirveye çıkarıp, kendimizin ve sevdiklerimizin kurtuluşlarını sağlamak için çalışmalıyız. İNFAK Zekât; fakirin zenginin malı üzerindeki zorunlu bir alacağıdır. Bu zorunlu verilmesi gerekenlerin dışındaki sadaka, hayır ve hasenat Cami, Okul, Kuran Kursu, Hastahane yaptırma, Öğrenci okutma v.b. amaçlı verilen her türlü yardım infak emri gereğince yapılmaktadır. Onun içindir ki İnfak çok geniş kapsamlıdır. İnfak edenler övülmüşlerdir. Bu konudaki âyet-i kerimelerden bazılarını aktararak konunun önemini belirtmek istiyorum. “De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayıra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”(Sebe Sûresi âyet: 39) “Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça «iyi»ye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.”(Âl-i İmran Sûresi âyet:92) “Yine sana iyilik yolunda ne İnfak edeceklerini (harcayacaklarını) sorarlar. «İhtiyaç fazlasını» de. Allah size âyetleri böyle açıklar ki düşünesiniz.” (Bakara Sûresi âyet:219) FITR SADAKASI  VE ZEKÂT Zekât ; İslam’ın beş temel şartından birisidir. K... Devamı

YAZIKLAR OLSUN...

2014-07-15 21:22:00
YAZIKLAR OLSUN... |  görsel 1

YAZIKLAR OLSUN…      Gazze; ağlayan şehir. Gazze yıllarca İsrail’in İhanetine sahne olmuş bir yerleşim birimi. İsrail tarafından yıllardır, taş üzerinde taş’ın bırakılmamaya çalışıldığı, her yerin yakılıp yıkılması için, karadan, denizden, havadan bombalanan bir yer. Zalim, terörist İsrail her yıl  benzer zulümlerini Filistinli kardeşlerimize saldırarak tekrar ediyor. Hiç bir sebep yokken, sahte sebepler üreterek zulümlerine devam etmektedirler. Zannedilmesin ki, bu yapılan zulümlerin hesabı sorulmayacak. Elbette, bütün yapılanların hesabı hem bu dünyada, hem de öbür âlemde mutlaka sorulacaktır.      Zalimlere karşı mutlaka tek yürek tek bilek olmak zorundayız.  Bana ne, beni ilgilendirmez diyemeyiz. Kuran-ı Kerimde ”Bir insanı dirilten bütün insanlığı diriltmiş, bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş olur.” (Maide Sûresiâyet:32)  Tarih boyunca dünyada İsrailoğulları savaşlar, ihtilâller, çeşitli para oyunları ve entrikalar çıkarmış, bu gibi olaylarda büyük rol oynamış, milyonlarca cana kıymışlar, ayrıca hesapsız servetin zayi olmasına da sebep olmuşlardır.     “Müminler ancak kardeştirler.”(Hucurat Sûresi âyet:10)  Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.s.) de; “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir.”  buyurmuştur. Zorda kalanlara el uzatıp yardım yaptıkça, İmanımızın güçleneceği, hem de yeryüzünde adaletin tesis edileceği gerçeğini çok iyi biliyoruz. Nerede bir mazlum ve mağdur kesim varsa onlara, Maddi ve Manevi yardımların, infakların yapılması asli görevlerimizdendir. İsrail’in, kadın, çocuk, yaşlı, hasta.. demeden acımasızca yaptığı kan... Devamı

ŞİFA KAYNAĞI KUR'ANA SARILMALIYIZ

2014-07-09 19:46:00
ŞİFA KAYNAĞI KURANA SARILMALIYIZ |  görsel 1

ŞİFA KAYNAĞI KUR’ANA SARILMALIYIZ         Malumunuz Kuran-ı Kerim Cenab-ı Allah (c.c.) tarafından Cebrail (a.s.) aracılığı ile Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)' e ilk olarak Ramazan ayı içerisinde bulunan Kadir gecesinde vahye dilmiştir. Ramazan-ı Şerifin mağfiret günlerinde bulunmaktayız. Bu çok özel ve güzel günleri çok iyi değerlendirerek, hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerîm’e sarılarak hayatımızı yaşamalıyız.      Âyet-i Kerimede: ”Biz, Kur’andan öyle bir şey indiriyoruz ki O, Mü’minler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.” ( İsra Sûresi âyet: 82) buyrulmuştur. Mü’min, Kur’an’dan feyz almasını bildiği için, bu maksatla Okumakta, dinlemekte ve yaşayışını O’na uygun olarak emirleri yapıp, yasaklananlardan da kaçınmaktadır. Bu güzel ve olumlu yaklaşım sonucu, bu özelliklerle dop dolu olan Mü’min’in kendisine Kur’anı Kerim âyetleri   şifa ve rahmet olmaktadır. Mü’mine şifa olmasına karşılık, Zalimin hüsranının artması, O’nun Kur’andan uzak durması, kendisi ile Kur’an arasına mesafe koyup, düşmanlık yapması sebebiyledir. Nasıl ki Doktorun yazdığı ilacı hasta kullanmaz da sonucunda hastalığı artarsa, zaliminde hüsranının artması, ilaçtan uzak duran hastanın durumu gibi, Kur’andan uzak durması, hüsranının artmasına vesile olmaktadır.      Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimiz Kuran'a göre hayatımızı yaşamamız konusunda şöyle buyurmaktadır: "Kuran, maddi ve manevî bunalımların en hayırlı şifa kaynağıdır" "Kuran'a sarılınız. O'nu hayat rehberi tanıyınız. Çünkü O, Allah'ın kelâmıdır". &... Devamı

RAHMET GÜNLERİNDEN FAYDALANMAMIZ DUASI İLE...

2014-07-02 19:02:00
RAHMET GÜNLERİNDEN FAYDALANMAMIZ DUASI İLE... |  görsel 1

  RAHMET GÜNLERİNDEN FAYDALANMAMIZ DUASI İLE…       Üç ayların sonuncusu, kendisinde Kur'an-ı Kerim’in İndirildiği, bin aydan daha hayırlı olan, Kadir Gecesinin bulunduğu, Oruç Ay'ı olan Ramazanı Şerif günlerine kavuşmuş bulunuyoruz. İçinde bulunduğumuz Rahmet günlerinin değerini bilerek, kirlenen gönüllerimizi, temizlemek için bu özel günlerden gereği gibi faydalanmalıyız. Ramazan: Yanmak manasına olup bu ay’a bu İsmin verilmesine sebep Ramazanda Allah-u Teala'nın kullarının içlerinin açlık ve susuzluktan yanması, bunun karşılığı olarak günahlarının yanması ve gönüllerinin kötü işlerden temizlenmesi manası murat olunur. Oruç, namaz gibi bedeni ibadetlerden başka zekât ve hususiyle fitre gibi mali ibadetlerin de bu ayda yoğun olarak yapılması sebebiyle İçtimai yardım ayı demek de gerçekten anlamlı olur.      Cenab-ı Allah (c.c.) âyet-i kerimesinde: ” Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakiri doyuracak fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak ed... Devamı

EY ON BİR AY'IN SULTANI HOŞ GELDİN

2014-06-26 20:05:00
EY ON BİR AY'IN SULTANI HOŞ GELDİN |  görsel 1

EY ON BİR AYIN SULTANI HOŞ GELDİN       Üç ayların sonuncusu, kendisinde Kur'an-ı Kerim’in İndirildiği, bin aydan daha hayırlı olan, Kadir Gecesinin bulunduğu, Oruç Ay'ı olan Ramazanı Şerif günlerine kavuşacağımız günlere az kaldı. Kısmet olursa 27 Haziran akşamı ilk Teravih namazımızı kılıp gecesinde de Sahura kalkarak, 28 Haziran Cumartesi gününden itibaren de Ramazan Orucumuzu tutmaya başlayıp, on bir ayın sultanına hoş geldin diyerek bu güzel ay’ı değerlendireceğiz.      Ramazan: Yanmak manasına olup bu ay’a bu İsmin verilmesine sebep Ramazanda Allah-u Teala'nın kullarının içlerinin açlık ve susuzluktan yanması, bunun karşılığı olarak günahlarının yanması ve gönüllerinin kötü işlerden temizlenmesi manası murat olunur. Oruç, namaz gibi bedeni ibadetlerden başka zekât ve hususiyle fitre gibi mali ibadetlerin de bu ayda yoğun olarak yapılması sebebiyle İçtimai yardım ayı demek de gerçekten anlamlı olur.      Cenab-ı Allah (c.c.) âyet-i kerimesinde: "Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye size sayılı günlerde farz kılındı, içinizde hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyi­lik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruç tut­manız eğer bilirseniz sizin için hayırlıdır. Ramazan ayı ki onda Kuran, İnsanlara yol göstererek yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu ayı idrak eden, onda oruç tutsun, hasta veya yolculukla kalan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutsun. Allah size kolaylık ister, zorluk istemez.B&... Devamı

GAZİANTEP GEZİSİ

2014-06-25 18:49:00
GAZİANTEP GEZİSİ |  görsel 1
GAZİANTEP GEZİSİ |  görsel 2

GAZİANTEP GEZİSİ      Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi,  “Yazılacak çok şeyimiz var ” gezi  etkinliklerine bir yenisini daha ekleyerek hafta sonu Gaziantep’e  Gezi düzenlemiştir. Bir yıl içerisinde düzenli olarak yapılacak programlar önceden açıklanıp bildirilmekte, programlara ilgi duyanların katılmaları  istenmektedir. Gezi programları da bu kapsamdadır.      Geziye TYB  Konya Şube  Başkanı Mehmet Ali Köseoğlu, TYB Konya Şubemizin kurucu üyelerinden Ak Parti Konya İl Başkanı Ahmet Sorgun, Mustafa Dündar, Mustafa Erkuş, Ahmet Köseoğlu, Salih Sedat Ersöz, Hüzeyme Yeşim Koçak, Ahmet Aka, Sadık Gökçe, İsmail Detseli, Zeki Oğuz, Hamdi Bağcı, Selman Selim Akyüz, Ali Işık, Ömer Lütfi Ersöz, Saffet Yurtsever, Bedir Köseoğlu, Vural Kaya, Mustafa Balkan, Anuş Gökçe, Halil İbrahim Tongur, Fikret Küçükmumcu, Bariş Şayir, İbrahim Can, Hasan Özücan, gazeteciler ve yazarlardan oluşan 40’ın üzerinde bir heyet katılmıştır.      Cuma günü çıktığımız yolculuğumuz çok keyifli geçti. İsimlerini yazdığım değerli kardeşlerimiz birbirinden özlü ve güzel konuşmalarını yol boyunca devam ettirdi. Bu sohbetler, şakalaşmalar, toplu yapılan ibadetler dostluklarımızın pekişmesine vesile olmuştur. Saat:23.00 Sularında otelimize yerleştik. Sabah kahvaltısında, Konya’mızın Doğanhisar İlçesinden olan Gaziantep Milli Eğitim Müdürü Celalettin Ekinci ve Konya’mızın Akören İlçesinden olan hem şehrim Şehitkâmil Kaymakamı Mehmet Aydın beylerle beraber olduk. İlk olarak Zeugma Mozaik Müzesini Konya’mızın Çumra İlçesinden olan Müze Müdürü Yusuf Altın hem şehrimiz rehberliğ... Devamı