BERÂT GECESİNDE, AF OLUNANLARDAN OLMAMIZ DUASI İLE..

2013-06-20 09:18:00
BERÂT GECESİNDE, AF OLUNANLARDAN OLMAMIZ DUASI İLE.. |  görsel 1

BERÂT GECESİNDE, AF EDİLENLERDEN OLMAMIZ DUASI İLE…  Berât Gecesi, Kameri takvimin 8. ay´ı olan Şaban´ın 15. Gecesidir. Önümüzdeki 23/24 Haziran Pazar’ı Pazartesiye bağlayan gece, Berât Kandilidir. Bu vesile ile Berât Gecenizi tebrik eder, her iki cihanda kurtuluşa erenlerden olmamızı Yüce Mevla’dan niyaz ederim.      Berat kelimesi, sıkıntıdan, borçtan, suç ve cezadan kurtulmak, beri olmak anlamına gelir. Berât, Berâet kelimesinin kısaltılmış şeklidir. Berât Gecesinde, günahlardan, işlenen Manevi suçlardan kurtuluşumuz için ibadet-taat, dua ve niyaz içerisinde en güzel bir şekilde değerlendirmeliyiz. Berat Gecesinde, Berat edenlerden olmamızı Yüce Mevlâdan niyaz ederim. Hayatımızın her dönemini kulluk görevimizin bilinciyle geçirmeliyiz. Sadece önemli gün ve gecelerde değil, her zaman ibadetlerimizi yapmalıyız. Önemli gün ve gecelerde diğer günlerden daha fazla bir şekilde farzlara ilave olarak, nafile ibadetlerle de Allah (c.c.)’a yalvarıp kurtuluşa ermek için çalışmalıyız.       Berat Gecesinde Müminler, mağfirete ermek ve günahlardan temizlenmek için dua ve niyazlarını artırmalıdırlar. Yüce Allah (c.c.) bu gecede, dili ve kalbi ile kendisine yönelenleri ve kendisinden bağışlanmalarını İsteyenleri, affetmekte ve bağışlamaktadır. Yeter ki, Müslüman tam bir dil ve gönül bağı ile Allah (c.c.)´a yönelmiş olsun.       Bu gece, her insanının mukadderatının tayin edildiği bir dönüm zamanıdır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.): “Esirgeyenlerin en merhametlisi olan Cenab-ı Allah, Şaban ayının 15. gecesi kullarına Lütfu ve Keremi ile tecelli eder. Mü’minlerin günahlarını af ... Devamı

İSLÂM EKONOMİSİ

2013-06-11 22:33:00
İSLÂM EKONOMİSİ |  görsel 1

 Geçtiğimiz günlerde zatımı ziyaret ederek yeni çıkan İslâm Ekonomisi kitabını imzalayıp takdim etme nezaketinden dolayı, Şevki Çobanoğlu kardeşime gönülden şükranlarımı sunar, kitabının hayırlı olmasını dilerim. Araştırmacı, Yazar ve Şair Şevki Çobanoğlu; 3 Nisan 1953 tarihinde Kayseri ili, Özvatan ilçesi, Taşlık köyünde doğdu. İlkokulu Taşlık köyünde, Ortaokulu Özvatan ilçesinde tamamladı. Nevşehir Ticaret Lisesi’nden mezun oldu. Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme Fakültesi Maliye ve Muhasebe Bölümü’nü bitirmiştir. Çalışma hayatına 1974 yılında başlamış. Çeşitli firmalarda muhasebeci, muhasebe müdürlüğü ve yönetici olarak çalışmıştır. Libya ve Suudi Arabistan’da iş yapan Türk inşaat firmalarında iki yıl kadar muhasebeci olarak görev almış. Faisal Finans Kurumu Şirketler Grubunda muhasebe müdürlüğü yapmış. Bir süre de serbest ticaretle uğraşmıştır. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulunmuştur. Ekonomi konusunda araştırmalara yönelerek, ulusal gazetelerde yazıları yayımlanmış ve kitaplar yazmıştır. Bir ekonomist olarak, ekonomi konusunda geniş araştırmalar yaparak önemli görüşler ortaya koymakla birlikte, bir halk şairi olarak da, şiirlerini sade bir dil kullanarak çok usta bir biçimde kaleme almıştır. Şevki Çobanoğlu, hayatının büyük bölümünü memleketi Kayseri'de geçirmiştir. Tahsili ve iş hayatı dolayısıyla Nevşehir, Adana, Denizli, İstanbul, Mersin illerinde ikamet etmiştir. 17 Ekim 2009 tarihinde Konya'ya yerleşmiştir. Şu anda Konya’da ikamet etmektedir. Ekonomi Üzerine Yayınlanmış Eserleri: 1-Türkiye’de Ekonomik Çıkmaz, 2-Türkiye&rsq... Devamı

MÎRAÇ,GERÇEK BİR YÜKSELİŞ VE RIZAYA KAVUŞMA GECESİ'DİR

2013-06-05 09:52:00
MÎRAÇ,GERÇEK BİR YÜKSELİŞ VE RIZAYA KAVUŞMA GECESİ'DİR |  görsel 1

MÎRAÇ  GERÇEK BİR YÜKŞELİŞ VE RIZAYA KAVUŞMA GECESİ’DİR.           Bu gün 05/06 Haziran Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece Miraç Kandili’dir. Bu vesile ile Miraç Kandilinizi tebrik eder, her iki cihanda kurtuluşa erenlerden olmamızı Yüce Mevla’dan niyaz ederim.             Miraç’ın lügat manası, yükselmek, yukarı çıkmaktan kinayedir. Recep ayının 27.gecesi Miraç hadisesi vuku bulmuştur. Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.) gecenin bir anında, Mescidi Aksa’dan Cenab-ı Hakkın dilediği yüksekliğe çıkarılması hadisesine Miraç denir. Bir de İsra (gece yürüyüşü) vardır ki, Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)’in Mekke-i Mükerremedeki, Mescid-i Haramdan, Mescid-i Aksaya kadar olan yolculuğuna, “gece yürüyüşü” denir. Bu, gece yürüyüşü (isra) hadisesi Kuran-ı Kerim ile sabittir. İsra Sûresin 1.âyet-i kerimesinde: “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye Muhammed kulunu Mescidi Haramdan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir” buyurulmuştur.             Miraç, Mescid-i Aksa’dan başlayıp, göklere oradan da Cenab-ı Allah(c.c.)’ın dilediği yerlere Habib-i Edibini yükselterek O’na kudret ve Azametine delalet eden âyetleri göstermesidir ki, meşhur hadis-i şerif ile sabittir. Bu hadiseyi Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.) şöyle anlatmaktadır: “Öyle bir müstevaya çıkarıldım ve öyle makamlara yükseltildim ki, kainatın mukadderatını yazan kalemlerin gıcırtıl... Devamı

FATİH VE FETİH RUHU

2013-05-29 09:25:00
FATİH VE FETİH RUHU |  görsel 1

FATİH VE FETİH RUHU Malumunuz 29 Mayıs 1453 yılında İstanbul fethedilmiştir. Fethin, bugün 560.Yıl dönümünü idrak etmekteyiz. Bu Fetih, insanlık alemi için dönüm noktası niteliğinde büyük tarihi  bir hadisenin ifadesidir. Bu vesile ile Fatihi ve Fetih Ruhunu her zaman hatırlayıp, ecdadımıza layık nesiller yetiştirmek amacımız olmalıdır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Hadis-i Şeriflerinde: “Muhakkak İstanbul fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan ve   o’nu fetheden askerler, ne güzel askerdir.” (Ahmet b. Hanbel, Müsned, C.4, S. 225) buyurmuşlardır. Fetihle; Bizans’ın temsil ettiği zulüm, kölelik, hile, düşmanlık, ayrılık, ahlaksızlık gitmiş, yerine; Hak, Adalet, ahlak, hürriyet, insanca yaşama ve bilim gelmiştir. Fetihle karanlık bir sistem olan Ortaçağ kaldırılmış ve yerine  çalışmayı önemseyen, insanın ufkunu açan  yep yeni bir sistemle birlikte Yeni Çağ gelmiştir.İstanbul’un Fethi ile birlikte, Hakka, hakikate, ilme, ve adalete kapalı olan kapılar, topyekûn   hakikate açılmıştır. Bizler, Fatihlerin torunları olarak elbette ecdadımızla şeref duyup, onları yad edeceğiz.  Şanlı tarihimizle ve ecdadımızla övünmemiz gerçekten çok güzeldir. Fakat hiçbir zaman yerimizde saymamalıyız, yeni  gönül fetihleri için Akşemsettinler, Fatihler yetiştirmek zorundayız. Gerçek çözüm herkesin bir Fatih, bir Akşemsettin olmaya çalışmasıdır. Arapçada fetih açmak; Fatih de açan demektir. Her fert kalbini ve Maneviyat aleminin bütün özelliklerini Allah(c.c.)’a açarsa, o zaman gerçek anlamda en büyük fetih olur. Tabii ki bu fetih, her meselenin başı olan kuvvetli ve sarsılmaz bir İman’a... Devamı

HACAMAT (KUPA TEDAVİSİ) NEDİR?

2013-05-28 10:44:00
HACAMAT (KUPA TEDAVİSİ) NEDİR? |  görsel 1

  Hacamat (Kupa Tedavisi) nedir? Sağlığı korumak veya hastalıktan kurtulmak için vücudun belli noktalarına, ihtiyaç olması halinde beynin bıngıldak noktası ile boyun baş kesişme noktasındaki çukur bölge hariç olmak üzere hemen hemen her yerine kupa kapatmaya, kan almaya dayanan bir tadavi yöntemidir. kısacası vücutta hastalıklara neden olan kirli kanın, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ( s.a.s.)’ in de uyguladığı şekilde dışarı alınması işlemidir. Hacamat’ın tarihçesi çok eskilere dayanmaktadır. M.Ö. 1550 yıllarında hacamat’ın uygulandığı tarihi kayıtlarda anlatılmaktadır. Ancak biz Müslümanları ilgilendiren önemli tarafı ise; Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) hadis-i şeriflerinde: ”Tedavi olageldiğiniz şeyler arasında en hayırlısı hacamattır.” (Nesai) Cabir(r.a.)’dan Peygamber Efendimiz(s.a.s.) :”Eğer kullandıklarınızda bir hayır varsa veya hayır olacaksa bu kan aldırmakta bal şerbetinde ve ateşle dağlanmakta olur. Fakat ben dağlanma ile tedaviyi yasaklıyorum. “Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (yahut hacamat sizin en iyi tedavi yollarınızdır)” (Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû Dâvûd Nikâh 26, Tıb 3) Hacâmatın vakti, her ayın 17, 19 ve 21. günleridir (Müslim; 1202, 1577, Tirmizi; 2126, İbn Mace; 3479, 3486, Ebu Davud; 3861) Hacamat yaptırmanın en ideal zaman dilimlerinin, Kameri ayların 17,19,21 ve 23. Günleri olduğu, Pazar, Pazartesi, Salı, ve Perşembe günleri güneş doğduktan  iki-üç saat sonra, aç olarak, abdestli bir şekilde dua okumak suretiyle yapılmasının en uygun olduğu ifade edilmektedir. Efendimiz (a.s.),bizzat kendisi hacamat yaptırmış ve hacamatı yapan kişiye ücretini ödemiştir. ”Hacamat yapan ne iyi kuldur; fazla kanı giderir, beli hafifletir, gözü ... Devamı

REGAİB GECESİ

2013-05-14 18:38:00
REGAİB GECESİ |  görsel 1

  ALLAH (C.C.)’A YÖNELİŞ’İN, RAĞBET’İN VE BEREKET’İN ARTTIĞI MÜBAREK GECE   Mekânın ve zamanın Yaratıcısı olan Yüce Allah (c.c.), bunların arasından bazı zaman ve mekânlara çok daha fazla değer vermiştir. Değer verilen zaman ve mekanlarla ilgili bilgiler; Kur’an-ı Kerim’in bazı âyet-i kerimelerinde ve Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) de bazı hadis-i şeriflerinde ifade buyrulmuştur. Mekke, Kudüs ve Medine şehirleri, “üç aylar” ,Reğaib Kandili, Mirac Gecesi, Berât Gecesi, Kadir Gecesi, Cuma, Ramazan ve Kurban Bayramı Geceleri, Mevlîd Kandili v.b.bazı  gün ve geceler, aylar, Yüce Rabbimizin değer verdiği, İnsanların da değer vermesini istediği mekân ve zaman dilimleridir. Malumunuz, Mübarek  üç aylara geçtiğimiz Cumartesi gününden itibaren girmiş bulunuyoruz. 16/17 Mayıs Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece Reğaib Kandilidir. Recep, Şaban ve Ramazan aylarını bünyesinde barındıran Mübarek Üç Aylar, mukaddes zaman dilimlerinin en önemli olanlarıdır. Reğaib, elde edilmesi arzu edilen şeylere ulaşabilmek için Allah’a çokça yönelme anlamına gelmektedir. Allah’ın Rahmet, mağfiret ve bereketinin yoğunlukla hayatımıza inmesi, kulun da Yaratıcısına yönelerek bunları sıklıkla istemesinden dolayı bu adı almıştır.  Bu vesile ile idrak edeceğimiz Reğaip kandilinizi tebrik eder, Alem-i İslam’a hayırlı olmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ederim.            İçinde bulunduğumuz Mübarek üç ayların hemen başında, Reğaib Kandili ile hayatımızı Manevi anlamda güzelleştirmemize bir fırsat olduğu idrak edilmelidir. Bu önemli aylar, kandiller bizlere; iyilik ve güzelliklere rağbet etmeyi hatırlatmakta... Devamı

MÜBAREK AY,GÜN VE GECELERİ,GERÇEK ANLAMDA DEĞERLENDİRELİM

2013-05-08 09:28:00
MÜBAREK AY,GÜN VE GECELERİ,GERÇEK ANLAMDA DEĞERLENDİRELİM |  görsel 1

  MÜBAREK AY, GÜN VE GECELERİ, GERÇEK ANLAMDA DEĞERLENDİRELİM         Malumunuz (Kamer) Ay takvimine göre yılın yedinci, sekizinci ve dokuzuncu aylarından olan, Recep, Şaban ve Ramazan aylarına verilen isim Üç Aylar’dır. Kısmet olursa 11Mayıs Cumartesi günü ,Üç Aylar’ın başlangıcı olan Recep ayının ilk günüdür. Bu vesile ile Mübarek Üç Aylarımızı tebrik eder, Alem-i İslam’a hayırlı olmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ederim.         Cenab-ı Allah tövbe süresinin 36. Âyet-i kerimesinde: “Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah’ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylarıdır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde Allah’ın koyduğu yasağı çiğneyerek kendinize zulmetmeyin ve Müşrikler nasıl sizinle top yekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekûn savaşın ve bilin ki Allah, kötülüklerden sakınanlarla beraberdir” buyurulmuştur.          Allah-u Teala gökleri ve yeri yarattığı zaman ay’ın hareketini öyle ayarlamıştır ki, Güneş sisteminde olduğu gibi, ay sistemine göre de bir yılda on iki ay meydana gelmiştir.Ay (Kamer) sisteminde bir yıl 355 gün, Güneş sisteminde ise 365 gün altı saat olmuştur. Kamer’i sistemdeki ayların isimleri şöyledir: Muharrem, Safer, Rebiul-evvel, Rebiul-ahir, Cemaziyel-evvel, Cemaziyel-ahir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce’dir. Ayet-i kerimede işaret buyrulan “haram aylar” Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır. Tevbe süresinin 5.  Ayet-i kerimesinde bu aylarda savaş yasaklanmıştır.        Peygamberimiz Hz. Muham... Devamı

ŞİİR VE BAŞKALDIRI

2013-05-02 08:59:00
ŞİİR VE BAŞKALDIRI |  görsel 1

  Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubemiz ‘in düzenlediği  Kültürel Etkinlikleri, Geçtiğimiz Cumartesi günü, İl Halk Kütüphanesi Salonun da icra edilmiştir. Kültürel Etkinlikler de Şair Sıtkı Caney, “Şiir ve Başkaldırı” başlığı altında söyleşi ve şiir dinletisi programını gerçekleştirmiştir. Programa AK Parti İl Başkanı Av.Ahmet Sorgun bey’in yanı sıra akademisyenler, şairler ve yazarlar ile öğrenciler katılmıştır. Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubemiz ’in Kültürel Etkinlikleri, hakikaten  birbirinden güzel programlarla devam etmektedir. Sıtkı Caney Söyleşisine  “Bir yerde çatışma varsa, orada sanat kendini göstermeye başlar. Şiir zaten başlı başına bir başkaldırıdır” diyerek başlamıştır. Diğer sanat dallarında olduğu gibi şiirin de çatışmadan doğduğunu öz olarak anlatan Sıtkı Caney, Çatışmanın bireysel ve toplumsal olabileceğini, ferd’in ruh dünyası ile çatışabileceğini, toplumunda değerleri ile yabancılaşması sonucu çatışmanın kaçınılmaz olduğunu, hem söyleşisinde hem de program sonrasındaki birlikteliğimizde ifade etmişlerdir. Ayrıca  akılla gönlün de çatışma içinde olabileceğini belirtmiştir. Bir yerde çatışma varsa, orada sanat kendini göstermeye başlar. Şiir zaten başlı başına bir başkaldırıdır. Bunu en çok dillendirenlerden biri de Üstad Necip Fazıl Kısakürek’tir diyerek örneklendirmiştir. Şairliğin, kadim kaynaklara başvurarak hakikati arama azmi, bir devrimi, dönüşümü gerçekleştirme sanatı olduğunu açıklamıştır. Ateist bir şairin yazdığı isyan içerikli bir şiirle, Müslüman bir şairin yazdığı başkaldırı şiiri arasında fersah fersah fark olduğunu belirtmiştir. Müslüman bir şair ’in ... Devamı

SÖZ KONUSU PEYGAMBERİMİZ HZ.MUHAMMED(S.A.S)OLUNCA SÖZLER BİTİYOR

2013-04-23 21:06:00
SÖZ KONUSU PEYGAMBERİMİZ HZ.MUHAMMED(S.A.S)OLUNCA SÖZLER BİTİYOR |  görsel 1

SÖZ KONUSU  PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED (S.A.S.) OLUNCA SÖZLER BİTİYOR Kutlu doğum haftası münasebetiyle geçtiğimiz hafta boyunca Ülkemizin hemen hemen her yerinde birbirinden güzel programlar düzenlendi.20 Nisan Cumartesi günü Aziziye Kültür Merkezinde; Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi ile Karatay Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği Kutlu Doğum Programının Konuğu Prof.Dr. Şair Nurullah Genç idi.TYB Konya Şube Başkanımız M.Ali Köseoğlu ve Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli bey’lerin kısa selamlama konuşmaları sonucunda kürsüye Prof.Dr. Nurullah Genç bey geldi. Prof.Dr. Nurullah Genç Sözlerine ;Söz konusu olan Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s) Efendimiz olunca sözler bitiyor aslında diyerek başladı. Ayrıntılı bir şekilde hayatını, çocukluğunu, yağmur şiir’ine kadar olan zamanın nasıl geçtiğini anlattı. Dedesi’nin 1918 yılında Ruslara esir olduğunu , esarette bile İslâm’ı en güzel bir şekilde yaşadığını, hizmetçisi olduğu ailenin 1921 yılında kendine Rus Vatandaşlığına kaydını yaptırmak istediklerinde, bana gerçekten yardımcı olmak istiyorsanız, beni memleketime gönderin talebinde bulunmuş, sonucunda dört yıllık esaretten sonra memleketi olan Erzurum’un Horasan ilçesine bağlı bir dağ köyü olan Dikili’ye gelmiştir. Dedesi Dikili köyünde bir Konak yaptırmıştır. Uzun kış günlerinde sohbet ve muhabbetin en güzellerinin bu konak’ta yapıldığını anlatmıştır. Aslında Yağmur Şiiri’nin oluşmasında bu Konak evinin ve orada Babasının ve dostlarının yaptıkları sohbetlerin,  Naat’ların  ve Şiir’lerin ezbere okunduğu ortamlardan geldiği için alt yapısının sağlamlığını ifade etmiş olan Prof.Dr.Nurullah Genç, dinleyenleri adeta mest etmiştir. Sanat ve hayat bağ... Devamı

Muhammedül Emin,Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi

2013-04-17 09:06:00
Muhammedül Emin,Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi  |  görsel 1

  MUHAMMEDÜL EMİN, ALEMLERE RAHMET HZ. MUHAMMED (S.A.S.)        Malumunuz Peygamberimizin Hz.Muhammed(s.a.s.) 20 Nisan(12 Rebiul Evvel) 571 yılında Mekke de dünyaya gelmiştir. Dünya ya teşriflerinden bu güne kadar 1442 sene geçmiştir. Bu sene-i devriyesinde her zaman olduğu gibi O’nu yeniden anmanın hazzını ve şerefini yaşamaktayız. 14–20 Nisan tarihleri arasında Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri yoğun olarak devam etmektedir. Bu etkinlikler vesilesi ile Efendimiz (s.a.s.)’in hayatını en güzel bir şekilde öğrenmeliyiz. Bu öğrendiğimiz güzellikleri hayatımızın her döneminde, davranışlarımızla tezyin etmeliyiz. Muhammedül Emin, Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin örnek ahlâkını ve hayatını öğrenerek hayatımızı O’nun gösterdiği doğrultuda yaşamalıyız. Sağnak nûr yağmurları, inerken yedi kattan, O gece, Sendin gelen, ezel kadar uzaktan, Melekler, her zerreye, müjde verirken Hakk'tan; O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.  Cengiz NUMAOĞLU        Peygamberimiz Hz Muhammed(s.a.s.)’in örnek hayatını tam ve doğru olarak öğrenip, O’na uygun bir hayat yaşamalıyız. Kendimiz okuduğumuz gibi evlatlarımıza, yakınlarımıza Peygamberimiz(s.a.s.)’in hayatı ile ilgili en az bir eseri okutmalıyız.. Öğrendiğimiz bilgilerimize uygun olarak da hayatımızı yaşamalıyız. Âyet-i Kerimelerde:“(Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ Sûresi âyet:107)”      “ Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” (Ahzâb Sûresi âyet:21) buyrulmuştur. ... Devamı

KISSALAR,İBRET ALINMASI GEREKEN ÖNEMLİ ÖĞÜTLERDİR

2013-04-12 12:39:00
KISSALAR,İBRET ALINMASI GEREKEN ÖNEMLİ ÖĞÜTLERDİR |  görsel 1

  KISSALAR, İBRET ALIMASI GEREKEN ÖNEMLİ ÖĞÜTLERDİR.      Bir çok âyet-i kerimede, geçmişte yaşamış insanlarla ilgili olarak Kıssaların anlatıldığını öğrenmekteyiz. Bu kıssaların anlatılmalarının temel gayesi, geçmişte yapılan yanlışlara düşmememiz ve gerekli ibretleri  alarak  hayatımızı İslam’a uygun yaşamamız için haberdar edildiğimizi çok net olarak anlamaktayız. Kıssalarda; Allah (c.c.) ve  Resulleri’nin emrettiklerine uymayan ve yasakladıklarından da kaçınmayan, haddi aşanların  akıbetlerinin  helâk ile sonuçlandığını, bunun Sünnetullah gereği kaçınılmaz  olduğunu öğüdü verilmektedir. Ümmet-i Muhammed her ne kadar toplu olarak helak olmayacaksa da, bölgesel, gruplar v.b. şekilde helâkten olmaktan da uzak değildirler. O’nun içindir ki gerekli dersleri alıp, helâkle sonuçlanacak tutum ve davranışlardan kaçınmamamız gerekmektedir.  “Nitekim, onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.” (Ankebût Sûresi âyet:40) buyrulmuştur.      İnsan;Allah (c.c.)’a  gerçek anlamda kulluk yapması için yaratılmıştır. Yüce Allah (c.c.), Kulluk görevinin neler olduğunu öğretmek için her kavme, topluluğa, kısacası insanlığa Peygamberler göndermiştir. Peygamberlerin bildirdikleri emirleri yerine getirip, yasakladıklarından kaçınanlar kurtuluşa ererken, karşı çıkanlar, isyan edenler, dinlemeyenler, inkar edenlerde helâk olmuşlardır. Ad kavmi, Semûd Kavmi, Medyen H... Devamı

ALLAH (C.C.);HER ŞEYİ BİLDİĞİ GİBİ GAYBI DA BİLİR

2013-04-03 13:31:00

  ALLAH(C.C.), HER ŞEYİ BİLDİĞİ GİBİ GAYBI DA BİLİR Malumunuz son günlerde Allah (c.c.)’ın gaybı bilmediği ve bu hususda; Âl-i İmran 140-142; Tevbe:16 ve benzeri âyet-i kerimelerin delil olarak getirildiğini, çok büyük bir cehalet sergilendiğini görmekteyiz. İsmini vermeye gerek görmediğim ama sizlerin bildiği Prof. ünvanlı şahıs haşa; “Allah kimin cennetlik, kimin cehennemlik olacağını, Kimin kiminle evleneceğini önceden bilmez” diyerek büyük bir cehalet  ve sapıklık örneği sergilemiştir. Halbuki; Allah(c.c.)’ın ilminin sınırsızlığı ve ihata edilemezliği konusunda, geçmiş ulemanın tamamının ittifak ettiği, hiçbir şüphenin olmadığı bir konuda; haşa Allah (c.c.) gaybı bilmez demek şaşırmışlığın, sapıklığın ta kendisidir. Öncelikle,Allah (c.c.)’ın gaybı bilmediği ile alakalı olarak öne sürülen âyetlerden bir bölümünü  aktarmak istiyorum: “Yoksa, Allah, sizden, cihad edip Allah, peygamber ve Mü’minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”( Tevbe Sûresi âyet:16)  “Eğer siz (Uhud'da) bir acıya uğradınızsa, (Bedir'de de düşmanınız olan) o kavim de benzer bir acıya uğramıştır. O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.) Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez. Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kâfirleri de helâk etmek ister. Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Âli İmran Sûresi âyet:140-142) ... Devamı

KÜTÜPHANE HAFTASI VE KİTAP OKUMANIN ÖNEMİ

2013-03-27 08:57:00
KÜTÜPHANE HAFTASI VE KİTAP OKUMANIN ÖNEMİ |  görsel 1

  KÜTÜPHANE HAFTASI VE KİTAP OKUMANIN ÖNEMİ Malumunuz Mart ayının son Pazartesi günü  başlayan hafta ,   Kütüphaneler Haftası olarak kutlanmaktadır. İçinde bulunduğumuz bu haftayı en iyi şekilde değerlendirmek çok büyük fayda sağlayacağımız bir durumdur. Kütüphanelerden her zaman gereği gibi faydalanmak, gerçek anlamda bilgi sahibi olmamızı sağlar. Kitap okumak gerçekten çok önemli  bir özellik olmakla birlikte, okunacak kitapların seçimi daha da önemlidir. Çünkü kitaplar insanlar üzerinde iyi yada kötü tesirler bırakırlar. Kütüphaneler Haftası sebebiyle, kütüphanelerimizi tanımalı onlardan sürekli olarak yararlanmaya çalışmalıyız. Ayet-i Kerimede: “Yaratan Rabbinin adıyla oku” (Alak süresi: ayet:1) buyurulmuştur. Dinimiz İslam’ın ilk emri “oku” olmuştur. Bu Ayet-i Kerimeden ve Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)’in Bedir Savaşında elde ettiği esirlerin bazılarını Müslüman çocukların başına Öğretmen tayin edip, on çocuğa okuma-yazma öğretmeleri sonucu serbest bırakması, Okumaya verilen önemi en güzel bir şekilde haber vermektedir. Müslümanları öldürmeye gelen Müşriklerden bile Okuma-Yazmayı öğrenen bir dine İslâm’a gönül verenlerin, okuma alışkanlıklarında en önde olmaları gerekir diye düşünüyorum. İslam’ın  okumaya ne derece önem verdiği, âyet –i kerime ve hadis-i şeriflerden  çok net olarak anlaşılmaktadır. Evlâtlarımıza okuma alışkanlığı kazandırabilmek için, öncelikle anne-babaların  iyi örnek olmaları, düzenli bir şekilde kitap okumaları gerekir diye düşünüyorum. Okuma alışkanlığının küçük... Devamı

ŞEYHİ OLMAYANIN ŞEYHİ ŞEYTAN MIDIR?

2013-03-20 09:46:00
ŞEYHİ OLMAYANIN ŞEYHİ ŞEYTAN MIDIR? |  görsel 1

  ŞEYHİ OLMAYANIN ŞEYHİ ŞEYTAN MIDIR?      Öncelikle, Kelime-i Tevhidi, Kelime-i Şehadeti kendi iradesiyle benimseyip, kalbiyle tasdik edip, diliyle söyleyen kişi, Cenab-ı Allah(c.c.)’ın varlığına ve birliğine, Hz.Muhammed (s.a.s.)’in O’nun elçisi, Peygamberi, kulu olduğuna İman edip, inanmakla, teslim olmakla şeytanın şeyhliğine karşı bir duruşu çok net olarak sergilemiş olmaktadır. Böyle bir özelliğe sahip Müslüman’a, senin şeyhin olmadığı için şeyhin şeytandır denemez. Bu anlamda, kesinlikle Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır denilemez. Denilse bile bu ifadenin Kur’an ve Sünnet’te dayanağı yoktur.      Allah(c.c.) ve Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.s.)’e gerçek anlamda tabi olunduktan sonra, başka tabi olunacak birilerini aramaya gerek yoktur. Müslümanların gerçek şeyhi Hz. Muhammed(s.a.s.) Efendimizdir. Yaşantımız O’nun yaşantısına ne kadar benzerse imanımız o kadar artar.       Âyet-i Kerimelerde:“Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.”(Nisa Sûresi âyet:59) “Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”(Ahzâb Sûresi âyet:21)    Bu âyette, Hz. Peygamber’in, Allah’ın hoşnutluğunu kazandıracak davranışlarda bulunmak isteyenler için mükemmel ve canlı bir örnek, en büyük ... Devamı

BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ

2013-03-12 21:45:00
BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ |  görsel 1

BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ            Malumunuz 12 Mart 1921 tarihinde  “İstiklal Marşı” Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir. İstiklâl Marşımızın kabulünün 92. yıl dönümünü bir gün önce kutladık. İstiklâl Marşımız, günümüzde diri ve canlı tutmamız gereken en vazgeçilmezlerimizdendir. İstiklal mücadelesinin en yoğun dönemlerinde, milletimizin hislerini, duygu ve düşüncelerini tam anlamıyla aktaracak bir “İstiklal Marşı” nın yazılması istenmiştir. Maarif Vekili Hamdullah Suphi tarafından bir müsabaka açılmıştır. Açılan bu müsabakada birinciliği elde edecek kişiye 500 (beş yüz) lira nakdi mükâfat verileceği bildirilmiştir.           Açılan bu müsabakaya beş yüzden fazla şair katılmıştır. Ancak yazılan marşlar, milletimizin hissiyat ve özelliklerini tam anlamı ile yansıtmadığı düşünülmüştür. Yazılacak milli marşımızın ödüllü olmasından dolayı, Mehmet Akif Ersoy müsabakaya katılmamıştır. Zamanın maarif vekili Hamdullah Suphi, böyle bir marşın en mükemmel bir şekilde Safahat’ın şairi Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılabileceğine inandığı için 05 Şubat 1921 tarihinde bir mektup yazmışlardır.          “Pek aziz ve muhterem Efendim, İstiklal Marşı için açılan müsabakaya iştirak buyurmamanızın sebebinin izalesi için pek çok tedbirler vardır. Zati üstada nelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri maksadın husulü için son çare olarak kalmıştır. Asıl endişenizin icabettiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin vasıtalarından mahrum bırakmamanızı rica ve bu ves... Devamı

PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED (S.A.S.)'İN ÇOK EVLİLİK YAPMASININ SE

2013-03-06 09:33:00
PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED (S.A.S.)İN ÇOK EVLİLİK YAPMASININ SE |  görsel 1

  PEYGAMBERİMİZ HZ.MUHAMMED(S.A.S.)’İN ÇOK EVLİLİK YAPMASININ SEBEPLERİ      Âyet-i Kerimede:“Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.”(Ahzab Sûresi âyet:50) buyrulmuştur.       Nisâ sûresinin üçüncü ayetinde dörtten fazla evlenmeye izin verilmediği halde, bu âyette Resûlullah’ın dörtten fazla hanımla evlenmesine müsaade edilmiştir. Resûlullah’a has olan bu müsaadenin hukukî, ictimaî, siyasî ve eğitimle ilgili sebepleri vardır.      Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.s),25 yaşlarındayken kendisinden 15 yaş büyük olan dul, Hz. Hatice annemizle evlenmiştir.Hz. Hatice Validemiz vefat edinceye kadar başka hiçbir kadınla evlilik yapmamıştır. Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.) 50 yaşındayken,Hz. Hatice annemizi kaybetmiş,O’nun vefatı çok büyük üzüntüye maruz bırakmıştır. Peygamber  Efendimiz Hz.Muhammed(s.a.s.) 53 yaşından itibaren, ömrünün son on yılı içinde  âyet-i kerimede verilen izin çerçevesinde bazı evlilikler yapmıştır.      Efendimiz’in eşlerinin isimleri:Hz. Hatice binti... Devamı

HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR

2013-02-27 15:34:00

 Ayet-i kerimelerde “Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döneceksiniz.” (Ankebut suresi-ayet:57) “Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. O belli bir vakte bağlanmıştır.” (Al-i İmran suresi-ayet:145) “Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size yetişecektir.” (Nisa suresi-ayet:78) “Ecelleri geldiği vakit ne bir lahza geri bırakabilirler ve ne de ileri (öne) alabilirler.” (Nahl suresi-ayet:61) buyurulmuştur. Ölüm, aramızdan ayrılan sevdiğimiz insanları hatırlamanın, onları hayırla yad etmenin ve ayrıca hayatını devam ettiren insanların kendilerini hesaba çekmenin yoğun olarak yaşandığı dönemlerdir. Ölümden etkilenip, en yakınını kaybeden nice insanların kendi davranış ve yaşayışlarına daha çok özen gösterdiği bir gerçektir. Ama zaman içinde bu düşüncelerde de büyük erozyonlar olmaktadır. Müslüman’ım diyen bir insan kendini hesaba çekilmeden önce hesaba çekmeli, ölmeden önce kendini ölmüş gibi değerlendirmelidir. Bu hesaplaşma sonucu yaptıkları, yapması gerekirken yapmadıkları, yasaklanmış olan haramlardan ne kadar uzak durduğu konularında kendini değerlendirmelidir. Bu değerlendirmede Allah ve Resulü’nün emirlerini gerçekten yapıyor ve yasaklarından kaçınıyor muyuz? Bu değerlendirmeler sonucu ibadetleri yapıyorum ve yasaklardan da tam anlamıyla kaçınıyorum diyebiliyorsak, iyi yoldayız ve devam etmeliyiz. Tam tersi hayatımızda ibadet yoksa, haramlardan da kaçınmıyorsak o zaman bizim için büyük sıkıntılar var demektir. Ölüm insanı gerçekten derinden etkileyen bir gerçektir. Gerçekten yaklaşık altı ay önce Annem’in,şimdi de Kayın Pederin vefatları bizleri derinden etkile... Devamı

İSLÂM,BİR KADINLA EVLİLİĞİ EMRETMİŞTİR

2013-02-20 11:12:00
İSLÂM,BİR KADINLA EVLİLİĞİ EMRETMİŞTİR |  görsel 1

  İslâm, Bir Kadınla Evliliği Emretmiştir.     İslâm'dan önce Arabistan'da çok eşliliğin sınırsız bir şekilde uygulandığı, bilinen tarihi gerçeklerdendir. Çok eşlilik daha çok varlıklı kimseler ve kabile başkanları v.b. kimseler için uygulanan    genel bir durumdu.    İslâm'da ise, teaddüd-ü zevcat; birden çok eşle evlilik, aslî bir kural değil, fevkalâde hâl ve şartlar bulununca baş   vurulabilecek bir ruhsat olduğu kesin olarak bilinen bir gerçekliktir.     Âyet-i Kerimelerde:“Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdirde) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariye) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.”(Nisa Sûresi âyet:3)       Yaratılıştan gelen kıskançlık duygusuna rağmen âyetin, erkeklere birden fazla kadınla evlenme izni vermesi öteden beri  daha ziyade gayr-i Müslimlerce tenkit ve itiraza konu edilmiştir. Ancak İslâm’ın bu iznini diğer talimatı ve hayatın değişen şartları içinde ele almak gereklidir. İslâm’a göre zina kesin olarak haramdır; şu halde zinaya giden yolları tıkamak gerekir. Erkeğin güçlü ve yeterli, kadının ise zayıf ve isteksiz olması veya doğurgan olmaması halinde, savaş vb. sebeplerle erkeklerin azalması ve kadınların çoğalması gibi durumlarda, erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi zaruri olabilir. Böyle durumlarda erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi bir emir değil, bir izindir; ikinci ve üçüncü… eş olacak hanım da buna mecbur değildir.   &n... Devamı

AİLE'NİN ÖNEMİ VE BOŞANMALARDAKİ ARTIŞLAR

2013-02-13 13:07:00
AİLENİN ÖNEMİ VE BOŞANMALARDAKİ ARTIŞLAR |  görsel 1

  AİLE’NİN ÖNEMİ VE BOŞANMALARDAKİ ARTIŞLAR      Dinimiz İslam, ailenin kurulmasını sağlayan, nikâhı, evlenmeyi emretmekte ve vazgeçilmez özellikte önemli olduğunu bizlere haber vermektedir. Hakikaten evlilik ile oluşan aile, çok kutsaldır. Aile: karı koca ve çocuklardan meydana gelen ve çok güçlü bağlar üzerine kurulan küçük bir sosyal topluluktur. Tüm insanlar aile denen yuvada dünyaya gözlerini açarlar. Aileleri sağlam olan toplumların yıkılmaları mümkün değildir. Tarihi kayıtlardan da öğreniyoruz ki, aileleri sağlam toplumlar uzun yıllar varlıklarını sürdürmüşler, aileleri çöken toplumlarda yok olup gitmişlerdir.    İslâm’ın temel  amacı, sağlam bir toplum kurmak olduğu için, aileye çok önem vermiştir. Aile, toplumun temel taşıdır. Toplumlar ailelerden oluşur. Aile sağlam olursa toplum da sağlam olur. Aile, evlilik  ile kurulur.      Allah (c.c.) nikahı (evliliği) emretmiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de nikahlanmış, evlenmiştir. Kendine evlenmeyi yasaklamak isteyen sahabelere de asla izin vermemiştir.         Âyet-i Kerimelerde: “Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” (Rûm Sûresi âyet:21)      “Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında onlara günah yoktur. Sulh (daima) hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve Allah'tan korkarsanız şüphe... Devamı

SİGORTA ŞİRKETLERİ NE YAPMAK İSTİYOR?

2013-02-06 13:43:00
SİGORTA ŞİRKETLERİ NE YAPMAK İSTİYOR? |  görsel 1

  SİGORTA ŞİRKETLERİ NE YAPMAK İSTİYOR?      Son yıllarda Sigorta Şirketleri, ödedikleri hasar bedellerinin çok oluşu sebebiyle zarar ettiklerini gerekçe göstererek büyük zamlar yapmaktadırlar. Bu haksız kazancın önüne kesinlikle geçilmeli, belli bir standarda kavuşturulmalıdır. Sigorta Şirketleri  fahiş zamlardan kaçınmalıdırlar.      Yaklaşık olarak 5 ( beş) yıl önce çok güçlü bir sigorta Şirketinin sahibi ile sohbet ederken, kendilerine topladıkları toplam sigorta bedellerinin % 30’unu hasar bedeli olarak ödüyor muşunuz dediğim de, sen ne yapıyorsun % 30 çok büyük rakam, bu rakamı ödersek büyük sıkıntı yaşarız demişti. Bu sohbetten, sigorta şirketlerinin çok büyük oranda kâr ettiklerini öğrenmiştim. Her sene normal enflasyonla uyumlu bir artış olurken son yıllarda ve özellikle bu sene % 25 ve üzeri zam yapıldığı görülmektedir. Bu soyguna en yakın süreçte yetkililerimizin dur demesi gerekmektedir.     Bu güne kadar değişik zaman dilimlerinde kazaya karışan, tutulan raporlar sonucu hiç kusuru olmayanlara hasar bedelinin tamamına yakın meblağı ödenmekle beraber, bu hizmeti  alanların genelinin memnun olmadıklarına da şahitlik ediyoruz. Diyelim ki kusuru olmayıp kazaya karışan  2013 Model bir Otomobil, hatalı aracın sigortası tarafından yaptırılmaktadır. Fakat aracı yaptırılsa, hatta bedelinin tamamı ödense bile kazalı olması sebebiyle satmak istediği zaman piyasa değerinin daha düşük olacağı bilinmektedir. Aslında sigorta şirketleri Otomobilin kusurlarını yaptırmakla birlikte düşen değerinin karşılığı bir bedeli de o otomobil sahibine vermesi gerekmektedir. Ayrıca otomobilin sanayide kaldığı günlerde sigorta şirketi bir araç tahsis et... Devamı

EN ÖNEMLİ İKİ HASLET,TAKVÂ VE TEVAZU

2013-01-30 10:09:00
EN ÖNEMLİ İKİ HASLET,TAKVÂ VE TEVAZU |  görsel 1

  EN ÖNEMLİ İKİ HASLET, TAKVÂ VE TEVAZU      İslâm’ın gerçek anlamda çok büyük önem verdiği hususlardan iki tanesi de Takvâ ve Tevazu’dur.Takvâ;Allah (c.c.)’tan gereği gibi korkmak, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasaklamış olduğu bütün işlerden uzak durmak demektir. Kısacası günahlardan sakınıp, sevaplar kazanmamıza vesile olacak emirleri yapmaktır.      Tevazu; Gösterişten uzak, alçak gönüllü olmak demektir. Tevazu, ihlas’ın benzeri bir özellik arzetmektedir. Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimde; ” Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.”  (Hucurât Sûresi âyet:13) buyrulmuştur.   Hz. Âdem ve Havva’dan çoğalan insanlar, yeryüzünde çeşitli renk ve dilde küçüklü büyüklü topluluklar oluşturmuşlardır. Küçükten büyüğe, kabileden milletlere varıncaya kadar farklılık gösteren bu oluşumun temel sebebinin kitlelerin birbirini tanıyıp, anlaşmak ve kaynaşmak olduğu anlaşılmaktadır. Yani soy-sopla övünmek yerine, birleşip bütünleşmek öngörülmüştür.    Takvâ;  Allah (c.c.)’a karşı sorumluluk bilincine sahip olma, emirlerine uygun hayat yaşama, haramlardan uzak durup ,haramlara yaklaşmayı bile gönülden geçirmemek gibi çok geniş anlamları ihtiva etmektedir. Takvâ; genel anlamı itibariyle, Kuran ve Sünneti anlayıp yaşamak suretiyle sıratı müstakim üzere olabilmek demektir.  &... Devamı

DOĞUM GÜNÜNDE EFENDİMİZİ YENİDEN HATIRLAYIP ÖRNEK ALMALIYIZ

2013-01-23 10:17:00
DOĞUM GÜNÜNDE EFENDİMİZİ YENİDEN HATIRLAYIP ÖRNEK ALMALIYIZ |  görsel 1

  DOĞUM GÜNÜNDE EFENDİMİZİ YENİDEN  HATIRLAYIP ÖRNEK ALMALIYIZ Bugün 23/24 Ocak Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece, Mübarek Mevlîd Kandilidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimiz dünyayı bu gece şereflendirmiştir. Peygamberimiz 20 Nisan (12 Rebiul-Evvel) 571 yılında Pazartesi günü sabaha karşı Mekke'de doğmuştur.      Kur’an-ı Kerîmde: “(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Ali İmran Sûresi âyet:31),      “ Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” (Ahzâb Sûresi âyet:21) buyrulmuştur. Âyette, Hz. Peygamber’in, Allah’ın hoşnutluğunu kazandıracak davranışlarda bulunmak isteyenler için mükemmel ve canlı bir örnek, en büyük fazilet numunesi olduğu anlatılmaktadır. Böylece, Resûlullah’ın, hislerine mağlup insanları memnun etmek ve onlara pratik değerden mahrum birtakım nazarî kaideler öğretmekle görevli olmayıp, onun hedefinin, insanlığa amelî kaideler öğretmek ve bu kaideleri kendi yaşayışıyla izah ve tarif etmek olduğu anlaşılmış olmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)’in  tüm yönleri ile hayatı  incelenirken bu nokta asla gözden uzak tutulmamalıdır.        Son dönemlerde bize Kuran yeter diyerek Sünnete düşman olan, Sünnet’i devre dışı bırakmaya çalışan zavallılar türedi. Kuranı Kerimde beş vakit namazdan bahsedilmekte olup, kaç rekat ve nasıl kılınacağını ise S&uu... Devamı

MESNEVÎ'DEN ÖĞÜTLER VE ÖZLÜ SÖZLER

2013-01-17 10:15:00
MESNEVÎDEN ÖĞÜTLER VE ÖZLÜ SÖZLER |  görsel 1

  MESNEVÎ’DEN ÖĞÜTLER VE ÖZLÜ SÖZLER Mesnevî, Kur’an-ı Kerim’in tefsiri niteliğinde mükemmel bir eserdir. Mevlâna; VI ciltlik eseri Mesnevîsinin her bir cildini ayrı ayrı vasıflandırmaktadır: I. Cilt: Kalplerin cenneti, II. Cilt: Ruhların cilası, III. cilt: Hikmetler ve sırlar hazinesi, IV. cilt: Ruhların huzuru, bedenlerin şifası, V. Cilt: Şeriât-Tarîkat-Hakikat, VI. Cilt: Tereddüt karanlığına ışık. Doç.Dr. Nuri Şimşekler Dinle Mevlâna’dan isimli eserinin Önsözünün bir bölümünde şunları aktarmaktadır: ”Mevlâna Mesnevisini, aydın gönüllü, basiret sahibi ve ilâhi makamdan ayrı kalmakla yüreği yanan âşıklar için süslenmiş bir bahçe ve lezzetli bir rızık olarak nitelendirir. Ama Mesnevîyi anlamanın da öyle kolay olmadığını, bu sözlerin kimilerine masal gibi geldiğini vurgular ve bu konuda okuyucularına şu öğütlerde bulunur: Sanırmısın ki, Mesnevî’nin sözlerini okuyasında ucuza, bedavaca, duyasın, anlayasın; yahut hikmetli sözler ve gizli sırlar kolayca kulağına girsin. Duyarsın, duyarsın; ama sana masal gibi gelir; dış yüzünü duyarsın, iç yüzünü anlayamazsın!..Mesnevî’nin nurlarla dolu sırlarını ve inceliklerini anlamak, Âyetlerin, Hadislerin ve hikâyelerin tertibinden aralarındaki ilgiyi kavrayabilmek için büyük bir itikat, daimi bir aşk, tam bir doğruluk, selim bir kalp, kıvrak bir zekâ ve bazı ilimleri bilmek gerekir ki, insan onun sırrının sırrına ulaşabilsin.” Mesnevî, Nil ırmağının suyu gibidir. Kıpti’ye kan görünür; ama Musa kavmine kan değil, sudur.(IV/33) Sözümüzü kabul edecek yahut etmeyeceksiniz, biz buna aldırış etmeyiz. Aldırış ettiğimiz şey Y&u... Devamı

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE YASASININ GETİRDİKLERİ

2013-01-09 09:43:00
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE YASASININ GETİRDİKLERİ |  görsel 1

      BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE YASASININ GETİRDİKLERİ      Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Konya Şubesi, Cuma Toplantılarının 1000. sinde Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tahir Akyürek bey’i konuk etti. MÜSİAD Konya Şubesi Toplantı Salonu’nda gerçekleşen toplantıya çok sayıda; Sivil Toplum Örgüt Başkanları,İş Adamları,Belediye Başkanları,Gazeteciler,Yazarlar v.b. seçkin davetliler katıldılar. MÜSİAD Konya Şube Başkanı Sayın Aslan Korkmaz bey konuşmalarında, “Cuma Toplantıları’nda her hafta kendi alanında uzman kişileri konuk ediyoruz. Sizlere bir nojtalji olması bakımından Seyrettirmiş olduğunuz VTR’de de görmüş olduğunuz gibi, kuruluşumuzdan bu güne kadar geçen 20 yıllık süre içerisinde, Ülkemizin Siyasi, İktisadi v.b. çok önemli alanlarında bu günlerde etkin olan çok önemli isimleri sizlerle buluşturmuş olmaktan büyük bahtiyarlık duyuyoruz. Burada konuşma yapan önemli şahsiyetlerden bir kaçını örnek vermek gerekirse; Cumhur Başkanımız Sayın Abdullah Gül, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Eski Başbakanlardan Merhum Necmeddin Erbakan,Dış İşleri Bakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu v.b.dir. Toplantılarımız çok faydalı olmaktadır. Bu haftaki toplantımızda “Büyükşehir Belediye Yasası” hakkında bilgi vermeleri için Konya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Tahir Akyürek bey’i konuk ediyoruz” diyerek açılış konuşmasını tamamladıktan sonra sohbetini yapmak üzere söz  Tahir Akyürek bey’e verildi.      Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tahir Akyürek bey, Büyükşehir Belediye Yasasının Getirdikleri konulu konuşmalarında, ana hatları ile şu bilgileri verdiler: &ldq... Devamı

GEÇEN YILLARA ÜZÜLÜP, GELECEĞİMİZİ DEĞERLENDİRMELİYİZ

2013-01-02 10:41:00
GEÇEN YILLARA ÜZÜLÜP, GELECEĞİMİZİ DEĞERLENDİRMELİYİZ |  görsel 1

  GEÇEN YILLARA ÜZÜLÜP, GELECEĞİMİZİ DEĞERLENDİRMELİYİZ Maalesef, Müslümanım diyen bazı İnsanlarımız bir yıl’ın tamamlanıp, yeni bir yıl’ın başlamasını çılgınca sevinerek kutlayabilmektedirler. Halbuki Müslüman geçen zamanlarını, yıllarını iyi değerlendiremediği için kendi nefsini hesaba çekmeli, yanlışlarını terk etmeye vesile kılmalıdır. Çünkü her geçen yıl ölüme ve kıyamete yaklaştığımız bilinen  bir gerçektir.Her geçen yıl imtihan dünyasındaki kalacağımız süre azaldığına göre sevinilecek bir tarafı yoktur.Fakat değerlendirilemeden geçirdiğimiz bütün yıllar için gerçek anlamda üzülmeliyiz. Üzülmeliyiz ki, bu  pişmanlığımız, bu tövbemiz temizlenmemize vesile olsun. Hakikaten, İslam gibi güzel bir nimete sahip olduğumuz için ne kadar şükretsek azdır. Tüm kusur ve noksanlıklarımıza rağmen Hamdolsun Müslümanız. İslam’ın kadrini kıymetini dünyada iken tam anlamı ile bilmeli, hesap gününden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz ki kurtuluşa erebilelim. Kıyamet Süresinde: “Kıyamet gününe yemin ederim. Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim ki (diriltilip hesaba çekileceksiniz.) insan kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanır? Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter. Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister. “Kıyamet günü ne zamanmış?” diye sorar. İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneş ile ay bir araya getirildiği zaman! O gün insan “kaçacak yer neresi!” diyecektir. Hayır hayır! (kaçıp) sığınacak yer yoktur! O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur. O gün... Devamı

HZ. MEVLÂNA’NIN YEDİ SIRRI VE HZ.MEVLÂNA’DA İLÂHİ AŞK KİTAPLARI

2012-12-26 08:40:00
HZ. MEVLÂNA’NIN YEDİ SIRRI VE HZ.MEVLÂNA’DA İLÂHİ AŞK KİTAPLARI |  görsel 1

     Yeni Konya Gazetemizin köşe yazarlarından olan, Değerli Kardeşim Kazım Öztürk bey geçtiğimiz günlerde ziyaretime gelerek,Hz.Mevlâna’nın Yedi Sırrı ve Hz. Mevlâna’da ilâhi aşk kitaplarını imzalayıp zatıma takdim ettiler.Bu nazik davranışından dolayı değerli kardeşimi en içten dileklerimle kutlar,daha nice böyle güzel Kitaplar’a imza atmasını Rabbimden niyaz ederim. Kazım Öztürk; 1949 yılında Konya’da doğdu. İlkokul ve İmam hatip lisesini Konya’da bitirdi. İzmir Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun oldu.  Ülkemizin çeşitli yerlerinde ve Yurt dışında; eğitimcilik ve yöneticilik yaptı. Çeşitli Dernek ve Vakıflarda; Başkanlık,Kurucu Başkanlık, Başkan Yardımcılığı, Basın Danışmanlığı, Dergilerde: Genel yayın Yönetmenliği görevleri ifa etmiştir. Kazım Öztürk’ün:Çocuklarımıza Pratik Dini Bilgiler, Konya'da Dini hayat, Mevlana'nın Tefekkür Dünyası, İsrail İhaneti ve Gazze, Şems-i Tebrizi'nin Evrensel Mesajları, Hz. Mevlana'nın Evrensel Mesajları. İbn-i Arabi'nin Evrensel Mesajları, Hz. Mevlana'da İlahi Aşk Hz.Mevlâna’nın Yedi Sırrı isimli toplam dokuz eseri yayımlanmıştır. Bir çok gazete, dergi, internet sitelerinde Makaleleri Yayımlanmış olup, birçok Radyo ve Televizyon programları da mevcuttur. Hz. Mevlâna’nın Yedi Sırrı kitabın’a , Güneş gibi olŞefkatte,Merhamette,Gece gibi ol ayıpları örtmekte,Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte,Ölü gibi ol öfkede,asabiyette,Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette,Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol , Hz. Mevlâna’nın Yedi Öğüdü ile giriş yapmıştır. Halden âlâ halsizliğim,sözden âlâ sessizliğim,Ya Rabbi! Ben seni... Devamı

Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) Gerçek Bir Vuslattır

2012-12-19 21:28:00

Malumunuz 17 Aralık’ta Hz.Mevlana Celaleddini Rûmi’nin Vefatının 739.Yılı etkinlikleri en güzel bir şekilde icra edilerek gönüller,manevi haz,coşku ve mutluluklarla doldu. Şeb-i Arûs’un manası, düğün gecesi demektir. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi, Yüce Mevla’ya duyduğu aşktan dolayı kendi ölümünü, sevgiliye kavuşma, yani düğün gecesi olarak değerlendirmiştir.Bu yüzden de Hz.Pir’in Ölüm gecesi günü, bu ruha uygun olarak düğün gecesi mutluluğunda, Manevi Güzelliklerle dop dolu olarak değerlendirildi. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin gel çağrısına bir çok ülkeden binlerce insan gelmektedir.Bu törenler,hem O’nun çağrısına kulak verilmesine,hemde Konyamızı ziyaret edip güzellikleri,kendi ülkelerinde anlatmalarına vesile olmaktadır. Mevlananın Gel çağrısı çok zaman yanlış değerlendirilmektedir.Halbu ki Mevlana tevbe ederek,değişip İslam’ı benimseyerek gel demektedir.Yoksa eskiden yaptığın yanlışları yapmaya devam et demiyor.Onları terk et.Yaptığın yanlışlar ne kadar çok olursa olsun,Müslüman olunca günahlardan aklanma imkanı vardır demiştir. Hamdım,Piştim ve Yandım diye hayatını kısaca mükemmel özetleyen Mevlananın bir çok sözü de amaç dışı olarak kullanılmaktadır.”Bu gün yeni şeyler söylemek lazım”Mısrasında beklirtilen ifade İslam dan uzaklaşmayı kesinlikle kaydetmemektedir.Bir bütün olarak değerlendirmelerine baktığımız zaman,her bir beytinin,ayet ve hadisleri açıklayan veciz sözler olduğu görülmektedir.Bir taraftan ben Kuran’ın köleyim.Hz.Muhammed (s.a.s.)’in ayağının tozuyum.Kim benden bu özelliklerimden başka sözleri bana atfederse,ben o sözlerden de onu söyleyenlerden de şikayet&... Devamı

Yaratılışımızın Gayesi Konulu Söyleşi Ömer Lütfi Ersöz- 03-12-20

2012-12-10 21:14:00

KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYEMİZİN DÜZENLEDİĞİ ‎2. KONYA KİTAP GÜNLERİ KAPSAMINDA,YAZARALAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBEMİZİN ORGANİZE ETTİĞİ "YARATILIŞIMIZIN GAYESİ" KONULU SÖYLEŞİMİN VİDEOSU EKTEKİ LİNKTEDİR.ARZU EDEN KARDEŞLERİM SEYREDEBİLİRLER.EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜRLER EDERİM.     Devamı

Yaratılışımızın Gayesi Konulu Söyleşi ve İmza Günü

2012-12-05 09:15:00
Yaratılışımızın Gayesi Konulu Söyleşi ve İmza Günü |  görsel 1

  Malumunuz Konya Büyükşehir Belediyemizin düzenlediği  30 Kasım-09 Aralık 2012 tarihleri arasında, Zindankale Sanat Galerisindeki  2.Konya Kitap Günleri kapsamında birbirinden değerli Yazarlar, Söyleşi ve İmza Günleri ile kitapseverlerle buluştular.Bu etkinlikleri düzenleyen Konya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Tahir Akyürek bey’e,Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Mücahit Sami Küçüktığlıbey’e, bu hizmette emeği geçenlere,İmza günüme, Yaratılışımızın Gayesi konu başlıklı Söyleşime katılan tüm dinleyenlerime kalbi şükranlarımı sunarım. Böyle bir Organizasyonun içinde, Konya da bulunan Yazar Kardeşlerimiz için imza  günleri ve Söyleşiler  yapma fırsatı verip sahip çıkan çok değerli Yazarlar Birliği Konya Şube Başkanı Mehmet Ali Köseoğlu bey’e ve ayrıca bütün emeği geçenlere teşekkürler ediyorum.03 Aralık Pazartesi akşam  Şahsıma da İmza günü ve Söyleşi  imkânı verilmiştir.Allah (c.c.) hizmet edenlerden razı olsun.Söyleşi sonrası Konya Büyükşehir Belediyemizin hediyesi Zatıma takdim edildi.Gönülden teşekkürler ediyorum. Söyleşimin sonunda Konya Milletvekilimiz Sayın Dr. Mustafa Baloğlu bey’e,eserim Damıtılmış Damlalar’ı takdim ettim. “Yaratılışımızın Gayesi”konulu söyleyişimde, özetle şunları paylaşmaya çalıştım. İman’ın esas olduğu, ibadetlerin de İmanı besleyen güzellikler olduğu ana hatları ile izah edilmiştir. İstiklal Marşımızın Şairi Merhum Üstad Mehmet Akif Ersoy; İmandır o cevherki İlahi ne büyüktür İmansız olan paslı yürek sinede yüktür diyerek mükemmel bir anlatımda bulunduğu ifade edilmiştir. Cenab-ı Allah (c.c.)âyet-i kerimesin... Devamı

HZ.LOKMAN'IN OĞLUNA ÖĞÜTLERİ

2012-11-28 09:45:00
HZ.LOKMANIN OĞLUNA ÖĞÜTLERİ |  görsel 1

                                                     HZ. LOKMAN’IN OĞLUNA ÖĞÜTLERİ       Hz. Lokman’ın, Soyu hakkındaki rivayetler, Hz. Eyyüp Peygamber(a.s.)  ile akraba olduğu yönündedir. İslâm âlimlerinin çoğunluğu, o’nun Peygamber değil, hikmet sahibi bir zat olduğu kanaatindedirler. «Hikmet»in bir anlamı da nazarî ilimleri elde ettikten sonra kazanılan ruhî olgunluk, söz ve davranışlarda isabet melekesidir. Zemahşerî’nin Keşşâf isimli tefsir kitabında, o’nun hikmetlerinden bir örnek olmak üzere şu olay nakledilmektedir:      Bir gün Hz.Davud Peygamber(a.s.), Hz.Lokman’dan, bir koyun kesip en iyi yerinden iki parça et getirmesini istemiş; Hz.Lokman da, ona kestiği hayvanın dilini ve yüreğini getirmiş, birkaç gün geçince Hz.Davud  aleyhisselâm, bu defa hayvanın en kötü yerinden iki parça et getirmesini istemiş; o, yine dilini ve yüreğini getirmiş. Hz. Davud (a.s. )’ın, sebebini sorması üzerine,Hz. Lokman şöyle demiş: «Bu ikisi iyi olursa, bunlardan daha iyisi; kötü olursa, yine bunlardan daha kötüsü olmaz.»diyerek,bizlere çok önemli aktarımlarda bulunmuştur.      Âyet-i Kerimelerde:“Andolsun biz Lokman'a: Allah'a şükret! diyerek hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır.  Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir ... Devamı