TEVEKKÜL

2009-05-27 11:48:00

      
Tevekkül, Kişinin sebeplere sarılarak yapabileceği ve yapması gerekenleri yaptıktan sonra gücünü aşan hususlarda, neticenin hayırlı ve bereketli olmasını  Güç ve Kudreti Sonsuz  olan Allah(c.c.)’tan dilemesidir.Yüce Allah(c.c.)’ın hikmetli iradesine tam teslim olmak ve hakkımızdaki takdirine rıza göstermek İnanan  bir Müslümanın asli kulluk görevidir.

       Kalbin Allah(c.c.)’a tam itimad ve güven duyması  bu anlamda çok önemlidir.Güven ve itimad olmazsa, tevekkülden söz edilemez. Kalb,gönül  Allah(c.c.)’tan başkası‎na açık bırakılamaz.Ancak ve ancak Allah(c.c.)’dan yardım istenir ve ancak O’na tevekkül edilir.Fatiha Sûresinin 5. ayetinde: “(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız” buyurulmuştur.Kul olarak her hususta meşru ve helal yoldan üzerimize düşen görevleri hakkıyla yapacağız,sonucunda da sadece ve sadece Allah(c.c.)’dan yardım dileyeceğiz.

       Tevekkül, Rahmeti Sonsuz Allah(c.c.)’ın, bize zulmetmeyeceğine,adaletle hükmedeceğine, ibadet ve çalışmalarımızı karşılıksız bırakmayacağına, bu uğurda  bela ve musibetlere karşı bizi muhafaza edeceğine tam güvenmektir. Nasıl güvenilmesin ki, O’nun rahmeti, şefkati, kudreti ve hikmeti her şeyi kuşatmıştır.

İşte gerçek tevekkül, Yüceler Yücesinin küllî iradesine tam teslim olmak, sonsuz kudretine tam itimat etmek, engin rahmetinden tam emin olmak, üstün izzetine tam güvenmek, geniş hikmetini tam kabullenmek, ihatalı ilmini tam bilmek, her şeyden haberdar olduğuna tam İnanmak ve tesirli hükmün sadece O’na ait olduğunu bilip hükmüne tereddütsüz teslim olmaktır.

       Hiç bir gayret göstermeden tevekkül etmek yeterli değildir.Çalışıp,gayret göstermeli,tembellik yapmamalıyız.Biz sebepler dünyasında yaşıyoruz.Biz de dünyada yaşamamızın gereği bu sebeplere riayet etme mecburiyetindeyiz.Sizler hiç tarlasını ekmediği halde mahsül kaldıran birini gördünüz mü?Buğday ektiği tarlasından kavun-karpuz toplayan gördünüz mü? Görülmesi mümkün değildir.Yani herkes ektiğini biçmektedir.Ne ekersek ancak onu bulduğumuz gibi bu imtihan dünyasında iyilik yapanların gerçek alemde mükafat görmeleri,kötülük yapanlarında ceza görmeleri kaçınılmazdır.Herkes yaptığının karşılığını bulacak,İlahi Adalet tecelli edecektir.Onun içindirki çalışmalı,gayret gösterilmeli sonucunda ürünlerimizin susuzluktan, fazla yağmurdan,doludan,yangın,çekirge istilası v.b. görünen görünmeyen olumsuzluklaradan korunması için Allah(c.c.)’a yalvarmalı ve tevekkül etmeliyiz.Ben ekinimi ektim,gübremi-ilacımı attım,yapmam gerkenleri yaptım tevekküle ne gerek var diyemeyiz.Bir öğrencide derslerine en iyi şekilde çalışmalı,gayret göstermeli,girdiği sınavlarda baş ağrısı v.b rahatsızlıklar olmadan başarılı olabilmesi için tevekkül etmelidir.Her hususta bu hassasiyet gösterilmelidir.Felaketlerden korumasını, rahmetiyle lutfetmesi için Yaradanımızdan istemeliyiz. Bir çiftçi, tarlasını ekmeden mahsul bekleyemez. Tarlasını ekip de gereken tedbirleri almadan ‘Allah’a tevekkül ettim’ diyemez. Kendine düşen neyse onları yapar, gerisini Allah’a bırakır. Neticeye de razı olur. Allah ister bol bol mahsul verir, isterse bir dolu gönderir bütün tarlayı yerle bir eder. Burada çiftçiye düşen;

“Gelse celalinden cefa,

Yahut cemalinden vefa,

İkisi de câna sefa,

Kahrın da hoş, lutfun da hoş.” diyebilmesidir.

       Sebepleri yerine getirmeden, tevekkül etmek sadece bir aldanmışlıktır. Çünkü, Allah, dünya hayatında, dünyaya göre hükmetmektedir. Dünyada da herkese gayretinin karşılığı verilir. Kur’an, bu önemli hakikatı şöyle beyan buyuruyor: “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm Sûresi Ayet:39)

Hz. Peygamber huzuruna girip de: “Devemi bağlayayım mı, yoksa tevekkül mü edeyim?” diyen kişiye  “Deveni sağlam bağla, öyle tevekkül eyle!” tembihinde bulunmuştur. Tedbirin önemli olduğunu açıkça belirtmiştir. 

       Yine tevekkülün mahiyetinde; vazifenin tayin ve tespitinde varlığını ortaya koymak, fakat mükafatın taksiminde ortalıkta görünmemek vardır. Çünkü, Mü’mine düşen, kendine düşeni yapıp kenara çekilmek, neticeyi Allah(c.c.)’tan beklemek vardır. En büyük sığınılacak Zat,  Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:  “Bir kere de azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et!” (Âl-i İmran Sûresi Ayet:159) “ Eğer, Allah’a iman edip, O’na tam teslim olduysanız artık O’na itimad edin.” (Yunus Sûresi Ayet: 84) “Mü’minler ancak Allah’a dayanıp güvensinler.”(İbrahim Sûresi Ayet:11)

Bu ayetlere göre tevekkülün temelinde ve gerçekleşmesinde, İman, teslim, azim gayret, sabır,güven ve tahammülün fevkalâde büyük rolleri vardır.

İstiklâl Marşımızın Şairi Merhum Mehmet Akif Ersoy bu hususu şiirinde güzelce ifade etmiştir.

Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,

Yol varsa budur; bilmiyorum başka çıkar yol.

       Tevekkül eden, bütün korkulardan emin olur. En kritik anlarda bile Allah(c.c.)’a İmanı ve tevekkülü sayesinde sahil-i selamete çıkar ve kurtulur.Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.s.), Hazreti Ebu Bekir(r.a.) ile beraber hicret ederken, sığındıkları mağara önüne gelen Müşriklerin kendilerini  görmeleri an meselesi olduğu bir anda, Hazreti Ebu Bekir(r.a.), Efendimiz(s.a.s.)  için endişesini dile getirmişti.Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.) ise gayet emin ve İman dolu bir eda ile, “Üzülme! Allah bizimle beraberdir.” “Sen bu iki kişiyi ne sanıyorsun; Allah onların üçüncüsüdür.” buyurmuştur. Ümmet-i Muhammedin bu İnanç ve  şuura ermesini Yüce Mevladan niyaz eder,sıhhat afiyetler dilerim.

0
0
0
Yorum Yaz