KİRLENEN GÖNÜLLERE NASUH BİR TEVBE YAKIŞIR

2013-11-20 11:13:00
KİRLENEN GÖNÜLLERE NASUH BİR TEVBE YAKIŞIR |  görsel 1

KİRLENEN GÖNÜLLERE NASUH BİR TEVBE YAKIŞIR      Allah (c.c.)’ın Rahmetinden hiçbir zaman ümit kesilmez. Kirlenen gönüllerimizi Nasuh bir tevbe ile temizlemeliyiz. Hiç vakit kaybetmeden bir an önce Nasuh bir tövbe ile pişman olup yanlışlardan vazgeçmeliyiz. Rabbimizin ve Efendimizin emirleri yapıp, yasaklarından da kaçınmaya çalışmalıyız.      “Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nûrları aydınlatıp gider de, «Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin» derler.” (Tahrim Sûresi âyet:8)    «Samimi bir tevbe» diye tercüme edilen «tevbe-i nasûh» için birçok yorum yapılmıştır. Bunların ortak noktası şudur: «Nasûh», «nush» kökündendir. Buna göre «tevbe-i nasûh»; tevbe edenin kendi nefsine nasihat dinletebilmesi, günahlarına son derece üzülmesi ve artık onlara dönmemeye karar vermesi demektir. Bir nasuh tevbeyle doğdum yeniden; Kur'ân olmasaydı, ne yapardım ben ?  (Cengiz Numanoğlu)           "De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir." (Zümer Sûresi âyet:53)        Bu âyet-i kerimede Al... Devamı

AŞÛRE GÜNÜ VE ÖNEMİ

2013-11-13 09:46:00
AŞÛRE GÜNÜ VE ÖNEMİ |  görsel 1

AŞÛRE GÜNÜ VE ÖNEMİ        Muharrem ayının onuncu günü  Aşûre günüdür. İçinde bulunduğumuz bu gün de Muharrem’in onuncu günü olduğu için aşûre günüdür. Muharrem ay’ı, Kur’an-ı Kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir. Bu güne aşûre denmesi, Muharrem ayının âşiri, yani onuncu günü olması ve başka bir rivayete göre de on Peygambere on Mucizenin ihsan edildiği için aşûre denmiştir.           Aşûre gününde Hz. Nuh (a.s.)’ın tufanı dinmiş, sonra yanlarında bulunan gıdalardan aşûre’yi yapmışlardır. Aşûre, güzel bir uygulama olarak günümüze kadar devam ettirilmiştir. Bizlerde bu önemli günde manevi anlamda üzerimize düşün görevleri yapmalı, gerçek anlamda yardımlaşarak, aşûre çorbasını (tatlısını) yaparak etrafımızdaki kardeşlerimize vermeliyiz. Bu sayede kardeşliğimizi gerçek anlamda kavrayıp canlandırmış oluruz.           Bu ayın en kıymetli ve önemli gecesi de Aşûre gecesidir. Yüce Mevla, birçok duaları Aşûre günü kabul etmiştir. Hazret-i Âdem’in  tövbesinin kabul olması,   Hazret-i Nuh’un tufandan kurtulması, Hazret-i Yunus’un balığın karnından çıkması, Hazret-i İbrahim’in ateşte yanmaması,  Hazret-i Yakub’un oğlu Hazret-i Yusuf’a kavuşması, Hazret-i Yusuf’un kuyudan çıkması, Hazret-i Eyyüb’ün hastalıktan kurtulması, Hazret-i Musa’nın Kızıl denizi geçmesi, v.b önemli olayların bu Mübarek Aşûre gününde olduğu ifade buyurulmaktadır. Ancak aynı zamanda bu önemli gü... Devamı

HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI

2013-11-06 11:01:00
HİCRET VE HİCRİ YILBAŞI |  görsel 1

                       HİCRET VE  HİCRİ YILBAŞI        Malumunuz geçtiğimiz Pazartesi gününden itibaren  Hicri 1434. Yıl tamamlanmış ve 1435. yıla girmiş bulunuyoruz. Bu vesile ile Hicri Yılınızı  tebrik eder, Alem-i İslam’ın kurtuluşuna vesile olmasını Allah (c.c.)’dan niyaz ederim.              Peygamberimizin  Hz. Muhammed(s.a.s) ,Mekke-i Mükerremeden Medîne-i  Münevvere ye hicret ettiği 622 Mîlâdi yılı  Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer(r.a.)'ın halifeliği döneminde, Hz. Ali (r.a.)'ın teklifiyle bu yolculuk, Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul  edilmiş ve isim olarak “Hicrî Yıl” denilmiştir. Mîlâdî takvimde Güneşin hareketleri esas alınmış, Hicri Takvimde ise  Kamer (ay)’ın hareketi esâs alındığı için , “Hicrî Yıl ,Kamerî Sene” veya “Sene-i Kameriyye” olarak da isimlendirilmiştir.      Hicrî Yıl da, Mîlâdî, Rûmî Yıllar gibi 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Kameri aylar: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce’dir.      Efendimizin Peygamber olarak gönderilmesi sonucu karanlık yerini aydınlığa, zulüm yerini adalete, kararan, körelip ölmüş gönüller, vicdanlar merhamete, İman nuruyla kavuşmuşlardır. Ancak bu nurdan rahatsız olan Müşrikler Efendimizi öldürmek istiyorlardı ve her geçen gün Müslümanlara eza ve cefalarını artırmaktaydılar. ... Devamı

KOP BÖLGESİNE YAPTIĞIMIZ ANLAMLI GEZİ

2013-10-31 08:50:00
KOP BÖLGESİNE YAPTIĞIMIZ ANLAMLI GEZİ |  görsel 1

KOP BÖLGESİNE YAPTIĞIMIZ ANLAMLI GEZİ      Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi, Sosyal etkinliklerine bir yenisini daha ekleyerek, Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı  işbirliği ile düzenlenen “Yazılacak çok şeyimiz var: KOP’a gidiyoruz” adlı bir gezi  Programı düzenlendi. Geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen bilgilendirme gezisine KOP İdaresi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu, TYB Konya Şubesi Başkanı M. Ali Köseoğlu, KOP İdaresi Başkan Yardımcısı İhsan Bostancı, KOP İdaresi Uzmanları ile Konyalı Yazarlar, Gazeteciler , Akademisyenler ve yakınları katılmışlardır.      Hacı Veyis Camii önünden, Seydişehir İlçesi Yaylacık Köyüne hareket ettik. Çok güzel hoş sohbet içinde geçen yolculuğumuz sonucu, öncelikle Seydişehir İlçesine bağlı eski İsmi Nuzumra yeni adı  Yaylacık olan köy’e ulaştık. KOP İdaresinin destekleriyle, İl Özel İdare kanalıyla başlatılan organik tarım projesini yerinde görme imkanına sahip olduk.Organik Çilek üretimi yapan köylülerin,Yurt dışına çilek ihraç etmeye başladıklarını,bu sayede yıllık gelirlerini artırdıklarını, hem KOP Başkanından,hem de Yaylacık Muhtarının verdikleri bilgilere göre, bu uygulamaya başlamadan önce köylülerin yıllık geliri iki-üç bin seviyelerindeyken, bu çilek üretimi sayesinde ailelerin yıllık gelirinin 20.000TL’yi bulduğunu öğrenmiş olduk.      Yaylacık köyündeki bilgilendirme toplantısında konuşan KOP İdaresi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu, KOP’un sadece sulama projesi olmadığını, Bölgede yaşayan insanları ekonomik olarak kalkındırarak yaşam kalitesini yükseltmek için çalıştıklarını belirtti.  Bir insanın dağlık kırsaldan ken... Devamı

İMTİHANDA OLDUĞUMUZUN ŞUURUNDA OLMALIYIZ

2013-10-23 09:26:00
İMTİHANDA OLDUĞUMUZUN ŞUURUNDA OLMALIYIZ |  görsel 1

İMTİHANDA OLDUĞUMUZUN ŞUURUNDA OLMALIYIZ     Başıboş bırakılmadığımız her halimizin ve davranışımızın, adeta video kameraya çekildiği, kiramen katibin meleklerince her anımızın yazıldığı, yaptığımız işlerin amellerin zerre miktarı da olsa karşımıza  Ahiret yurdunda çıkarılacağı, kısacası bu dünyaya imtihan için gönderildiğimiz gerçeği Kur’an ve Sünnet’te açıkça haber verilmiştir. Cenab-ı Allah (c.c.)âyet-i kerimesinde: " Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler, ibadet yapsınlar diye Yarattım"(Zariyat Sûresi âyet:56) buyurmuştur.       İnsanın yaratılış gayesi kulluktur. Her an, İmtihanda Olduğumuzun Şuuru’unda olarak hayatımızı ahlâklı, dürüst olarak, İslâm’a uygun yaşamalıyız. Ölüm, korku, açlık, mal azlığı, fakirlik, hastalık; bunların hepsi birer imtihandır. Bunlar dünya hayatının ayrılmaz parçalarıdır, hiç kimse bunlardan birisine yakalanmaktan kurtulamaz. Eninde  sonunda, erken veya geç herkes ölecektir. İnanan akıllı kişi, başına gelen olumsuzluklara sabrederek, sahip olduğu imkânlara, nimetlere de şükrederek bu dünya hayatını en güzel şekilde değerlendirmelidir. Âyet-i Kerîmelerde:”Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Şüphesiz o (sabır ve namaz), Allah'a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir.”      Sabır, Oruç ve namaz, imanı takviye eder, nefsin kibrini kırar, tembelliği ve uyuşukluğu giderir, zor işler karşısında insanı güçlü kılar. Taberânî’nin rivayetine göre, Resûlullah (s.a.s.) zor bir işle karşılaşınca hemen namaz kılardı. «Allah’a saygıdan kalbi ürperenler» diye tercüme edilen «h&... Devamı

KURBAN,SADAKATİN,TESLİMİYETİN VE MUHABBETİN ORTAYA KONMASIDIR

2013-10-09 09:24:00
KURBAN,SADAKATİN,TESLİMİYETİN VE MUHABBETİN ORTAYA KONMASIDIR |  görsel 1

      KURBAN, SADAKATİN, TESLİMİYETİN VE MUHABBETİN ORTAYA KONMASIDIR Kurban, İbrahim’i bir sadakatin, İsmail’i bir teslimiyetin, Muhammedî bir muhabbetin ortaya konmasıdır. Hz. Adem  (a.s.)’ın çocukları Habil ile Kâbil, Allah (c.c.)’a birer kurban takdim ederler. Kâbil’in kurbanı  reddedilir  ve Habil’inki kabul olunur. Bu olay Kuran-ı Kerîmde şöyle anlatılır:  “Onlara, Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), «Andolsun seni öldüreceğim» dedi. Diğeri de «Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder» dedi Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerîm, takva sahibi olan bir gönül üzerinden bir başka kurban kıssasını anlatır: Uzun yıllar evlat hasretiyle yanıp tutuşan Hz. İbrahim(a.s.), Allah (c.c.)’dan bu hasretin bitmesini istiyordu.  Hz. İbrahim (a.s.)’ın duasını Yüce Mevlâ  kabul buyurmuş, Salih bir evlât lütfetmişti. Hz İbrahim verdiği söz gereği evlâdını kurban etmesi gerekiyordu. Bu husus Kur’an-ı Kerîm de şöyle ifade buyrulmaktadır: “Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşe Allah beni sabredenlerden bulursun, dedi. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık: İbrahim'e selam! dedik. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim Mü’min kullarımızdandır.” (Saffat Sûresi âyet:102,111).   ... Devamı

AİLE HUZUR VE MUTLULUĞU İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

2013-10-02 11:06:00
AİLE HUZUR VE MUTLULUĞU İÇİN YAPILMASI GEREKENLER |  görsel 1

         AİLE HUZUR VE MUTLULUĞU İÇİN YAPILMASI GEREKENLER      Geçtiğimiz Cumartesi günü Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şube Başkanlığımızın düzenlemiş olduğu  “Ailenin Huzuru Nasıl Kaçar?” konulu bir söyleşiye katıldım. Hakikaten çok müstefit olduğum bir Söyleşi takip ettim. Öncelikle bu programı düzenleyen Konya Yazarlar Birliğine, emeği geçenlere, katılanlara ve konuşmacı Sosyal Hizmetler Uzmanı Cemil Paslı bey’e, en  kalb-i şükranlarımı sunuyorum.      Sosyal Hizmetler Uzmanı Cemil Paslı konuşmasında ana hatları ile şu hususları aktarmıştır: Evlilik ancak aile kurmak içindir. Aile, ilk olarak Cennette Yüce Yaratıcı tarafından Hz. Adem babamızla Havva annemiz arasında kurulmuştur. Sürekli olarak, Cennetten bir huzuru ve mutluluğu içinde barındıran; temelleri, esasları, kuralları Yüce Yaratıcı tarafından belirlenmiş en önemli sosyal müessesedir. Aile, toplumun çekirdeği ve rengidir. Şekil ve âdet olarak birbirine çok benzeyen, içerik ve öz itibariyle tamamen birbirinden farklı ama birbirini tamamlayan iki varlığın birleşmesiyle ortaya çıkan huzur ve mutluluğun en önemli merkezidir. Evlilik Müslüman için ebedi bir bağdır. Aile; dünyada insanın küçük bir Cenneti ya da Cehennemidir. Evlilik ve tüm konular için en temel gerçek bu bilinçtir. Hayat; ölümle sona eren bir süreç olarak asla düşünülmemelidir.      Konuşmasına Uzm. Cemil Paslı, kitabının da adı olan “Aile huzur ve mutluluğu için 9 ‘S”nin önemine işaret ederek devam etmiştir. Ailede; “Sevgi, Sofra, Seyahat, Sistem, Samimiyet, Sayfa, Seccade, Sohbet ve Sabır” birliğinin olması ... Devamı

KUR'AN-I KERÎM,MÜ'MİNLER İÇİN ŞİFADIR.

2013-09-24 19:00:00
KURAN-I KERÎM,MÜMİNLER İÇİN ŞİFADIR. |  görsel 1

KUR’AN-I KERîM, MÜ’MİNLER İÇİN ŞİFADIR.      Kur’an-ı Kerîm Mü’minler için gerçek anlamda şifa kaynağıdır ve aynı zamanda da rahmettir. Kâfirlerin de yalnızca hüsranını, ziyanını artırmaktadır. Mü’min; Kur’an-ı Kerimden faydalanmak, feyz almak için okumakta, dinlemekte ve yaşamaya çalışmaktadır. İşte bu özelliklere sahip olanlar Kur’an’a yöneldikleri için, Kur’an onlara şifa olmaktadır. Ancak Kur’an’a düşmanlık edenler için şifa kaynağı değil sapıklık, zalimlik artırıcı olması, ondan faydalanmayı düşünmeyip, düşmanca yaklaşımları sebebiyledir. Prof. Dr. Mehmet Okuyan; Kur'an'ın size hayat vermesini istiyorsanız, Önce siz hayatınızı Kur'an'a verin!diyerek anlatmaya çalıştığım konuya çok özlü ve güzel bir açıklama getirmiştir.      Âyet-i Kerimelerde:“Yine de ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur.” “Biz, Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, Mü’minler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.”      Mü’min, Kur’an’dan feyz almasını bildiği, bu maksatla okuduğu, dinlediği için, Kur’an âyetleri kendisine şifa ve rahmet vesilesidir. Bunu bir misalle açıklamak gerekirse,  kişi hastalandığı zaman gerekli olan maddi ve manevi tedbirlere baş vurmalıdır. Hastalığı da şifayı da yaratan Allah (c.c.)’tır. Herhangidir hastalığa yakalanan hastaya Doktoru tarafından yazılan ilaçlardan yararlanmayıp, tedavi olmak istemeyişi, nasıl ki o hastanın hastalığının devamına veya o kişinin  hastalığının artmasına yol açarsa,  Kâfirlerin, Zalimler’in Kur&... Devamı

SBS'NİN KALDIRILMASINI VE YENİ GETİRİLEN SİSTEMİ OLUMLU BULUYORU

2013-09-17 22:35:00
SBSNİN KALDIRILMASINI VE YENİ GETİRİLEN SİSTEMİ OLUMLU BULUYORU |  görsel 1

SBS’NİN KALDIRILMASINI VE YENİ GETİRİLEN SİSTEMİ OLUMLU BULUYORUM          Malumunuz geçtiğimiz yıllarda, katsayı eşitsizliği eşitlenmelidir ve katsayı eşitliğinden kimler rahatsızdır konu başlıklı yazılar yazarak bu konudaki görüşlerimi aktarmıştım. Gelinen noktada hamdolsun katsayı eşitsizliği tamamen ortadan kaldırıldı. Katsayı eşitsizliği konusundaki yazılarımdan başka, Eğitim-Öğretim ile ilgili görüş ve düşüncelerimi, önerilerimi yazdığım bir çok yazım da yayımlandı. Orta Öğretim Kurumlarına, Üniversitelere, Öğrenci Seçme Sınavları Kaldırılmalıdır başlıklı 12.05.2010 tarihinde yazdığım  yazımda Özet olarak, taleplerim şunlardan ibaretti:” O zaman YÖK bu konuda köklü bir düzenleme yaparak sınav sistemini tamamen kaldırmalıdır. Ayrıca İlköğretim 6.7.8. sınıflar için sene sonunda yapılan Seviye Belirleme Sınavı da kaldırılmalıdır. Orta Öğretimdeki başarı durumuna göre Üniversiteye geçişler sağlanmalıdır. Sınavların çokluğu Okulların etkin olması yerine Dershanelerin daha etkin olduğu bir konuma gelmiştir. Velilerin ekonomik kayıpları da sınavların kaldırılması ile giderilecektir. Okullar daha etkin olacaktır. Okullardaki Öğretmenlerin bazı öğrencilere yüksek not vererek istedikleri Üniversiteye yerleşmelerini kolaylaştırıcı olumsuz unsurlar da giderilmelidir. Bu anlamda eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı, aynı eğitim-öğretim verilmelidir. Sonucunda   eğitim-öğretim yılı içerisinde görülen her dersin sınavları merkezi olarak yapılmalıdır. Bu ve benzeri tedbirler alındıktan sonra İlköğretim Okulu ve Lisedeki yaklaşık olarak 12(on iki) yıllık genel başarısı dikkate alınmış olur. Her zaman eleştiri konusu olan bir kaç saat içerisinde ölçme yapan bu sınav sisteminden ve onun daya... Devamı

KARAPINAR GEZİSİ

2013-09-11 09:04:00
KARAPINAR GEZİSİ |  görsel 1

KARAPINAR GEZİSİ      Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi, Sosyal etkinliklerine bir yenisini daha ekleyerek  Konya’mızın güzide İlçelerinden Karapınar’a gezi düzenlemiştir. Geziye birbirinden değerli 30 civarında yazar, akademisyen ve gazeteciler ve yakınları katılmışlardır. Geçtiğimiz hafta sonu Cumartesi günü Hacı Veyis Camii önünden, Konyalı Yazar kardeşlerimizle birlikte Otobüsle Karapınar’a hareket ettik. Çok güzel hoş sohbet içinde geçen yolculuğumuz sonucu, Karapınar’ın girişinde bulunan 100. yıl Atatürk dinlenme tesislerinde Karapınar Belediye Başkanı Mehmet Mugayıtoğlu bey tarafından karşılandık. Çok güzel olan bu park içerisinde sabah kahvaltısını yaptıktan sonra, Karapınar’a  yaptığı hizmetleri Belediye Başkanı Mehmet Mugayıtoğlu slayt eşliğinde anlattı.      Belediye Başkanı Mehmet Mugayıtoğlu yaptığı sunumda çok önemli hizmetler imza attığını belirtti. Karapınar’ın, temel alt yapı ve üst yapı sorunlarının tamamını çözüme kavuşturduklarını belirtmiştir. Eski ve  Yeni dönem Karapınar’ın farkını fotoğraflarla gösterdi.Göreve başladıklarında kanalizasyon sistemi olmadığını, İlçede bir tek bile kaloriferli binanın bulunmadığını, yolların büyük bir kısmının asfaltsız olduğunu,içme suyunun yetersizliğini v.b. sorunların büyüklüğünü ana hatları ile aktardı.      Yaklaşık olarak 10 Yıl’a yaklaşan Başkanlığı döneminde sorunları bir bir çözerek Karapınar’ı gerçek anlamda yaşanabilir bir İlçe hale getirdiklerini ifade etmiştir. Öncelikle kanalizasyon hattının keşfini yaptırmış,ilk yapılan keşifte 215 km.lik hat için 40 Trilyon belirlenmiş,yapılan ihale sonucu kırımlar netices... Devamı

EY CEMAAT LİDERLERİ!..

2013-09-04 09:13:00
EY CEMAAT LİDERLERİ!.. |  görsel 1

EY CEMAAT LİDERLERİ!..      Günümüz Müslümanlarının en çok ihtiyaç duydukları konulardan birisi, beklide en önemlisi, birlik ve beraberliktir. Birlik ve beraberlik ruhunu kaybeden toplumlar, her şeylerini kaybetmek zorunda kalırlar. Fertleri birbirine düşmüş milletler, yok olup gitmeye mahkûmdurlar. Tarih bunun en büyük şahididir. Onun içindir ki dinimiz, birlik, beraberlik ve kardeşliğin önemini vurgulanmış, fitne ve tefrikanın çok tehlikeli olduğunu da  açıkça belirtilmiştir.      Ey Cemaat Liderleri!Sizlere büyük sorumluluklar düşmektedir.Bu sorumluluğunuzu yerine getirirseniz,Ümmet-i Muhammed’in her türlü zulme maruz kalmaları son bulacak, dünyada gerçek anlamda adalet, hak, hukuk tesis edilmiş olacaktır.Fakat herkes kendi Cemaatinin, grubunun özel çıkarları için çalışıp, kardeşlik şuurundan uzak durursa, Allah(c.c.) korusun, bir takım bela ve musibetlerin güzelim Ülkemize de gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Olumsuzluklara uğramadan, kardeşlik şuuru içinde hareket etmeliyiz. Başka inanç gruplarına gösterilen olumlu yaklaşımları, kendi kardeşlerimizden esirgememeliyiz. Cemaatler de, İnsanlarda hata yaparlar, ancak hataları en düşük seviyeye indirmek için Kuran ve Sünnet merkezli yapılacak istişarelere göre hareket edilmesinin inanılmaz yararları olacaktır.      Müslümanlara önderlik eden bütün Cemaat liderleri, düzenli olarak istişare amaçlı toplantılar yapmalı, aldıkları kararları birlik ve beraberlik ruhu içerisinde uygulamaları gerekir diye düşünüyorum. Medya da ,  bir biri ile tartışan kavgalı gruplar, Cemaatler görüntüsünden uzaklaşılmalı, bütün düny... Devamı

ESAD, KİMYASAL SİLAH KULLANARAK İNSANLIK SUÇU İŞLEMİŞTİR.

2013-08-28 12:41:00
ESAD, KİMYASAL SİLAH KULLANARAK İNSANLIK SUÇU İŞLEMİŞTİR. |  görsel 1

ESAD, KİMYASAL SİLAH KULLANARAK İNSANLIK SUÇU İŞLEMİŞTİR      Geçtiğimiz hafta içerisinde Suriye de Zalim Firavun Beşşar Esad tarafından, Sarin gazı kullanılarak binlerce masum, çocuk, kadın, sivillerin ölmesine sebep olunmuştur. Zaten bu ailenin sicili geçmişte de bozuktu. Zalim Firavun Hafız Esad’ın yapmış olduğu katliamları, kullandığı kimyasal silahları herkes bilmektedir. Bu defa da aynı Zalimliğe oğlu Esad devam etmiş ve açıkça insanlık suçu işlemiştir.      Hakikaten merak ediyorum, bu kadar Zalimce insanlık suçu işlenirken, Birleşmiş Milletler, harekete geçmesi gerekenler nerededir? Hâla neyi beklemektedirler? Bu gün yapılan katliamlara dur demeyecekse, kapatın bu kurumları... İnsan haklarından bahsedilerek ikiyüzlülük yapılmasın. İnsanlıktan nasibi olanlar, insanlıktan nasibini kaybetmiş olanlarla şerefli bir şekilde mücadele etsin. Zaten başka çare de kalmıyor. Şeref ve haysiyetini kaybedip, Zalimin yanında yer almaktansa, şerefi ile mücadele ederek zafere ulaşmak veya bu uğurda Şehid olmak en güzel neticedir.      Âyet-i Kerimelerde: ”Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yine yeryüzünde aşırı gitmektedirler.” (Mâide Sûresi âyet:32)      “Kim bir Mü’mini kasten öldürürse cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa S&uci... Devamı

İKİYÜZLÜ SAHTEKÂR BATI,DEĞERLERİ İLE BİRLİKTE BATMAKTADIR

2013-08-21 09:01:00
İKİYÜZLÜ SAHTEKÂR BATI,DEĞERLERİ İLE BİRLİKTE BATMAKTADIR |  görsel 1

İKİYÜZLÜ SAHTEKÂR BATI, DEĞERLERİ İLE BİRLİKTE BATMAKTADIR      Mısır da Firavun torunlarınca, Meşru Cumhur Başkanı Muhammed Mursi’ye karşı yapılan Darbe’ ye, Batı dünyası Darbe diyememiştir. Buradan cesaret alan Firavun torunu Zalim Sisi dördüncü kez, Mısır’ın Kahire Şehrinin Rabiatül Adviye, Nahda meydanları ile İskenderiye v.b. bir çok yerleşim yerlerinde, hatta Camilerde sivil halkın üzerine kurşun sıkılması emrini verip uygulatmış, çadırlar ateşe verilmiş ve içindeki kadın, çocuk demeden diri diri yakılmışlar,   keskin nişancılar  ve baltacılar tarafından akılların alamayacağı çok büyük katliamlar yapılmıştır. Sonucunda binlerce ölü ve on binlerce yaralı bulunmaktadır. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, Darbeciler, Cuntacılar, Hainler, Şehit ettikleri Müslümanların kanında boğulacaktır.      Tebbet, «kurusun» manasına bedduadır. Ebu Leheb hakkında inmiştir. Zira o, eziyet etmek kastıyla Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)’in yoluna gizlice diken koymuş, bu işte kendisine karısı da yardım etmişti. “Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek).” (Tebbet Sûresi âyet:1-5) buyrulmuştur.      Sisi’nin, Esed’in ve bütün Zalimlerin ve yandaşlarının elleri de, dilleri de kurusun. Zalimler yaptıklarının bedelini hem bu dünyada hem de gerçek âlem de mutlaka ödeyeceklerdir.      Âyet-i Kerimede:“Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız).  Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O'ndan da)  yard... Devamı

İBADETLERİMİZDE DEVAMLILIK VE ÖNEMİ

2013-08-13 16:10:00
İBADETLERİMİZDE DEVAMLILIK VE ÖNEMİ |  görsel 1

İBADETLERİMİZDE DEVAMLILIK VE ÖNEMİ Mübarek Ramazan-ı Şerfi ay’ını geride bırakmış bulunuyoruz. Ramazan da kazandığımız çok güzel alışkanlıklarımızı, Ramazan dışındaki ay’larda da devam ettirmeliyiz. İbadetlerimizi en iyi şekilde her zaman yapmakla yükümlüyüz. Ramazan gibi müstesna dönemlerde ise, Kulluk görevimizin, sorumluluğumuzun zirve yapması da arzulanan bir husustur.Önemli olan,amellerin en sevimlisi, azda olsa devamlı yapılanıdır. İbadetlerin kabulünde devamlılık esastır. Cenab-ı Allah(c.c.):“Namaz kılanlar ki, onlar namazlarında devamlıdırlar.” (Meâric Sûresi âyet: 23) buyurmuştur. İbâdetlerdeki devamlılık o kadar mühimdir ki, Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) bir Hadîs-i Şerîflerinde: “Amellerin Allah Teâla’ya en sevimli olanı, az da olsa devamlı yapılanıdır.” (Müslim, Müsâfirîn, 218., Buhârî, Rikâk,(18)buyurmuştur.  Ramazan-ı Şerif te, Oruç tutarak, namazlarımızı, teravihleri kılıp, Kur’an-ı Kerim Okuyup v.b. ibadetleri yapıp nefislerimizi terbiye ettik. Ramazan ayı boyunca sabrı, yardımlaşmayı, paylaşmayı, dayanışmayı ve kardeşliği en iyi bir şekilde öğrendik. Dünya nimetlerinin gelip geçici olduğunu, ahiret nimetlerinin ise kalıcı ve gerçek olduğunu anladık. Ramazan ayında yaptığımız ibadetleri ve kazandığımız güzel hasletleri Ramazan sonrasında da devam ettirmeliyiz. İbadetler sadece belli bir süre yapılıp sonra terk edilen şeyler değildir. Allah’a ibadet ömür boyu sürmelidir. Cenab-ı Allah (c.c.): “ Ölüm sana gelinceye kadar Rabbine itaat et.”(Hicr Sûresi âyet:99) buyurmuştur. İnsanın yaratılış gayesi Allah’a ibadet etmektir. Allah’u Teala; “İnsanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.”(Zariy... Devamı

ARFİFE GÜNÜ VE RAMAZAN BAYRAMI

2013-08-07 01:30:00
ARFİFE GÜNÜ VE RAMAZAN BAYRAMI |  görsel 1
ARFİFE GÜNÜ VE RAMAZAN BAYRAMI |  görsel 2

ARİFE GÜNÜ VE RAMAZAN BAYRAMI  Evveli Rahmet, ortası Mağfiret ve sonu da Cehennemden azad olmak olan Ramazan-ı Şerif, bugün son bulacak ve yarın da Mübarek Ramazan Bayramı başlayacaktır. Bu vesile ile bütün Müslüman Kardeşlerimin arife gününü ve Ramazan Bayramını en içten dileklerimle tebrik ederim. Sıhhat, âfiyet ve mutluluklar içerisinde daha nice bayramlara ulaştırmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ederim. Ramazan Bayramı, Ramazan ayının son günü olan arife ‘den sonra başlamaktadır. Arife gününde ve Bayram namazından sonra, kabirleri ziyaret ederek ölülerimizi hatırlamalıyız. Çokça tefekkür etmeliyiz. Okuyacağımız surelerin ecir ve mükâfatını ölmüş olan ecdadımıza göndermeliyiz. Bu kabir ziyaretleri ölülerimize karşı duyduğumuz sevgi ve saygının bir ifadesidir. Ayrıca kabir ziyareti, insanlara ahireti hatırlatır. Bu ziyaretler vesilesi ile bir gün mutlaka öleceğimizi hatırlamış oluruz. Bu hatırlama aslında hayatımızı daima güzel ahlak esaslarına göre yaşamamız gerektiğini de beraberinde getirir. Dünyanın imtihan yeri olduğu, dolayısı ile bu imtihanda mutlaka başarılı olmamız gerektiği anlayışı bizlerde hakim olmalıdır. Aslında ölüm, dinimize göre bir yok oluş değil, gerçek manada var oluşun başlangıcıdır. Mevlâna Celaleddin-i Rumi de ölüm gecesini "Şeb-i Arus" sevgiliye, Allah'a kavuşma olarak değerlendirmiştir. Ölüm, kişinin gerçek manada Allah(c.c.)'a, kavuştuğu gündür. Dünyada iken sevdiğimiz, saydığımız ve ziyaret ettiğimiz kimselerin kabirlerini ziyaret, onları unutmadığımızın, sevgi ve saygımızı devam ettirdiğimizin en açık belirtisidir. Kabir ziyareti sırasında, saygılı olmak, kabirleri çiğnememek, yüksek sesle ağlayıp feryat etme... Devamı

BİN AYDAN DAHA HAYIRLI OLAN KADİR GECESİ'NİN ÖNEMİ

2013-07-31 10:12:00
BİN AYDAN DAHA HAYIRLI OLAN KADİR GECESİNİN ÖNEMİ |  görsel 1

  BİN AYDAN DAHA HAYIRLI OLAN KADİR GECESİ’NİN ÖNEMİ Önümüzdeki 03/04 Ağustos Cumartesi gününü Pazar’a bağlayan gece Mübarek Kadir Gecesidir. Bin aydan daha hayırlı olup, çok önemli olan bu Mübarek Kadir Gecenizi şimdiden tebrik eder, insanlığın, mazlum ve mağdur olan Mısır, Suriye v.b. Ülkelerdeki Müslüman Kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ederim. Cenab-ı Allah bu gece hakkında şöyle buyuruyor: “ Biz onu ( Kur’an’ı) Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. O gecede Rablerinin izniyle Melekler ve Ruh (Cebrail),  her  iş için İner dururlar. O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.”( Kadir Sûresi Âyet:1-5.) Kadir kelimesinin Lügat manası, güç getirmek, hüküm ve kaza, şeref ve azamet, tazyik demektir. Kadir gecesi hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allah-u Teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar, Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.” “İnanarak ve sevabını Allahü Telâdan umarak, Kadir gecesini ihya edenin geçmiş günahları affolur.” [Buhari, Müslim] Yeryüzüne nûr saçan, Alemleri Zulmetten nur’a gark eden ve İnsanlığa ebedi saadeti bahşeyleyen, Rehberimiz Kuran’ı Azimüşşan bu Mübarek gecede nazil olmuştur. Cenab-ı Allah âyet-i kerimesinde: “Biz Kur’an’ı Mübarek bir gecede indirdik” buyurmuştur. (Duhan Suresi ayet: 3) Mübarek Kadir Gecesinde indirilen Kuran’ı Kerimin ahkâmı ile ame... Devamı

HELÂL KAZANÇ VE HELÂL LOKMA'NIN ÖNEMİ

2013-07-24 09:16:00
HELÂL KAZANÇ VE HELÂL LOKMA'NIN ÖNEMİ |  görsel 1

HELÂL KAZANÇ VE HELÂL LOKMA’NIN ÖNEMİ Dinimiz İslâm’a göre; Helâl kazanç ve Helâl lokmanın Önemi çok büyüktür. Yapacağımız bütün ibadetlerin makbul olmasının en temel ve vazgeçilmez şartı alın teri ile helâl yoldan kazanılan, helâl lokmadır. Müslüman, tamahkâr olmadan, helâl yoldan kazandıkları ile iktifa edip, ibadet ve taatlarını emredilen şekilde yapmalıdır. Allah (c.c.)’tan bol, bereketli helâl kazanç istemeliyiz. Helâl lokmayı temin etmek içinde elimizden geldiğince çalışmalıyız. Bu istek ve çalışmalarımıza rağmen arzu ettiklerimizi temin edememişsek şöyle düşünmeliyiz. Belki de çok imkâna sahip olmak benim kurtuluşuma değil, dünya imtihanını kaybetmeme vesile olacaktı dememiz gerekir. Şunu kesinlikle unutmamalıyız ki; dünyevi, maddi konularda bizlerden daha az imkâna sahip olanlara bakarak şükrümüzü artırmalı, onlara yardımcı olmak için çalışmalıyız. Uhrevi, Manevi konularda ise bizden daha iyi yaşayanları örnek alıp, onları geçmek için tatlı ve güzel bir yarışın içine girmeliyiz. Maalesef günümüzdeki mukayeselerin bir çoğu hep dünyevi anlamda yapılmakta, uhrevi değerlendirmelere ise   hep mesafeli olunmaktadır. Bu izahımızı birkaç örnek vererek açıklayalım. Dünyevi mukayeseler yapılırken, Ahmet bey’in Trilyonları, Yatları, katları, pahalı otomobilleri var denilerek hep ona özenilmekte, fakat uhrevi mukayeseler nedense çok yapılmamaktadır. Esasen, Mehmet bey, beş vakit namazını camide cemaatle kılmakta, gece teheccüd’e kalkmakta, helâlinden kazanıp helâl lokma yemekte v.b denilerek onu geçmemiz için tatlı bir yarışın içine girm... Devamı

KUR'AN-I KERÎM VE RAMAZAN-I ŞERİF

2013-07-17 08:26:00
KUR'AN-I KERÎM VE RAMAZAN-I ŞERİF |  görsel 1

                               KUR’AN-I KERÎM VE RAMAZAN-I ŞERİF      Kuran-ı Kerim Cenab-ı Allah (c.c.) tarafından Cebrail (a.s.) aracılığı ile Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)' e ilk olarak Ramazan ayı içerisinde bulunan Kadir gecesinde vahye dilmiştir. İlk vahiy Ramazan ay’ı içerisinde Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)’e gönderildiği için, Ramazan ayına Kuran ay’ı diyebiliriz. Kur’an-ı Kerim’i, Ramazan ayında daha iyi anlayıp, okuyup yaşamak için çaba göstermeliyiz. Bu güzel özelliğimizi Ramazan dışında da devam ettirerek, Kur’an-ı Kerimle olan irtibatımıza devamlılık kazandırmalıyız. Kur’ân eczanesinde, her derde devâ vardır; Son kullanma tarihi: Kıyâmete kadardır… (Cengiz Numanoğlu)      Kur’an-ı Kerim’in Mü’minlere şifa olmasına karşılık, Kâfirlerin hüsranını artması, Kâfirler’in Kur’andan uzak durması, kendisi ile Kur’an arasına mesafe koyup, düşmanlık yapmaları sebebiyledir. Âyet-i Kerimelerde:” Sizi karanlıktan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, Size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Hadîd Sûresi âyet: 9) “Şüphesizki bu Kur’an en doğru yola iletir ; iyi davranışlarda bulunan Mü’minlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” ( İsrâ Sûresi âyet: 9) buyrulmuştur.      Müslümanlar Kuran-ı Kerim'i okumak, an­lamak ve yaşamakla emrolunmuşlardır. İnandığı ve Hayat Nizamı edindiği Kuran'a karşı Müminin ilk vazifesi O'nu sık sık okum... Devamı

FRAVUNLAR,KARUNLAR VE BEL'AMLAR DARBE İLE MISIRDA İŞ BAŞINDA

2013-07-05 23:20:00
FRAVUNLAR,KARUNLAR VE BEL'AMLAR DARBE İLE MISIRDA İŞ BAŞINDA |  görsel 1

  FRAVUNLAR,BEL’AMLAR VE KARUNLAR DARBE İLE MISIR DA İŞ BAŞINDA!..        Özgürlük, hak arama adına Tahrir’de toplanan azınlıklar çoğunluğa tahakküm etmek için; askerle iş birliği yapıp riyakâr iki yüzlü batınında desteğini alarak Mısır da Darbe yapmışlardır. Gelinen nokta da Meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve taraftarlarına, Müslüman Kardeşler’e her türlü zulmü reva görüp, bazılarını öldürüp, bir çoklarını da tutuklamak suretiyle hapishanelere gönderilmelerini nasıl izah edeceklerdir. Bunun bir izahı yoktur. Demokratik yollardan iktidara gelemeyenlerin, sandıkta seçilemeyenlerin yaptıkları  alçakça  bir Zulümdür. Bu zulmü yapanlar şunu unutmasınlar ki, Zulüm ile âbat olanların ahiri berbât olur.      Sonun başlangıcı sanma uzakta;   Gör ki; o korktuğun dev uyanmakta.   Er geç çözülecek, bu düğüm Hakk’ta,      Hüsrâna mahkûmdur kâfir fıtratı,      Şeytanın kuklası, vicdansız Batı.  Cengiz Numanoğlu        Tarih boyunca beşeri sistemlere baktığımızda üçlü bir sacayağının birlikteliğini görmekteyiz. Bunları Fravun, Karun, Bel’am oluşturmaktadır.   Fravun; İktidarı, egemen gücünü , kişi yada mekanizmayı temsil eder.   Karun; Sistemin Mal, Para gücünü, kişi yada mekanizmayı temsil eder.   Bel’am; Resmi ideolojinin Alimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bel’am din pazarlamacısıdır ama bu Allah (c.c.)’ın dini değil, menfaatlerine göre yorumlanıp afyon haline getirilen bir dinin pazarlamacısıdır. Bel’am B.Ba... Devamı

HOŞ GELDİN...EY ONBİR AY'IN SULTANI

2013-07-03 11:03:00
HOŞ GELDİN...EY ONBİR AYIN SULTANI |  görsel 1

HOŞ GELDİN, EY ONBİR AY’IN SULTANI      Malumunuz Önümüzdeki Salı gününden İtibaren üç aylar’ın sonuncusu, kendisinde Kur'an-ı Kerim’in indirildiği, bin ay­dan daha hayırlı olan, Kadir Gecesinin bulun­duğu, Oruç Ay'ı olan Ramazanı Şerif başlayacaktır. Kısmet olursa 08 Temmuz akşamı ilk Teravih namazımızı kılıp gecesinde de Sahura kalkarak, 09 Temmuz gününden itibaren de Ramazan Orucumuzu tutmaya başlayıp,on bir ayın sultanına hoş geldin diyerek bu güzel ay’ı değerlendireceğiz.      Ramazan: Yanmak manasınadır. Oruç tutan Müslümanların da içleri açlık ve su­suzluktan yanmaktadır. Allah (c.c.) Rızası için yapılan ibadetler, tutulan Oruçlar vesilesi ile günahlarının yanması ve gönüllerinin kötü işlerden temizlenmesi murat olunur.  Oruç, namaz gibi bedeni ibadetlerden başka sadaka, fitre, Zekât gibi mali ibadetlerin de bu ayda yoğun olarak yapılması sebebiyle, Ramazan toplumsal yardım Ay’ıdır. Zekat vermesi gereken kardeşlerimiz, sahip olduğu malının üzerinden bir kameri yıl geçtikten sonra, İslâm’ın beş ana temelinden olan bu ibadetin gereğini yerine getirir. Zekât ibadetinin süresi dolmadan önce verilmesi faziletli iken, tehir edilmesi, Müslüman’ın günaha girmesine vesile olur.      Cenab-ı Allah (c.c.) âyet-i kerimesinde: "Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye size sayılı günlerde farz kılındı, içinizde hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyi­lik yaparsa o iyilik kendisinedir. ... Devamı

GEL BU YAZ, KURAN-I GÖNLÜNE YAZ

2013-06-26 09:51:00
GEL BU YAZ, KURAN-I GÖNLÜNE YAZ |  görsel 1

GEL BU YAZ, KUR’AN-I GÖNLÜNE YAZ      Malumunuz 14 Haziran 2013 Cuma günü ilköğretim ve Ortaöğretim de eğitim-öğretimin yılı sona ermiş olup, öğrencilerimiz, yaz tatiline girmişlerdir. Öğrencilerimiz eğitim-öğretim yılı boyunca çok güzel bilgiler öğrenmişlerdir. Evlâtlarımızı yaz tatilin de, Yaz Kur’an Kurslarına göndererek dini bilgilerinin en güzel şekilde öğrenmelerini sağlayalım. Bu açıdan yaz Kur’an Kurslarımızın önemi çok büyüktür. Bu yaşlarda dini bilgilerini öğrenemeyenler daha sonraki yaşlarda zorlanmaktadırlar. Yavrularımızın en verimli bu zaman dilimlerini, en güzel bir şekilde dini bilgilerini öğreterek değerlendirelim. Ayrıca büyüklerimizden dini bilgilerini ve Kur’an-ı Kerimi bugüne kadar öğrenmemiş olanlar için de yaz Kuran Kurslarını bir  fırsat bilelim. Bu vesile ile diyorum ki; Haydi BÜYÜKLER  ve ÇOCUKLAR... Geliniz bu yaz, Kur`an'ı Kerim'i gönlümüze yazalım... Kur'an'ı Öğrenmenin-Okumanın yaşı yok, Talep sizlerden Görev Tüm Hocalarımızdan...        Yaz Kur’an Kursları 24 Haziran Pazartesi günü başlamış olup üç dönem halinde devam edecektir. Hem Kuran-ı Kerim’in okunması öğretilecek, hem de dini bilgiler, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in hayatı hakkında birbirinden önemli bilgiler verilecektir. Yaz Kur’an Kursları,23 Ağustos Cuma günü sona erecektir. Hala yazılmayan kardeşlerimiz varsa , bu imkânı güzel bir fırsat bilerek, en yakın Kuran Kurslarına kayıtlarını yaptırsınlar. Allah (c.c.) Kurslara katılan, görev yapan herkesten Razı olsun.      Kuran-ı Kerim ,  bizim gerçek mirasımızın en önemli kaynağı... Devamı